şükela:  tümü | bugün
  • sinemanın ilk sihirbazıdır. melies'in sinemada 'hile'leri bulma diğer bir deyişle kısa zamanda bindirme, hareketsiz görüntü, erime, hızlandırılmış ve yavaşlatılmış hareket, maskeleme gibi teknikleri geliştirmesinin hikayesi çok ilginçtir.

    melies birgün paris'te opera meydanında çekim yapar, çektiği şey meydandan geçen, otobüse binen insanlardır. bu çekim sırasında kamerası aniden arızalanır. kamerasını tekrar çalıştırması biraz zaman alır. kamera tekrar görüntüyü almaya başladığında; melies, ilk çektiği görüntülerin üstüne , değişen insan ve hareketlerin görüntüsünü kaydetmiş olur. çektiği filmi seyreden melies, bir erkeğin aniden bir kadına, bir otobüsün aniden bir cenaze arabasına dönüştüğünü görür.

    ve işte o an hareketli resim kavramının anlayışta son bulduğu andır. teorisi biraz daha zaman almıştır.
  • sinema tarihinin kültleri arasında yer alan gözüne mermi girmiş ay karesinin de içinde olduğu a trip to the moon / aya seyahat adlı filminin yönetmeni sinema tarhinin sihirbazıdır. sinema da özel efekt kullanımı üzerine hayal gücü sınır tanımyan yönetmen 500'ü aşkın kısa film çekmiştir.
    imbd'nin yalancısıyım
    http://www.imdb.com/name/nm0617588/
  • melies gerçekliği yeniden üretmek yerine çoğunlukla fantastik olanı yeniden yaratmaya çalıştı. böylece gerçek dünyadan daha ilgi çekici bir dünya yaratma başarısını gösterdi. ilk sahne deneyimlerini ünlü sihirbaz robert houdin * için sahne düzenlemeleri yaparken onun yanında almıştı. melies filmlerine olan yoğun ilgiden dolayı her gün çekim yapmak zorundaydı ve açık hava bu iş için her zaman uygun değildi. bu yüzden 1896 yılında montreuil deki stüdyosunu bu amaçla inşa etti. bu stüdyonun çatı ve duvarları ışığı rahatça alabilsin diye buzlu camlarla kaplı olduğunu ve gündüz 11:00 ile 15:00 arası ışık açısından uygun olduğu belirtilmişti. başlangıçta 17*6 metrelik olan bu stüdyo daha sonraları 800 metreye kadar çıktı. ve yaklaşık 500 film çevrildi. melies, gözden yitirme, maket kullanma , üstüste bindirme, karartma, renklendirme, çoklu çevrim gibi film aldatmacılarını kullandı. bunlara örnek verecek olursak, le christ marchant sur les eaux- sular üstüdne yürüyen isa, le voyage dans la lune- aya seyahat, 20.000 lieues sous les mers- denizler altında 20.000 fersah gibi. melies, 1903 yılında royaume des fees periler krallığı ile sihirli bir atmosfer yarattı. boyama ve karikatürümsü olan film 300 metrelik bir uzunluğa sahipti ve 15 dakika sürüyordu. dönemin ünlü oyuncuları melies in filmlerini küçümsedikleri için o da yakın dostlarını ve houdin tiyatrosundaki arkadaşlarını oynatıyordu. melies, o gün için"sinemada sözün hiçbir değeri yoktu, ama hareket herşey demektir" diyordu.
  • hugo filmi sayesinde çok daha fazla kişi tarafından tanınacak sihirbaz.
  • sayesinde bilmiyorum ama hugo'yu aday gösterip daha sonra ödülleri toplaması zoruma gitmiştir. artık son zamanların modası eskiyi sun oscarı kap.
  • işin teknik kısmını ve kendisinin sinemaya olan katkılarını bir kenara bırakacak olursak, la voyage dans la lune sayesinde ucundan kıyısından nasiplenme fırsatı bulduğumuz muhayyilesi feci derecede hayranlık uyandırıcı bana kalırsa. bunu hikayeyi kurgulayışından çok, hikayeyi kurgulayışını kurgulayışı için söylüyorum.
  • hugo filminde film çekme aşamaları oldukça hoş bir biçimde canlandırılmış. kesinlikle sırf kendisini anlatan bir filmi hak ediyor.
  • sinemanın babası sayılabilecek değil, kimilerine göre sinemanın babası olan büyük üstad: george melies.

    1861 doğumlu bu adam benim idolüm. çünkü kimsenin akıl edemeyeceğini akıl ediyor ve bunu eğlenceli bir yolla yapıyor. 1895'te sinema bulunuyor. lumiere kardeşlerden hayran kaldığı sinema makinesi olan kamerayı istiyor; onlar vermiyor. bu adam 1896'dan itibaren tam tamına 500'den fazla film çekiyor ve neredeyse(ben görmedim) aralarında aşk, dram gibi konular yok. bunu nasıl yapıyor? kendi kamerasını üretiyor. adam resmen sinemanın keşfi, ayağının tozu ile bilimkurgu, gerilim, aksiyon, korku filmlerine el atmış.

    bu adam, o zamanki insanların hayal güçlerinin gelişmiş olduğunun kanıtıdır. artık her şeye o kadar doymuşuz ki, en azından burada, hep kendimizi tekrarlıyoruz, hayal gücümüz sıfır. melies, herkesin belgeselciliğini temelini attığı bir dünyada konulu bilimkurgu, aksiyon filmleri çekiyordu.

    harika değil mi?