şükela:  tümü | bugün
  • her sosyalist türk gencinin felsefeye başlama sebebi yazar.bazıları onu okuyarak felsefeyi söktüğünü sanır ve ahkam keser.oysa keçiboynuzundan çıkartılan bal kadardır bildikleri.
  • 1903'de macaristan'da doğmuş gençlik yıllarında fransa'ya yerleşmiştir
  • felsefeyi "diyalektik materyalizm" ve (bkz: burjuva felsefesi) olarak ikiye ayıran filozoflardan. politzer idealizm ve metafiziği burjuva felsefesi olarak adlandırır. zira burjuva felsefecileri kafaları bulandırıp halkın anlayamayacağı bir jargon kullanırlar ona göre. bu da kapitalizmin işine gelir haliyle. mesela idealistlere göre elma her zaman elmadır ve bir olgudur. idealistler sanki sabit bir elma fotoğrafı tanımı varmış gibi algılarlar elmayı. tek bir fotoğraf olarak algılarlar, tohum halini, çürümüş halini düşünmeden.

    bu önermeden yola çıkarak idealist söylem "bir toplumda zengin zengindir, fakir de fakir. dünya kurulduğundan beri bu hep böyledir, böyle de gider. her toplumda zenginler ve fakirler vardır ve olacaktır" anlayışını doğurur. bu burjuvanın en etkili silahlarından biridir. idealizm ve metafizik toplumu kabullenmişliğe, pessimizme ve statükoculuğa iter. ya da itilmek istenir.. felsefesi tartışılır tabii ki; ancak kanımca politzer halk diliyle yazabilen ender felsefecilerdendir.
  • 1942'de naziler tarafından kurşuna dizilerek öldürülmüştür ve öldürülürken son sözleri alman askerlerine ithafen "ben sizin kurtuluşunuz için mücadele ettim. siz kurtuluşunuzu öldürüyorsunuz" olmuştur.
  • // marksist felsefe öğretmeni. politzer, 1903 yılında macaristan'da doğdu. ancak 1920 yılında doğduğu ülkeyi terk etmek zorunda kaldı. zira dönemin gerici iktidarı babasını katletmişti. henüz 17 yaşında bir göçmen olarak geldiği fransa'da öğrenimine devam etti ve genç bir felsefe hocası oldu. aldığı eğitimin sonucu olarak hayatı henüz idealist felsefenin bakış açısıyla yorumluyordu. ancak, idealizmin dünyayı ve insanı açıklamadaki bilinen yetersizliği ve gelişen sınıf mücadelesinin etkisiyle kısa zamanda marksizm-leninizm'i keşfetti.

    politzer, sosyalist bir aydın ve örgütlü bir militandı. fransız komünist partisi üyesiydi ve hayatının sonuna kadar da öyle kaldı.

    1932 yılında 29 yaşında olan politzer, paris işçi üniversitesi'nin kuruluşunda yer aldı. burada felsefe dersleri vermeye başladı. "işçi üniversitesi" klasik bir üniversite değildi: "... beden işçilerine marksist bilimi öğretmek ve onlara zamanımızı anlama ve teknik anlamda olduğu kadar siyasal ve toplumsal alanda da eylemlerini yürütme olanağını sağlayacak bir düşünme yöntemi öğretmek için kurulmuştu."

    politzer'in felsefe öğrencileri her yaş ve meslekten emekçilerdi. hemen hepsinin felsefe konusunda bir alt yapısı yoktur. haliyle böyle bir kitleye felsefe öğretmek "zor" görünüyordu. kuşkusuz zorluk ya da kolaylık görecelidir ve esas olarak da bu işi yerine getirecek kişiye bağlıdır. politzer, emekçileri kendi felsefeleri olan diyalektik ve tarihsel materyalizmle silahlandırmanın önemini bildiğinden, bu iş ona hiç zor gelmemiştir. sorun, bir yöntem sorunudur ve politzer, kitle eğitiminde devrimci bir yönteme sahiptir. öğrencilerin yıllar sonra aktardıkları izlenimler politzer'in eğitim yöntemini gösterir:

    "... politzer daha iyi anlaşılması için, her şeyden önce ancak konu ile daha önce karşılaşmış olanların kavrayabileceği felsefeye özgü bütün özel deyimleri bütün teknik terimleri sözlüğünden çıkarırdı. yalnızca herkesin bildiği yalın sözcükleri kullanmak isterdi..."

    "... o, yalın ve açık olmak isterdi ve her zaman sağduyuya seslenirdi ama bunu yaparken açıklamakta olduğu fikirlerin ve teorilerin doğruluğundan ve gerekliliğinden, hiçbir zaman, hiçbir şey feda etmezdi..."

    "...georges politzer, materyalist filozofun ülküden yoksun olmadığını ve bu ülküyü zafere ulaştırmak için savaşmaya hazır olduğunu var gücü ile yinelerdi. sonradan, bunu kendisini feda ederek tamamlamasını bildi..."

    politzer bir yandan emekçilere devrimci felsefeyi öğretirken aynı zamanda parti içindeki görevlerini yerine getirir. kendisini emekçilerin kurtuluşu davasına adamış, proleter aydının yapması gerekenler onun hayat pratiğini oluşturur...

    işçi üniversitesi 1939 yılında dağıtıldı. ki bu arada ikinci paylaşım savaşı da başlamıştı. naziler, avrupa'yı kan gölüne çevirmeye başlamışlardı. politzer, faşizme karşı her yurtseverin yapması gerekeni yaparak direniş içinde yer aldı. böylece hem üniversiteler içerisindeki direnişin örgütlenmesini hem de farklı illegal faaliyetlerini sürdürdü. 1942'nin şubat ayında gestapo tarafından tutsak alındı. şubat'tan mayıs'a kadar süren onca işkenceye direnerek onurunu korudu.

    faşistler politzer'e iki seçenek sundular: teslimiyet ya da onur... yaşamak ya da ölmek... düşüncelerini değiştirip teslim olursa yaşayacaktı yoksa öldürülecekti. politzer'in tercihi, bir aydının yapması gereken tercihten farklı olmadı. karısı daha sonra yazdığı bir mektupta politzer'in tavrını aktarır:

    "... gestapo subayları birçok kez, hemen salıverileceğimizi söyleyerek, tüm ailemize mutlu bir yaşam sağlayacağı konusunda güvence vererek, bunun karşılığında onun fransız gençliğini değiştirme çalışmalarına katılmasını kabul etmesini istediler. düşünmek için kendisine sekiz gün süre verdiler. bir gün çağrıldı ve tutumunu değiştirmediği öğrenilince kendisine bir kaç gün sonra kurşuna dizileceği söylendi..."

    "kurşuna dizilmeden önce, benim hücremde yirmi dakika geçirmesine izin verildi. bir yücelik vardı halinde. yüzü hiç bu kadar aydınlık olmamıştı. işıltılı bir sükûnet içindeydi ve her hareketi cellâtlarını bile duygulandırıyordu. partisi uğrunda ve fransa uğrunda ölmekten ne kadar mutluluk duyduğunu söyledi bana..."

    politzer'in bu son anlarına tanıklık eden eşi de daha sonra bir nazi toplama kampında katledildi.
    otuz dokuz yaşında faşistlerce katledilen politzer, "entellektüel bağımsızlık... boyun eğmemektir." ilkesini hayatıyla da savundu. böyle olduğu içindir ki, hala hayatta ve hala öğretiyor ve hala gülümsüyor. //

    kültür sanat yaşamında tavır
  • çelişmenin gelişme üzerinde yapıcı etkisi olduğunu savunmuştur.

    "çelişki, asla ortadan kaybolmayacak zıtlık şeklinde oluşur. başlangıcındaki kendiliğinden başlayan mücadele, zamanla bilinçli ve yöntemli olur." der.