şükela:  tümü | bugün
  • structuralism(yapısalcılık akımının) teorisyenlerinden biri.dilin yapısı ve 'figure' kavramı açıklamalarıyla dilbilimine yenilik katmıştır.
  • "mimologiques" adlı kitabın yazarı olma özelliği taşır ki bu onun hakkında fikir verir. "mimo", yani taklit etme ve "loji", bilimlerin bilme biçimlerinin olmazsa olmaz eki. bu yaklaşım, "harflerin ve kelimelerin şekilleri ve sesleri ile, anlamları arasında bir ilişki var mıdır?" sorusunu sorar. yapısalcılıktaki "kelimenin biçimi ile kelimenin işaret ettiği anlam arasındaki ilişki keyfîdir. ona takılırsan dilbilim yapamazsın." prensibine dil çıkaran şebek ve de gayet eğlenceli, üstelik -dönemince- akademik de kabul edilen bir yaklaşım biçimidir mimoloji.

    örnek vermek gerekmese de bir örnek verilirse: lokomotif kelimesine bakıp, "sizce de trene benzemiyor mu bu kelime, ismi gibi bir şey tren evet.." diye düşünüp bunu geliştirmektir. "o 'o' harfi tıpkı bir teker, o 'f' harfi de bir kuyruk." derler, el çırparlar. peki bu durumda "tren" sözcüğüne ne olacaktır? "tren" kelimesi de mi trene benzetilecektir. evet, olabilir. ki bence benziyor da. kafasına takılanlar için: böyleleri "ideal dil" diye bir oluşumun olduğunu - sıkça karşımıza çıkan örnek latince- iddia ederler. yani, o dildeki kelimeler en ideal kelimelerdir.. falandır, filandır... mimolojidir işte.

    tartışmalarla gönül eyleyenlerin bir donem ilgisini çekmiştir veyahut çekecektir.
  • benim için önemi şudur ki, bu amcayı anladığınızda, yapısalcı edebiyat eleştirisinin kitabını yazmaya da başlayabilirsiniz. kısa kısa tabii, öyle tuğla gibi değil daha. ama ne todorov, ne kristeva (kristeva ne lan hatta) bunun yanında kıyas kabul eden bir ilişki içerisinde olabilirler. olay-zaman-anlatıcı (odaklama demiş kendisi) üzerinden öyle bir sistem kurar ki kafanızda, aha da buymuş, yok bi dakka neymiş deyip deyip gene başa dönersiniz. ömür tüketen diyebilirim.
  • yapısalcı incelemenin suyunu çıkartmışsın, anladık, elalem masallarla decameronlarla uğraşıp dururken sen kayıp zamanın izinde'yi ele almış, didik didik etmiş ve dökümünü yapmışsın. bir bakıma yapısalcıların yapmak isteyip de yapamadığını yapmış ve karşıtlarının yapısalcılara yönelik ağız dolusu eleştirilerini yerle bir etmişsin; fakat metinlerarasılıktan ne istedin be adam! bırakaydın da az biraz tartışılaydı konu, biraz daha fikir beyan edileydi, yeni yeni kuramcıklar eleştiricikler çıkaydı... ne kristeva bıraktın ne barthes bıraktın ortada. hiç yakışmıyor, hiç tasvip etmiyorum.

    git biraz kumda oyna, bi deniz havası al gel. olmaz böyle bu iş, yürümez. [böyle böyle soğuturdum kuramdan bu adamı ben, yaşamadık ki 80'lerde. ah be yavrım, ah be]
  • yok, yok, yok.

    ne bu adamın ne de bunun gibi birçoklarının türkçe çevirileri yok. insan anlamıyor, memlekette hiç mi fransızca bilen çevirmen yok, hiç mi yayınevleri ilgilenmiyor bu konularla, bu işi severek yapan ve bu eksiklikten rahatsız olan hiç mi edebiyat öğrencisi yok?

    türkçe heralde edebiyat kuramları üzerine araştırma yapanlar için en kötü dil. oturup öğreneceğim şu fransızcayı sırf özgün dillerinden bu insanları türkçeleştirebilmek için. iki kişi bile okusa yeter.

    bu ne lan!
  • kafamda jakobson, greimas, genette ve propp karmakarışık olmuş, ondan bu abim ne işe yarıyodu gerçekten tam hatırlayamıyorum. hadi propp'u masalları sayısız parçaya böldü diyerek diskalifiye edelim. bu abim ne etmişti? figures isimli kitapları vardı sanırım. bi de proust'un kitabını incelemiş idi. sonra homodiegetique heterodiegetique (aksanları koymadım affedin) homohetero falan bunların karışımı bi şeyler vardı, narrateur - anlatıcı üzerinden teoriler yürütüyordu falan filan. o değil de 20. yüzyılda insanların ne bol vakti varmış. o kadar zamandır hikaye anlatıyoruz amma bunları bu kadar ıncık cıncık molekülüne kadar incelemek anca son 100 senede aklımıza gelmiş.
  • 11 mayıs 2018'de vefat etmis yapısalcı edebiyat kuramcısı. masamda hâlâ kitabı duruyor. adam gitti kitap bitmedi. göstergeler yoldaşı olsun. sıkı yapısalcılardandı.