şükela:  tümü | bugün
  • konusu itibarıyla yaşanmış olaylardan esinlenilmiş ; fakat sinema sektörünün getirmiş olduğu maddi ve sanatsal kaygılar nedeniyle içeriğinde fazlaca kurgusal ögeye yer verilip gerçeklikten uzaklaşmış bazı filmlerin (! filmleri izlemeyenler için spoiler içermektedir !) ve kurgu içeriklerinin yer aldığı liste :

    1) the revenant

    ilk olarak, “the revenant” filmi aynı addaki 2002 michael punke romanına dayanıyor. kitap tıpkı filmdeki gibi , bir avcı olan adamın , hugh glass’ın hikayesine dayanıyor. zamanının kürk avcılarıyla ilgili onlarca efsanevi hikaye vardır ; fakat hiçbiri bir ayı saldırısından sağ kurtulmuş , intikam için yaralı halde kilometreler kat etmiş hugh glass’ın hikayesi kadar çarpıcı olamamıştır. filmdeki tarihi doğrulara ters düşen yanlış içeriklerden bahsetmeden önce , filmdeki doğru ayrıntılardan da bahsetmekte fayda var ;

    - öncelikle filmin meşhur sahnesinde hugh glass gerçekten bir boz ayı tarafından saldırıya uğramıştır. zaten , hikayenin bu kadar çarpıcı olmasının ana sebebi de budur. avcı, bir ayı ve iki yavrusuna rastlamadan önce çilek topluyordur. ayının karşı saldırıya geçmesinin hemen akabinde glass tek atımlık tabancasını ateşlemiş ve ayıya yara vermiştir ; fakat bu ayıyı durdurmak için yeterli olmamıştır. filmde tasvir edilen benzer bir boğuşmadan sonra glass, ayıyı defalarca bıçaklayarak durdurabilmiş ve mürettebatı kendisini bulduğunda yaralı ve çokça kan kaybetmiş vaziyetteydi.

    - yine glass, john fitzgerald tarafından gerçekten ölüme terk edilmiştir. diğer avcılar , glass’ın gecenin sonuna kadar bile canlı kalamayacağını düşünüyorlardı. fakat , hayatta kaldığında grubun lideri andrew henry, iki adama glass ölene kadar eşlik etmeleri için 40 ar $ teklif etmişti. bu miktar o zaman için avcıların 2-3 aylık gelirine eşitti ve oldukça cazipti. bu hususta, fitzgerald ve jim bridger , glass’a ölünceye kadar eşlik etmeye karar vermiştir. bir hafta geçmesine rağmen glass hala hayattaydı ve fitzgerald ; bu şekilde giderse avcıların geri kalanına yetişmeyeceğini anlamıştı ; çünkü teklifi kabul ederken glass’ın birkaç güne öleceğini ve hem parayı alıp hem de diğer avcı grubuna yetişeceklerini tahmin etmişlerdi. bu yüzden , firzgerald bridger’i ikna edip , glass’i ölüme terk etmişti. glass , tüm bunlara rağmen tıpkı bir filmdeki gibi sürüklene sürüklene saldırıya uğrayan bir mandanın iç organlarını kurtları korkutarak yiyip hayatta kalmış ve çeşitli macerelar sonucu kalesine canlı olarak ulaşıp fitzgerald’ın intikamını alacağının sözünü vermişti.

    işte hikayedeki benzerlikler buraya kadar , şimdi de holywood’un sinemanın izlenebilirliğini arttırmak için hikayenin flu kısımlarında kendisinden kattığı yerlerden bahsedelim ;
    - filmle ilgili en bilinen yanlış, hugh glass’ın bir oğlunun olmasıydı ; oysa bir oğlu yoktu. buna rağmen, filmde tüm intikam bunun üstüne temellendirilmişti. filmin izlenebilirliğini dramatize ederek arttırmaya çalışıldığı söylenebilir.

    - yine bir kızılderili hugh glass’i kurtarmamıştır. filmde ise, ailesi sioux tarafından öldürüldüğü söylenen bir kızılderili hugh glass ile çok fazla diyalog kurmasa da kurdukları bağ ile ( dilleriyle kar tanesi yakalama vs..) azımsanmayacak yer alıyordu.

    - glass, bir atın içinde de uyumamıştır gerçekte. arikara kızılderilieri tarafından saldırıya uğramasından endişe duymasına rağmen aslında saldırıya da uğramamıştır. bu da aynı zamanda onun ve atının bir uçurumdan düşmediğini ve hayatta kalmak için atının iç organlarını boşaltıp içine girmediğini de gösteriyor.

    - son olarak , glass fitzgerald’dan şahsi olarak intikam alamamıştır. glass’ın fitzgerald’u öldürme arzusu vardı ; fakat fitzgerald’ın bölgeden ayırılıp orduya katıldığını öğrendiğinde tüm planları suya düşmüştü. fitzgerald artık fedaral bir çalışandı ve öldürülmesi mümkün değildi. filmde ise şu sahnede gözüktüğü üzere yine fitzgerald’i öldürmemiş fakat ölüme terk etmişti.
    ------------------------------------------------
    2) titanic

    kuşkusuz sinema tarihinin en çok sevilen filmlerinden biri. her ne kadar film gerçeklerden yola çıkılmış , trajedi üzerine kurgusal bir retrospektif sunulmuş olsa da filmdeki bazı ciddi tarihsel anlamda hatalardan bahsetmesek olmaz.

    - üçüncü sınıf yolcuların zorla güvertede kitli tutularak filikalara ulaşımlarının engellendiği sahne tam olarak doğru değildir. tarihçi ve yazar tim maltin’e göre “acil durumlarda filikaların indirilmek için emir verilsin ya da verilmesin , o an tüm kapılara açılma emri verilir ve birinci – üçüncü sınıf ayrımı yapılmaz.”

    - koşul ne olursa olsun , üçüncü sınıf yolcuların birinci sınıf bölümde yer alması katı olarak yasaklanmıştır. “reel v. real” kitabındaki holywood’un tarihi gerçekleri nasıl çarpıttığı bölümünde yazar frank sanello’nun verdiği bilgiye göre sınıfların katı bir şekilde ayrıldığından bahseden bir tarihçiden söz eder. yani di caprio’nun kate winslet ile birinci sınıfta yemek yediği sahne gerçeği yansıtmamaktadır ; belki de tüm aşk hikayesini tek başına yalanlamaktadır.

    - filmde jack ve rose’un gemideki su birikintisinden kaçtığı sahnelerde suyun altında görüş yakaladıkları sahne gerçekçi değildir ; zira nasa’nın açıklamasına göre farklı türlerde okyanus yaşamının değişen konsantrasyonları nedeniyle okyanus suyu oldukça bulanık ve karanlık görünmesi gerekirdi. yine , filmdeki gibi delici bir soğuktan bahsedilmesi kendi içinde bir çelişki içeriyordu. çünkü filmde donmaya yakın bir soğuk sudan bahsedilirken rose ve jack gemideki sudan geçerken olması gerekenden çok daha fazla rahattılar. rms titanic tam hikayesine göre de suya giren bir çok yolcunun öldüğü düşünüldüğünde en az -2 derecelik bir ısıdan bahsedeceksek, gemide kurtulmaya çalışan rose ve jack’in her ne kadar su açık hava ile temas etmiyor olsa da bir soğuk şok belirtisi geçirmeleri gerekirdi, hele de rose’un ince elbisesi düşünülürse. bu da , gemiden kaçış sahnesini yalanlıyor.

    - gemi , amerikan değil ingiliz askeri geleneklerine bağlı kalacaktı ; fakat titanik’in ilk subayı olan will murdoch’un kendisini vurmadan önce gururlu bir askere selam verdiği sahnede avuç içi aşağı bakacak şekilde yani amerikan tarzında selam vermiştir. oysa , tarihsel gerçeklikte avuç içi dışarı bakacak şekilde ingiliz tarzında selam vermesi gerekirdi. ayrıca olayın asıl rahatsız edici olduğu yer , filmde intihar eden bu subayın aslında kahraman bir subay olması. filmde bu subay iki yolcuyu öldürdükten sonra intihar ediyordu ; fakat gerçekte bbc tarafından açıklanan bilgiler ışığında en az 10 filikanın denize atılmasında yardımcı olmuş bir subay olduğu ortaya çıkmıştır. hatta yıllar sonra kendisinden iskoçya dumfires’de özür dilenmiştir.

    - son olarak filmin başında rose’un annesi ruth’un dediği gibi bu gemi batmaz furyası filmin içinde dramatize edilmiş bir gerçekten ibaret bbc’den richard howles’e göre.
    ------------------------------------------------
    3) müslüm

    ülkemizde yakın zamanda gösterime girmiş ve oldukça dikkat çekmiş yapımlardan olan müslüm’ün doğan haber ajansı'nın yapmış olduğu habere göre tarihi gerçeklik bazında saptırılmış bir yapım olarak gösterilmiştir. işte dha’nın iddia ettiği film ve tarih arasındaki çelişkiler :

    - filmde müslüm gürses’in babasının annesi ve kız kardeşini öldürdüğü sahne gerçeği yansıtmamaktadır. gerçekte, sadece eski eşini öldürdüğü mahkeme kayıtlarında ortaya çıkmıştır. mehmet akbaş'ın boşandığı emine demirdöver'i oğlu ahmet'i kendisine vermediği gerekçesiyle bıçaklayarak öldürdüğü, bu suçtan da 20 yıl hapis cezası aldığı mahkeme kayıtlarına geçti. kayıtlarda müslüm filmindeki senaryoda yer alan kundağındaki kızı ezo'yu duvara vurarak öldürdüğü yönündeki iddialardan söz edilmedi. hatta, mehmet akbaş'ın sadece 2 çocuğu olduğu kayıtlara geçti. sanık mehmet akbaş ise savunmasında, "yolda karşılaştığım ahmet'i sarılıp kucağıma aldım. onu yanımda götürmek istedim. oğlum gelmek istemedi, ağladı. bu sırada annesi elinde kalınca bir sopayla gelip, bana saldırdı, çok ağır küfürler etti. o sırada seyyar kebapçıda gördüğüm bıçağı aldım. ondan sonrasını hatırlamıyorum" dedi. bu arada mahkeme heyeti de mehmet akbaş'ın, öldürdüğü emine demirdöver'in kendine sopayla vurduğu, ağır küfürler ettiği yönündeki iddiasını tanık beyanlarına göre inandırıcı bulmayınca, akbaş'ı 24 yıl ağır hapis cezasına çarptırıyor. heyet, akbaş'ı cezasını pişmanlık duyması ve mahkemedeki hal ve tavırları nedeniyle 20 yıla indiriyor...
    ------------------------------------------------
    4) gladiator

    tarihsel anlamda hata içeren filmlere örnek verildiğinde en başlarda gelen gladyatör filminin hatalarına değinirsek :

    - ilki orman savaşında kullanılan mancınıklar ve dev dart rampalarıyla ilgili. bu silahlar var olması ve almanya’da savaşı başlatması realitesi dışında asla bu tarz savaşlarda kullanılmamışlardır. büyük mermileri ilk defa fırlatmak için kullanılan mancınıklar ve balistalar savaş için oldukça pratik olsa da ; ormanlık arazi ve ağaçların bol olduğu yerler için fazlaca hantallardı ve kullanılmamışlardı.

    - marcus aurelius’un gladyatör dövüşlerini yasaklaması doğru bilgi değildir. aslında imparator halkın kötü ekonomi üzerindeki konsantrasyonunu azaltmak için gladyatör işini devam ettirmiştir. yine marcus aurelius’un cumhuriyeti yeniden kurmak istediği bilgisi teyit edilmiş bir doğru bilgi değildir. ımparatorun ya da senatonun , roma’yı önceki cumhuriyet sistemine geri yüklemek ya da imparatorluk bürosundan kurtarmak istediğine dair hiçbir kanıt bulunamamıştır ki imparator olmak isteyen kişinin imparatorluk sistemine karşı olması ayrı abestir.

    - maximus karakteri , kötü commodos’un katili ve halkın şampiyonu hiç olmadı. karakteri, ms 179’daki bir çok tarihi figürden oluşturduklarını söyleyebiliriz. mesela taruttienus paternus, germen kuvvetlerine karşı roma kuvvetleri komutanıydı ; yinetiberius claudius pompeianus, mütevazı bir geçmişi olan ve suriye’den gelip imparatorun kızı lucilla ile evlenen kişidir gerçek tarihte. commodos’u da gerçekte öldüren narcissustur. yine trakyalı bir köle olan spartacus karakteri de maximus karakterine can veren bir diğer tarihi figürdür.

    - filmde marcus aurellius ile ilgili olan bir diğer yanlış da maximus’u imparator olarak isimlendiriceğidir. yine de marcus, commodus’un hastalıklı bir kişileğe sahip olduğunu düşünse de evlat edinilen imparatorlara verilecek isimlendirme geleneğini bozarak commodus’u varisi olarak adlandırmıştır.

    - filmde commodus ile ilgili verilen bilgilerin çoğu gerçeği yansıtmamaktadır. babasının ölümü sırasında yalnız 18 yaşındaydı ve uzun boyulu,kaslı ve sarışındı. yine gladyatör eğitimi almış ve kendi cümlelerince 620 zaferiyle de övünmüştür. oysa gerçek commodus’u araştırdığımızda ortaya çok daha korkunç bir karakter çıkıyor. ahmak, sadist, korkak ve kolay etkilenebilen ve tüm bunlara rağmen acımasız enteresan bir karakter gözüküyor. yine halkın gözü önünde roma savaşı’ının gazilerini de katlettiği bilinmektedir.

    - filmle ilgili en enteresan hatalardan biri de filmde kullanılan dillerin italyanca yerine latince kelimelerle karışmasıydı. proximo yerine proximus ; yine bir binadaki yazı “ludus magnus gladiators” diye okunması gerekirken “ ludus magnus gladiatorum” şeklinde söylenmiştir.
    - commudus ’un bir gladyatör tarafından öldürüldüğü doğru değildir. imparator, politik bir komployla suikast kurbanı olmuştur. ılk önce metresi tarafından zehirlenmiş ; ama yeterli olmayınca sukiastçılar birkaç paragraf önce yazdığımız gibi de bir güreşçiyi işi bitirmesi için görevlendirmişlerdir.
    ------------------------------------------------
    5) the theory of everything

    her ne kadar stephen hawking tarafından onaylansa da filmin gerçeklikle olan çelişkisi çokça araştırılmış ve ortaya konmuştur ;

    - jane ve stephen , filmdeki gibi bir partide buluşuyor. yine doktora öğrencisi olduğu doğru ; fakat jane stephen’in kız kardeşinin arkadaşıydı, filmde bu gerçek atlanmıştı.

    - filmde stephen’ın hastaneye gitmesine ve als teşhisi konmasına neden olan dramatik bir düşüş yaşamıştı ; fakat gerçekte hawking tanı konmadan önce iki kötü düşüş yaşamıştı. ilki okuldaki trinity hall önünde diğer almanya’da bir trende. sonuncusunda ise değiştirmek istediği ön dişlerini kırmıştı. her iki düşüşten sonra da doktora gitmemişti. sadece noel tatilinde evdeyken, babası konuşmalarındaki titremeler nedeniyle doktora gözükmesinde ısrar etmişti.

    - filmde jane ve stephen evlilikleri boyunca aynı noktada kalmış gibi gözükse de ; ikisi de stephen, 1975'te cal-tech'de bir yıllık profesörlük pozisyonundayken kaliforniya'da bir yıl geçirdi.

    - çiftin filmdeki mücadeleleri temel olarak stephen’in kötüleşen durumu, başkalarına olan romantik ilgileri ve çocukları bir araya getirme mücadeleleri etrafında döner ; oysa gerçekte jane, bu mücadelelerin sebebini 1988’de yayınlanan a brief history of time ardından hawking’in ünlü olma hissiyatına bağlıyordu yakın çevresinde. hatta “çok güçlü bir imparator” gibi davrandığını söylediği iddia edilmiştir.

    - filmde, jane ve stephen , tanrı’nın varlığına karşı aynı fikirde değillerdir ; ancak birbirilerinin dini inannışlarını entelektüel çerçevede saygı ile karşılıyolardı. fakar yine jane’ye göre “ hawking’in ateizminin yıllar geçtikçe katılaştığını ve jane’nin katolik inançlarına batmaya başladığını” belirtmiştir.

    - her ne kadar stephen aleyindeki suçlamaları reddetip yaşadığı evliliği tutkulu ve fırtınalı olarak yorumlasa da ; stephen 1990’da o zamanki hemşiresi elaine mason’a aşık olduktan sonra jane’le evlenmeye son vermiştir. 1990’da jane’yi terk edip 1995’te de elaine ile dünya evine girmiştir.
    ------------------------------------------------
    6) gone with the wind

    yanlış bilgiler harici , doğruyu yumuşatmasıyla da eleştrilen filmler vardır. işte gone with the wind bu hususta en çok eleştirilen filmlerin başından gelir. özellikle köle ve köle sahiplerinin arasındaki ilişkiyi en çok romantikleştiren yapımlardan biri olduğu için zamanının köle sistemini normalleştirmesi nedeniyle çokça eleştirilmşitir. hikaye, insan köleliliğinin korkunç yönlerini sakladığı için de ayrıca eleştirilmiştir. yine iç savaşın başlamasına sebep olan isyan eden ve kaçan kölelerin temsilinde de yetersiz görülmüştür.
    scarlett, 1930’ların büyük buhranının bir kadın olarak temsilcisiydi. büyük buhran sonucu evden ayrılmak zorunda ve çalışmak zorunda olan bir kadın olarak tasvirlenmişti ; ebert ise amerika’nın daha çok ihtiyaç duyduğu güçlü amerikan kadın rol modeli olarak tasvirlenmişti. bu kadınların rolü o zamanki kadınların rolleri ile ileşkilendirilmişti. işte tüm bu çok yönlülüğün scarlett o’hara gözünden, bir güneylinin gözünden perdeye yansıtılması her zaman taraflı bulunmuştur.

    - gerald o’hara ‘ nın plantasyonuna varıp general lee’nin ve birliklerinin teslim olduğunu söylendiği sahne gerçekle çelişiyor ; çünkü gürcistan askerleri filmdeki gibi bir ay sonra teslim olmadığı için konunun gürcistan üzerinde bir tersiri de olmamıştır. normalde teksas’tan general kirby smith 26 mayıs 1865’te teslim olduğunda iç savaş gerçekten sona ermiştir.

    -filmin zengin bir güneyli tarafından anlatılması ve taraflı olmasının dışında ; kostüm konusunda oldukça gerçeğe uygunluk açısından takdir edildiğini de belirtmek lazım.

    - filmde scarlett olarak tanınan kişinin gerçek ismi aslında pansy’dir. yayıncı bir isim değişikliği talep ettiği için ismi scarlett olarak değiştirilmiştir. yine kaynaklar filmde tara’nın "fountenoy hall" olarak gerçekte adlandırıldığını söyler.
    ------------------------------------------------
    7) erin brockovich

    - filmde erin, pg&e şirketi tarafından mağdur edilmiş 634 hinkley sakini hakkında hiçbir şey söylememiş ve zamanı olmadığı gösterilmişti ; fakat gerçekte erin tüm vakaları okumuş ve ezberlemiştir. bununla birlikte , filmde disleksi olduğu detayının da ortaya konması bu bilginin doğruluğunun kendi başına bir kanıtıdır.

    - filmde erin’in, istediği dosyaları elde edebilmek için su tesisi çalışanları dekoltesiyle manipüle ettiği sahne , gerçekte yaşanmamıştır.

    - filmde erin’in ofis toplantı odasında savunma avukatına “suyu sizlere özel olarak getirdik” dediği sahne gerçekte mahkeme salonunda gerçekleşmiştir ki böylece şirkete sularını kendisinin bile içmeyeceğini gösterme anlamında çok daha güçlü bir ifade şekli olmuştur.

    - filmde tüm mağdurların sonuçtan memnun olması gerçeği yansıtmamaktadır. birçoğu, paranın yeterli olmadığını , yaşadıkları acı ve ıstırabın çok daha fazla bir değere tekabül etmesi gerektiğini düşünüyordu.

    - yine filmde ed marsy erin’i araba kazası nedeniyle temsil eden avukat olarak gösterilmişti ; fakat gerçekte erin’in hukuk ortağı vititoe idi. ayrıca filmde, ed ve erin işitme yetisini kaybettikleri ve büyük bir ödeme kazandıkları da gerçeği yansıtmamaktadır.
    ------------------------------------------------
    8) pawn sacrifice

    - filmde gösterilenin aksine filmdeki son oyun, gerçekte hiç de dikkat çekici bir oyun değildi. büyük usta andy soltis’e göre de değildi. soltis, filmin sanatsal final oyununda ( izlanda maçı 24 oyundan oluşuyordu) yapılan “en iyi oyun” algısının asla gerçeği yansıtmadığını iddia etmektedir. yine soltis’e göre fischer’ın spassky maçındaki piyon fedakarlığı oyununun abd hükümeti bazında “piyon ve fedakarlık” kelimeleriyle bir propaganda mesajına dönüştürülmek istendiği için filmde aşırı abartılı bir sahne olarak lanse edildiğinden de bahsetmiştir.

    - şampiyon olduktan sonra boby fischer filmde gösterildiği gibi en azından bir süreliğine hayatının diğer alanlarına odaklanmamıştır. hatta şampiyonluk sonrası röportajında daha fazla satranç oynamak istediğini kendisinin yeteri kadar satranç oynadığını hissetmediğini söylemiştir ve devamında politika ve din üzerine obsesiflikler sahibi olmuştur. mesih’in ikinci kere gelebileceği yönünde propaganda yapan bir kilisiye fazlaca takılmış ve kilisenin kehaneti gerçekleşmediğinde kendisinin ihanete uğradığını düşünüp rusya ve casusluk temalı sanrılar görmeye başlamıştır. yani hayatını yoluna sokmamıştır hiçbir zaman.

    - filmde yer alan boby fischer’in satranç oynamak için ağır vücut antremanları yapması gerçeği yansıtsa da filmdeki gibi gelişigüzel değil, tamamen satrancın psikolojik dayanıklılığın yanında fiziksel dayanıklılık gerektirdiği düşüncesi üzerine bir takıntıya sahip olduğu için yapmıştır. bu da filmde gösterilen bir diğer obsesiflik çıkışı olan rus casusuluk hikayesini duymasıyla obsesifliliğinin geliştiği değil de genel mizacında mantığa aykırı obsesiflikler barındırdığının bir başka örneğidir.

    - ek bilgi olarak; film ile ilgili önemli detaylardan birinin ( schreiber’in rusça becerisi) aksine liev schreiber , spassky rolünü üstlenmeden önce rusça’ya dair hiçbir şey bilmiyordu.
    ------------------------------------------------
    9) darkest hour

    - filmde churchill’in kişisel sekreteri olan elizabeth layton ile ilgili bilgiler genel olarak doğru olsa da film boyunca gösterilen olayların ( özellikle 1941 öncesi) birçoğunda aslında churchill’in yanında bulunmamıştır ; zira kayıtlara göre winston churchill’in 5 mayıs 1941’e kadar kişisel sekreteri olmamıştı. elizabeth’e filmde olduğundan fazla yer verilmesinin nedeni churchill ile savaş boyu olan yakınlığı ve aralarındaki güçlü iletişimin yönetmen tarafından vurgulanma isteği olarak görülür.

    - churchill’in eşiyle filmde gösterildiği gibi savaş sığınaklarında tanıştığı telgraf’ın yaptığı araştırmaca yalanlanmıştır. savaş odaları olarak bilinen yeraltı sığınakları normalde parlementonun yakınında harita odası ve hava saldırısı sığınağı gibi çift görev görmüştür. filmde gösterildiği gibi 1940 yılında churchill’in kullanması tamamen kurgudur ki dönem tarihçisi phil reed’e göre de “ yanlışlık olabileceği doğru ; çünkü savaş odaları 1939 ağustos sonuna doğru açılmış olmasına rağmen , churchill tarafından eylül 1940’a kadar hiç kullanılmamıştır zira herhangi bir bombalamaya maruz kalınmamıştır” diye bu yalanlamaları tasdiklemiştir. onun dışında ek bilgi olarak filmin savaş odası tasvirlerinin detaylar dahil çok doğru olduğu görülür. filmde churchill’in yüzükle vurduğu masaya gittiğimizde izlerini görebiliriz gerçek hayatta da.

    - filmde churchill’in almanya ile barışa girme konusundaki baskılar karşısında , kendi görüşü olan almanya’nın karşısında olma fikri hususunda çok fazla artan şüpheye düştüğü görülmüştür ki bir sahnede çiviyi ısırmıştır karar verme aşamasında ; oysa yapılan araştırmlarda şüphenin dışında churchill’in hiçbir zaman almanya’ya yakınlaşma ihtimalini göz önüne almadığı bunun yerine ingiliz kuvvetleri’nin dunkirk’ten boşaltılması için zaman kazanıyordu sadece ve ingiltere’nin alman işgaline karşı direnişi hususunda keskin bir fikre sahipti.

    - filmin bir sahnesinde churchill( gary oldman), kişisel sekreteri elizabety layton’un (lily james) erkek kardeşinin fransa’da savaşırken öldüğünü öğrenir ve sahne sırasında churchill’in gözlerinin dolduğu görülür ve bunun akabinde sekreteri elizabeth’in yüzünde devam eden cesarete hayret kaldığı görülür. fakt churchill’in kendi hiçbir anısında böyle bir olaydan bahsedildiği görülmemiştir. dramatik bir kurgu sahnesi olduğu düşünülmektedir.

    - churchill ile king george ıv arasında geçen gece görüşmesinden sonra ikili arasında dostane ilişkiler oluştuğu filmde bir diğer kurgu sahnesidir ; zira ikili arasındaki mevcut yakınlaşma her ne kadar sanatsal olarak başarılı olsa da filmde , gerçekte bu denli hızlı bir yakınlaşmaya müsaade vermeyecek kadar olay olmuştur.

    - filmin bir sahnesinde king george’nin bir gezi dönüşü sonrası başkan churchill’e ingilizler’in nasıl hissettiğini anlamak için halk arasına gizlice karışabileceğini önermesinden sonra başkan churchill’in ingiliz metrosuna gidip insanları analiz ettiği görülüyor ; fakat yine telgraf tarafından yapılan araştırmada böyle bir anıya rastlanmamış ve daha sonrasında filmin yönetminin de filmin bu kısmını tahmin ederek ( mevcut olaylardan yola çıkarak olabileceğini düşünerek) filme dahil ettiği ortaya çıkmıştır.
    ------------------------------------------------
    10) blind side

    - filmde michael oher’in briarcrest’e hemen girebilmesi gerçeği yansıtmamaktadır. gerçekte michael’ın bulunamayan eski akademik kayıtları nedeniyle biarcest müdürü tarafından birkaç ay ev okulu programına yönlendirildiği görülmektedir.

    - baba sean tuohy’nin michael’i kızının voleybol maçında fark etmesi gerçek değildir. gerçekte sean tuohy, briarcest spor salonunun stantlarında otururken michael oher’i ilk kez görmüştür ama bu kızının voleybol maçında değil , bir basket antremanında gerçekleşmiştir.

    - leigh anne’nin filmde michael’e ilk yardım eden kişi olması gerçeği yansıtmamaktadır. gerçekte baba sean , michael’in öğle yemeğini ödeyerek yardıma başladığı bilinmektedir ve film kısaltılırken bu sahne çıkarılmıştır.

    - tuohy ailesinin michael’in briarcest’te okuduğu sırada tek kaldığı aile olması da gerçeği yansıtmamaktadır. michael aylarca , bir oğlu da briarcest’te okuyan tamirci tamirci tony handerson ( yani big tony) ile kalmaya devam etmiştir ve bundan sonraki aylar boyunca bir çok siyahi ve beyaz aileler michael için ev hizmeti sağlamıştır ; fakat michael sadece tuohy ailesinde kendini evinde ve ailenin bir parçası gibi hissetmiştir.
    - filmde tuohy ailesinin kızı olan collins bir voleybol oyuncusu ve ponpon kız olarak tasvir edilmişti ;fakat gerçekte ponpon kız olsa da voleybol oyuncusu değil , sırık atlamacıdır.

    - filmde tuohy ailesinin oğlu s.j’nin michael oher’a futbol öğrettiği ( 8 yaşındayken) doğru değildir ; zaten michael futbol oynamayı s.j’nin öğreteceği kadar biliyordur.
    - filmde yer alan collins’in michael’i kütüphanede arkadaşlarına karşı savunduğu sahne gerçekte yaşanmamıştır. collins’in daha sonra verdiği bir röportajda arkadaşlarının michael’i dışlamadığını tam aksine hepsinin çok açık görüşlü ve ılımlı yaklaştığından bahsetmiştir. ayrıca filmde bahsedilmese michael için tüm ders programını değiştirmiş ve ona birçok gece saatler yardımda bulunmuştur.

    - filmde michael’in eski mahallesindeki çete üyeleriyle kavga ettiği sahne doğru değildir. bunun yerine kendisi hakkında konuşan ve beyaz kız kardeş ve annesiyle ilgili cinsel şakalar yapan antonio turner ile kavga etmiş ve saldırmıştır. bu sırada koçun 3 yaşındaki çocuğu da kaza sonucu başından ciddi yaralanıp kanlar içinde kalınca michael kaçmıştır. daha sonra iyi bir avukat desteğiyle sadece 10 saat toplum hizmeti alarak büyük bir ceza almaktan kurtulmuştur.
    ------------------------------------------------
    11) bridge of spies

    - filmde donavan’ın rudolf abel’i savunması sırasında ailesinin sayısız tehdit mesajları alıp , komşuları tarafından taciz edildiği ve yine donavan’ın çocuklarının okulda sözlü sataşmalara maruz kaldığı ( baban komünistleri savunuyor diye) doğruyu yansıtsa da ; filmdekinin aksine donavan’ın penceresine ateş açılmamıştır gerçekte.
    - filmdekinin aksine james b. donovan , berlin duvarından atlamaya çalışan bir kişinin askerler tarafından vurulduğuna şahit olmamıştır ; fakat yüksek güvenlik önlemli kuleleri ve duvarın ölçeklendirilmesine insanlarca şahit olmuştur.

    - filmdekinin aksine gerçekte donovan karısına mahkumların alışverişi için pazarlık yapacağını asla söylememiştir. ona londra’dan iskoşya’ya tarzı klasik avrupa gezintilerinden birini yapacağını söylemiştir ; fakat sovyet büyükelçiliği ikinci sekreteri ivan schischkin ile takas koşullarını görüşmeye gitmiştir.

    - donovan’ın anılarında doğu alman gençlerin paltosunu çaldığına değinilmemiştir. onun yerine serseri grubun ona sözle sataştırğından bahsedilmiştir. dolayasıyla donovan’ın paltosu çalındığı için soğuk algınlığı geçirdiği gösterilen sahneler de gerçeği yansıtmamaktadır.
    ------------------------------------------------
    12) a beautiful mind

    filmle ilgili en önemli detaylardan biri gerçeği değiştirmesi değil ; gerçeği saklamasıdır. bu gerçekte john nash’in kendisini reddettiği bir gayri meşru çocuğa sahip olmasıdır. 1950’lerde karısı alice larde ile tanışıp evlenmeden önce boston’da bir hemşire olan eleanor stier’den john david stier adlı bir çocuğa sahip olmuştur ; ancak nash bu çocuğu en başında reddetmiştir. bayan stier uzun bir süre çocuğu tek başına idare etmeye çalışmış ve zaman zaman koruyucu bakıma almak zorunda kalmıştır . bu süreçte nash’den yardım göremeyince onu mali yükümlülüğe almak için mahkemeye vermiştir. yine bu süreçte tekrar araları ısınmış ve john’un çocuğuyla güzel vakitler geçirmiştir. filmde de normalde başlangıçta john’un bu çocuğuyla olan güzel ilişkisine ciddi sürede değinilecekmiş fakat john’un da isteğiyle karakteri daha fazla ön plana çıkarmak için john’un bu anısı filmden çıkarılmış ve izleyicilerden gizlenmiştir. ayrıca ;
    - nash’in yaşadığı zihinsel bunalımı daha fazla ön plana çıkarmak için yapımcılar oda arkadaşları ve gizli ajanlarla ilgili halüsinasyonlar yaratmışlardır ; fakat gerçekte nash oda arkadaşları ve gizli ajanlarla ilgili halüsinasyonlar görmemiştir. gerçekte, nash ara sıra sesler duymuş, şizofrenisi sebebiyle çarpık şekiller görmüştür. zihninde arabayla kovalandığına dair hikayeler uydurmamıştır. sadece daha şiddetli hastalık dönemlerinde dünya komplolarına karşı paranoyak sanrılar yaşamıştır filmde gösterildiği gibi ; ancak filmin aksine pentagon ile değil abd ordusu için rand corparation için çalışmıştır.

    - filmle ilgili saklanan bir gerçekte nash’in eçcinsel eğilimler göstermesidir. filmin biyografi yazarı sylvia nasar’ın da betimlemesiyle bu eğilimler yalnız yoğun duygusal belirtilerden ibaretti , nash asla cinsel yollarla bir başka erkekle ilişkiye girmemişti. yine de bazı dedikodulara göre nash’in arkadaşı donald newman’i ağzından öpmesi ve sözde matematikçi jon milnor ile aralarında özel bir ilişki olduğu yönünde.

    - nash’in 1994’te nobel ekonomi ödülüne layık görüldüğü doğru olsa da nash asla karısı alicia ve aşkının yaşamış olduğu en büyük başarı olduğundan bahsetmemiştir ; hatta o sıralarda nobel komitesi nash’in sahip olduğu zihin hastalığından dolayı onun da prestijini düşünerek geleneksel uygulamanın aksine ona konuşturma yapmayıp , bunun yerine princeton’daki küçük bir kutlama partisinde konuşma yapmasını sağlamışlardır. bu konuşmada da yine aşktan ve sevgiden bahsetmemiş, para ve ödülün kredi notlarına yardımcı olacağı yönünde ufak şakalar yapmıştır.

    - filmde nash’in ilk akıl hastanesi deneyiminden sonra hastalığında ilerleme kaydetmesi ve ılıman olması gerçeği yansıtmamaktadır. filmdekinin aksine ilk hastane deneyiminden sonra nash’in durumu daha kötüye gitmiş ve mit’teki görevinden kaçıp, amerikan vatandaşı olmayı reddedip avrupa’ya kaçmıştır. avrupadan da şifrelerle dolu mesajlar yollamıştır.

    -filme göre nash’in iyeleşme süresince kimsesi yoktu ve iyileşmesi için en büyük şey alicia larde ve onla arasındaki ilişkiydi ; fakat gerçekte annesi ve kız kardeşi nash’e hastalığı süresince oldukça yardım etmeye çalışmıştır.
    ------------------------------------------------
    13) a few good men

    - filmde sadece guantanamo’daki birliklerin çıkardığı dedikodu üzerinden casuslukla suçlanan william santiago’nun gerçekte filmin aksine hayatta kaldığı söylenir. 1986 yılının temmuz ayında bir gece saldırıya uğrayan alvarado’nun saldırıda gözleri bağlanmış , ağzı tıkanmış ve saçları kesilip ölesiye dövülmüştü. cox işkence sırasında alvarado’nun mor renge büründüğünü görünce ciğerlerinin suyla dolu olduğunu anlamıştı, bıraktıklarında neredeyse ölüydü ; fakat yakındaki bir hastanede bakım gördükten sonra iyileşmiştir.

    - filmde tom cruise karakterine gerçekte 4 farklı avukat ilham vermiştir. karakter kurgusal olarak üretilmiştir ki dört avukatta en az birinin teğmen daniel kaffee için ilham kaynağı olduğu düşünülür. yine guantanamo körfezindeki denizci ölümleriyle ilgilenen avukatlardan chris janson, donald marcari ve david c. iglesias ‘ın karaktere ilham verdiği düşünülür. iglesias’ın şanslılığı ve hazır cevaplığı ; johnson’un farklı çorap giymek gibi tuhaf alışkanlıkları ; marcari’nin eski bir voleybol oyuncusu olmasının da dan kaffee’nin karakterinin kurgulanmasında yapı taşları olduğu düşünülür.

    - david cox filmde tasvirlendiği kadar kötü bir adam olmadığını ispat etmek için hep mücadele etmiştir. kendisinin muazzam bir denizci olduğunu ve bu işi en iyi çocukluk arkadaşı jay steeves ile her zaman keyifli olarak yaptığını söylemiştir. william santiago’ya konan kırmızı kod hususunda masum olduğunu söylemiş ; fakat gerçek hayatta şüpheli bir biçimde ortadan kaybolmuş ve daha sonrasında vücudunda 4 kurşun yarasıyla bir denizde ölü bedeni ele geçirilmiştir.

    - filmin yapımcı aaoron sorkin’e göre de film gerçek hayattaki bir hikayeden esinlense de kurgu dolu bir yapımdır ve yine bir iddiaya göre tamamen kız kardeşiyle yapmış olduğu bir sohbetten türemiştir film fikri.
    ------------------------------------------------
    14) braveheart

    - william wallace hiçbir zaman gerçekte braveheart olarak isimlendirilmemiştir. her ne kadar güzel ve filmdeki karaktere uyuyor olsa da filmde bir hain olarak tasvir edilen iskoç kahraman bruce’ye verilen lakap buydu ki vasiyetine göre nerede ölürse ölsün kalbi alınıp iskoçya’ya gömülmeliydi.

    - film zaman çizelgesi anlamında tarihsel yanlışlarla doludur. film 1276’da başlıyor ; fakat bu tarihte gerçekte iskoçya kralı 3.iskender hala hayattaydı ve ingilizler henüz iskoçya’ya yayılmamıştı. isyan 1296 da başlamıştı. ayrıca gerçekte kral edward , filmde gösterildiği gibi william wallace ile aynı anda ölmemiş ; birkaç yıl sonra ölmüştür. kral 2.edward, wallace’ın ölümünden sonra isabella ile evlenmemiştir ve bu sırada isabella sadece 13 yaşındaydı. filmde oynadığı sophia karakteri gibi 29 asla değildi.
    - robert bruce , william wallace’ye ihanet etmemiştir. braveherat’ın en acımasız ironisi , filme ismini veren lakabın gerçek sahibi olan adama iftira etmesidir. bruce savaşlarda çatışmış bir asilzadeydi, ancak iskoç tarafını oldukça kendi yanında tuttu ve wallace’ye karşı savaşmadı. yine babasının wallace’nin ihaneti ve müteakip infazı ile ilgilisi yoktu. bruce , gerçekte iskoçya’da ulusal bir kahraman olarak kabul edilir ,filmin ortaya koyduğu kötü bir kişi değildir.

    - fransa’lı isabella yukarıda bahsettiğimiz gibi edward ile hiç evlenmediği gibi william’a da hiç aşık olmamıştır. dediğimiz gibi isabella sadece 13 yaşındaydı ve wallace’yi tanımıyordu bile.

    - william wallace’in filmde evin çatısı samadan yapılmış, kıyafetleri kirli halktan gelen biri olarak tasvirlenmesi doğru değildir. aslında william asil bir aileden gelmekteydi ve babası malcolm bir şövalyeydi buna istinaden kendisi de çok mükemmel bir askeri eğitim almıştı.

    - william wallace filmde infaz edilmeden önce “özgürlük” diye bağırır ve tüm zamanların en etkili sahnelerinden biri olarak gösterilir bu sahne .
    oysa böyle bir olayın yaşanmadığı tahmin edilir ; zira william’ın infazı sanılandan daha uzun ve vahşiydi. doğranmış , hadım edilmiş ve kemikleri esnetilmişti.

    - william’ın babası sir malcom wallace, gerçekte william çocukken ölmemeiştir. 1291 yılında yıllarca çatışmalarda yer aldıktan sonra ve william tam teşekkül yetişkin bir asilken hayata gözlerini yummuştur.

    - falkirk savaşının betilendiği sahnede ingilizler için savaşıyor gibi görünen ama savaş sırasında taraf değiştirip iskoçlara yardım ettiği gösterilen irlandılar aslında o savaşta hiç var olmamıştır.
    ------------------------------------------------
    15) amadeus

    - filmde die entführung aus dem serial ( saraydan kız kaçırma) operasından sonra mozart, frau weber’i ev sahibim diye nitelendiriyor ; fakat gerçekte operadan yaklaşık 9 ay önce mozart , frau weber tarafından yatılı evinden çıkarılmıştır.
    - mozart filmin aksine salzburg başpiskopusu ile asla iyi geçinememiş ve kötü muamele görüp , kovulmuştur.

    - mozart’ın constanze ile babasının rıza mektubu ulaşmadan evlediği doğru olsa da filmde gösterilen leopold’un evliliğe izin vermediği sahneler gerçeği yansıtmamaktadır. leopold, constanze karşısında umursamaz olsa da her zaman, evliliğine razı gelmiştir.

    - mozart gibi bir avusturyalı’ının içkilerden hoşlanmayacağını söylemek doğru olmasa da , filmde de gösterildiği gibi alkoliklik hali yaşamamıştır. arkadaşlarının da deyimiyle onun en sevdiği içki yumruktu.

    - filmde salieri ve iş arkadaşlarının le nozze di figaro’nun başarız olması için uğraştıkları doğru olsa da bunu bölümlerdeki imkansız değişikliklerle değil , mozart’ın psikolojisine oynayarak gerçekleştirmişlerdir ki filmde belirtildiği gibi opera 9 performanstan sonra geri çekilmiştir.

    - salieri mozart’i öldürmemiştir ve gerçekte kapıya gelen gizemli ziyaretçi genç kont walsegg’in bir elçisiydi.

    - mozart’ın tek çocuk sahibi olarak gösterilmesi ya da o yönde algı yapılması gerçeği yansıtmıyordu. gerçekte mozart’ın 6 çocuğu olmuştur ; fakat sadece 2 si yetişkinliği görmüşlerdir. bunlar da karl thomas ve franz xaver wofgang’dır.

    - üstte de bahsettiğimiz gibi salieri öldüğünde mozart ile birlikte değildi ,mozart’ın ölümü esnasında dünyadaki son saniyelerinde yanında eşi constanze ve kız kardeşi sophie vardı ; tabii bir de doktoru.

    - canstanze’nin mozart’ın cenazesinde gözükmesi de filmde gerçeği yanıstmayan bir başka unsurdur. gerçekte constanze , çok fazla üzülmüş ve yıpranmış olduğundan mozart’ın cenazesine katılamamıştır.

    - mozart filmdeki gibi constanze’yi “stanzi” olarak değil ; “stanzerl” olarak çağırırdı.

    - filmde gösterildiği kadar komik bir şekilde , die zauberflöte’deki gece kraliçesi aria , mozart’ın annesinden ilham almamıştır.
    ------------------------------------------------
    16) the imitation game

    bir başka biyografi filmi olan imitation game de hollywood’un tarihi açıdan yeterli saygıyı göstermediği ve gerçeği saptırdığı bir yapımdır.

    - joan clarke’nin zor bir bulmacayı çözdükten sonra , hükümetin kod ihlal merkezi bletchley park’a davet edilmesi tarihi açıdan doğru bir bildi değildir filmde.

    - turing’in kod kırma makinesini “christopher” olarak adlandırıldığı sahne gerçeği yansıtmamaktadır. filmde , turing’in clarke’ye kod kırma makinesi için christopher diye seslendiği görülmüştür ki filmde christopher turing’in ilk aşkı olarak bilinir izleyiciler tarafından. turing , bir mühendis olarak bilgisayar kullanmaya duygularını hiçe sayacak kadar takıntılıydı ve gerçekte “bombe” olarak isimlendirildi ve zafer olarak anlamlandırıldı.

    - filmde john cairncross’un turing onun bir casus olduğunu söylemesin diye, turing’in eşcinsel olduğunu herkese söyleyerek tehdit ettiği sahne holywood’un bir diğer gerçek olmayan bir şeyi sırf dramayı yaratmak için uydurduğu sahnedir. filmde turing’in bu tehditten çekindiği ve casusluğu bir süre gizlediği görülmüştü ; fakat tarihi kayıtlara baktığımızda cairncross bletchley’deyken turing ile çalışmamıştır. yine tarihçilerin yapmış olduğu araştırmalarca turing’in hiçbir zaman bir casusu sakladığına saptanmamıştır.

    - hükemetin turing’i bir sovyet casusu olarak suçladığı sahne de bir diğer gerçek olmayan bilgidir. filmde , bir polis memuru turing’in bir casus olduğu şüphesiyle sorguya çekiyor ve tesadüfen eşcinsel olduğunu öğreniyor. gerçekte, ise turing ufak bir hırsızlık için şikayette bulunuyor ve polis anlatımdaki çelişkilerin üstüne gidince hırsızın aslında erkek arkadaşı yani sevgilisi olduğunu itiraf eden 5 sayfalık bir rapor sunuyor.
    ------------------------------------------------
    17) bonnie and clyde

    zamanının en çok sükse yapmış , bir çok ödül toplamış filmi olan bonnie and clyde da film ve gerçek tarih çelişkisinin en belirgin olduğu bir diğer yapımdır.
    - filmdeki kurgusal karakterlerden c.w.moss’un filmde yer almayan diğer çete üyeleri olan henry methvin ve w.d. jones’un bir karışımı olduğu düşünülmektedir.

    - filmde avukat frank hamer texas korucu kıyafeti giymiş bir serseri olarak resmedilmiş ve çete tarafından kaçırıldığı gösterilmişti. daha sonrasında hamer ve clyde arasındaki kavgadan sonra bir komedi sahnesi olarak balıkçı teknesinde terk edilmiştir hamer ; fakat gerçekte çetenin kaçırdığı veya öldürdüğü avukatlar olsa da hamer’in onlardan biri olmadığı görülmüştür. hamer iyi bilinen bir avukattı ve 1932 den önce bir çok başarılı işe imza atmıştır.

    - filmde bonnie’nin clyde ile ilk tanışması clyde’nin annesinin arabasını ilk çaldığında gösterilmiştir ; fakat ikili daha önce dallas’ta ortak bir arkadaş grubu toplantısında birbirini görmüştür. diyalogta clyde bonnie’nin doğu teksas doğumlu olduğunu söylemiştir.

    - filmde kullanılan silahlarda tarihi kayıtlara ters düşen başka bir detaydı. film çeteyi, normalde tercih ettikleri browning otomatik tüfekler yerine , thompson alt makineli tüfeklerini ( diğer gangster filmlerinde popüler olan) kullanırken gösteriyor. yine filmde kullanılan bir çok saç stilinin ve aracın çetenin gerçekleştirmiş olduğu 1932-1934 olaylarından daha yeni araçlar ve saç stilleri olduğu saptanmıştır ve film hatası olarak literatürde yerini almıştır.

    - louisiana pusulasında clyde’nin moss’un ( methvin’in) babasına yardım etmek için arabadan çıkarken gösterildiği sahnede daha sonra kurgu olduğu anlaşılmış bir başka sahnedir ; zira clyde’nin araçtan ayrılmadığı ve hep içinde kaldığı saptanmıştır yazılı kaynaklarda.

    hepsinin dışında bonnie ve clyde’nin bir belgesel değil bir sinema işi olduğu daha sonra söylenmiş ve tarihi gerçekliğinden çok o zaman gelir olarak beklenen 2.5 milyon $ yerine 50 milyon $ hasılat getirmesinin daha önemli olduğu tarihi çelişki iddiaları üzerine söylenmiştir.
    ------------------------------------------------
    18) 12 years a slave

    12 yıllık bir köle , esinlendiği kitaba genel hatlarıyla bağlı bir film olsa da içindeki bazı detaylarla gerçeğe ters düşen filmlerden biri olarak gösterilir .

    - solomon northup’un filmdekinin aksine 2 değil 3 çocuğu vardı. filmde kızı margaret ve oğlu alonzo varken , diğer kızı olan elizabeth atlanmıştır. elizabeth en büyük kızları( 10 yaşında) idi.

    - otobiyogrifisne göre solomon northup’un filmdeki gibi uyuşturulup karçırıldığı bilgisi doğru değil. normalde akşamleyin kendisine alkol ikram ediliyor ; fakat sarhoş olmayıp hastalanıp (şiddetli baş ağrısı ve kusma) tepkisizleştiği için kaçırılabiliyor.

    - filmde solomon northup’un diğer iki köle arthur ve robert ile orleansı ele geçirme fikri doğru ; fakat planın bozulmasında robert’in ölüm şekli gerçektekinden farklıdır. filmde robert eliza’yı bir gemicinin tecavüzünden kurtarmaya çalışırken bıçaklanarak ölüyordu ve plan bozuluyordu ; fakat gerçekte robert çiçek hastalığından öldüğü için plan bozulmuştur.

    - filmde william ford ( benedict cumberbatch) iki yüzlü , hristiyan vaazları ve eliza’nın çığlıklarıyla bir çelişki modeli olarak olduğundan kötü olarak yansıtılıyor ; fakat solomon’un anılarında “ william ford’dan daha iyi , asil ve samimi bir hristiyan görmediğinden” bahsedilir. sadece ustası william’ın çevresi ve yetiştiği koşullardan etkilenerek kölelik sisteminin işleten çarklaran biri olduğu için sitemini dile getirmiş ve çevresinin onu kör ettiğini belirtmiştir.

    - filmdeki en duygusal sahnelerden biri olan patsey’in solomon’dan kendisini öldürmesi için yalvardığı sahne belkide filmde gerçekten en uzak düşmüş yerdir. gerçekte ustası tarafından tutuklanan ve kıskanç karısı tarafından nefret edilen patsey’in acılarını paylaşmıştır solomon dertleşerek. patsey’in ölüm isteği normalde mistress epps’e aittir ki hatta rüşver teklif etmiştir bunun için. filmde ise epps’e ait bu istek patsey’e atfedilmiştir. ayrıca patsey ve diğer plantasyon sahibi kadınlardan biri olan shaw’ın çay içtiği sahnede gerçeği yansıtmamakatadır ; zira hiçbir plantasyon sahibi bir başka kadınla oturup çay eşliğinde sohbet etmemiştir.

    - ekstra bilgi olarak solomon northup’u kaçıranlar hiçbir zaman adalete teslim edilmemiştir. new york ve columbia bölgesi yüksek mahkeme heyetleri northup’u kaçıran alaxender merill ve joseph russell’a bir keferat bedeli belirlemiş ve serbest kalmalarına sebep olmuştur.
    ------------------------------------------------
    19) steve jobs

    - filmde yer alan macintosh’un robotik sesle merhaba demesindeki aksaklıktan dolayı makinenin tasarımcısı andy hertzfeld’i büyük bir hışımla azarladığı sahne gerçeği yansıtmamaktadır. normalde makinenin etkinlik günü 24 ocak 1984’tür ve steve jobs makine için sadece 40 dakika orada kalmıştır ve eğer herzfeld’in sorunu düzeltememesi halinde hatayı üstlenip açıklayacağını söylemiştir ; fakat filmde hırslı tarafının vurgulanması için bu tarz düzenlemelere ihtiyaç duyulmuştur yer yer.

    - filmde mac’in pazarlama direktörü joanna hofmann’ın mac’in piyasa sürüldüğü gün sistemin kapalı sistem olduğunu öğrenip şok olduğu sahne gerçeği yansıtmamaktadır. gerçekte mevcut kapalı sisteme karşı olsa da tanıtımdan önce öğrenmiştir.

    - mike markkula’nın apple’ın meşhur 1984 reklamını tanıttığı sahne gerçeği yansıtmamaktadır. tarihteki en iyi reklamlardan biri olan bu reklamı steve jobs’un kendisi george orwell’dan ilham alarak kendisi tanıtmıştır.

    - filmde yer alan aplle’ın steve jobs’u dava ettiği sahne gerçek olsa da filmde dramayı yükselktemek için zaman oyunları yapılmıştır. şöyle ki ; apple steve jobs’u normalde “next” kara kutu bilgisayarını yapmak için şirketten 5 kişi alıp ayrıldığında 1985 yılında dava etmiştir ; fakat filmde bunu 12 ekim 1988 next tanımından hemen önce yapmış gibi gösterilmeye çalışılmıştır.

    - filmin son sahnelerinde steve jobs milyarder olarak gösteriliyor. sahne de 6 mayıs 1988’deki imac tanıtımından hemen öncesini gösteriyordu , yani o dönemde steve jobs’un hesaplarına bakıldığında milyaderlikle alakası olmadığı gözüküyor. steve jobs’un gerçek bir milyarder olmasını disney’in ondan 2006 yılında 7.4 milyar $ değerinde pixar’i alana kadar gerçekleşmediğini söyleyebilriiz.

    - ayrıca filmde yer alan macintosh’un gerçek tarasarımcısı hertzfeld de filmi izledikten sonra “ neredeyse hiçbir şey gerçekte olduğu gibi değildi” diyerek tepkisini ortaya koymuştur.
    ------------------------------------------------
    20) american made

    - bary seal’in cia gizli operasyonu yürütmek için twa pilotluğundan istifa etmesi gerçeği yansıtmamaktadır. harry beal, gerçekte twa’dan silah kaçakçılığı yaptığında atılmıştır. 1972’de abd gümrük servisi tarafından 1350 kiloluk plastik patlayıcıyı meksika üzerinden castro karşıtı kübalılar için uçurmaya çalıştığı için de tutuklanmıştır.
    - domnhall gleeson karakteri olan monty schafer , bary seal’in cia’deki karakterini temsil etmek için filmde kurgusal bir karakter olarak var olmuştur. gerçekte öyle biri hiç olmamıştır. yine filmde öldürülen enişte de (jb) tamamen dramayı arttırmak için kurgulanmış bir başka karakterdir.

    - filmin aksine barry seal, pablo escobar ve kolombiyalı diğer medellin cartelleriyle doğrudan temas kurmamıştır. (del hahn’ın smugglers’s end kitabına göre )

    - filmde bary seal’in 3 çocuğu olduğu görülür ; fakat gerçekte 5 çocuk sahibidir. filmde gösterilen aile bilgileri doğru olsa da gösterilmeyen ilk eşi olan barbara bottoms’dan lisa ve adler adlı 2 çocuğa daha sahiptir.

    - filmin en meşhur sahnelerinden olan bary seal’in kokain dolu bir uçakla dea’dan kaçarken bir banliyö mahallesine iniş yapması ve ardından bisikletli bir çocuğa beni hiç görmedin diye para vermesi de tamamen yönetmenin filmin içine kattığı bir kurgudur.

    - tom cruise’nin uçak içindeki seks sahnesi yönetmenle yaşadığı komik bir anıdan kurgulanmıştır ; gerçekte bary seal’in öyle bir deneyime sahip olduğu bilinmemektedir. tom cruise film öncesi uçuş eğitimi alırken yönetmenle yaşadığı bir bel altı şakası doğrultusunda bu esprinin çıktığı ve filmde bu şekilde vuu bulduğu söylenmiştir.

    - film hakkında yapılan tarihi gerçeklikten uzak yorumları için film direktörü doug liman’ın da oldukça ilginç bir açıklaması olmuştur. filmi bir biyografi filmi olarak değil “ gerçek bir hikayeden esinlenilmiş eğlenceli bir yalan” olarak tanımlayarak bir yerde filmin gerçeklikten uzak olduğunu itiraf etmiştir.
    ------------------------------------------------------------------------------------------------
    kaynaklar:

    filmler ranker, cracked ,buzzfeed ve historyvshollywood gibi sitelerden saptanıp ayrı ayrı araştırılmıştır.
  • (bkz: lone survivor)
    (bkz: birdman of alcatraz)

    ve birçok farklı savaş filmi...