şükela:  tümü | bugün
  • dun fransa'da olaylari gorunce soylenen soz.
  • yorum yapmayacağım sadece kurandan ayetler vereceğim.

    4:93 – kim bir mümini kasten öldürürse, cezası, içinde ebedî olarak kalacağı cehennemdir. allah ona gazab ve lanet etmiş ve onun için büyük bir azab hazırlamıştır.

    17:33 – haklı bir sebep olmadıkça, allah’ın öldürülmesini haram kıldığı canı öldürmeyin. kim haksız yere öldürülürse, biz onun velisine bir yetki verdik. o da öldürmede aşırı gitmesin. çünkü ona (dinin kendisine verdiği yetki ile) yardım olunmuştur.

    5:33 – allah ve resulüne karşı savaşan ve yeryüzünde fesat çıkarmaya çalışanların cezası, ancak öldürülmeleri veya asılmaları yahut ayak ve ellerinin çaprazlama kesilmesi, ya da yeryüzünde başka bir yere sürgün edilmeleridir. bu, dünyada onlar için bir zillettir. ahirette ise onlar için büyük bir azab vardır.

    8:12 – işte o anda rabbin meleklere şöyle vahyediyordu: ben sizinle beraberim, müminlere sebat verin. kâfirlerin yüreğine korku salacağım, hemen boyunlarının üstüne vurun, parmaklarına, parmaklarına vurun”.

    47:4 savaşta inkâr edenlerle karşılaştığınız zaman hemen boyunlarını vurun. nihayet onlara üstün geldiğiniz zaman bağı sıkı bağlayıp esir alın. sonra harp ağırlıklarını atıp, savaş bitince de onları ya karşılıksız olarak, ya da fidye ile salıverin. allah’ın emri budur. eğer allah dileseydi onlardan başka türlü de intikam alırdı. fakat böyle olması sizi birbirinizle denemek içindir. allah yolunda öldürülenlere gelince, allah onların amellerini asla boşa çıkarmaz.

    2:191 – onları nerede yakalarsanız öldürün ve sizi çıkardıkları yerden onları çıkarın. o fitne, öldürmeden daha şiddetlidir. yalnız mescid-i haram yanında onlar sizinle savaşmadıkça siz de onlarla savaşmayın. fakat sizi öldürmeye kalkışırlarsa, hemen onları öldürün. kâfirlerin cezası böyledir.

    4:91 – diğer birtakım kimseleri de bulacaksınız ki; hem sizden emin olmak, hem de kavimlerinden emin olmak isterler. fitne için her davet olunuşlarında onun içine başaşağı dalarlar. eğer bunlar sizden çekinmezlerse, kendilerini bulduğunuz yerde yakalayın ve öldürün. işte bunlar aleyhinde size açık bir ferman verdik.

    4:89 – onlar, küfür işledikleri gibi, sizin de küfür işleyip kendileriyle bir olmanızı arzu ettiler. onun için, onlar allah yolunda hicret edinceye kadar içlerinden dost edinmeyin. eğer bundan yüz çevirirlerse onları yakalayın ve bulduğunuz yerde öldürün;onlardan ne bir dost, ne de bir yardımcı edinmeyin.

    9:5 – şu haram aylar bir çıktı mı artık o müşrikleri nerede bulursanız öldürün, yakalayın, hapsedin ve bütün geçit başlarını tutun. eğer tevbe ederler ve namaz kılıp zekatı verirlerse onları serbest bırakın. muhakkak ki, allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

    muhammed 4 – (savaşta) inkâr edenlerle karşılaştığınız zaman boyunlarını vurun. nihayet onları çökertip etkisiz hâle getirdiğinizde bağı sıkı bağlayın (sağ kalanlarını esir alın). artık bundan sonra (esirleri) ya karşılıksız ya da fidye karşılığı salıverin. savaş sona erinceye kadar hüküm budur. eğer allah dileseydi, onlardan öç alırdı. fakat sizi birbirinizle denemek için böyle yapıyor. allah yolunda öldürülenlere gelince, allah onların amellerini asla boşa çıkarmayacaktır.

    8.1-(ey muhammed!) sana ganimetler hakkında soruyorlar. de ki: “ganimetler, allah’a ve resûlüne aittir. o hâlde, eğer mü’minler iseniz allah’a karşı gelmekten sakının, aranızı düzeltin, allah ve rasûlüne itaat edin.”

    8.12-hani rabbin meleklere, “ben sizinle beraberim. iman edenlere sebat verin. ben kâfirlerin kalplerine korku salacağım. şimdi vurun boyunlarının üstüne. vurun, onların bütün parmaklarına” diye vahyediyordu.

    8.13-bu, onların allah’a ve resûlüne karşı gelmelerindendir. her kim de allah’a ve resûlüne karşı gelirse bilsin ki allah’ın cezası şiddetlidir.

    8.39 –baskı ve şiddet kalmayıncaya ve din tamamen allah’ın oluncaya kadar onlarla savaşın. eğer (küfürden) vazgeçerlerse, şüphesiz ki allah onların yaptıklarını hakkıyla görendir.

    8.41-bilin ki, ganimet olarak aldığınız herhangi bir şeyin beşte biri mutlaka allah’a, peygamber’e, onun yakınlarına, yetimlere, yoksullara ve yolculara aittir. eğer allah’a; hak ile batılın birbirinden ayrıldığı gün, (yani) iki ordunun (bedir’de) karşılaştığı gün kulumuza indirdiklerimize inandıysanız (bunu böyle bilin). allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir.

    8.57-eğer onları savaşta yakalarsan, bunlar (a vereceğin ceza) ile arkalarındakileri de dağıt ki ibret alsınlar.

    8.60-onlara karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet ve savaş atları hazırlayın. onlarla allah’ın düşmanını, sizin düşmanınızı ve bunlardan başka sizin bilmediğiniz fakat allah’ın bildiği diğer düşmanları korkutursunuz. allah yolunda her ne harcarsanız karşılığı size tam olarak ödenir. size zulmedilmez.

    8.61-eğer onlar barışa yanaşırlarsa, sen de ona yanaş ve allah’a tevekkül et. çünkü o, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

    8.65-ey peygamber! mü’minleri savaşa teşvik et. eğer içinizde sabırlı yirmi kişi bulunursa, iki yüz kişiye galip gelirler. eğer içinizde (sabırlı) yüz kişi bulunursa, inkâr edenlerden bin kişiye galip gelirler. çünkü onlar anlamayan bir kavimdir.

    8.66 – şimdi ise, allah yükünüzü hafifletti ve sizde muhakkak bir zaaf olduğunu bildi. eğer içinizde sabırlı yüz kişi olursa iki yüz kişiye galip gelirler.eğer içinizde (sabırlı) bin kişi olursa, allah’ın izniyle iki bin kişiye galip gelirler. allah, sabredenlerle beraberdir.

    8.67-yeryüzünde düşmanı tamamıyla sindirip hâkim duruma gelmedikçe, hiçbir peygambere esir almak yakışmaz. siz geçici dünya menfaatini istiyorsunuz, hâlbuki allah ahireti (kazanmanızı) istiyor. allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

    8.68-eğer allah’ın daha önce verilmiş bir hükmü olmasaydı, aldığınız şey (fidye)den dolayı size büyük bir azap dokunurdu.

    8.69-artık elde ettiğiniz ganimetten helâl ve temiz olarak yiyin. allah’a karşı gelmekten sakının. şüphesiz allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

    5.33-allah’a ve resûlüne savaş açanların ve yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çalışanların cezası; ancak öldürülmeleri, yahut asılmaları veya ellerinin ve ayaklarının çaprazlama kesilmesi, yahut o yerden sürülmeleridir. bu cezalar onlar için dünyadaki bir rezilliktir. ahirette de onlara büyük bir azap vardır.

    9.5-haram aylar çıkınca bu allah’a ortak koşanları artık bulduğunuz yerde öldürün, onları yakalayıp hapsedin ve her gözetleme yerine oturup onları gözetleyin. eğer tövbe ederler, namazı kılıp zekâtı da verirlerse, kendilerini serbest bırakın. şüphesiz allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.

    9.29-kendilerine kitap verilenlerden allah’a ve ahiret gününe iman etmeyen, allah’ın ve resûlünün haram kıldığını haram saymayan ve hak din islâm’ı din edinmeyen kimselerle, küçülerek (boyun eğerek) kendi elleriyle cizyeyi verinceye kadar savaşın.

    9.111-şüphesiz allah, mü’minlerden canlarını ve mallarını, kendilerine vereceği cennet karşılığında satın almıştır. artık,onlar allah yolunda savaşırlar, öldürürler ve ölürler. allah, bunu tevrat’ta, incil’de ve kur’an’da kesin olarak va’detmiştir.kimdir sözünü allah’tan daha iyi yerine getiren? o hâlde, yapmış olduğunuz bu alışverişten dolayı sevinin. işte asıl bu büyük başarıdır.
  • müminun suresinde anlatılmaktadır.

    1 - gerçekten müminler kurtuluşa ermiştir,

    2 - onlar ki, namazlarında huşû içindedirler,

    3 - onlar ki, boş ve yararsız şeylerden yüz çevirirler,

    4 - onlar ki, zekat (vazifelerini) yerine getirirler,

    5 - ve onlar ki, iffetlerini korurlar,

    6 - ancak eşleri ve ellerinin sahip olduğu (cariyeleri) hariç. (bunlarla ilişkilerinden dolayı) kınanmış değillerdir.

    7 - şu halde, kim bunun ötesine gitmeyi isterse, işte bunlar , haddi aşan kimselerdir.

    8 - yine onlar ki, emanetlerine ve ahidlerine riayet ederler,

    9 - ve onlar ki, namazlarını muhafaza ederler,

    10 - işte asıl onlar varislerdir.

    11 - ki, firdevs'e varis olan bu kimseler orada ebedî kalırlar.

    ayrıca:

    ayetlerle müslümanın özellikleri
  • devletin diyanet aracılığıyla bulmaya çalıştığı, vatandaşa resmi ve geçerli islam budur. diğer islam yorumlarına itibar etmeyiniz dediğidir.