şükela:  tümü | bugün
  • kusurlarından arınamayanların, buna cesareti olamayanların duygusu.

    bazen öyle bir ben yaratıyorsun ki kafanda, o olmadığım bene öyle bir inandırıyorsun ki kendini, gerçekler çıkınca karşına, son kertede elinde koca bir hiç, bir keşke kaldığını görüyorsun. bundan kaçamıyorsun.

    aslinda olan bitenin hepsi, gerçekleri oldugu gibi kabullenemediğimden. kendime sürekli yalan söylüyorum. aslında yalan değil galiba, gerçekleri saklıyorum ve bunu büyük bir ustalıkla yapıyorum. sanırım bir yerlerde ben, tıpki anlattığım gibiyim. sadece bunu benim dışımda bilen biri yok. bazen gerçekle yüzleşmek istiyorum. o zamanlar garip hissediyorum. hazır mıyım buna ? pişman oluyorum hemen sonra. çok uzun sürmüyor bu durum. egoma yenik düşüyorum. tıkanıyor gerçekler. ve her şey bu kadar eksiksiz ve bu kadar kusursuz görünürken, tüm bu gerçeği kanıtlayacak bir gerçek bir gerekçe bulamıyorum.

    bir yoga grubuna katılıp dünyaya mutluluk dağıtmak istiyorum. sanırım bunu yapabilirim.
  • eğer ki gerçekleri defalarca kez görmüş/ fark etmiş; ama buna rağmen hâlâ kabullenmekte zorlanıyor iseniz , kendinize kızmakla sonuçlanan durumdur. bu kadar zor olmamalı hâlbuki. demek ki her gerçek, kabullenilebilir düzeyde olmayabiliyor. bunun ne cesaretle ne de başka bir şey ile alakası var. sadece ve sadece: " kabullenmekte zorlandığınız gerçeğin sizin için ne anlam ifade ettiği" ile ilgili. o gerçek, sizin için ne kadar anlamlı ise; onu kabullenmek de o kadar imkansızlaşıyor işte. aynı zamanda bir o kadar can yakıyor.
  • zordur, hem de çok zor. hayat tamamen gerçekleri kabullenememek üzerine kuruludur aslında. her güzel şey biter, ilişkiler, iyi hatırlanan, hafızalardan hiç çıkmasın istenenler herşey hayata dair. hatta hayat bile biter. sevdiklerimizin hayatı hatta kendimizinki bile. bazen ailenizden uzaktasınızdır bir başınıza, bazen en yakın arkadaşlarınızdan, bazen sevgilinizden. insanlar da değişir zamanla, tabi siz de değişirsiniz. hep ait olmak istediğiniz varolmak istediğiniz, sokaklarında klasik müzik üstadlarını mesela chopin'i dinlediğiniz o masalsı zamanları özlersiniz. sonra o lanet o pis bataklığınıza geri döner çırpınmaya çalışırsınız. ama hayat adaletsizdir, bırakmıştır sizi o orta doğu denen bataklığa. kendinizi ait hissetmediğiniz toprakların ve kültürlerin mecburi kölesi olursunuz her gün sırf orada doğdunuz diye. anılar gelir aklınıza günlerce haftalarca aylarca ağlamak istersiniz. zordur gerçekleri kabullenememek, o esareti çekmek. ağlamak, bağırmak istersiniz ama gerçekleri değiştiremezsiniz. maalesef ki o güzel günler artık sadece anılardadır. kalbinizde ve aklınızdadır. keşke her şeyi tekrar yaşayabilsem dersiniz. olmaz olamaz malesef ki her güzel şeyin bir sonu vardır ve herşey çoktan bitmiştir.
  • gerçekleri degistiremeyecegini anlamakla son bulur. eğer gerçekleri değiştiremezseniz, olanlara karşı olan bakış açınızı değiştirebilir, direnç gösteren ve tutunan egonuzdan kaynaklı acınızı sakinleştirebilirsiniz.