şükela:  tümü | bugün
  • sabah uykudan uyanildigi andir. bi anda kim oldugunuzu hatirlarsiniz. neler yasadiginizi ve hepsini nasil derinlere gomdugunuzu. bi seyler eksiktir. gulersiniz kahkaha atarsiniz ama bu iste yanlis giden biseyler vardir sanki.

    bu sabah uyanir uyanmaz aklima gelen ilk sey kucuk yasta yetim kalmam oldu. sonra bi anda babamin kefenle gomulusu, benim bi yere oturup saskinlik icinde olanlari seyrettigim gunler. ve yaklasik 3 yil gecmesine ragmen aslinda hic bi seyi kabullenemedigimi anladim. bu dusuncelerin hepsini bir dakikadan bile kisa surede dusundum. daha fazla uzatmayacagim buraya yazma amacim da belki yaziya dokmek bi anlik icimi rahatlatir diye.
  • bütün ay deli gibi çalışıp bankamatiğe gittiğinde maaş olarak sana layık görülen rakamsal ifade gerçekleri bi anda yüzüne çarpar: çalış köle!
  • almanyadaki annemle telefon konusmamizda olmayacağını bildiğim halde 'gel o zaman benimle kal ev arkadaşı buluncaya kadar' dememin akabinde kulagimda cinlayan kahkahalari.

    ek olarak doğru şeyi yaptigimdan en cok emin olduğum an: kahkaha bitmeden telefonu yüzüne kapatmak. sonrası çok farklı. artık eski ben değildim.
  • hafta sonu yaklaştığında dinlenmek, eğlenmek adına bir sürü planlar yapıp, hayaller kurup, cumartesi günü yorgunluktan öğlene kadar yatıp, evde ordan oraya hacı yatmaz gibi dolanıp zamanı tüketmek pazar günü de patronun senden istediği işleri hatırlayıp "lan yine hiç ettik, hafta sonunu" derken hayatın artık çalışmaktan ibaret olduğunu anladığın an.
  • benim için bugün bir camii avlusunda arkadaşımın 1 haftalık bebeğinin o buz gibi taşın üzerinde duran minicik tabutuyla yüzleşmem sonucu oldu. ne acılarımız varmış ki üzülmüşüz, canımız acımış, ölümmüş en korkuncu.
  • her şeyi gizlemeye bayılan türk halkının başına gelecek en vahim olay bu olacaktır.
  • hapşurduğum andır. evet az önce o anı yaşadım. durmak bilmiyor.
  • gerçeklerle bir an durumumuz yok. her an yaşıyorum fakir olduğumdan sağolsun hiç yalnız bırakmıyor.
  • hayata tekrar döndüğün andır, duygularınızla hareket etmek gerçeklerin netlik ayarıyla oynamaktır.
  • “beklentilerimi azalttım, insanlardan beklediklerime harcadığım enerjiyi kendime yakınlaşmak için harcadım. şu an hiçbir şey yapmıyor ve düşünmüyorum. sadece sessizliği dinliyorum. ben ve kendimden bir parça uzaklaştım. doğadan soyutlanıp sanata yönelmiyorum, hayatın bir değişkeni ya da hayatı değiştirme gibi bir derdim yok, doğa olmaya çalışıyorum. bir şey anlatmıyorum aslında anlattıklarımdansa beklentim yok artık. doğanın bağrındayım, bir parçasından öte artık oyum. doyacak kadar yemeğim var, fazlası her zaman insanı kötülüğe iter, sessizce uyuyacak bir yerdeyim, entelektüel ve duygusal zırvaları azaltıp içimdeki sese yöneliyorum.”

    (bkz: richard brautigan) (bkz: bira balık ve yalnızlık)