şükela:  tümü | bugün
  • ahmet çakar'la şansa bak programında, ahmet çakar'a göre; yarışmacının cevabı söylemesi ve teyit ettikten sonra, nihayetinde ekranda o şıkkın işaretlenmesiyle girilmiş olan yol.

    aynı kim 500 bin ister?'deki "son kararınız mı?" durumu gibi.
  • her duyduğumda gülmekten yerlere yatıran ahmet çakar sözü.

    hayır bu cümleyi duyan kişi sanki yatakta çırıl çıplak bekliyor da "buna hazır mısın ?" dercesine sorulan bu soruya muhatap oluyor.

    - geri dönüşü olmayan bir yola girmeye hazır mısın ?
    + ay evet
    - son kararın mı ? bu yolun sonu kötü biter söyleyeyim
    + bilmiyorum... :/
    - evet sayın seyirciler, geri dönüşü olmayan bir yola girmek üzereyken yarışmacımız, adeta afrika savanlarında yaşam savaşı veren sahipsiz bir antilop gibi şaşkın

    hehehe bu ne lan ? bu cümleleri, bu benzetmeleri bir çok programda sık sık kullanıyor. fakat ben bunu çözdüm artık, ahmet çakar sabah akşam belgesel izliyor. verdiği örnekler, hatta cümleler de belgesellerden fırlama zaten. misal;

    afrika savanlarında sıcak bir gün, arslanların karnı acıktı. kuraklık ve sert koşullar, avlanma içgüdülerini harekete geçiriyor adeta. bu esnada antilop sürüsü de suya ulaşmak zorunda. dişi arslan kısa kuyruk, yavrularını doyurmak için antiloplara saldırıyor. antiloplar için yaşam savaşı hep bir arada kalmak üzerine kurulu, çünkü sürüden ayrıldıklarında arslanlar, sahipsiz kalan antilopları avlamak için yarışa girişiyor.

    ahmet çakar'ın hayvan fiksasyonunu sadece bu söylemden değil, hayvanlara benzetmelerinden de çıkarabiliriz. mesela pato kuşu, ayı, ve çakal, sırtlan gibi benzetmeleri de çok kullanır kendisi.

    seni seviyoruz ahmet hoca !
  • ayrıca ahmet hoca, bir belgesel anlatımcısı gibi değil, daha çok idealist bir avukatmışcasına, adeta judgement at nuremberg filminden fırlamış herr rolf gibi soruyor sorularını. bu esnada yaptığı analojiler, benzetmeler de belgesellerden fırlıyor.

    dikkat ederseniz "galatasaray, geri dönüşü olmayan bir yola girmiş, adeta sahipsiz bir antilop gibi üç büyüklerin avlandığı savanlarda kaderini beklemektedir." derken, eli, kolu, yüz mimikleri değişiyor. sanki uluslararası bir mahkemede, sanık sandalyesindeki kişiyi jürinin önünde ezen bir savcı edasıyla söylüyor bunları.

    (bkz: tirat)
    (bkz: tiyatral yetenek)