şükela:  tümü | bugün
  • küçük yaşlı adam demektir.
    bir t.s.eliot şiiridir;

    buradayım işte, kurak bir ayda yaşlı bir adamım,
    bir oğlan kitap okurken, beklerim yağmuru.
    ne sıcak kapılardaydım
    ne de boğuştum sıcak yağmurda
    ne de dizlerim tuzlu bataklıklardaydı; pala sallamadım,
    sinekler ısırmadı beni, boğuşmadım.
    çürümüş bir evdir evim,
    ve ev sahibi, pencerenin denizliğine çömelmiş o yahudi
    yumurtlanmış antwerp’te bir meyhanede,
    kuluçkalanmış brüksel’de, katmerlenmiş ve soyulmuş londra’da.
    o keçi öksürür geceleri yukarıdaki tarlada;
    kayalarda, yosunda, taştaki otta, hurdada, tezekte.
    kadın mutfak işlerini yapar, çay yapar,
    hapşırır akşama doğru, dürter huysuz olukları.ben bir yaşlı adam,
    bir donuk kafa rüzgârlı alanlarda.işaretleri mucizeler olarak algılarız. “bir işaret gönder bize”: (*3)
    bir sözdeki söz, bir söz söyleyemeden, (*4)
    sarmalanmış karanlıkla. yılın ergenlik çağında
    geldi o kaplan mesih.baştan çıkmış mayıs’ta, kızılcık ve kestane, çiçeklenen erguvan,
    yenmek için, bölüşülmek için, içilmek için
    fısıltılar arasında; bay silvero tarafından
    okşayan ellerle, limoges’te (*5)
    bütün gece yandaki odada yürüyen kişi;
    hakagawa tarafından, titianların arasında eğilmiş; (*6)
    madam de tornquist tarafından, o karanlık odada
    değiştiriyor mumları; fräulein von kulp
    döndü salonda, kapıda bir el. boş mekikler
    örer rüzgârı. yok benim hayaletlerim, (*7)
    bir yaşlı adam cereyanlı bir evde
    altında rüzgârlı bir tepeciğin.bunca bilgiden sonra, ne bağışlaması? düşün şimdi
    tarihin bir çok hin dehlizleri vardır, uyduruk geçitleri
    ve çıkışları, fısıltılı hırslarla aldatır,
    yönlendirir bizi kibirlerle. düşün şimdi
    dikkatimiz dağılmışken verir bize
    ve verdiği şeyi de öylesi çevik bir şaşkınlıkla verir
    ki veriş teşne olur özleme. çok geç verir
    inanılmayan şeyi, yahut eğer hâlâ inanılıyorsa,
    hafızada sadece, yeniden anımsanmış şehvet. çok yakında verir (*8)
    zayıf ellere, vazgeçilebileceği düşünülmüş olan şeyi
    reddediş bir korku yaratana dek. düşün
    ne korku ne de cesaret kurtarır bizi. tuhaf tutkuların
    babasıdır kahramanlığımız. erdemler
    salınır üstümüze arsız suçlarımız tarafından.
    bu gözyaşları silkelenmiştir öfke taşıyan ağaçtan. (*9) yeni yıla atlıyor kaplan. biziz parçalayıp yuttuğu. düşün nihayet
    varamadık neticeye, ben
    katılaşırken kiralık bir evde. düşün nihayet
    yapmamıştım bu işi amaçsızlıkla
    ve bu geri geri giden iblislerin zorlamasıyla (*10)
    yapılmış bir şey değil.
    seninle bu konuda dürüstçe görüşmek isterim.
    yüreğine yakın olan ben uzaklaştırıldım oradan
    dehşette kaybederek güzelliği, sorgudaki dehşette.
    yitirdim şehvetimi: niye koruma ihtiyacı duyayım ki
    korunan her şey yozlaştırılmak zorunda olduğundan?
    yitirmiştim görmeyi, koklamayı, duymayı, tat almayı ve dokunmayı:
    daha yakınına gelebilmek için nasıl kullanabilirdim duyuları? binlerce küçük düşüncelerle bunlar
    uzatırlar onların serin çılgınlıklarının faydasını,
    tahrik ederler zarları, duyu serinletildiğinde,
    keskin soslarla, çoğaltmak çeşidi
    aynaların sahrasında. ne yapmak ister örümcek,
    askıya almak mı işlerini, buğdaybiti
    sonraya bırakır mı? de bailhache, fresca, bayan cammel, dönendiler
    titreyen ayı’nın pençesi ötesinde
    parçalanmış atomlarda. rüzgâra karşı martı, belle ısle’nin (*11)
    o rüzgârlı boğazlarında, yahut akarken o burun’da, (*12)
    kardaki beyaz tüyler, körfez’in istekleri,
    ve bir yaşlı adam sürüklenir tropik rüzgârlarla
    uykulu köşelere.o evin kiracıları,
    kuru beyindeki düşünceler kuru bir mevsimde.t.s.eliot (1888-1965)
    (1948 yılı nobel edebiyat ödülü sahibi) .
    çeviren: ismail haydar aksoy