şükela:  tümü | bugün soru sor
  • "o zamanlar arabistanlı lawrence'ın hempası, tuhaf ingiliz kadını gertrude bell'in mektuplarına bir göz atıyordu bütün dünya. i. dünya savaşı sonrası kör mü kör bir kibir ve siyasi tasavvurlar içeren bağdat mektuplarının pentagon'un başucu okumalarından olduğu ayyuka çıkmıştı. oryantalizmin sihirli değneğiyle mezopotamya bülbülünün şakımaları eşliğinde çizdiği o puslu şehir portresi değildi elbet, beşgen saldırı merkezinin ilgisini çeken. yörenin siyasi dengesi ve uygarlıktan nasibini almamış bu topraklarda uygulanması gereken yöntemler üstüne 'irak'ın taçsız kraliçesi' denilen bu leydinin fikirleri ve hissiyatı hâlâ
    maske uygarlığa yol gösteriyor.
    gertrude bell, dağcı, arkeolog ve casus. güç ve serüven merakı bu yalnız kadını 1914'te kahire'de t. e. lawrence ve diğer arkeolog casuslarla birlikte arap bürosu'nu kurmaya kadar sürükler. 1917'de bağdat'a gelen bell, orada arap halkıyla ilişkilerden sorumlu bir kurtarıcıdır. sonunda türklerden kurtarılmış bu toprakların siyasi haritacısı, ingiliz kraliçesidir. mektuplarında ailesine irak haritasını çizdiği uykusuz gecelerden söz ederken alice'in kupa kraliçesini hatırlatır. lawrence'ın can dostu faysal'ın yeni kurulan, sınırları kendisi tarafından çizilen irak'a kral ilan edilmesinden sonra, bell, "bir daha kral yaratma işine katiyen bulaşmayacağım. sinirleri çok yıpratan bir iş" yazar. bu sözlerinde, geldiği kültürün benzersiz özelliklerinden olan sek mi sek bir mizah duygusundan eser yoktur. o, gerçekten de, dünyanın bu tarafında işlerin böyle gitmesi gerektiğine inanmakta, mezopotamya'da herhangi bir söz üretecek uygarlık iradesi olmadığından dem vurmaktadır. bütün âdetlerin farklı olduğu bu şehirdeki gözlemleri oryantalizmin kolaycılığından nasibini almıştır. bir hastane ziyareti sonrası, yüzbaşı doktor evans'ın aktardıklarından etkilenir. tıbbi hizmetin önemi konusunda basit insani kaygıların ötesine geçen saptamaları vardır. "tıbbi örgütlenme birincil öneme sahip, sadece yapılacak çok iş olduğundan değil, aynı zamanda çok iyi karşılandığından. bu açıdan bakacak olursanız paha biçilmez bir siyasi değeri var. hastane ve dispanserler insanların dile getirdiği ilk ihtiyaç, kadın erkek üşüşüyorlar, üstelik her tür tedavi ve ameliyatı tereddütsüz kabul ediyorlar. yüzbaşı c. e., burada ortalama yaşam süresinin avrupa'dakinden çok daha uzun olduğunu söylüyor. bizim memlekette yapmaya cesaret edemeyeceği ameliyatlardan sağ çıkıyorlarmış. sinir sistemleri çok daha güçlü. şoka girmiyorlar..."
    ne var ki bağdat'a vurulmuştur. oranın halkından gördüğü yakınlık, bütün dünyayı elinin altındaki bir satranç tahtası gibi algılayabilmenin böbürlü ferahlığı bütün yazdıklarından okunur. deliler gibi çalışır. bağdat arkeoloji müzesi'ni kurar. ama bağdat; o bin bir gece masalının bin bir desisesi üstüne kurulu sinsi canavar bell'i de usul usul zehirlemektedir. mektupları gitgide hastalık ve depresyonların damgasını yer. sonunda 'çölün kızı', 'irak'ın taçsız kraliçesi', bağdat'ta onuncu yılını dolduramadan, 1926 yılında hastalıklar ve en önemlisi yalnızlık sonucu uyku haplarının şefkatine sığınır. o da meraklısı olduğu o koskoca tarih gibi bağdat'a gömülür. "
    yildirim turker, radikal 7 agustos 2006
  • bush ve isgalciler tarafindan yagmalanan bagdat muzesinin kurucusu ve onursal baskanidir... irakin ilk krali faysal'la aralarinda bir ask oldugu da iddia edilmistir. olumunde bagdat muzesine, ki sene 1926'dir, 50 bin sterlin birakmistir... zamaninda muzenin girisinde duran bustu baas ve saddamin iktidariyla birlikte bir depoya kalkmistir... muzesi de bush'la birlikte neredeyse tarih olmustur zaten...
  • çanakkale savaşı sırasında yarımadaya gelen tek kadındır. sevgilisi yarbay dougthy willy, 26 nisan günü 1915 günü ertuğrul koyu'na hakim 141 rakımlı tepeyi almak için savaşırken başından vurularak öldürülmüş; bunun üzerine bell, özel izinle ve gizlice sevgilisinin mezarını ziyaret edip çanakkale'den ayrılmıştır.
  • ayrica bir aralar beraber calistigi, orta doguyu beraber kesfettigi lawrence (bkz: lawrence of arabia) bu kadar unlu olurken kendi adi (iyi ya da kotu) cok az duyulmus bir kadindir bu, irak'ta yaptiklari ayri konu ama o yillarin erkek egemen ingiliz toplumunda geldigi nokta dikkat cekicidir. bir de kadinlara oy hakki taninip taninmamasi konusundaki gorusu hayir olmustur uzun sure, kadinlarin oy verecek kadar bilincli ve egitimli olmadiklarini soyleyip oy hakki verilmemesi gerektigini savunmustur.
  • gençliğinde gezgin,arkeolog,maceracı biri olarak hayata atılmışsa da birinci dünya savaşı'nda ingilizlerin emrinde ortadoğuyu şekillendiren şahsiyet olmuştur.

    başlarda ortadoğu'da osmanlı varlığının güçlenmesi gibi bir görüşü varken sonradan arapların bu bölgeye hakim olması şeklinde görüş değiştirmesi arabistanlı lawrence ve sykes-picot antlaşması'na adını da veren diplomat mark sykes tarafından dönek,fırıldak şeklinde eleştirilmiştir.

    gezginliği sırasında bir sürü arap aşiret liderleriyle tanışmış ve hepsinin bir şekilde saygısını kazanmış. özellikle ırak üzerine çok yoğunlaşmış ve ırak'ı kuran ıraklılar değil ingiliz hakimiyetinde bu kadın olmuştur. hatta karal faysal'ın seçimlerde olası rakibi olabilecek seyyid talip'i çaya davet edip, tutuklatıp sonra sonra sri lanka'ya postalatıyor. sonuç kral faysal seçimde %96 oy ile ıraklılar tarafından kral seçiliyor. kendisinden başka aday da yok zaten.

    ırak'ın şimdiki durumuna bakınca akla doğrudan şu söz geliyor : "halbuki, hangi istiklal vardır ki ecnebilerin nasihatiyle, ecnebilerin planlarıyla yükseltilebilsin? tarih böyle bir hadiseyi kaydetmemiştir. "

    ortadoğu'yu şekillendiren kadın olarak tarihe geçse de ırak dışında ortadoğunun geri kalanı ile kahire konferansında bell'den ziyade lawrence'ın düşünceleri öne çıkıyor ve kabul görüyor.

    bir de bell'in mersin'de ingiliz ataşeliği yapmış bir sevgilisi vardır charles doughty-wile. evli olmasına rağmen bell'le aşk yaşamış sürekli mektuplaşmışlardır. çanakkale savaşında yarbay olarak görev yapmış türklere sevgisinden dolayı(ki mecidiye nişanı almıştır savaş öncesi osmanlı tarafından) hiç ateş etmemiş aksine emirleri taaruzları bastonunu göstererek vermiş derler. çıkartmanın ertesi günü ise vurulduğunda ise askerler onun naaşını almamışlar,mezarı seddülbahir'de yer alır.

    son olarak gertrude bell'in hayatı film yapılıyor. nicole kidman canlandıracakmış kendisini.

    kendisinin yazdığı mezopotamya'da 1915 - 1920 sivil yönetimi ve anlatıldığı çöl kraliçesi kitabı ilgi duyanlarca okunabilir.
  • mustafa mutlu diyarbakır'ın sur ilçesinde yakalanan çarşaflı italyan kadını kendisine benzetmiştir.

    --- spoiler ---

    ingiltere'de yaşayıp, sur’da yakalanan çarşaflı italyan ve ingiliz ajan gertrude…

    dün sabah saatlerinde diyarbakır’ın sur ilçesinde operasyonların sürdüğü bölgeye girmeye çalışan çarşaflı bir kadın yakalanmış…

    biliyorsunuz; sur’da sokağa çıkmak 25 gündür yasak!

    polis bu çarşaflı kadının yasağı neden deldiğini merak etmiş ve ifadesini almak üzere terörle mücadele şube müdürlüğü’ne götürmüş…

    aaaa… o da ne?
    kadın, ingiltere’de yaşayan bir italyanmış…
    üzerinden bir tablet bilgisayar ile fotoğraf makinesi çıkmış…
    polisin, “burada ne arıyorsun?” sorusuna, “çatışmaların yaşandığı bölgeyi gezmek istedim” diye yanıt vermiş!

    bu olay bana gertrude margaret lowthian bell’i hatırlattı…
    gertrude, 14 temmuz 1868’de ingiltere’nin durham country kentinde doğmuş, 12 temmuz 1926’da sizlere ömür, ölmüş!
    ailesi çok zenginmiş…
    ancak annesi, o daha üç yaşındayken vefat etmiş.
    babası thomas hugh bell de birkaç yıl sonra oyun yazarı florence oliffe ile evlenmiş.

    gertrude ilk ve orta öğrenimini londra’daki çeşitli okullarda tamamladıktan sonra tarih okumak için oxford üniversitesi'ne gitmiş.
    okulu birincilikle bitiren ilk kadın olmuş.
    eeee; ingiliz gizli servisi, böyle “parlak” bir genç kızı kaçırır mı?
    hemen bünyesine katmış…
    işte; gertrude’un ajanlık hayatı böyle başlamış!

    ilk ve son görev yeri de o yıllarda osmanlı toprağı olan ortadoğu olmuş…
    kimi zaman “seyyah”, kimi zaman, “dağcı”, kimi zaman da “meraklı bir turist” ayağına yatarak yıllarını bugünkü ırak’ta ve suriye’de geçirmiş gertrude…
    sokakta da başını hep siyah bir örtüyle örtmüş elbette!
    arapçayı anadili gibi konuşuyormuş; bu yüzden araplar ona “çölün kızı” ve “ırak'ın taçsız kraliçesi” isimlerini vermiş…
    gertrude, 1907'in mart ayında arkeolog görünümlü ajan arkadaşı william ramsay ile birlikte anadolu’ya da gelmiş…
    ingiliz gizli servisi’ne verdiği bilgiler, ingiltere’nin ortadoğu ve osmanlı politikasının şekillenmesinde belirleyici olmuş…
    ancaaaak…

    gertrude’un en önemli icraatı ne olmuş biliyor musunuz?
    mezopotamya bölgesinde…
    yani bugün “çarşaflı ingiliz kadınları”nın cirit attığı topraklarda yaşayan kürtleri ve arapları, türklere karşı kışkırtmak!
    işini de layıkıyla yapmış!
    ingiliz hükümeti bu başarısından dolayı onu ödüllendirmiş ve paris barış konferansı'na delege olarak göndermiş…
    bir başka deyişle bugünkü ırak ve suriye devletlerinin sınırlarının belirlenmesinde bizzat rol almış!

    peki; gertrude, türklere neden bu kadar düşmanmış biliyor musunuz?
    çünkü hayatı boyunca sadece bir erkeğe aşık olan bu kadın, o adamı çanakkale savaşları’nda kaybetmiş…
    bu yüzden de türkleri hiç affetmemiş!
    ırak’ı ve suriye’yi osmanlı topraklarından ayırma görevini başarıyla hayata geçirdikten sonra, görevini yerine getirmenin huzuruyla, “biricik aşkı”nın yanına gitmek için, yüksek dozda uyku hapı içerek intihar etmiş!
    bağdat’ın bab el-sharji ilçesindeki ingiliz mezarlığına defnedilmiş; cenazesine kral faysal bile katılmış…
    hayatı, ölümünden tam 89 yıl sonra, yani bu yıl abd yapımı queen of the desert isimli filme konu olmuş… bu filmde gertrude’u dünyaca ünlü aktris nicole kidman canlandırmış…

    demem o ki ingiliz gizli servisi topraklarımıza yine bir kadın ajan gönderdiyse…
    durum sandığımızdan çok daha ciddidir.
    aman dikkat!

    --- spoiler ---
  • arabistanlı lawrence'ın manevi annesidir. ortadoğuyu resmen elleriyle ilmik ilmik şekillendirmiş desek yalan olmaz. 7000-8000 fotograflık bir arşiv bırakmıştır arkasında çalışmalarına dair. o dönemde o bölgelerde o şekilde çalış ve bu arada bu kadar fotograf çekip arşivleyebil. seversiniz sevmezsiniz orası ayrı ama kesinlikle ilginç biri.
  • arşivi için: http://www.gerty.ncl.ac.uk/
    hasankeyf, diyarbakır, urfa, birecik vs'nin çok detaylı binlerce fotoğrafı var arşivinde.
  • newcastle üniversitesi'nde mektuplarından, günlüklerinden ve çektiği fotoğraflardan oluşan müthiş bir arşivi bulunmaktadır.
    sitesinden ulaşılabilir: http://www.gerty.ncl.ac.uk/

    özellikle bir mektubunun şu son 3 paragrafı çok acayip:

    (babasına yazıyor) that is the point which must be made clear; if we retain the mandate we must spend the money on it which it demands. there's no 9d for 4d - or 9d for nothing at all. sir percy will make it clear to hmg but will rogues like winston* and lloyd george use that honesty to the public which he has used to them? i'm afraid there can be no doubt of the answer. they will go on with their hanky panky until it leads to terrible disaster to this country - as to which they se fichent pas mal - and possibly to very great inconvenience, if not worse, to ourselves - for i doubt our capacity to withdraw scatheless through anarchy. i shall not, however, mind what happens to us. we shall have deserved everything we get.

    father, think - if we had begun establishing native institutions two years ago! by now we should have got arab govt and an arab army going; we should have had no tribal revolt; all the money and lives wasted this year would have been saved. damn at wilson.

    but what makes me also pretty rabid is that we are cheerfully paying for two divisions in palestine. that tiny country, with its comparatively high stage of civilization, could be held by a few thousand gendarmes under british officers. we keep two divisons there in order to carry out our iniquitous policy of making it a home for the jews. if they withdrew the two divisions from palestine we could keep them here for a couple of years where they're so urgently needed. but no; there's the jewish interest to reckon with. the jews can buy silence on the subject of expenditure.

    mektubun tamamı: http://www.gerty.ncl.ac.uk/…tails.php?letter_id=449

    amına godumun bad motherfucker'ı.
  • hikayesi inanılmayacak kadar olağan dışı bir kraliçe viktorya dönemi asili..
    dağda çölde aylarca tek başına seyahat edebilen,kayalara buzlara tırmanabilen ama bir yandan da evlenmek isteyen bir kadının romanını okusam karakteri inandırıcı bulmazdım ama kadın bir gerçek..
    orta doğuda,ayak basmamış yer bırakmamış arap ve çöl hayranı
    anladığım kadarıyla araplar da bu kadına hayran..her aşiret çadırında yeri var,her sarayda görüşü alınıyor..şeyhleri ağırlıyor ingiliz görevlilerin geveze ve boş bulduğu konuşmalarla sohbetlerle adamların ağzından her bilgiyi alıyor.
    orta doğu yeniden şekillenirken onun biriktirdiği bilgi kaynak oluyor,ırak denilen coğrafyayı adeta o yaratıyor..
    insan türk olunca osmanlının başına gelene üzülmeden edemiyor da bu nasıl bir kadın diye de şaşırmamak mümkün değil..