şükela:  tümü | bugün
  • sunay akın'ın kasım ayı başında raflardaki yerini alan 264 sayfalık fiyatı 12 lira olan kitabının adıdır.

    kendi deyişiyle, ''aydınlanmanın sayfaları''dır 264'ün her biri...
  • simdilik guzel gidiyor. ılginc bir kitap, okurken sikmiyor insani. bitirince daha detaylk yazacagim buraya efenim.
  • annemın bugun hosgeldın hedıyesı olarak bana aldıgı kıtap. bu adamın tek kısılık oyununu ızleyıp eve geldıgımde cok begendıgımı anneme anlatmıstım. oda son cıkanlar lıstesıne bakıp bunu almıs. oyle mutlu oldum kı, anlatamam. az sonra okumaya baslayacagım.
  • okudugum ve ıcındekılerın neredeyse cogunu sunay akın'ın tek kısılık gosterısınde dınledıgım kıtap. yıne de olsun ıstedıgımde, unuttugum da tekrar tekrar okuyabılecegım bı yapıt var elımın altında.
  • alıp ikinci kez okuduğum ve iş kulerindeki imza gününde imzalattığım harika kitap. içindeki tarihi bilgiler bir yana bu kitap gezi parkı sürecinde sunay akın'a cırlayanlara gezi parkı hakkında bilmediklerini yüzlerine çarpacak ama ne yazık ki yılmaz özdil'in kitapları kadar satılmayacak. çünkü entelektüel algı düzeyi yüksek yazarlar bu ülkede okunmazlar. bunu doğrulamak için en çok satan kitaplara bakmak yeterli.

    --- spoiler ---

    gezi parkı olaylarında üç maymunu oynayan medyanın bu tavrını gazetelerin başında yazarların değil ''yazar kasaların'' oluşuna bağlamıştır.

    --- spoiler ---
  • sunay akın'ın diğerleri gibi bana büyülü gelen kitabı. bu kitapla yine diğerlerinde olduğu gibi farklı farklı yolculuklara çıkıyorsunuz. geçmişte hiç bilmediğiniz kişilerle tanışıyorsunuz. ayrıca kapak tasarımı çok güzel olmuş diğerleri gibi. zevkle okuyoruz.

    http://www.idefix.com/…asp?sid=nrqejsnglp1psih2lepa
  • yarısına geldiğim ve oldukça beğendiğim kitap.

    tarzı sunay akın'ın bildiğimiz gösteri, hikaye, anektot tarzı. değişik bağlantılar ilginç tesadüfleri beğenerek okuyorsunuz.

    edit: okudum bitirdim, ancak sonlarına doğru oyuncak müzesinin fazla vurgulanması, sunay akın'ın bir zaman gazetesi yazarı ile girdiği diyaloğa ilişkin detayların fazla sıkması beni kitaptan biraz soğuttu. ne diyim olmasa daha iyiydi.
  • kitabı bacaklarımın üstüne koydum, alnımı da dayadım sıraya öyle okuyodum kitabı derste.çanakkale savaşı ile ilgili yerlerde istemsiz gözümden yaş akıyo.kaldırıyorum kafamı bi iki etrafıma bakıyorum, gülüyorum kendi kendime.çok bi duygulanma da yaşamıyorum ama okudukça birden gözümden yaş geliyodu.neyse ilerledim ,ders de inanılmaz sıkıcı zaten her hafta 2 saatlik kitap okuma dersim, cahit cav hakkındaki yazıda bildiğin ağlamamı durduramaz oldum.bıraktım kitabı neden bu kadar üzüldüğümü düşündüm.

    öyle istemsiz gözyaşı döktüm bu kitapta, ilginçti.

    yalnız sonlara doğru özellikle sunay akın'ın kendine yapılan eleştiriye yönelik yazdığı yazıları pek tutmadım, sıkıldım.
  • (bkz: geyikli tayt)
  • geyikli park

    falih rıfkı atayın ateş ve güneş adlı kitabında, bir subayın kendisine yönelttiği şu eleştiriyle çanakkale direnişine hak ettiği değeri vermeyişimizin çok eskilere dayandığını görebiliriz:
    "siz gençler ne tembelsiniz? hiçbir şey yazmıyorsunuz. çanakkaleye bir torpido şair ve ressam gitti. daha bir kitap bile görmedik."

    oysa çanakkaleyi ziyaret ederek, izlenimlerini aktarmaları istenen sanatçı heyeti, 11 temmuz 1915te sirkeciden trenle yola koyulur. davete, aralarında ibrahim çallı, enis behiç, hamdullah suphi, ömer seyfettin, ibrahim alaattin, nazmi ziya ve mehmet eminin de olduğu on yedi kişi katılır. "heyet-i edebiye" olarak anılan grup, bir ingiliz zırhlısı tarafından tahrip edilen namık kemalin bolayırdaki mezarını da ziyaret etmeyi unutmaz.

    davete katılamayanlar arasında öyle güçlü bir kalem vardır ki, eğer heyette o olsaydı çanakkale savaşı hakkında elimizde harika bir eser olabilirdi. ancak gidemez, çok önemli bir mazereti vardır, ölüm döşeğindedir. tevfik fikret, başucunda duran çanakkaledeki savaş alanlarına ziyareti içeren davetiyeye bakarak verir son nefesini…

    ve sunay akın, çanakkaleden bindiği gemisiyle, dünyanın gizli kalmış pek çok kıyısına uğrayarak sürdürür yolculuğunu. hiç anlatılmamış öyküler fısıldar kulağımıza, geyikli park subaya geç kalmış bir özürdür adeta.
    (tanıtım bülteninden)