şükela:  tümü | bugün
  • deliliğin sınırlarında, hatta neredeyse odağında gezindiğimiz şu günlerde, haykırarak yöneltilen sorulardan bir tanesi. bunu soran adeta bir tokat gibi suçumuzu yüzümüze vurduğunu düşünüyor üstelik, utanmamızı bekliyor.

    senin olduğun yerde değil gezici evet, olmaya da hiç mi hiç niyeti yok. yönlendirilen, bir merkezde toplu halde bekleyen bir güruhtan ibaret de değil. zaten çoğunu istesen de bir araya getiremezsin; binbir görüş ayrılığından sebep, dağılırlar çok geçmeden; bu ayrı bir yazının konusu gerçi.

    ben de senin çağırdığın yerlerde olmayan ve asla olmayacak bir geziciyim. vatan haini olma merakımdan değil, senin "gücün" yanında olmayı doğruluk sayan varlığına katkı sunmayı reddedişimden kaynaklanıyor bu.

    yıllarımı kütüphanede geçirdim ben; param olmadığından ödünç almak zorunda olduğum kitapları zamanında iade edebilmek için kilometrelerce yürüdüğüm oldu. çok geceyi sabahın ilk ışıklarıyla karşıladım, elimden bırakmayı hiç istemediğim kitabı bir an evvel bitirebilmek için... binlerce makale, sayısız dergi okudum ayrıca... ben anlamaya çalışıyordum onca kelime arasında koşturup dururken: hayat nedir? devlet ne iş yapar? din ne anlama gelir? insanlık nereden gelip nereye gitmiştir? savaşlar neye hizmet eder? sorulara cevap bulabilmek için devam ediyordum okumaya; sen hiç oralı değildin.

    "yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var" der bir şair; benim de okuduklarımdan öğrendiğim bir şeyler oldu nihayetinde. kendi çapımda öğrendiklerimi vicdanımın süzgecinden geçirip attım torbama, hala daha atmanın gayreti içerisindeyim.

    sen bu koskoca zaman diliminde kahvedeydin, maçtaydın, tuttuğun takımın yapacağı doğru transferin derdindeydin vs. konuşmasını beğendiğin liderin savunucusu oldun, fırsatını bulma şansına eriştiysen iş-güç-para sahibi oldun, "her şeyin mantıkla açıklanamayacağı" düsturunu edindin, en kesin bilginin sana anlatıldığı gibi olduğunu ve asla sorgulanamayacağına inandın, okuyup öğrenmeden sadece dinleyerek inanmanın lüksüne alıştın, sen ve senin gibilere inanmayanların cehennemlik olduğuna kesin gözle baktın. tamamen boş durduğun söylenemez yani...

    tarih boyunca üretilmiş pis politikaların ürünüsün aslında biliyorum; cahilliğin üzerinde yükselmiş ve hala yükselmeyi başaran iktidarların ekmeğine yağ süren bir neferden ibaretsin. okuduklarımdan öğrendiklerimin arasında bu bilgi de mevcut; seni suçun öznesi olarak görmemi de engelliyor bu bilgi. fakat sırf böyle diye küstahlıklarına izin veremem; asla yanında olamam.

    bunları seni hor görmek için yazmıyorum. "geziciler nerede?" diye sorduğunda "ebenin amında" diye cevap vermek istemediğimden, olur da biraz olsun halimden anlarsın belki diye yazıyorum. "geziciler nerede?" sorusunun cevabı ise basit benim için. zulüm gören herkesin yanındayım; bu yer de kesinlikle iktidarların kucağı ve senin yanın değil. bir lider ya da topluluğun işaret ettiklerine göre tavır almayı reddediyorum, bu yüzden yanında değilim. sizin inandıklarınıza inanmak zorunda değilim; inanırsam da sizin dikte ettiklerinize göre inanmayı reddediyorum, dolayısıyla yanında değilim. insanları yoksulluğa, savaşa, ölüme zorlayarak varlığını sürdüren politikaların ucuz gönüllüsü olmayı da reddediyorum; yanında değilim ve olmayacağım.

    olur da bir gün iktidarların nasıl bir şey olduğunu öğrenirsen, vatan sevmenin bayrak sallamak değil insanı ve hayatı sevmek, en azından saygı duymak demek olduğunu düşünecek olursan benim nerede olduğumu görebilirsin. yoksa günde bin kere sala da okusan, peygamberi de getirsen gelmeyeceğim yanına; pişman da olmayacağım.
  • bunu soran çomara verilebilecek en nazik cevap "ebenin örekesinde" olabilir. o da en naziği. aslında "ananın amında" daha uygun bir cevap gibi görünse de seksist cevaplara hayır diyoruz prensip olarak.