şükela:  tümü | bugün
  • ilk giallo, buyuk ustat mario bava nin cektigi the girl who knew too much tir.arkasindan birkac giallo daha ceken bava yerini sonralari "giallonun piri" olarak anilacak olan asistani signor dario argento ya birakmistir.
    argento nun yapitlari giallo mantigiyla ilerlemesine karsin arada witchcraft,gecmisten gelen horror ogeleri kullanilmistir.ancak saf giallo larda cekmemis degildir.deep red,tenebre ve opera argentonun gialloya bulastiktan sonra cikardigi iyi orneklerdir.
    bence bir diger giaalo ustasida lucio fulci dir.dont torture a duckling ve the new york ripper la ture uygun ornekler vermistir.
    ayrica anthony ascott,aldo lada,umberto lenzi ve torso nun yonetmeni massimo dallamano da verdikleri basarili giallo ornekleri ile bilinirler.
  • giallo sayılabilecek filmlerin bir diğer özelliği de, mutlaka bir amerikan yalakalığına yer verilmesidir. baş karakterler genelde amerikalı olur ve orta 2 düzeyinde gramer, telaffuz ve berbat bir seslendirme ile, film boyunca dır dır ingilizce konuşurlar. herhangi bir nedenle italya'ya ya da bir diğer avrupa ülkesine gitmişler ve orada belalarını bulmuşlardır. filmin sonunda da genelde hayatta kalmayı başarırlar. mesela, dario argento'nun suspiria filmindeki dans öğrencisi genç kız, inferno'sundaki kız kardeşini arayan abi ya da tenebre'sindeki yazar, ya da lucio fulci'nin hemen hemen tüm filmlerindeki karakterler neden amerikalıdır? bu liste böyle uzar gider...
  • italyanca, sarı renk
  • giallo, dario argento' nun öncülüğünü yaptığı türün adı olmasının yanı sıra son filmine isim de olmuştur.

    http://www.sinemaestro.com/…sk=view&id=345&itemid=1
  • $u dunyada en cok lamborghini diablo'ya yaki$an sari.
  • (tür için) wikipedia çevirisi ile:
    http://www.sinemaestro.com/…sk=view&id=412&itemid=1
  • dario argento nun 2009 yilinda gosterime girmesi planlanan filmi. basrollerde adrien brody oynayacakmis.
  • ismi gibi bir filmdir ve bu isimli bir filme en çok yakışacak kişinin elinden çıkmıştır. "dario argento bitmemiştir, bitemez" filmi olmuştur bir yandan da... mekanlar, karakterler, cinayetler, hikayenin açılışı, gelişimi ve finali argento hala eskiden olduğu gibi hissiyatını uyandırır. (yok o kadar değil ama eskiden olduğu gibi derken tabii ki de bir deep red ya da -alakası yok ama- suspiria değil, tenebre, opera gibi...) ortalık kana bulanır, aşırı cüretkar cinayetler işlenir, mekanlar anlatıma katkı üstüne katkı sağlar. ve adrien brody, o kadar yakışmış ki. 10 üzerinden 7'dir notum.
  • muhtemelen buralardan bir kaç entry gitmiş, bu yüzden yeniden yazalım. altın çağını 1970 lerde yaşamış, italyan yapımı , suç ve hafiften gizem ögeli film türüne giallo diyoruz. özellikle dario argento 'nun çektiği örnekleri, tüm dünyada sinema severler tarafından kült kabul ediliyor. bunlar temel bilgiler. türü severseniz, diğer özelliklerini zaten arar bulursunuz.
  • dario argento'nun hem yazıp hem yönettiği giallo, gerçekten de izlediğim en lame filmlerden biri olarak hafızama kazındı. o kadar çok mantık hatası vardı ki deveye demişler boynun eğri deve demiş nerem doğru tadını yakaladı bu film.

    --- spoiler ---
    mesela katilimizin junkie annesinin hamileyken h bastığını ve doğduktan kısa bir süre sonra da onu rahibelere verdiğini katilin canlanan hatıralarında görüyoruz. yok artık diyoruz.
    muhtemelen annesinin junkie olmasından mütevellit katilimiz hepatitten muzdariptir ve sapsarı bir cilde sahip olduğu için çocukluğundan beri insanlar tarafından dışlanmış, "saarıı saarıı" diye dalga geçilmiştir. bu keşif üzerine katili yakalama aşamasında hepatit tedavisi için kullanmak durumunda olduğu interferon ve ribavirin ilaçlarını hastaneden temin etme zorunluluğu hesaba katılır ve bir sonraki aşamada evine gidilerek ilaçları lavaboya dökülmek suretiyle ilaçlarından yoksun bırakılır.
    şimdi öncelikle interferon ve ribavirin ömür boyu kullanılan ilaçlar olmadıkları gibi maksimum kullanım dönemi bir yıldır. bebekliğinden beri sapsarı olan bir hepatit hastası ise 40 yaşına geldiğinde de karaciğeri zaten interferon veya ribavirin ile kurtarılamayacak şekilde hasar görmüş olacak (muhtemelen karaciğer kanseri) ve karaciğer nakli peşinde koşması daha mantıklı olacaktır. ayrıca bu ilaçlar almazsa ölecek tipi ilaçlar olmadıklarından onlardan yoksun bırakmanın pek bir anlamı yoktur.
    hem bebekliğinden itibaren sapsarı olan bir hepatit hastasının, değil ortalıkta koşturup psikopatlık yapmak yataktan kalkacak hali olmayacaktır.
    kulaktan dolma bilgilerle film mi yazılıp çekilir be dario, insan azıcık adam gibi araştırır ayıp vallahi...
    sonracııma, katilin güncel kurbanı olan hanım kızımız filme ayrı bir eğretilik katıyor. kızın elleri ayakları bağlanmış, kesip biçme masasına yatırılmıştır. katil tam ağzını burnunu kesecekken elini iplerden kurtarmayı başarır ve katilin kafasına ayaklı spotu geçirip hemen ortamdan uzar. şimdi az önce ayakların bağlıydı, niye kaçamadığını anlıyorduk, elini kurtarınca ayaklar da mı kurtulmuş sayıldı? yok ayaklar zaten bağlı değildiyse niye masada mal gibi yatıyordun beş saattir de adamın bahçe makasıyla bi parmağını uçurmasına gıkın çıkmadı? ha gülüm?
    netekim kız yine kaçamaz, yarı yolda yakalanır. katil tarafından ağzı burnu bağlanıp arabanın bagajına konulur. civarda ayak sesleri duyunca bağlı ağzıyla bağırmaya çalışır. bu arada bilekten bağlı ellerinin ağzının dibinde olduğunu görürüz ama ağzındaki bağı çıkarmamakta ısrarlıdır ve sesinin çıkmamasına çözüm olarak arabayı tekmeleyerek ses çıkarmaya çalışır.

    vs, vs...
    daha gider bu

    --- spoiler ---

    sevenleri kusura bakmasın ama paranormal activity örneğinde de görüldüğü gibi kurban(lar)ın has öz andavallı olması durumunda benim için bir gerilim falan kalmıyor, geberip gitmesini doğal seleksiyondan sayıyorum.
    ne diyeyim, kocaman bir vakit kaybı...