şükela:  tümü | bugün
  • 1668-1744 yılları arasında yaşamış hegel ve marx’ı da etkilemiş büyük burunlu felsefe adamı. tarihin döngüleri incelenirken her bir çağın kendi öznel koşulları içerisinde ele alınması gerektiriğini belirtmiştir. henri lefebvre joyceun gündelik ve kozmik zamanının ardında vicodan gelen döngüsel bir zaman görüşü olduğunu söyler bir kitabında*.
  • homeros diye birinin hiç yaşamamış olduğuna inanırmış kendisi.
  • kuramsal düşünüş geleneğinin kökleri ibn haldun'da bulunan italyan düşünür.

    ayrıca
    (bkz: jules michelet)
  • vico tabiatı oluşturan ögelerden bahseder. bunlar 3 tanedir:

    - her ulusun bir dini vardır
    - bütün toplumların temelinde aile vardır
    - toplumda kurumların oluşması için ihtiyaç duyulan bilgi ruhun ölümsüzlüğüdür

    tarihe attığı bakış fevkalede enterasan ve mitolojiktir. nuh tufanını ırkların oluşumu olarak gören düşünür. nuhun oğullarını ırklara benzetmiştir.

    f. bacon'ın o döneme kadar reddedilen, dışlanan yöntemi tümevarımı tarih ve kültür yazıcılığının içine sokmuştur.

    "insanlar ilk kez gökgürültüsünden korktular. gökyüzünden kehanetleri almak için ormana yaktılar. o halde ilk din kehanetlerin dinidir. o kehanetleri alan kişi o ulusun koruyucusudur, aile babasıdır."

    bu söylemin sonu insanın ilk otoritesi olan korkuyla tanışmasını sağlayacaktır.

    tarih 3' e ayrılır:

    - tanrılar çağı ; hayalgücünün işlediği, mitlerin etkisindeki çağ.
    - kahramanlar çağı ; toplumun düelloyu kazananı * tanrının kayırdığını ve onu diğer insanları korumakla görevlendirdiğini, otoritenin kahramanlar olduğu çağ.
    - insanlar çağı ; insanların kendilerine tanınan hakları herkese tanınmasını istedikleri, hoşgörünün baskın olduğu çağ.

    insan tanrının inayetini bilemez ama bir takım ilkeler oluşturur. inayeti ispatlamaya gerek yoktur. hayalgücü soyutlamaya dönüşüyorsa, soylulara verilen haklar tüm insanlığa veriliyorsa, fiziksel güç adalete dönüyorsa tarihte de bir inayet var demektir.

    tarih insanın vahşi durumunu kırması ve medeni duruma geçmesidir. insan yoksa tarihte yoktur. o, sadece tabiat varlığı değil geçmişiyle de tarihselliğiyle de bir bütündür.

    yeni bilim sivil dünyanın teolojisidir.
  • vico'nun aydınlanma düşüncesine karşı geliştirdiği temel fikirler şöyle özetlenebilir:

    - insan doğası değişkendir.
    - ve insanlar bu değişime katkıda bulunurlar.
    - insan ancak kendi ortaya koyduğu ürünleri bilebilir.
    - dolayısıyla insan bilimleri doğa bilimlerine göre farklı ve üstündür.
    - kültürler kendi içlerinde bütündürler.
    - kültürler temel olarak kendini ifadenin ürünüdürler.
    - farklı kültürleri ancak yenidenyapılandırıcı imgelem ile anlayabiliriz.
    (bkz: yeni bilim)

    sivil sözlük alıntısı
  • felsefe ile filolojiyi telif etme gayretinde olan, şümullü bir yazar. vico için filoloji vakıanın ilmi iken, felsefe olması gerekenin ilmidir. ve ona göre filoloji ile felsefe arasında mutlak bir bağ vardır. bu bağı ortaya koyamadıkları, filoloji ile felsefe arasındaki müşterekliklere sarahat kazandırmadıkları için, kendinden evvel gelen filozoflar, vico’nun boy hedefidir. vico’ya göre fertlerin bir ruhu olduğu gibi, cemiyetlerin de bir ruhu olup, fertlerin zihninin değişmesi ile cemiyetlerin değişmesi arasında kopmaz bir paralellik söz konusudur.

    'tarihi kanunlar’ı vardır vico’nun. bu hususiyeti ile montesquieu ile paralellik arzeder.

    ona göre üç devir vardır: ilahî devir, kahramanların veya barbarların devri, beşerî devir.

    bu üç devrin tekabül ettiği üç siyasi sistem vardır: teokrasi, aristokrasi ve demokrasi.

    tarihle fikri, vakıa ile aklı telif etme gayretinin altında cemiyetlerin psikolojik bir tarihini yapma gayreti yatar. ilgi alanının bu kadar geniş olması da buna bağlı olsa gerek.

    birçok zamana ve mekâna nazar eder vico. cemiyetlerin diline, dinine, vakıalarına dair verileri toplamada başarılıdır, gayreti gıpta edilesidir. ancak bu başarısını, verileri sistematize etme şekli ve usulü için söylemek pek mümkün değildir. zira bilgi, doğru bir şekilde sistematize edilip, değerlendirilmeyince çok da ince olmayan muhakemelerde bulunulmak kaçınılmaz sondur.

    vico’yu çok da ince olmayan muhakemelere sürükleyen husus, herhalde ‘tarihi kanunlar’ı sabit kanun hâline getirme çabasıdır.

    vico, meselâ, bir hukukun başka bir cemiyet tarafından alınmasını yok sayar. bütün kanunların oluşum süreçlerini, geleneklerden beslenmesini, devlet tarafından vaz’edilmesini vd. hususları hep bu yok saymadan yola çıkarak izah etmeye kalkar.

    oysa ki tarih, en başta da kendi ülkesinin tarihi söylediklerinin aksi misâlleri ile doludur. her ne kadar romanistlerin hâlâ sarahate erdiremediği bir sorunu olsa da, on iki levha kanunlarının prensiplerinde eski uunan tesiri büyüktür. ‘ooma gerçekçiliği’ bu prensipleri kendi bünyesinde eritmeyi bilmiştir. ama bu, hukukun başka bir cemiyete zinhar intikal ve tesir edemeyeceği anlamına gelmez.

    vico’nun muhakemesindeki zafiyetlerini ve bunun sebeplerini insanlığı üç devre ayırmasında da görmek mümkündür.

    yukarıda zikredilen üç devir, farklı zamanlarda mütemadiyen kendini tekrar eder. bu bir zarurettir ona göre. fakat bu tekrarın, niçin zaruret belirttiğine dair net bir izahı yoktur.

    vico bazı yönleriyle ortak olan hâdiseleri ‘üç devir’e nispetle kronolojik bir şekilde tasnif ederek, tezini delillendirme yoluna gidiyor. ancak bu tezi de akıl hakkında söyledikleri ile çelişiyor.

    her hâdiseyi kendi has ve hususî çehresiyle seyretmesine ve değerlendirilmesine engel olan bir diğer husus, vico’nun düşüncesinde fatalizmin ciddi bir tesirinin söz konusu olmasıdır.

    vico’nun en çok dikkat çeken yönlerinden biri de, akıla dair söyledikleridir. insan zihni, dünyanın içinde olan aklın bir aksi, bir yansımasıdır.

    dünyanın içinde olan aklı, ‘hikmeti ilahiye’ olarak tavsif eden vico’ya göre hikmeti ilahiye’nin bir yansıması olan aklın verileri, bu aklın keşfettiği ezelî ve ebedî hakikatler, insanlar tarafından vakıalaştırılmıştır.

    bundan dolayı da esasında tabiî hukukla müspet hukuk arasında bir tezatlık, bir tenakuz yoktur. tabiî hukuk ve müspet hukuk tabirleri, bir vakıanın iki farklı suretini ifade eder.

    hukukta iki unsura da dikkat çekiyor vico. bunlar yakîn ile doğrudur. ‘doğru’, hukukta rasyonel unsurdur. ‘yakîn’ ise, otoriteye takabül eden, onu tanımlayan müspet unsurdur.

    öldükten sonra pek çok kimseye ilhâm kaynağı olan vico için özellikle italya’nın tefekkür tarihinde ‘bir dönüm noktasıdır’ bile denilebilir.

    büyük bir italyan hukukçusuna (gıorgıo del vecchıo) âit bir eserde vico hakkında "‘italya’da vıco’dan sonraki hukuk felsefesine kısa bir bakış’ şeklinde bir bahis bile vardır.

    vico’nun tesirinde kalan mütefekkirlerin başında suçlar ve cezalar’ın yazarı cesare becceria (1737-1794) gelmektedir.

    italya’nın yanı sıra günümüzde amerika’da da çok ciddi bir şekilde kritik edilen, adına enstitüler kurulan vico, mühim bir çok eserin altına imza atmış olsa da zamanında tanınamamıştır.

    yıllarca napoli üniversitesi’nin latin dili retoriği kürsüsünde görev yapmış, hukuk kürsüsüne geçmeyi çok arzu etse de bunu başaramamıştır.

    bu başarısızlık onu tarih araştırmalarına sevk etmiş ve 'yeni bilim' adlı eser dünyaya gelmiştir. bu eserde tarihi ele alışı, tarihe nazar ediş tarzı o zaman için çok orjinaldir.

    "yeni bilim", goethe’den hegel’e, marks’tan troçki’ye, büyük estetikçi b. croce’den herder’e kadar birçok yazarın eserinde yer bulmuştur.

    her ne kadar kendisi göremese de bu durum vico için tabiîdir. zira o eserine çok güvenmekte ve bu eserin çok büyük bir keşif olduğunu söylemektedir.
  • filozof, filolog, retorik ustası, siyaset felsefecisi, tarih felsefecisi gibi kimliklerle anılan, kendi zamanında görece az bilinen bir düşünür olsa da, on dokuzuncu yüzyıldan itibaren sosyal bilimlerde ve sosyal disiplinlerde etkili bir isim olmaya başlayan düşünür. yeni bilim kendisinin en önemli eseri olmakla beraber yöntem olarak da dikkat çeker. yeni bilim 1411 tane aksiyom veya aksiyom açıklaması biçiminde kaleme alınmıştır. vico’nun eserine bir resimle başlaması ve eserin giriş/sunuş kısmının bu resmin açıklanmasına ayrılması bir başka dikkat çekici unsurdur.
  • marx'ın da atıfta bulunduğu biri #47159973