şükela:  tümü | bugün soru sor
  • sağlık bakanlığının ve gıda bakanlığının derhal ilgilenmesi gereken konudur.

    tam 12 yıldır ağzıma rafine şeker içeren hiçbir gıda koymadım.

    bunların içinde bisküviler, kekler, çikolatalar, gazlı içecekler ve benzeri rafine şeker içeren gıdalar bulunuyor.

    tatlı ihtiyacımı sadece bal, pekmez, meyveler ve benzeri gıdaları olabildiğince hassas olarak seçen biri olarak giderdim.

    bugün az önce bir arkadaşımın yoğun ısrarı üzerine sadece 1 adet bisküvi yedim "pro" bilmem ne söylediğine göre şeker oranı en az bisküvilerden birisiymiş, diğerleri buna göre aşırı tatlıymış ve bunda protein de varmış.

    bisküviyi ağzıma koyup çiğnemeye başladığım anda keskin bir şeker hissi yaşadım. yutmamama rağmen kulaklarımın arkasındaki ve ensemdeki kaslar gerildi ve gözlerim hafifçe karardı. bu şiddetle insülin salgıladığım anlamına geliyor. halbuki şeker hastası falan değilim, sadece uzun zamandır rafine şeker yemiyorum. bisküviyi çıkarmak zorunda kaldım. bir çorba kaşığı bal yesem bu kadar ani bir salgılama olamazdı. büyük ihtimalle ağzıma aldığım şey tamamen sindirilmiş halde bulunan glikoz şurubu olmalıydı ki dilimin altındaki dokular tarafından hunharca emildiler.

    "bende neden olmuyor lan 3 paket yerim bir oturuşta?" çünkü sende insülin direnci gelişmiş, sen 1kg baklavayı göm hissetmezsin.

    sağlık bakanlığı ve gıda bakanlığı ortak çalışarak geçtiğimiz yıllarda ekmeğin içindeki tuz oranını yavaş bir şekilde düşürmüşlerdi. bu çalışmaları için kendilerini tebrik ederim. şu anda ise toplumun sağlığına en fazla katkıyı sağlayacağını düşündüğüm düzenli ve yavaş biçimde rafine şeker oranını düşürmelerini bekliyorum.

    kaçınız ekmeğin tuzundaki azalmayı hissedebildi? şu anda ekmeğin içindeki tuz yok denecek kadar az ancak halen fazla ve düşmeye devam ediyor. bunun aynısı hazır gıdalar için de yapılmalı.

    sağlık bakanlığının "insülin direnci" uyarılarını yapmadan önce şu şeker olayına bir el atması gereklidir.

    şeker pahalı bir malzemedir. gıda sektörü ise şeker gibi pahalı bir şeyi aşırı derecede kullanıyorsa bunun altında bir pislik aramanız gerekmektedir.

    o çok vatansever "osmanlı torunu" gıda firmalarınız halkın insülin direncini kontrollü olarak yükselterek halkın daha fazla gıda tüketmesine neden oluyor. böylece terör örgütlerinin yapamadığını bu adamlar tatlı tatlı yapıyor. ilaç harcamaları da var tabi.
  • tamamen olmasa da büyük oranda şekeri azalttım ve yiyecek hiç bir şey bulamıyorum.

    gıda sektörünün amacını çözemedim.
    şekerin cocuklar uzerindeki etkilerini bilseniz asla yedirmezdiniz. şeker beyinde dopamin uçlarını besleyerek bağımlılığa açık hale getiriyor. şeker ile beslediginiz çocuklarınızın herhangi bağımlılık tehlikesi bulunan zararlı maddeye bağımlı hale gelmesi çok kolaylaşıyor.

    ebeveynler özellikle dikkat etmeli.

    edit: şekerin zararları için that sugar filmini izlemenizi tavsiye ederim. belgesel tadında sağlıklı yaşam ile kafayı yemiş avusturalya'lilar tarafından çekilmiş bir filmdir.
  • ilaç sektörünün isteği üzerine uygulanan işlemdir. devletler göz yummak zorundadır. varsa bir babayiğit engellesin hadi bakalım.
  • (bkz: şeker kullansalar yine iyi glikoz kullanıyor namızsızlar.)
  • sigarayla savaşıp şekerle savaşmayan ülkede yaşanan acaip durum. bisküvisinden çikolatasından vazgeçtim, sıcak yemeklere bile basıyolar şekeri artık. daha çocuklar ilkokula başlamadan diş tedavisi görmeye başlamış. bu şartlarda gelecek pek ümit verici değil.
  • maliyeti ucuz olan mısır şurubunun soslardan biskuviye meyveli sut ve yogurtlardan beyaz peynire, tatlı niyetine almadığınız urunlerde bile kullanılmasi bir halkın sağlığının devlet nezdinde bile zerrre değeri olmadığının göstergesi. zira halki dusunen bir devlet o sağlık düşmanı firmalarla mucadelebeder ve yaptırım uygular. ınsanlar o muzlu çilekli sütleri çocuğuna sağlıklı diye içiriyor.
  • bisküviyi ısırır ısırmaz insülin salgılayan cyborgları görmemizi sağlayan olay. bu ne lan.
  • normaldir.

    su sacma algi hala bitmedi.

    gida sektorunun kullandigi sekerle bal, pekmez arasinda bir fark yok.

    ıkisi de sukroz fruktoz glikozdan ibaret.

    ayni molekul.
  • e padişahımızın her amerikaya gidip gelmesi arkasından hemen bakanlar kurulu toplanıp da gıda ürünlerinde kullanılan glikoz şurubu kotası arttırıldığı, dünyanın da en büyük mısır, dolayısıyla glikoz şurubu üreticisi de amerika olduğu için hiç şaşırtmayan olaydır.

    yıllardır şeker kullanıyor diye övündüğümüz eti bile bütün ürünlerine glikoz şurubunu basar oldu. nasılsa çok daha ucuz, "koy amk, sikerim halk sağlığını" havasında hepsi. (bkz: seni sevmiyorum eti)

    glikoz şurubu ve sodyum nitrit kaçması imkansız hale gelen kimyasallardan sadece ikisi. hangi gıdaya elimizi atsak varlar. paketlenmiş hiç bir gıdayı yememek lazım çare olarak.

    bu arada başlığı açan suser'i tebrik ederim 12 yıl, bu ne guvvatlı irade yiğidim, seni tanımak isterim. insan hiç mi dondurma yemez, canı hiç mi baklava, profiterol çekmez canım? ben 1 sene şekerli gıda yemesem önüme ekler koysalar çocuğumu keser yerim onu. 12 sene şeker yemeyen adamda hepimizi şeyedip üstüne de iki pantol dikecek irade vardır bence, bravo.