şükela:  tümü | bugün
  • pek güzel insan erbuğ kaya'nın 1997 yılında kurgulamaya başlayıp kendisini bildim bileli yazmayı sürdürdüğü, sonucunda 565 sayfaya ulaşan, baskıdan taze çıkmış ilk romanı.

    kitabın arka kapak yazısı:

    ruhlar, azad’ın karanlığına hapsedilmiş. zamelgothlar kutsal yazıları geri almak için kuzeye gidiyorlar. büyücü kralın değiştirdikleri, dhrazma’nın uykusundan uyanmasını bekliyorlar. güneyli bir savaşçı, sırlarıyla taş ocaklarına gönderilmiş. arkonyalılar, sırrını kendilerinin bile bilmediği bir sessizlik yemini etmişler. meglionlar gerçekleri öğrenmek için bedel ödüyorlar. suskunlar sonsuza dek tanrılarla anlaşmışlar. korsan iki kardeş, tanrıların olmadığı bir ada hayali kuruyor. karanlık imparatoriçe, giddar’ı sarsıyor. bir sheilan kadını tüm inançlarını hiçe sayarak yaşadığı toprakları terk ediyor. dvorlak rahibeleri, ormanlarında tanrıçaları için durmadan çalışıyorlar.

    üç bin yıllık bir efsane, giddar’da yeniden yeşermeye başlıyor, gerçeklik kuruluyor...

    ve siox dia mont tüm bunlardan habersiz, özgürlük duvarının üstünde, güneye bakıyor...

    esilda-i kaldanese solgamis urda belie.
  • www.dr.com.tr de fantazi kitapları arasında en çok satılan 20 listesinde an itibariyle yüzüklerin efendisinden üstte olan kitap. kitabın kapak tasarımı çok hoş olmuş, kendisini ise henüz okumadım ama güzele benziyor. desteklemek lazım.
  • yerli ve fantastik kurgu bir araya geldiği zaman, bilinçsiz bir şekilde tedirgin olan beni, bu kadar korkacak ne var? gayet de güzel oluyormuş dedirten kitap oldu. ayrıca askerlik gibi bir vazifeyi yerine getirirken okumuş olmam açısından, beni bambaşka diyarlara götürebilmesi ile de yazarı erbuğ kaya'ya teşekkürü borç bilirim. uzun zamandır, bu kadar güzel ve soluksuz bir şekilde okuduğum, yunan mitolojisiinden, levithan gibi göndermelere kadar oldukça renkli bir dünya ile karşılaşmamıştım. ayrıca işin içine orklar, elfler, cüceler karıştırılmadan da gayet fantastik bir romanın yazılabileceğini gösteren güzel kitaplardan. aslında bu kitap yurt dışında olsaydı, mevcut konusuyla seri bile çıkardı.

    işin özünde fantastik kurguları seven bir okuyucunun kaçırmaması gereken, bittiği zaman yeniden okumak isteyeceğiniz güzel bir kitaptır efendim. en son benim çalıştığım yerde teyzenin birinin elinde gördüm. o kadar eline alanı, kendisine esir edebilme potansiyeline sahip bir kitap. daha ne olsun.
  • kitap için yapılmış olan bir incelemede, şöyle bir başlık vardı:

    "yerli fantastikte zirve noktası"

    kesinlikle katıldığım bir nokta. erbuğ kaya, 97'den beri kurguladığı bu evreni yansıtabilecek en iyi ve en sağlam şekilde sunmuş bizlere...

    kurgu konusunda zaten bir şey diyemiyorum, "helal olsun"dan başka. bir türk yazarın özellikle bu şekilde sağlam ve detaylı ki cesaretli şekilde karşımıza gelebilmesi takdir edilesi bir olay.
  • yazari erbug kaya tarafindan, katildigi bir radyo programinda (27 kasim acik radyo - drakula istanbul'da) ikincisinin yazilmakta oldugu aciklanan fantastik roman.
  • ikinci kitabının önümüzdeki sonbahar döneminde "beşlerin çağı" adıyla ithaki yayınları'ndan çıkacağı yazar tarafından bugün duyurulmuştur. şimdiden hayırlı olsundur!
  • ikincisini heyecanla beklediğim roman ötesi eser.
  • fantastik edebiyatından ziyade rpg yazılı metnine benzeyen eser. olay örgüsü beğenilmeyecek gibi değil. okuması yer yer heyecanlı da oluyor. konuyu tanrılar üzerinden götürmesi de ayrıca ilginçlik katmış. ama konu fantastiğin "edebiyatı" olunca eserin bazı sorunlar içerdiğini düşünüyorum.

    öncelikle eserin dili vasatın oldukça altında. ilk bir kaç bölüm üzerine cidden durulmuş. yazılırken ya da tekrar elden geçirilirken oldukça düzgün hale getirilmiş. ama bu bölümler sona erdiğinde mekan tasvirleri dışında elle tutulur anlatılar kalmamış maalesef. eserin daha ik 100-150 sayfasında tasarlanan harita üzerindeki tüm coğrafik yerlere ilişkin laflar edilmesi ise boş yere kafayı karıştırıyor. benim gibi özellikle fantastiğin kurgu evrenine meraklı kişiler için bunları takip etmek eğlenceli olabilir ama kitabı okuyacak ortalama okurlar için bu kadar farklı ülke, şehir, toplum, tanrı adı edilmesi karışıklığın yanında oldukça da gereksiz olmuş (kitabın başka bir yayınevinden tekrar çıkması söz konusu olacaksa buna dikkat edilmeli bence.)

    eserde hoşuma gitmeyen bir konu da karakter isimleri. isimlerin ingilizce üzerinden okunması bir türk fantastik kurgusu için fazlasıyla tuhaf kaçmış. yani ben yazarın türk olduğunu biliyorum ve eseri yazıldığı dilde okuyorum. ama buna rağmen ortada siyoks diye okunan bir siox, şalorn diye okunan bir shalorn, luka diye okunduğunu sadığım luca, bebrey diye okunan bir bebray (aldığı eklerden anlaşılıyor) var.

    kitap, türü sevenlere keyifli dakikalar vaadetmesine karşın, türk fantazyacıların alabildiğine özgürlük vaadeden bir edebiyat türüne sadece anglo-sakson gözlüklerle bakabildiklerinin acı bir ıspatı gibi kalmış.
  • ikincisi yakında çıkacak olan kitap. sanırım 8 mart'ta satışa çıkacak, şu an ise ön sipariş verilebiliyor.