şükela:  tümü | bugün
  • genellikle bir yerden ayrılırken ya da ayrılmak üzereyken yapılan kötülükler ya da piçlikler için kullanılır.
  • hali hazirda gitmek eylemini yapmaktayken bisiler daha yapmak. araya is sokusturmak. or: gider ayak su icilmez.
  • orhan velinin bir şiirinin adı.
  • handan, hamamdan geçtik,
    gün ışığındaki hissemize razıydık;
    saadetinden geçtik,
    ümidine razıydık;
    hiçbirini bulamadık;
    kendimize hüzünler icadettik,
    avunamadık;
    yoksa biz...
    biz bu dünyadan değil miydik?

    orhan veli
  • bir nazim hikmet ran siiri;
    " giderayak işlerim var bitirilecek,
    giderayak.
    ceylanı kurtardım avcının elinden
    ama daha baygın yatar ayılamadı.
    kopardım portakalı dalından
    ama kabuğu soyulamadı.
    oldum yıldızlarla haşır neşir
    ama sayısı bir tamam sayılamadı.
    kuyudan çektim suyu
    ama bardaklara konulamadı.
    güller dizildi tepsiye
    ama taştan fincan oyulamadı.
    sevdalara doyulamadı.
    giderayak işlerim var bitirilecek,
    giderayak. "
  • kalkıyorum.
    yolcu yolunda gerek.

    bana şöyle
    eski yüzlü,
    epey hırpalanmış,
    yamalı da olsa,
    bir sevgi bulsanız.

    bütün istediğim
    bu soğukları çıkartmak.

    ahmet cemal
  • hayatımı öldürdüm sanki,
    anılarımı poşetlere dolduruyorum,
    bir pardesüyle başlayıp, aynı pardesüyle biten
    bir stampol trajedisi, dört kış görmüş boru değil,
    pardesüyü burada bırakıyorum.

    üzerine bolca çeşit çeşit alkol
    daha ziyade şarap,
    sigara külü ve çekirdek kabuğu dökülmüş,
    bir emanet halıfleks,
    bana hatırlatacağı şeyleri hatırlamaktan korkuyorum;
    halıfleksi burada bırakıyorum.

    nadiren ama her defasında leziz pişirmiş,
    ve mutlaka keyifli yemelere aracı olmuş,
    ama aslında daha çok,
    saç yıkamak için su ısıtılmış
    bir bakır tencere,
    doğurmasını isteyeceğim tek tencere bu,
    tencereyi burada bırakıyorum.

    bir şeyleri burada bırakıyorum;
    kendimi bir parçasını tam burada,
    bir parçasını evin bir yerlerinde,
    yine bir parçasını stampol'un muhtelif yerlerinde,
    kendimin bir parçasını "sen" denen şeylerde,
    bırakıyorum,
    giderayak, kendimi, paramparçalıyorum.

    kedileri, horozları, örümcekleri,
    uyutmayan horozları vurmak için aldığım oyuncak tabancaları,
    şu lanet lahmacuncunun kartını,
    kolumun alçısını, televizyon sancısını,
    boyumun ölçüsünü,
    giderayak,
    sigarayı da bırakıyorum.

    geldiğim gibi gitmiyorum,
    gittiğin gibi de değil,
    ama mecburen seni de,
    oralarda bir yerde,
    ama maalesef burada
    ve ne mutlu ki şuramda,
    şuramda, şurada ve şuracıkta
    bırakıyorum.
  • arkandaki kıza aşık oldum, içmeye gidiyorum
    barmene gıcık oldum, dayak yememek için gidiyorum
    kediyi sulayıp çiçeklerin kumunu değiştirmeye gidiyorum
    bu yollardan en geç ben geldim, önce ben gidiyorum
    en önde gidiyorum, trampet çalıyorum ulan,
    görev verilse flamayı bile taşırım
    görev çıkmış mı ona bakmaya gidiyorum
    eski sevgilililerime ne hıyar beraberlikler yaşadığımızı anlatıp kahkahalar atmaya gidiyorum
    çünkü yenilerine anlatamam, tadı kaçıyor
    ancak benim çözebileceğim bir dava varmış, şefi kırmamak için gidiyorum
    gidebileceğim daha neresi varmış, merak ediyorum
    taa ebesinin zirvesine kadar yolum varmış, akutçu bir kararlılıkla oraya gidiyorum
    “haketmek için kurulacak, insanlığa ziyan diyaloglara tahammülüm kalmadı” diyerek,
    laleli’ye güzel bir rus veya romen bulmaya gidiyorum
    asmalımescit’te içki çok pahalı, evde küvette votka damıttım içinde boğulup efsane olmaya gidiyorum
    çok mutluyum, mutluluğum tehlikede olduğu için gidiyorum
    hepinizden sıkıldım., “devren çevre” ilanı vermeye gidiyorum…
  • grup tını'nın vokalisti olduğu dönemde feridun düzağaç tarafından "değil miydik" adı altında bestelenmiş ve seslendirilmiş şiir.
    (bkz: öğrenci indirimi)
  • bu hep böyle oldu
    ben hep bende kaldım

    toparlan hadi ağlama artık
    ayrılıklarda sevgiye dahil
    sigaraları dergileri çantana koydum
    kazağını yanına al
    geceler soğuk olur bolu dağında

    kendine iyi bak
    habersiz bırakma beni
    telefon aç faks çek
    benim için kaygılanma
    yokluğunuda omuzlanırım
    nasıl yüklendiysem sevgiyi

    bunlara benzer laflar edecektim
    seviyorum diyecektim öpecektim
    sarılıp kucaklayacaktım seni

    özürlü bir çocuk gibi bakakaldım ardından
    gözlerimde iki damla yaş
    ellerimde ellerinden kalan bir sıcaklık
    içimde yanlış sollanmış bir kamyon
    içimde üç ölü beş yaralı ..