şükela:  tümü | bugün
  • ah muhsin unlu'nun bildigim tek siir kitabi. istanbul'dan new york'a fotokopisi geldiginde aglatan siir kitabi.
  • cahit zarifoğlu'nun "ve bunları elbette çabucak geçelim sevgilim" mısaıyla biten bir kitap. nasıl başladığını aziz okurlara bırakıyorum. ama malumdur ki feci halde şiir gibi; yemin ederim şiir gibi başlıyor, vallahi şiirle başlıyor.

    "burçak beni sevmiyor" bölümü bir harikadır. bu kitap kapağıyla ve de muhtevasıyla bir harikadır. kapağında ferdinand hodler'in "hayal kırıklığına uğrayanlar" adlı resmi var.
  • ah muhsin ünlü müstear isimli şizofrengi şairinin arafta ve ipin ucunda duran bütün muhteremlere hediyesi*. ayrıca okuduğum en iyi şiir kitaplarından biridir. iliklere işleyen şiirler vardır, hatta hemen hepsi işler.
  • modern türk şiiri göz önüne alındığında en iyi "ilk kitap"lardan biridir.
  • ikinci baskısının sel yayıncılık tarafından yapılacağını duyduğumuz kitap. hatırlanacağı üzere birinci baskısı şairin kendisi tarafından yapılmış, bir şehir efsanesi gibi, kulaktan kulağa, elden ele yayılmıştı.
  • sel yayıncılık,* gidiyorum bu'yu yayımlayarak şairine bir selam çakmıştır.
    murat menteş'in deyimiyle gidiyorum bu, ironi şoku, estetik fırtınası, heyecan aşısı... büyü katına yükseltilmiş bir edebiyat işçiliğinin ürünü. ah muhsin ünlü, faydalı, bereketli, demli bir çılgınlıkla, modern türk şiiri’nde müstakil bir zirve inşa ediyor
  • icinden rastgele misralar secilmesini bekleyen yoksa ipe sapa gelmez, anlamsal butunlukten yoksun kelime oyunlariyla dolu siir kitabi.
    bir de bu yazdiklarimi yalanlarcasina su misralari barindiran ("madem boyle yazabiliyordu, niye onca sayfa sacmaladi?") kitap:

    "[...]
    ayakkabilarini kapimin onunde gormeyi istiyorum!
    cunku bu,
    seni seviyorumun icine nal salmak demektir
    ve hareketinin bana durdugunu akla uydurur.
    oysa seni sevmem toplumu mesru kilar
    ve gitmen beni dile indirger sevgilim"
  • edebiyattan nefret ediyorum ama bu sana ne tür bi tabanca saglar ki?

    "...
    sevgili $eyhim;
    ben allah'i cok seviyorum.
    onu dü$ününce icim titriyor; elim ayagim solugum, her $eyim kesiliyor.
    ama ona bir türlü acilamiyorum.
    ne yapmaliyim?
    ..."

    "...
    ama yine de sirf sen sürdürebil diye ayin alninda melekce
    ve $üpheye dü$meden kelebek besleyebilsin diye bir padi$ah acikca
    benim alip kini
    öte yana gecmem gerektir
    icinden memleketi cekeyim diye.
    hem dü$ünsene; bu bizi nasil da imparatorluklastirir!

    yoo, hayir! omzunu acma. omzun ideoloji ta$ir.
    ..."*
  • çok eski günlerdi.
    her biri pastel renkli, dümdüz kapaklarında sadece şizofrengi yazan, birçoklarına göre şu memleketin gelmiş geçmiş en iyi şiir, edebiyat, anı,öykü, yorum, deneme, derleme dergisinin, en güzelinden ve şahanesinden mis gibi edebiyat dergisinin neden ayda bir çıktığına, çoğunlukla geç öıktığına, bazen bir ay çıkmadığına öokça hayıflanarak sayfalarını sömürdüğüm, durup durup içine gömüldüğüm, durup durup içime gömdüğüm, gömülmüş gibi içinde durduğum sayfalarında ah muhsin ünlü ile tanıştım. okumaya, koklamaya, okşamaya, hasbıhale doyamadığım bir garip refik gibiydi, tanışmadan tanıdığım.
    tam da bugün, en eski kitapların arasında, sakladığım kitap çeyizimin arasında,
    tevafuk icabı zahir, mecburen toz toprak, aç biilaç dolanırken,
    elimde kalmış yedi sayısını teker teker handiyse okşayarak okurken
    benim ıslak ellerimle tutamadığım tüfekle ta ciğerimin cılk köşesinden buzdan bir kıymık gibi vuran ciğerli adamın kalanlara selamı.
    işte o has deli, as akıllı, tam yürekli, ham şair adamın ilk ve tek, kimbilir, muhtemelen de son, toplu neşriyatının ismi.
    bir halet-i ruhiyenin, bir hale-i ruhun da cismi, resmi.

    ah muhsin ünlü ah, kaç tane ah yetebilir ki adının önüne konmak için?