şükela:  tümü | bugün
  • gunumuz kultur, din, ekonomi ... yapisinin olusmasindaki en onemli faktor...
  • "çevirenlerin çevire çevire bunu mu çevirdik dedikleri dünyanin en mantiksiz kurgusu en zayif,
    en dangalakça destani.
    eski insanlarin ne seviyede denyo olduklarini müşehade etmek için
    iyi bir firsat."

    aferin sana 99 model denyo otis, bu entry ne kadar sevilmese haklidir.
  • sumer mitholojisi
    okuyun ilgilenin arastirin

    (yillar sonra editi: ahaha "okuyun ilgilenin arastirin" nasi ya? sumer mitolojisi yazip birakmisim benden bu kadar gerisini siz getirin hesabi olsa gerek)
  • hz muhammed'in kaynak göstermeden alıntı yaptığı eser; nuh tufanları*, kızıl denizlerin* yarılması destanımızın içinde biryerlerde anlatılagelir.
  • sümer-babil ortak yapımı olan gılgamış (kimi kaynaklara göre gılgameş) destanı, insanlığın en eski ve hatta en büyük edebiyat eseridir; yazındaki ilk insan kahraman olan gılgamış'ın yaşam bilgeliğini ve töz bilgisini arama öyküsüdür..
    bu bakımdan da, diğer estek köstek destanlardan bir hayli ayrılan ve insanlık tarihi hususunda pek mühim bir yere sahip olan; anlayana destan, anlamayana uykudan önce masalı gelen şahika..
  • yazıldığı döneme bakınca harikalığı daha da artan,insanın nasılda doğaya ait olduğunu gösteren destan

    ...herşey üzerinde etraflıca düşünmek doğru bir davranış.fakat gereğinden fazla derin düşüncelere dalmamak lazım,yoksa insan yanlış birşey yapacağı korkusuyla hiçbir şey yapamıyacak hale gelir.yaşam devam ediyor,biz nasıl ağaçlara muhtaçsak,onlarda aynı şekilde bize muhtaç.demek ki herkes için yapacak çok şey var daha.ve belki yaşamımızı biraz daha anlamlı kılmayı başarabiliriz.yeter ki çok fazla gürültü çıkarmıyalım,yoksa ağaçların hakkımızda söylediklerini işitemeyiz...
  • birçok farklı yorumu olan (ki ben en az 3 farklı yorumu gördüm) bu destan en ... (şimdi basit derim olmaz, komik derim hiç olmaz ama güzel fakat edebiyat dili olarak yetersiz desem belki olur) biçimde "türkiye'nin ilk sumerologlarından" muazzez ilmiye çığ tarafından "gılgameş - tarihte ilk kahraman kral" adıyla kaleme alınmıştır.
    öncelikle şunu belirtmeliyim ki destan farklı kaynaklardan (sümer, babil ve sonraki birkaç uygarlık) derlenmiş ve hala bir kısmı bulunamamış tabletlerden toparlandığı için kimi farklı yorumlarda tutarsızlıklar görülebilir (evet tsan chan arkadaşım).
    şimdi biz muazzez hanımın yorumuyla yaklaşırsak olaya, önce şunu söyleyebiliriz: gılgameş tarihte bilinen ilk kral kahramandır, ayrıca üçte bir insan-üçte iki tanrı olan bu kahraman bize tutkuların bitmezliğini ve o çağlardan günümüze insan beynini kurcalayan kimi temel soruların değişmezliğini göstermesi bakımından önemli bir şahsiyettir.
    ilk uygarlıkların beşiği olan mezopotamyadaki uruk şehir devletinin kralı olan gılgameş'ın nasıl kral olduğu, nasıl doğduğuyla ilgili de çelişkili görüşler vardır ama bilinen birşey vardır; o da bu kralın halkı tarafından çok sevildiğidir, ta ki kralımız yalnızlıktan ve kendi seviyesine göre bir arkadaş bulamadığından yakınana ve hatta dellenmeye başlayana dek. (bu noktada tutarsızlıklardan biri ortaya çıkacaktır, bu da enkidunun ortaya çıkışıyla ilgili farklı yorumlardan kaynaklanır). bu sıkıntıdan onu kurtaracak kişi başta düşmanı ama sonradan en iyi (ki zaten tektir) dostu olan enkidudur. enkidu ile birlikte yenilmez canavarları altetmesi ve birçok kahramanlıklara imza atması zaten onun adını daha da pekiştirmiştir tarih sahnesinde. gel gör ki enkidu ölür ve kahraman kral yine yalnızlığa mahkum olur. bu olay kralın tekrar dellenmesine sebep olmakla birlikte yeni bir problemi de-ölümsüzlük problemini- beraberinde getirir. ölümsüzlüğe ulaşma isteğiyle yanıp tutuşan kahramanımız kendini dağa taşa salar ve ölünmsüzlüğü araştırmaya koyulur. bizim aslında nuh tufanı diye bildiğimiz olayın utanapiştim (bkz: utnapiştim) dilinden anlatısıyla karşılaşan ve ölümsüzlüğe ulaşamayacağını anlayan gılgameş sadece gençlik otuyla yetinmek durumunda kalır -gibi olur- (bkz: gılgamesh/4). oysa sonunda gençlik otunu da elinden kaçıran gılgamış kaderiyle baş başa kalır, ülkesine döner ve ... masal da burada biter. (masal dediğime bakmayın, destanımızı muazzez hanım aynen bu üslupla yazdığından bana da masal gibi okumak ve anlatmak düştü)

    edit not: muazzez ilmiye çığ türkiye'nin ilk sümeroloğu değilmiş ilklerden biriymiş, vesselam ben de değiştirmişim
    (eski: türkiye'nin ilk sümeroloğu
    yeni: türkiye'nin ilk sumerologlarından)
  • biraz teknik bilgi:
    -toplamda 2900 satır olduğu sanılan destanın sadece %60'ı tam olarak bulunmuştur.
    -11 tablet (1872'de bulunmuş) üzerine yazılmış olan destanla ilgili 12. bir tabletin de (ki bazıları burda yazılanları destandan bağımsız olarak görürler) varolduğunun anlaşılması destan üzerindeki ilgileri arttırmış ve 11. ve en iyi korunmuş tablette yazan nuh tufanı benzeri hikaye birçok soruyu akla getirmiştir.
    -destanın yazılı olduğu tabletler kırık ve eksik olduğundan ve farklı kişiler tarafından birkaç farklı şekilde (en az üç kez yazıldığı biliniyor, son yazımın babilliler tarafından yazıldığı sanılıyor) yazılmış olduğu bilindiğinden hikaye birçok yerde tutarsızlıklar veya yazarlarının yorumlarına bağlı değişkenlikler göstermektedir.

    (hmm bu arkadaş yeterince ayrıntıya inememiş (e yuh yani, olmadı kitap yazalım), hala kafamda sorular var (e olacak tabi), hani bir yardımcı olsanız da kitabı hiç okumadan tüm ayrıntıları öğrensek (oo daha neler) diyenler varsa sus ve araştırmaya devam et derim, ne diyeyim)
  • benim bildiğim versiyonunda ölümsüzlük bitkisini bulan gılgamış bitkiyi yemeden önce azıcık kestirmek ister (yorgun düşmüştür) o uyurken de bir yılan gelip bitkiyi yutar, yılanların her bahar deri değiştirmesini destan bu olaya bağlamıştır...
  • bir versiyona göre de gılgamış yol kenarında bir göl görür ve biraz serinlemek için suya girer. yılan bu arada gelir, gençlik otunu yer ve bir anda gencecik olur