şükela:  tümü | bugün
  • dr. gillian alban, uskudar amerikan lisesi'nin ingilizce ve ustun seviye ingilizce (english honors) ogretmeni.

    dr. alban, alabina ya da albanac gibi takma isimleri vardi benim zamanimda.. (dusun, sene 1942..)
    shakespeare manyagiydi sonra. bilmez ki zavallim ilk shakespeare ogrenme denemelerimizde tek kelime bile anlamadigimizi, anlayanin sinifca afaroz edildigini.. yine de kendisi yilmayip bir sekilde ogretmisti. zorla da olsa, hala shakespeare ukalaligi yapabiliyorsam bu kadina borcluyum. ve diyorum ki, bunun gibisi yoktur. ilginc insan. super kisilik. olaganustu ogretme kapasitesi.

    boyle reklami baskasina yapmam ha..
  • genis alni, rahatsiz edici sense of humori, basarisiz yesil farli makyaji, ve surekli parlayan cildi bir yana, ual'in gordugu en iyi ingilizce hocalarindan.
  • shakespeare i dunyanin en iyi oyun yazari olarak goren, entelimsi duzeyde esprileri bir kisim insanin hosuna giden, essay yazdirmayi pek bi seven teyze. ayrica uaa'daki en sevdigim hocam olur kendileri.
  • beni dmitri şostakoviç karşılığında gustav mahler'le tanıştırmış kişi.
  • uskudar amerikan ve bogazici bir yana dursun istanbul'da (hatta turkiye'de diyerek abartacagim durumu) alabileceginiz, gorup gorebileceginiz en iyi ingilizce edebiyat egitimini veren, dersinde kati oldugu halde, insan olarak ogrencilerine cok sevecen yaklasan, oxford mezunu oldugunu gururla daglara taslara haykiran kisi. doktora tezini verdiginden beri kendisine ms., gill, veya professor unvanlariyla hitap edilmesine siddetle karsidir, dr. alban'dan baska hitap kabul etmemektedir... ayrica 17 yasinda yazdigim james joyce essayime hayatimda hayal bile edemeyecegim bir not vererek sasirmama ve de sonrasindaki "bunu sen mi yazdin, emin misin" sorusuyla kendisini de sasirttigimi anlamama sebep olmustur.* *
  • lise yıllarında bana 'wasted talent' diyen hocam. (tembeldim o ayrı)
    olay şöyle gelişir 'bülbülü öldürmek'i (to kill a mockingbird) bitirdikten sonra yaptığı sınavdaki en son soru zeka özürlü karakterin ağzından scout'a mektup yazmaktı. 5 dakikam kalmıştı, salladım ve sonuçta sınıftaki en yüksek notu aldım. niye? mrs. alban cidden zeka özürlü bir insanın ağzından yazar gibi yazdığımı sanmıştı. durum öylemiydi... malesef hayır...

    not: ha bi de hazırlıkta kendisine 'you're like a refrigerator' demişliğim var.
  • bridget jones'un kitaplarını değil ama filmlerini çok ama çok sever kendisi. sabahın köründeki derslerde bile muhteşem bir enerjisi vardır; adrenalin fışkırtır resmen. bir de söylemekte fayda var; sahip olduğu yüzükleri, fularları ve diğer takıları falan satsa zilyoner olacağından emin olduğum süper hüper, sahip olacağınız en bomba öğretmenlerdendir.
  • feminizmin dibine vurmus iyi ingilizce ogretmenidir. ogrenilen ingilizce okudugunu anlama bu doktor sayesine vuku bulmustur. erkekleri bronte ve austen iskencesinden gecirmistir. biraz sinif onunla inatlasmis o da sinifla inatlasmistir. sonucunda ise fischer'in lobisi yuzunden bir yaprak gibi koca agactan kopmustur. tabi bunlar essek gibi her hafta(4 sayfa zannedersem) kitapta okudugumuz kisimlar hakkinda yazi yazdigimiz gercegini degistirmez.ual'in en iyi ingilzcesiydi. fischer'a bu doktor ustunden laf giydirildigi de gorulmemis degildir.
  • iron maiden dinliyor.
  • kendisine dr.alban diye hitap ettirmekte bir hayli ısrarcı, giyimiyle, takılarıyla, gençliğinde hippie olduğu izlenimi bırakan, derste türbanlı ve kot pantolonlu bir arkadaşa ''üstü forma, altı sorma''vari bir tabirle ''giyiminle bize ne anlatmak istiyorsun?'' gibisinden bir soru sorarak semiology'nin amına koymuş bir bağyan, ingiliz dili ve edebiyatı profesörü.