şükela:  tümü | bugün soru sor
  • top oynayan çocukların çığlıkları, topun sürekli pencere demirine çarpması, apartmana giren çıkan herkesin rahatsız etmesi, saymakla bitmeyen sıkıntıları vardır.
  • röntgene açık alanda oturmaktır.
    ev sahibinin kapının önünden geçerken camdan içeriyi kesip, hiiiç de farkedilmediğini sanan bir vurdumduymazlıkla namaza gitmesidir.
  • kişisel hedeflerim arasına ara kat daireye çıkmak maddesini aldım artık. ben de artık aydınlık ev istiyorum, ben de artık içeri bir şey girecek mi korkusundan bir nebze de olsun kurtulmak istiyorum.

    - sürekli kedi girmeye çalışıyor eve. sineklik var ama pençeliyor ipne. kedi dışında da sesler mevcut da kendimi kedidir kedi diye kandırmaya çalışıyorum. rüyamda bile eve bir şeyler / birileri giriyor. yalnız yaşamak da zorluyor sanırım artık. ara kat daireye çıkmak belki daha güvende hissettirir.

    - esmiyor efendim. esmiyor. hava akımı sıfır.

    - apartmanın en küçük dairesi oluyor bu. balkonsuz oluyor. gerçi istanbul'da artık evleri balkonsuz yapıyor laz mimarlar. kafama takmıyorum balkon mevzusunu.

    - aidatı tam veriyorsun da aidatın dahil olduğu masraflarla ilgin olmuyor.

    - bütün mahalle her sesini duyuyor. özellikle yaz mevsiminde camlar açık olduğundan özel hayat diye bir şey kalmıyor.

    - genelde karanlık oluyor bu evler. benimki çok şükür aydınlık sayılır ama üst katın astığı çamaşırlardan sızdığı kadar artık ışık, idare ediyorum.

    - biri içeri bir şey atacak mı, elini sokacak mı korkusu da oluyor. ha zaten evin kenarından geçerken gözler içeride.

    hiyerarşik bir düzen midir bu? ev sahipleri hep en üst katı kendilerine layık görürler mesela.

    giriş kattan daha kötü bir şey varsa, o da kıç kadar saçma camlarla insanları yaşamaya zorladıkları bodrum / yarı bodrum / kot dairelerdir. eskiden kömürlük yaparlardı bunları, şimdilerde 250 binden * / 1500 liradan * alıcı arıyorlar... zalımsın hayat.

    tabii en kötüsü evsiz kalmak. barınmak en temel ihtiyaç. kimse kimseye muhtaç olsun istemem.

    birinci kat olsa hırsızdan yine korkarım, 2 ve üstüne talibim. hayaller teraslı çatı katı tabii.
  • genelde çamaşır kurutma askılığı kullanmaya mecbur eden durumdur. kapıcıyla yüz göz olunmuşsa arka bahçeye asılır ama bu sefer çalınma korkusu olur, donunu monunu asamazsın, bütün apartman astığın elbiseleri görür. söylemek istemem ama yerdeki hamamböceğinin kolaylıkla pencereden içeri girmesi olayı da var. yani zor iştir giriş katta oturmak.

    (bkz: think twice)
  • asansörü hiç kullanmayıp ücretini aidatın içinde vermek zorunda kalmaktır.
  • - aydınlık , güneş alan ve serinlik açısından muazzam bir ev bulma şansınız olabilir, evinizin büyük bir bahçesi ve bir sürü pencere önü ve pencere önü çiçekleri olabilir. enseyi karartmayın. mümkün olduğunca kot 1 lanetinden uzak durun, bir bakmışsınız düz giriş, tatlı bir ev karşınızda.

    - salonunuzun apartman girişine bakmamasına özen gösterin, o girişteki salak sensörlü aydınlatma sabaha karşı 5'te yandığında aklınıza ilk gelen komşularınız ya da kediler olmuyor. yatak odanız salonla bitişikse ve sensör bozulup gece boyu ışık yanarsa, tebrikler, artık uyku size haram.

    - salon pencerenizden gördüğünüz o büyük, güzel bahçeye geceleri bakmayın. karabasan teyze geliyor sonra oradan, çok mantıklı düşünseniz de kendisi yataktan çıkamamanız için elinden geleni yapıyor. lanet kadın. siyah çok yakışıyor ama beni bir rahat bırak.

    - banyodaki çamaşır makinesi giderini bir taşla tamamen iptal ederek işe başlayın, çünkü bazı "minik" sevimsiz arkadaşlar makine hortumunu kemirmek suretiyle size çaya gelebilirler. iki kediye rağmen. üç şişe çamaşır suyuyla, eldivenlerle delirmeniz işten değil. çok cesursanız ve iptal etmezseniz, banyo kapısını hep kapalı tutma alışkanlığınız davetsiz misafirleri epey engeller. (farelerin kuyruğu genişliğinde her yerden geçebildiği bilgisi, ziyaretinize gelen farenin büyüklüğü hakkında biraz dehşet ve çokça fikir verebilir size.)

    - pencerelere önce parmaklık, sonra tel taktırmayı ihmal etmezseniz çok iyi olur. ziyaretçilerle başa çıkmak için diyorum. sonra bir bakmışsınız evde altı yavru kedi var.
    (bu yaşanmadı çünkü ilk yaptığım şeydi.)

    - altı yavru kedi riskini, fareyi, börtü böceği atlattınız, değil mi? ama karıncalar, işte onlarla başınız büyük derde girebilir. öldürmeyin, yazık harıl harıl çalışıyorlar hem, uzaklaştıran sıvı bir zımbırtı var. onlardan kullanırsanız geçerken uğramıyorlar bile.

    - sahile yakın bir evde yaşıyorsanız özellikle, rutubetin önünü kesen tek yolun evi havalandırmak olduğunu unutmayın, o pencereleri gerekirse hiç kapatmayın.

    - ön bahçenizi çok sevmeyin, bir süre sonra oraya yerleşen yavru erkek kediler pencerenizin önünde serenat yaptığında işler dayanılmaz bir hâl alacak.

    - pencerenizden kedilerle konuşan çok olacak. evde olduğunuzu fark etmeyebiliyorlar bazen. onlar kedilerin arkadaşları, sizin değiller diye bozulmayın. hem ev sahibinin oğlu çok tatlı bir kedi arkadaşı, kedi diliyle sohbet ediyor, tuhaf insan sesleri çıkararak değil de miyavlayarak. siz bile miyavlamıyorsunuz, kediler sayenizde dillerini unuttular. bozulup durmayın, onlar kedilerin arkadaşları, kediler en çok sizi sevecekler yine.
  • apartmana gireni, çıkanı iyi biliyor olmak demektir. dedikodunun hası bunlarda olur.
  • 4 tane kedisi olanlar için en güzel seçenek. kedi kumu ve bok temizleme derdi olmuyor...
  • güvenlikli bir sitede oturulmuyorsa tüm balkon ve pencerelere demir çekilip tüm keyfi piç edildikten sonra güneşsiz, soğuk ve gürültülü evde oturmaktır.
  • yazin cami acik unutup yatarsan gecenin bir yarisi evin salonunda hirsizla karsilasma ihtimalinin yuksek oldugu durum.

    (bkz: based on a true story)