şükela:  tümü | bugün
  • eger lean startup, startup owner's manual, business model generation, rework kitaplarini okuyup techcrunch, venturebeat, recode, verge gibi siteleri duzenli takip ediyorsaniz bu arkadaslari dinlemenizin pek bir anlami yok (ne yazikki zaman kaybi, bir nevi turkce servisi gibiler) ama bunlari yapmiyorsaniz ve hala girisimcilik kavrami ile ilgileniyorsaniz (ki bu super tezat bir durum) en azindan jargon hakkinda fikriniz olmasi icin dinlenebilecek bir podcast
  • geçenlerde 40 küsür yaşında bir konuk alıp, adamcağıza ‘sektörün dinazoru’ iması yapıldı. ben de 45 yaşımda kodlamaya başlayıp, aklımdaki ‘all for one coffee’ uygulaması için kendimi gazlamaya çalışıyordum. hafif demoralize oldum. fakat ileride şöyle bir sahneyi düşünüyorum şimdi ‘- all for one coffee almış yürümüş, milyon dolar exit yapmış, girişimci muhabbeti beni konuk alıyor, ben kayıda başlarken gençleri tek tek süzüyorum ve ‘-beni hatırladınız mı diyorum, işte o kapınızda..... aman neyse, affettim hemen, güzel güzel muhabbet ediyoruz sonra.
  • mesela politically correct bir terimdir. politik doğruculuk diye çevirdiğinizde tam karşılığını bulmuyor diyebilirsiniz ve bir terim olarak kullanabilirsiniz. fakat

    hire etmek
    experience'imiz
    perform etmek
    survive etmek

    gibi kelimeler ingilizce de değil türkçe de değil.

    benim 15 senedir almanya 'da daha uzun süredir avustralya'da ve bir o kadar süredir amerika'da yaşayan farklı arkadaşlarımın türkçesi ilk günkü kadar berrak devam ediyor. yani ben hep ingilizce konuştuğumdan ağzıma yapışıyor açıklamasını çok kabul etmek istemiyorum.

    ingilizce podcast tamamen gereksiz bir iş. bu podcast'in kitlesi türkler. türkiye'de yayınlanıyor. uluslararası bir pazara girilecekse tamam ama bunu dışında ingilizce podcast saçma. fakat yapacaksanız yapın arkadaşlar ya da türkçe yapın istiyorsanız fransızca yapın. ama hire etmek, buy etmek gibi hiçbir dile ait olmayan cümleler kelimeler duydukça ben irrite oluyorum.
  • 15 ağustos 2018 çarşamba akşam 20:30 buluşmasında, iki yapımcısını daha da yakından tanıdığım podcast serisi. şimdi onların dedikodusunu yapacağım.

    öncelikle belirtmek isterim ki, işsiz barış'ın ve çapkın samican'ın spontane düzenlediği buluşma, 31 mayıs'ta yaptığımız buluşmadan çok daha güzel oldu. çünkü görece daha az insan geldi ve buna bağlı olarak daha samimi bir atmosfer oluştu. bu seferkinin alkollü olmasının da etkisi olabilir.

    barış podcastlerde dinlediğinizin aynısı zaten. podcastte sevdiyseniz yüz yüzeyken de seviyorsunuz. son derece gerçekçi, ama bir o kadar da fütürist, upuzun boylu fakat bir yandan da zapzayıf, zaman zaman sert ama yeri gelince pamuk kadar yumuşak, uzman bir ekonomist buna mukabil etkin bir pazarlama dehası... diye uzar gider. barış'a evlilikle ilgili bir kaç şey soracaktım ama unuttum ya. laf lafı o kadar çok açtı ki aklıma gelmedi.

    bir başka özelliği de barış abimizin, şeker tüketmemesi. adam bildiğin şeker içeren hiçbir şey yemiyor veya içmiyor lan. gerçekten saygı duydum. şeker içermeyen bir şarap aldı frankofonumuz.

    diğer podcaster samican ise, 'falan filan' dan başka şeyler de söyleyebiliyor, tüm gece bana troll samet diyip durdu :) hayır biz mi lakap takıyoruz bize mi lakap takılıyor anlamış değilim. eyy samican, seni bizler var ettik.

    şaka bir yana ikisini de çok sevdim. o samimiyeti o kadar iyi hissettiriyorlar ki gümlet medya olarak, sanki yıllardır tanışıklığınız varmış gibi bir hissiyat oluşuyor içinizde. zaten beklentim de o yöndeydi, beklediğim gibi oldu, güzel oldu.

    pompacı tuna'yı da yüz yüze tanımak isterim. eminim o da en az samican ve barış kadar samimidir. bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim.

    bu adamların yaptığı iş o kadar değerli ki, şayet gelecekte ülkemizden bir unicorn çıkarsa, kesinlikle bu gibi insanların dolaylı etkilerinin sayesinde olacağını düşünüyorum. insanlara gaz verme, tecrübe paylaşma ve paylaştırma gibi çok kritik bir görevleri var, tıpkı öğretmen gibi. girişimci dünyasının hocaları veya en azından bilgi paylaşım platformu durumundalar şu anda. herkesin devlete kapak atma veya kurumsalda çalışma merakında olduğu bir dönemde, karanlıkta yakılan bir mum gibiler. devlette ya da kurumsalda çalışmak kötüdür demiyorum fakat, hem ülkemize hem de insanlığa, girişimcilerin katkı sağlama potansiyellerinin çok daha fazla olduğunu düşünüyorum.

    neyse yeter bu kadar övgü.

    bence ekim-kasım gibi barış ve tuna birlikte gelebilirler ankara'ya. tabi ikisinin de aynı anda boş bir zamanı olursa. daha büyük çaplı bir buluşma yapılır. bu sayede ankara içi girişimci nüfus daha çok tanışıp, kaynaşmış olur. belki de türkiye'nin 100-200 milyar dolar değerlemesi olan girişimleri ankara'dan çıkacak :)
  • (bkz: #63932683) deki elestirileri 10 kasim tarihli episodeda konu etmisler. ben sahsen cok dinlemiyorum. konular meslegimin ve merakimin disinda ama su ulkedeki ortaya hicbir bok koymayanin birsey yapmaya calisani elestirmesinden inanilmaz bikmis vaziyette oldugum icin iki cift laf etmeden gecemeyecegim.

    bir ornek vereyim. babamlarin yasadigi apartmanin boyasizliktan disi dokuluyordu.apartmandaki biri bunu is edindi yoneticiyle beraber ugrastilar ettiler zor da olsa para topladilar. sonra boyattilar. peki ne oldu boyanin renginden tutun da kalitesizligine cok para harcandigindan az para harcandigina kadar bir suru elestiri. burasi klasik bir hikaye ama benim gozlemim su oldu. aidat toplarken parayi vermek istemeyenler fazla bulanlar biraz daha para verseydik daha kaliteli olsaydi elestirisini yapmasi. boyanin rengi konusulurken cekimser kalanin rengi begenmemesiydi. yani bosver be kardes. sen birseyler yapmaya calisiyorsun. gordugum kadariyla da akici bir podcast. siktiret bu loserlari.
  • şahane podcast, hele ki son opsgenie bölümü ufkumuzu aştı.

    benim naçizane önerim daha çok founderı podcaste çıkarmaları olucak. amerikan national public radio'nun "how ı built this" diye bir programı var. opsgenie bölümünde olduğu gibi bir startupın kuruluşundan serpilmesine kadar olan süreci baya hikayeleştirerek ve founderlerı konuk ederek anlatıyorlar. işin hikaye kısmı daha da ön plana çıkıyor yalnız ve dinleyicinin içinde bunlar yaptıysa biz niye yapamayalım kıvılcımı doğuyor. benim bu üç güzel abimden isteğim founderlarla yaptıkları podcastlere ağırlık vermeleri, bu startupları ön plana çıkartan "value proposition" ve "customer development" kısmını ve başarısızlıklarından nasıl ders aldıklarını daha çok vurgulamaları olucaktır.

    ayrıca şu an kurumsallara burun kıvırıp bir startupta canla başla çalışma hevesimi kazanmamda büyük pay sahibiler. her geçen gün ne kadar da doğru bir karar vermişim diyorum, çılgın gibi sorumluluk alıp çalışıyorum, ofise gitmeyi iple çekiyorum var mı böylesi?

    bu daha ilk entryim devamı gelecek
  • slack komünitesiyle birlikte tadından yenmiyor.

    davet istemek için:

    http://girisimcimuhabbeti-slackin.herokuapp.com/
  • ilk bölümlerdeki samimiyetinin azalmasının hayatın olağan akışı olduğunu düşünüyorum. dinleyici sayısı arttıkça elbette podcasti hazırlayan kişiler özel hayatlarından (örneğin aşk hayatları) daha az olay paylaşmaya başlayacaklar ve siyasi söylemlerini daha aza indirgeyecekler. kendi konularıyla ilgili olayları ise hala aynı samimiyet, şevk ve heyecanla anlattıklarını düşünüyorum.

    tuna'ya ilk katıldığı bölümlerde hiç ısınamamıştım, zaten kendisi de son bölümlerdeki kadar konuya dahil olmuyordu diye hatırlıyorum. şu an onun olmadığı bölümlerde yokluğunu inanılmaz hissediyorum. birlikte ve belki de çoğalarak umarım daha da güzel işler yaparlar.
  • yayin hayatinin basindan itibaren samicanin apsiyonda calismaktan vc olmaya gecmesi, barisin issiz kalmasi* ve sonra justmopla calismaya baslamasi, tunanin katilmasi ve en son barisin baba olmasina tanik oldugumuz podcast.

    son donemlerde turkiyenin girisimcilik ekosisteminde haftada bir saatlik bir icerik uretebilecek kadar haber olmadigi icin girisimcilik haricinde konulara kayabiliyorlar maalesef.

    berlin temelli iot girisimi sixfab'le bir bolum cekerlerse guzel olur hem ekosistemleri ve pazarlari karsilastirmak hem de (anladigim kadariyla) kâra gecebilmis bi startupi tanimak acisindan.
  • ust uste oluyor bu sanirim 5. entry'im ama az once 193 dinledim ve yazmadan edemedim.

    bence mutlaka reklam almalilar. ortada emekleri var ve bundan gelir elde etmek gayet normal.

    fakat samicanin bahsettigi model , olayin samimiyetini kacirabilir bence.

    ben dinledigim how i built this, planet money v.b. podcastlerde anonslar seklinde duyuyorum reklamlari. genelde bolumun basinda onceden kaydedilmis bir reklam donuyor ve sonrasinda bolum basliyor. boylece konu ve reklami keskin bir cizgiyle ayirdiginiz icin samimiyetinize de golge dusmuyor.

    bolume cagirdiginiz konuktan/sirketinden para almak bence yanlis olur cunku sizin o konuga oldugu kadar onun da size katkisi var. ama konuk tercih ederse bolumun girisine reklam verebilir.

    bunun icin bir sirketin gelip reklam vermesini beklemeye gerek yok. bolum sonunda butun podcastleri 5 dk boyunca hatirlatmaniz biraz sikici oluyor ben acikcasi o noktadan sonra kapatiyorum. onun yerine her podcastin sunuculari kisa kisa kayitlar yapabilir ve yukarida bahsettigim formatta aralara bunlari reklam gibi sokmaya baslayabilirsin. zamanla disardan reklam aldikca kendi podcastlerinizin reklamini azaltirsiniz.