şükela:  tümü | bugün
  • harikulade bir giriş cümlesine sahip saatleri ayarlama enstitüsü.

    --- spoiler ---

    beni tanıyanlar, öyle okuma yazma işleriyle büyük bir ilgim olmadığını bilirler.
    --- spoiler ---
  • devrim vaktiyle bir ihtimaldi ve çok güzeldi.
    murat uyurkulak/tol
  • "intihar etmeyeceksek içelim bari!"

    bir düğün gecesi, adalet ağaoğlu
  • gülün adı - umberto eco

    bir sayfa latince giriş mi olur arkadaş ?
  • "zamanların en iyisiydi, zamanların en kötüsüydü, hem akıl çağıydı, hem aptallık, hem inanç devriydi, hem de kuşku, aydınlık mevsimiydi, karanlık mevsimiydi, hem umut baharı, hem de umutsuzluk kışıydı, hem her şeyimiz vardı, hem hiçbir şeyimiz yoktu, hepimiz ya doğruca cennete gidecektik ya da tam öteki yana - sözün kısası, şimdikine öylesine yakın bir dönemdi ki, kimi yaygaracı otoriteler bu dönemin, iyi ya da kötü fark etmez, sadece 'daha' sözcüğü kullanılarak diğerleriyle karşılaştırılabileceğini iddia ederdi."

    iki şehrin hikayesi - charles dickens
  • "kan feyyaz bir pınar gibi fışkırdı kurbanın şah damarından. sıcacık bir pidenin körpe dumanı kabilinden belli belirsiz bir buğu yükseldi semaya. gırtlaktaki hırıltı mühür niyetine son söz oldu. bedenin nafile çırpınışları yaşamı tutmaya yetmedi." kutsal adalet - mehmet mollaosmanoğlu
  • "sevdalanmaya gidiyormuşum meğer..."

    raziye, melih cevdet anday
  • "bu yerlerde trenler doğudan batıya, batıdan doğuya gider gelir, gider gelirdi… bu yerlerde demiryolunun her iki yanında ıssız, engin, sarı kumlu bozkırların özeği sarı özek uzar giderdi. coğrafyada uzaklıklar nasıl greenwich meridyeninden başlıyorsa, bu yerlerde de mesafeler demiryoluna göre hesaplanırdı. trenler ise doğudan batıya, batıdan doğuya gider gelir, gider, gelirdi…”

    gün olur asra bedel, cengiz aytmatov
  • "birden kaldırımlardan taşan kalabalıkta onun da olabileceği aklıma geldi. içimdeki sıkıntı eridi."

    aylak adam - yusuf atılgan
  • ''yüz binlerce insan avuç içi kadar bir yere toplanıp üst üste yaşadıkları toprak parçasını çirkinleştirmek için var güçleriyle çalışmış olsalar; üzerlerinde hiçbir şey yetişmesin diye her yanına taş dikmiş, filizlenen her otu kökünden koparmış, havayı taş kömürü, petrol yakarak ellerinden geldiğince kirletmiş, çevredeki tüm ağaçları kesmiş, tüm hayvanları, kuşları uzaklaştırmış olsalar bile gene de ilkbahar ilkbahardı.''

    diriliş, lev nikolayeviç tolstoy