şükela:  tümü | bugün
  • gırnata icracısı, en ünlülerinden biri deli selim'dir.
  • bir de şu var;
    (bkz: klarnetçi)
  • klarnet çalan insanların bazılarının kendisine hitap edilirken kullanılmasını sevdiği, bazılarınınsa nefret ettiği sözcük.
  • everest ilk roman yarışması’nda birinciliği kazanan ercüment cengiz romanı.

    ***

    şahin çevik

    everest’in türkçe edebiyata yeni yazarlar kazandırmak adına düzenlediği everest ilk roman yarışması’nı bu yıl gırnatacı romanı ile ercüment cengiz kazandı. zamanın içinde oradan oraya savrulan hayatları odağına olan ercüment cengiz, romanında ülkemizin var olan en büyük sorunlarından birini olan “kardeşlik” vurgusunu öne çıkararak insana ait bütün duyguların bir tür çözümlemesini yapıyor. romanın kurgusal yapısına odaklanmadan önce karakterlerden bahsetmek gerekiyor. ıı. abdülhamit’in emriyle chicago’ya musiki heyetiyle birlikte gönderilen gırnatacı osman, ardında sevgilisini bırakarak gidiyor yeni kıtaya. ermeni sevgilisinin hasreti ona “kristof colomb’un keşfedilen ülkesi”nde yoldaşlık ediyor. istanbul’dan amerika’ya sürülmüş bir ailenin üyesi olan barkev, diasporanın tanıdığı, cemaat içinde güçlü bir isim ve aynı zamanda bir politikacı. natalie, barkev’in eşi ve bütün zamanını kendi hayatını sorgulayarak geçiren biri. kevork, barkev’in taparcasına sevdiği ve ona “türklere ya da herhangi bir millete karşı kesinlikle hınç duymamasını” öğütleyen ölmek üzere olan dedesi.

    bu insanların hikâyesinin anlatıldığı kurgu, chicago’nun en ünlü caz barlarından birinde kendi hayatını sorgulayan natalie’nin sanrıları ile başlıyor. eşi ile olan evliliğinde alabildiğine sorunlu bir ruh hali barındıran natalie var gücüyle yaşadığı hayatı daha fazla omuzlamaya çalışan biri. barkev’in kendisine karşı ilgisizliği bu sorgulamaların en önemli tetikçisi olarak tanımlanıyor. barkev ise türklere karşı öfkesinden besleniyor ancak dedesinin kendisine telkinleri ile iç dünyasında çatışma yaşamaya devam ediyor. esas adamımız, gırnatacı osman ise istanbul’dan chicago’ya gelirken ardında bıraktığı sevgilisi meline ve anası ile bağlarının kopmasından muzdarip bir müptezel olarak ortalarda dolanıyor. peki nedir hikayenin kesişim kümesi? bu sorunun cevabı metinde mevcut. ancak soruları sormadan önce insani duyguların nasıl milletler/insanlar arasındaki bağı koparıp/sağlamlaştırdığını da görmek mümkün ercüment cengiz’in anlatısında.

    bir gırnatacı’nın medeniyetle mücadelesi

    1893 yılından 20. yüzyılın ikinci yarısına dek uzanan bu öykü aslında bir bakıma günümüze varana değin ülkemizde çok az şey değiştiğinin göstergesi olarak da yorumlanabilir. görünürde ermeniler ile türkler arasında bitmek bilmeyen bir intikam duygusu, rövanşist tutum var denilse de aslında insani reflekslerin bu kıyası ne denli çözdüğünü görmek mümkün romanda. cengiz’in odaklandığı nokta da bir aşk ya da özlemden çok bu yönde oluyor. osman’ın chicago günlerinde “medeniyet” ile mücadelesi sırasında kendi iç dünyasında yaptığı sorgulamalar bunu açıkça gösteriyor. cengiz’in bu konuda da başarısından bahsetmek lazım. birden fazla anlatıcıya farklı zaman kiplerinde başvurarak yarattığı roman, okurun tarafsız bir anlatıcıya ihtiyaç duymadan kendi yorumunu yaratmasına neden oluyor. bu noktada gırnatanın romandaki önemli bir öğe olduğunu söylemek gerekiyor. şöyle anlatıyor cengiz gırnatanın öyküsünü bir bölümde:

    “ilk kez, trakyalı çingenelerin dillerinde ıslanan ‘sol gırnata’, yıllar önce saray’ın mızıka takımında bir ermeni müzisyenin, artil kardaşyan’ın dudaklarında, kâh ‘sol majör tonalite’den müezzin ağa’nın bülbül peşrevine, kâh küplü meyhane’de ‘segâh’ perdeden hüzzam peşreve, kâh lincoln’s garden’da nightmare’e eşlik etmişti. şimdi de nefes değiştirerek, meşhur gırnatacı osman efendi’nin koynundan, bir ermeni gence; barkev koçeryan’a devroluyordu şehr-i şikago’da.”

    insan kalabilmek için…

    gırnatacı osman ile türklere karşı faşizan bir karşı politika yürüten barkev’in bu kadar yakınlaşması kolay olmuyor. ayrıca roman kendi içinde hemen çözülüyor. yani kimin neden hangi durumda olduğunu cengiz okura anlatıyor ama bu durumdan bîhaber olan karakterlerin yaşamı insanoğlunun temel dürtülerinin nasıl hareket ettiğini gösteriyor. tabii burada kurgunun ilerlemesi açısından bir sorun görünebilir ancak anlatı zaten okurun değil karakterlerin araştırmacılığına bırakılmış durumda. osman’ın istanbul’da bıraktığı sevgilisi meline’nin acısıyla üflediği gırnatası bir bakıma o nefesin istanbul’dan chicago’ya varana dek nasıl bir hayatı savurduğunu da gösteriyor. chicago’daki bir barda yazılı “es selamün aleyküm” yazısı bu noktada kullanılmış başarılı bir metafor. tesadüf ya da değil, birçok olayla parçalanan hayatların tekrar nasıl bir araya geldiğinin/gelebileceğinin anlatısı ziyadesiyle mevcut. barkev’in dedesi kevork ile osman’ın çaldığı barın sahibinin kızı alma’ya aynı anda âşık olması ve eski dostların birer hasıma dönüşecek olması da yine parçaların tekrar dağılmasına neden oluyor. belki fazlaca dağılan bir hikâye şekillenmiş olabilir zihninizde ama bu durum sizi yanıltmasın. bazı dağınık hayatların toparlanabilmesi için kerelerce yıkılmış olması gerekiyor ki aslında parçalanan hayatlar umutları hiçbir zaman kaybettirmiyor. cengiz okura zaten bu vaadi sunuyor, birbirine pek fazla yerden değen hayatların aslında birbiri ile hiçbir ilgisi olmaması yazarın başarısı olarak görülüyor, görülmeli.

    ercüment cengiz’in ilk romanı gırnatacı okura hem kurgusal anlamda hem de sürükleyicilik anlamında tatminkâr bir anlatı sunuyor. bir ilk roman için gayet başarılı bir çalışma olduğunu söylemek mümkün. türkiye – amerika ekseninde dönen ve zamanın ruhuna eşlik eden hikâyenin sürekliliği içerisinde yazar elinden geldiğince tarafsız kalmaya çalışan bir anlatıcı ile okurun yorumuna açık bir roman yazmış. insan olabilmek, insan kalabilmek için çok fazla şeye ihtiyaç duyulmayan ama bir türlü egolarından ve getirisi reflekslerden sıyrılamayan insanlığın tariflendiği bu roman okurumuza fazlaca ilgi çekici gelecektir. ercüment cengiz de edebiyatımıza hoşgelmiş!

    ***
  • ilk yirmi sayfasının ilerisine geçemediğim kitap
  • bulgaristan da klarnetçilere takılan ad.
  • ercument cengizin ilk romani. cok akici ve sonu ilginc olan kitap. tavsiye olunur.