şükela:  tümü | bugün
  • çoğu kişiye göre bir öğretmen veya kurs yardımı olmadan başarılamayacak, geri kalan ufak bir kısma göre ise kişinin kendi azmine ve isteğine göre kitap, video ve internet yardımı ile yavaş yavaş çözülebilecek aşama.

    gitar çalmayı öğrenmeyi aşıp, gitar çalmaya varabilmek uzun bir yol gibi durmakta bana göre.. bazı uçuk kişiler internette "60 dakikada profesyonel gibi gitar çalabilirsiniz!" tarzı reklamlar vermekte olsada pek "höst yavaş gel"den öteye giden tepkiler almamaktadırlar benim tarafımdan.

    -lan başka melodi öğrenmedin mi hala!..
    -bi dur ya.. aayma ingliiş meen in nivyoork..

    çin işkencesi gibi oldum bu günlerde..
  • bu işe girişmeden önce öncelikte hangi gitar tipinin * * * öğrenileceği de önemlidir. çünkü özellikle elektro gitarda -istisnai durumlar olabilir- genelde kitap, video ve internet yardımı ile öğrenmek ancak belli bir aşamaya kadar mümkün. açıkca söylemek gerekirse dünyanın en kazma herifleri bile bu enstürmanı öğrendiğini sanıp iki-üç düzgün ses çıkartabiliyorsa buna borçludur.

    (bkz: herkes gitar çalabilir ama herkes gitarist olamaz)
  • hiçbir zaman bitmez. hayat boyu devam eder bu olay.
  • ulan yaş da geçti diyerek boşverilmemelidir. chris rhea amcanız 21 yaşında başlamıştır maşallah. öncelikle spesifiklere eğilinmelidir. tür, kullanılacak metod, gitarın kendisi vs. burada çok önemlidir. bugün klasik gitarda francisco tarrega'yı çatır çatır parçalayan adamın eline elektro gitarı verdiğinizde yangın söndürme aleti hissi yaratabilir. klasik gitarla elektro gitar arasında gerçekten de bu kadar fark vardır. o kadarla da kalmaz, organik/akustik lüt türevi enstrumanların kendi aralarında da çok büyük fark vardır. penayla klasik gitar çalınmaz anacım. çalınırsa yazık olur. ha ama diğer bir yandan tırnakla akustik ve elektro çalınır, kendi çaplarında farklı tonlar yaratılır, ve penayla çalan adamın da eline verilebilir. klasik gitar pena kullanan adam o enstrumanı yapabileceklerinden uzaklaştırmaktadır, bilinçsizdir. olabilcekleri öncelikle bir önünüze koymanız şart gelmektedir.

    tabii bunlardan da önce gitar çalmaya başlama sebebinizi de iyi bir düşünün. gitar herşeyden önce çok süper bir destekleyici enstrumandır. yani plaj gitaristi olmak caizdir, hatta ve hatta bu enstrumanın tarihsel olarak yeri de budur. yani kalkıp virtüöz kesilmeden de gitar çalınıp sevilebilir, ben yıllardır bir bok beceremeden severek sıçıyor sıvıyorum, ve yetmişime gelip parmaklarım romatizmadan tel takamasa da bırakmam. bir kere içinizde böyle bir sevgi var mı? yani kulak var, müzik sevgisi var, ama belki koordinasyon adına bir ucubesiniz. aleti bir kenara atacaksanız şunu bilin ki sizin içinizde bir bok çalma isteği yok. o yüzden "şu washburn'ü satıp elektrikli piyano alayim" heç demeyin. kötü de çalsan çalıyor olmaktan memnun olacaksın, mümkün olduğunca da gelişmeye çalışacaksın.

    yukarıdaki ana maddeye ek olarak, sevdiğiniz müziğin de gayet tabii bu aldığınız kararın içinde etraflıca bir yeri olacaktır. kalkıp anlamadığın etmediğin tüttirik andalüz müziklerini öğrenmek üzere ana mesleği kuaför çıraklığı olan adamdan klasik gitar öğrenmeye kalkmayın. rock'sa rock, funksa funk, hande yenerse hande yener, yeni zelandalı koyun kavalcısıysa da güzelinden bir hatun.

    bir gün siz de benim gibi böyle atıp tutabilirsiniz. mükemmel bir olay bu gitar.
  • gitar çalmak, tıpkı araba kullanmak, konuşmak gibi motor bir öğrenme sonucunda edinilen bir beceridir. yani öğrenildikten sonra, bir sonraki hareketin düşünülmeden, kendiliğinden geldiği bir öğrenmedir. araba kullanan bir insan nasıl "şimdi sağ ayağımı gazdan çekeceğim ve soldakiyle debriyaja basacak, aynı anda dikiz aynasından arkayı kontrol edip sağ elimle de vitesi sağ çapraza doğru çekeceğim, tüm bunlar olurken bir yandan da ağzımla çalan şarkıya eşlik ederek sol elimle burnumu karıştıracağım, götümle de osuracağım" diye tek tek düşünmeden, tüm bunları doğal bir zincirleme hareketle yapıyorsa, gitar çalmak da bu şekilde gelişir. enstrumana tam anlamıyla hakim olan bir insan, ne bare basarken işaret parmağını perdelerin tümüne basacak şekilde açacağını, ne palm mute yapması gerektiğinde bileğini tele yaklaştırması gerektiğini, ne de günün birinde bir plaj ortamına gitar götürmenin nasıl dayaklık bir hareket olacağını düşünür. her şey kendiliğinden olur.

    gitar çalmayı öğrenmede müzik kulağı ve ritim duygusunun önemi yadsınamaz (yadsı/yadsısın/yadsıyın/yadsısınlar). sıradan bir kulağı olup da yıllarca gitar kursuna giden, ancak sadece kendisine öğretilen şeyleri hatasız çalabilen kişiler ve gitarı kendi başına öğrendiği halde, güçlü kulağı sayesinde sayısız şarkıyı baştan sona kusursuz çalabilen gitaristler düşünüldüğünde, elbette ki ikinci kısım daha değerlidir. dünyada isim yapmış, duyulduğu anda kendini belli eden hemen her gitarist, gitar çalmayı kendi başına öğrenen insanlardır.

    gitar çalmayı öğrenmekteki kilit nokta, sabırlı olmak ve çalışmaktır. yapılan araştırmalara göre, "gitar öğreneceğim ve bu yaz arkadaş ortamının gözbebeği olacağım" diye düşünen sayısız denyonun, bu düşüncesinde başarılı olduğu gözlenmiştir. bunun başlıca sebebi, bahsedilen arkadaş ortamının "akdeniz akşamları biliyo musun?" ile "yaşar kurt bambaşkadır hacı" şeklinde davranan kobalaklardan oluşuyor olmasıdır. yaz bitip de evine dönen gencimiz -ki yapılan onca araştırma burada devreye giriyor- enstrumana gerçekten gönül vermemiş olması sebebiyle, gelecek yaza kadar aynı 4-5 parçayla idare eder bir halde, "gitar çalıyorum" şeklinde sırtta o kalın siyah gitar çantasıyla takılır durur.

    lakin..

    gitar çalmayı öğrenmek gerçekten de emek ve sabır isteyen bir iştir. bu başlık altında daha çok gitar çalmayı kendi başına öğrenmek konusu geçerli olduğundan, bu konu üzerine eğilmek daha yararlı olacaktır. bu yazıyı yazan kişi olaraktan, 3 haneli iq şartını yerine getiren herkesin, sadece konuya yardımcı olma amacıyla bahsettiğimi anlayacağını umarak, kendimden de örnekler vererek konuya girmeye çalışayım ("ooo şöyle iyi çalıyorum, böyle iyi çalıyorum falan demek istemiş, hemen sözlükçülerin aslında demek istediklerine yazayım da egoma 31 çektireyim diye düşünülmeyeceği umulmaktadır).

    gitar kursuna yazılıp daha 2. derste kurstan ayrılmış bir insan olarak, eğer yeterli ve üstü düzeyde bir kulağınız, ritm duygunuz, belli ölçüde zaten olan bir kabiliyetiniz varsa, iyi bir müzik dinleyicisiyseniz, zamanla dinlediğiniz şeyin gitarda nasıl çalınıyor olabileceğini düşünüyorsanız, gitarı elinize aldığınızda, bu öğrenme safhasını bir an önce atlatılması gereken bir evre olarak görmüyor ve 8-9 saat öğrenme amaçlı gitar çaldıktan hemen sonra bile "peki ya şu sesi nasıl çıkartıyor olabilir" diye düşünüyorsanız, "gitar öğreneceğim ve ön plana çıkacağım" diye düşünen her on kişiden dokuzunun bir anda üstüne çıkarsınız.

    başta bahsettiğim araştırmalara gelirsek, gerçekten de gitara başlayan insanların çok çok büyük bir kısmı için en büyük engel, ilk birkaç haftalık süreçtir. bu enstrumanı çalmayı güçlü ve kararlı bir şekilde istemeyenler, istedikleri şeyleri çalamadıkça üfleyip püflemeye, her seferinde gitarı ellerine daha az şevkle almaya başlarlar. ancak bu çok da şaşılası bir durum değildir zira insanoğlu böyle bir canlıdır; aksi olsaydı herkes pek çok farklı alanda sürekli başarılı olurdu. yani bir insanın tembelliği, diğer birinin kazancı oluyor bir şekilde ve bu karşılıklı olarak ilerliyor hayat boyu devam eden bilinçsiz asistler halinde (felsefe de yaptım arada çaktırmadan).

    yaklaşık 12 yıldır, kendi başıma öğrendiğim bu nefis enstrumanı çalan biri olarak, her işte olduğu gibi olayın püf noktasının çalışmak olduğunu tekrarlamak isterim. ancak daha önemli olan kısım ise, bu işi çalışma olarak gömemekte bitiyor. zamanında -ve hala- bu alete aşık olan bendeniz, tuvalette çatır çatır sıçarken dahi gitar çalabilecek düzeyde bir şevkle sarılmıştım bu alete. günde sekiz saat, on saat, yazın arkadaşlar dışarıda takılırken dahi, aklına gitar çalmaktan başka bir şey gelmemecesine sevmiş ve çaldıkça çalmıştım. benle aynı anda, benim o bıraktığım kursa başlayan arkadaşlarımdan çok daha ileri seviyelere geldiğimi gördüşümdeyse ("aslında" bi şey demek istemiyorum arkadaşım, eşşek gibi çalışın diyorum), doğru yolda olduğumu anlamış ve daha da abanmaya başlamıştım. uzun lafın kısası, gitara aşık olmazsanız, bu iş zor arkadaşlar; zor değilse de, böyle bir bağlılık söz konusuysa her şey daha kolay, orası kesin.

    henüz çalmayı bilmeyen ama öğrenesi olanlar arkadaşların zamanla duyacağı üzere, klasik ya da akustikle başlamak daha yerindedir (bence de öyle), her ne kadar bugün neredeyse sadece elektro çalıyor olsam da temel tutuş şekillerini falan akustikte/klasikte öğrenmek daha kolay diye düşünüyorum. o yüzden, "solo çalacağım, death metal çalacağım elektroya atlayayım hemen" demektense, önce akustik/klasik bir gitar alıp alışmak (illa parmakla arpej çalmanız da gerekmez, alın penayı akor basın, rock çalın, metal çalın, blues çalın; ilerde daha çok ne tarza eğilmek istiyorsanız, size kalmış) daha mantıklı. ben, her metalci ergen genci gibi kulaktan çıkardığım metallica'lar, megadeth'ler, pantera'larla bu işe girişmiş ve dinlediğim ve sevdiğim müziklerin giderek sertleşmesi ve komplikeleşmesi vesilesiyle 1 yıl klasik gitar çalmanın ardından elektroya geçmiştim. bu süre kişiden kişiye değişir tabii.

    bunların yanında, kendi başınıza öğrenmenizin zor olduğu, hatta neredeyse mümkün olmadığı şeyler de sçz konusudur. ancak bunları illa ki birisi tarafından gösterilmek suretiyle öğrenmeniz de gerekmez. örneğin bir sweep picking tekniğini hangimiz bir eğitim videosunda ya da başka biri tarafından icra edilmeden görmeksizin çözebiliriz ki? çözemeyiz. çünkü bu teknik -ve özel fiziksel gereklilikleri olan benzeri teknikler- sadece duyma-denemeyle bulunması çok zor şeylerdir. bu yüzden bilen birilerine danışmak ya da eğitim videolarını izlemek oldukça yararlıdır. yine benzeri olarak semi harmonic, pinch harmonic nedir, o sesler nasıl çıkartılır, vb. gibi aslında dünyanın en kolay şeyi olan ama spesifik bir pena tutuşunu gerektiren şeyler de, bu şekilde ufak araştırmalar sonucunda bulunabilir.

    başta bahsettiğim motor öğrenme kısmına dönelim. kendi öğrenme sürecimle ilgili kendi adıma en göze çarpan olay, gitar çaldığım sırada birisiyle konuşmak konusuydu. başlarda, gitar çaldığım sırada bana sorulan bir soruya cevap vermeye çalıştığımda, aynı anda iki işi de düşünmeden yapamadığımdan, ağzımdan anlamsız kelimler çıkmaktaydı. aslında bu gayet doğal bir durumdu, çünkü öğrenme aktivitesini tam anlamıyla yerine getiremeyen beyin, birbirinden tümüyle bağımsız bu iki işi atynı anda yapamıyor, bir uğraş için düşünürken, diğerini yarım yamalak gerçekleştiriyordu. şöyle durumlar ortaya çıkıyordu mesela:

    gitar çalınmaktadır.

    x- telefon demin elimdeydi nereye koydum acaba..
    ben (sorunun cevabı bilinmektedir ancak gitar çalındığı sırada konuşmak ciddi bir problemdir.. yanıt şöyle gelir): koealtaa.
    x- ne?
    ben (hala çalınmaktadır ve iki işi aynı anda yapmak adına hırs yapılmıştır): kolteaanüsstooee.
    x- nee?
    ben (mecburen çalmayı keserim): koltuğun üstünde.
    x- haa tamam.

    bu durum zamanla (haftalar, aylar diyelim) değişir. gitar çalarken diğer bir yandan başka şeyler düşünebilmeye, konuşabilmeye, isteğe göre şarkı söylemeye de başlayabilirsiniz. hatta tek elle dilili dululu diye ince tellerden falan pull-hammer çalışırken, diğer elinizle tetris dahi oynayabilirsiniz. sadece bu süreç bile, gitar hakimiyetinizdeki gelişmeyi göstermesi adına önemlidir.

    son sözlere gelirken, her ne kadar bu yazının gitar öğrenme süreci adına teknik katkısının çok az olduğunun hatta neredeyse hiç olmadığının farkında olsam da -çünkü teknik yardıma girsek yazı bitmez, en azından çalışma azmi ve enstrumana karşı duyulan tutku adına birkaç kıvılcım çakmış olmasını umuyor ve gitar (veya herhangi bir enstruman) çalmayı bilen bir insanın, gitar çalmayı bilmeyen birine göre çok daha az sıkıldığının, yapacak bir şey olmadığında bile kendi başına saatler geçirebileceğini, dahası, tüm duygularını belki de kelimelerden daha iyi anlatabileceğini, hüznünü de, öfkesini de, mutluluğunu da, coşkusunu da hem bastırabileceği, hem de dışarı yansıtabileceği bir dostu olmasının verdiği güveni hissetmesi bakımından da yararlı olduğunu hatırlatabilirim.

    çıkarılacak ders: çalışın, daha çok çalışın. çoğunluğun vazgeçip bıraktığı o eşiği atlatabilirseniz, emin olun ki buna değdiğini göreceksiniz.
  • gitar çalmayı öğrenmenin önünde elimizde olmayan nedenler de olabilir. örneğin benim parmaklarım kısa, gitmiyo kardeşim benim parmak telin orasına bi de hepsine birden basamıyorum ki. parmaklarınız yeterince uzunsa, sabırlı bir çalışma ve biraz yetenekle gitar çalmak tek başına da öğrenilebilir.
  • yazılanlar ışığında edindiğim genel kanı, bu işin kesinlikle klasik gitarla başlanıp bir öğretmenden alınacak dersler eşliğinde sürdürülerek günlerini harcamakla yapılabileceği idi.

    hayatımda ilk defa pazar günü (6 ocak) saat 16.00'da karar verdim, kullanabileceğim bir gitarı olup olmadığını öğrenmek için arkadaşımı aradım, saat 19.00 gibi müsait oldu ve akustik olduğunu sonradan öğrendiğim gitarı kendisinden aldım. ilk günüm ritm tutmayı (veya atmayı, bakış açısına göre değişir netekim) ve akor basmayı öğrenmeye çalıştım. ertesi günün akşamı değişik ritmlerde dört akoru arka arkaya ve ritmi kesmeksizin basabiliyordum. dün itibariyle gitarı aldığım arkadaşıma telefon ettim ve ritmle çaldığım akorları dinlettim, sırada ne olacak diye sordum (adamın cevabı gitarı kim çaldıysa o söylesin oldu, ben olduğuma inandıramadım, neyse ki bugün işyerine gidip ben olduğumu kanıtladım) ve yapılacaklar listesi hazırlattım.

    "ne anlatıyon lan dümbük" sorusunun cevabına gelirsek, hiç anlatılanlara bakmayın. müzik kulağınız varsa ve el-göz koordinasyonunuz yüksekse (mesela on parmak klavye kullanmak gibi) bir günde bile gitar çalmayı öğrenebilirsiniz. ben yaptım oldu. hala da yapmaya devam ediyorum.

    yeter artık vurmayın, adam öldü editi : yahu arkadaşlar, ben uzman oldum falan demedim, çalmayı öğrendim dedim. araba kullanmayı öğrendiğin günün akşamına formula yarışlarına katılabilir misin? tabii ki hayır. arabanın her şeyini bildiğin anlamına gelir mi? ona da hayır. peki bu durum araba kullanmayı öğrenmediğin anlamına mı gelir? elbette ki gene hayır. rica ederim kavramların ne olduğunu bilip ona göre değerlendirelim. ayrıca ilk taşı en günahsız olanınız atsın.

    zamandan öte edit : vay amk, ne enteresan bir oylama sistemi. ezikleyen, sktir çeken, şunu yapamazsan adam değilsin diyen... üç gündür çatır çatır bare basıyorum akustikte bu bile dokunuyor adamlara. sinirimden ilk defa entry silecem bu gidişle.
  • üçleme olarak "önce klasik gitar ile başlayıp, akustik gitara geçiş yapıp sonrasında da elektro gitarda deliler gibi solo atmak" mantığı yanlıştır.

    her birisinin farklı tekniği, özelliği ve ruhu vardır. elektro ile başlayan birisi klasik gitarda istediği sonuçları alamazken tam dersi için de durum aynıdır. o nedenle "önce klasik gitarı öğren de sonra elektro çalarsın" diyen ailenize resti çekin efenim. her gitar kendi klasmanında öğrenilir.

    tanım: her müzik aletinde olduğu gibi sabır, çalışma ve azim gerektiren eylemdir. ha bir de sürekli pratik ister kendisi.
  • kendine bir amaç belirlemekten geçer, herhangi bir işe başlarken yapmanız gereken gibi. teorisiz bu iş olmaz, olursa plaj gitaristliği olur, aman diyim. müzik teorisine kıyıdan köşeden bi merak salın, çok işinize yarayacak. mümkünse düz konservatuar mezunu değil de, işi matematikle fizikle çözmüş bi adamdan ders alın, daha pratik bir şekilde size açıklayacak ve case study ezberlemek yerine keşfetmeniz için sizi serbest bırakacaktır.

    sevdiğiniz müzik tarzında en çok hangi melodilerde kendinizi kaptırıyorsanız ona uygun gitar alın, ben iron maiden çalıcam gitar solo atıcam diyorsanız klasik gitarla zaman kaybetmeyin, orta seviye bi elektro gitar alın başlayın, ya da victor wooten deli gibi bas çalıyor neden ben çalmayayım derken elinizde akustik gitar olmasın, gidin mid tonları iyi olan bi bas gitar edinin, ya da paco de lucia ne iyi bi adammış derken elektro gitarda flamenko denemeyin, farklı teknikleri sonradan da adapte edebilirsiniz, önce adam gibi ses alın gitarınızdan.

    eğer müzik dünyanızı yeterince keşfetmediyseniz önce bol bol müzik dinleyin, kulağınız ve ritminiz gelişsin. ha bi de, müzik teorisine giriş yaparken derdinizi anlatacak kadar piyano öğrenin. yapın bunu, pişman olmazsınız.

    son olarak, bu yolun bitmeyeceğini unutmayın. kendi tarzınızı oluşturmanız belli kalıplara girmeniz anlamına gelecek, ancak ezber bozan kalıplarda müzik yapacak adamlar illa çıkacaktır. bu yüzden sürekli çalışsanız da bitmez zaten.