şükela:  tümü | bugün
  • dönmek ya da dönmemek üzere bulunduğun yeri veya insanı terketmeye hazırlanmak için değil, varmak istediğin yere ya da insana merhaba diyebilmek için kendine verdiğin cesaret yönergesidir...
  • gitme zamanı işte; yenilenme, keşfetme, arınma, yok olma ve yeniden doğma zamanı…
    yaşama zamanı her zaman daima ama asla güneşten vazgeçmeme zamanı...
  • iyi ayarlamak gerekir. ne çok erken ne de çok geç olmalı. aksi halde üzülürsün.
  • yaklaştıkça insanda panik atağa benzer duygular yaşatan zamandır.
  • guzel kitap.
    aret vartanyanin son kitabi.
    bu sefer daha once denemedigi bir tarzda yazmaya karar veren yazar, edebiyat ve felsefeyi birlestiriyor. bir bolumde altini cizerek okuyabileceginiz derinlikte cumleler sarf ederken, diger bolumde ise gunluk yasamda kendini bulma mucadelesini anlatiyor karakterler uzerinden. yani nefes almaniza izin veren bir yapiya sahip felsefe kitabi diyebiliriz.
    batin ile zahir arasinda gidip gelen insan gibi, batin ile zahir arasinda gidip gelen bolumlerden ibaret kisaca.
    7 mayis 2015ten beri raflarda ve satis rakamlari goz dolduruyor.
    ben sahsen ilk kez bir kitabini okuyorum aret vartanyanin henuz bitirmedim, ama simdiden yarattigi etki, dusundurdugu olgular tadindan yenmiyor.
  • aşçı uşağa uşak bahçıvana bahçıvan şöföre sonra hepsi şöföre.

    her ne kadar anlatmak istediği şeyleri çok net anlasam da, kitabın roman akış seyrindeki karakterlerin ve olayların sadece ilişkiler üzerinden anlatılması benim açımdan yetersiz. karakterlerin ilişkilerinin seyri ile kitapta anlatılan felsefenin özü aslında tamamen uyuşmamaktadır. kitabın özü şunu sorar okuyan kişiye, sen kimsin? nesin? ne olmak istiyorsun? bulmak istediklerini dışarda arama, kendi özüne yönel. yaradanın seni yarattığı şeklini, senin bunu nasıl şekillendirdiğini tanı, sonra hayata bak.

    fakat kitabın tüm karakterleri bir şekilde hayatı etrafındaki insanlar çevresinde sorgular. sanki ilişkilerden başka bir dünya, başka bir hayat ve başka bir aşk yoktur.

    aret'in hissettiği yoğunluğu anlıyorum, fakat bana göre değil. öze yaklaşmak ruhaniye ulaşmak demek değil. töze duyulan sevgi, aşk bu kadar ruhani olacaksa eğer, insanın yaradılışı sebebiyle insan bu ruhani durumdan da kendine beklentiler yaratacak ve sonunda yine kendini kaybedecektir. zaman mekan sıkışması diye adladırdığı durum, fizik bilimini ve özellikle kuantumu araştırış şeklinden kaynaklı kendisine yeni bir felsefi bakış açısı getirmiş. burada anlatmak istediği, şimdi de ve ölüm sonrasında ve ondan sonrasında değişecek boyutların hepsinde bir öğreniş deneyimi olacağı. buna da çok katılmıyorum. zamanın ve mekanın içinde kaybolma felsefesi de çok ruhani. yine bir beklenti.
  • belki pesin hukumlu olabilirim. sadece 30 sayfa okuyup bunaldigim ben bu kitabi hangi kafayla almisim diye dusundugum kitap.

    zorlayalim bakalim bir seyler cikacak mi?
  • simdi ben gidiyorum ya
    kahretmesi gereken birsey birakmadigimi bilerek
    gidiyorum iste
    vardigimda kahrolmayasi bir ödlek
    ve olasi bir tatil gunu gibi..
  • bazen anlamsızca gelir ve gidersin. neden gittiğini bilmezsin ama pişmanlık duymazsın.
  • günlük rutini bile, sürüklemeye başladığın zamandır.

    bitmiştir konuşmalar, kisalmistir mesajlajmalar... görür, anlarsin durumu ama kondurumazsin hani.

    içine minik bir kurt düşer de icten içe kemirir hani.

    bize bir şey olmaz der ama, içten içe normal değil bu yaşananlar dersin ya hani.

    işte o andır gitme zamanı.