şükela:  tümü | bugün
  • gayetle gözlemlenebilen bir eğilim evet..
    geçen gün şunu düşünmeme de neden olmuştu hem..

    çocukluğum (ki seksenlere tekabül eder) dönemsel modaların, koyun sürüsü gibi aynı renk ve tipte giysilerin hüküm sürdüğü zamanlarda geçti.. ve her kış yeni bir rengin vitrinleri doldurmasına, caddelerdeki kadınların aynı tip etekleri giyiyor olmasına tanıklık ettim..
    ve misal, o dönem bir kadının çıkıp da dönemin çizgisine aykırı bir kıyafet giymesi, kabul edilebilecek bir şey olmamakla birlikte, sadece marjinallikle açıklanabilirdi..

    izledim okudum ki, ben doğmadan önce de bu böyle imiş, ve her dönemin kendine has net bir çizgisi var imiş..

    ancak şimdi bakıyorum sokaklara, vitrinlere...
    tamam eyvallah, yine atıyorum bu dönem bir kaz ayağı elbise modasıdır gidiyor, bir kısa bot modasıdır bir naylon mus çorap furyasıdır gidiyor..
    ancak, aynı anda aynı cadde üzerinde, hem yetmişlerden, hem seksenlerden, hem doksanlardan ve hatta kırklardan örneklere benzer şekilde giyinmiş kadınları bir arada görebiliyorum..

    yani keskin ayrımlar kalktı..
    neredeyse her dönemin giysisini giymek mümkün hal aldı..
    oysa bundan bi on sene önce, vatkalı ceketle dolaşmaya kalktığınızda millet size kıçıyla gülebilirdi.. şimdi yapsanız kimse garipsemez..
    çünkü artık o elbiseleri giyiyor olmanız, yeni modaya ayak uyduracak maddi gücünüz olmadığı anlamına gelmiyor..

    giyimin önemi azalıyor gitgide..
    ve bu hem çeşitliliği hem renkliliği beraberinde getirdiği için benim çok hoşuma gidiyor..
    dımtıs dımtıs dımtıss
  • giyimin insan hayatındaki öneminin artan yaşla da azaldığı görülür. ergenlik ve ilk gençlik çağlarında giyim çoğunlukla kendini ifade etmenin bir yoludur. o yaşlarda sadece giyinerek hayata bakışını, politik görüşünü, sosyal statüsünü gösterme eğilimindeyken belli bir yaştan sonra bu şekilci bakış açısından kurtulmaya başlıyor. belli bir yaşa kadar klonlanmış gibi giyinen kişiler daha sonra modacıların 'kendi tarzını yarattı' dediği döneme giriyor
  • internette çokça dolaşan küresel ısınmanın pozitif etkisidir kanımca.
    (bkz: http://images.commentfarm.com/…238-3e032b57316c.jpg)
  • allah bu eğilimin darısını saçlara versin. hepimiz uzaylılar gibi keltoş gezebilelim. kimse kimseyle dalga geçmeden, dipboya, röfle, perma, amerikan traşı ve berber dayaması işkencelerinden, tonlarca parayı kuaförlerde heba etmekten kurtulup, mutlu yarınlara kucak açalım. (eğer yarın kaldıysa tabi. başta peter petrelli, sikip attılar geleceği. yuh !)
  • <yamulmuyorsam>
    eğer olaya simmelci bir perspektiften bakacak olursak var olmayan eğilimdir. çünkü simmel'e göre; örneğin kent yaşamında, insanlar bir sürü uyarıcı altındadırlar ve bu uyarıcıların hepsine cevap veremezler. işlerine yarayacak uyarıcıyı filtrelemek zorundadırlar. ve bu uyarıcılar arasında giyim de oldukça önemli bir yerdedir. louis wirth'in şehir yaşantısını konu alan urbanism as a way of life isimli kitabında bahsettiği şehrin 3 önemli karakteristiği'ni yani şehrin yoğunluğunu (denstiy), büyüklüğünü (size) ve heterojenliğini (heterogenity) simmel'e uyarlamak çok güç değil. wirth'e göre bu 3 karakteristiğin yarattığı bazı sonuçlar vardır. bu sonuçların simmel ile bağlantılı olan kısmı; geniş ve heterojen bir insan yoğunluğu durumu; yani en basit ifadeyle, birbirleriyle akla gelebilecek her anlamda farklı olan bir yığın insanın sıkı bir şekilde bir arada bulunması, bir arada bulunduğumuz bu insanlar tarafından oluşan (tabii sadece onlar tarafından değil) bir bombardımanda kaldığımız fikridir. bu anlamda özellikle şehir yaşamında karşımızdakini filtreleyebileceğimiz bir şey olarak giyim tarzının öneminin azalma eğilimi göstermesi aslında çok güçtür.
    tabii keşke insanları giyimlerine göre yargılamasaydık, bu da ayrı birşey.

    </yamulmuyorsam>

    p.s: eğer yanlış bir irdeleme varsa lütfen bilgilendirin beni. *
  • kuresellesmenin iyi sonuclarindan biri oldugunu dusunuyorum, dikkat ediniz international topluluklarda giyimin onemi oldukca dusuktur. bu durum temizlik ve ozenle karistirilmamalidir,
    olan terlik in icine neden corap giyilmez, klasik pantolonun altina spor ayakkabi olmaz, renk uyumu herseydir, markasiz cikmam vs. vs... sacmaliklarinin hayattan cikarilip atilmasidir.
  • yapılan araştırmalar, bunun tezin geçerli olmadığını ortaya koymaktadır. the new york times tarafından, giyim tarzınızın başarınızı nasıl etkileyebileceğine dair yapılan ölçüm, gerçek yaşamdan çok ilginç bir örnek oluşturmaktadır. the times, iki genç adamın, bir online servis yöneticisini, web sitesinde sörf yapma karşılığında kendilerine 500.000 dolar vermeye ikna etmelerini konu ediyordu.

    genç adamlar, toplantı için yeni giysiler aldılar. sunumları da aynı derecede başarıyla hazırlanmıştı. henüz beş dakika olmuştu ki yönetici, “bunlar *#@%+! sörfçüleri mi?” diyerek görüşmeyi bitirdi.

    birkaç ay sonra, gençler başka bir sunum için geldiler. bu sefer nasıl giyinmişlerdi? sörfçüler gibi; hawai tişörtleri, şortlar ve sandaletler.. iyi not almak için, söyledikleri ve yaptıkları her şeyde rollerini çok güzel oynadılar. ama, sunumlarını pek değiştirmediler. bu kez, ceplerinde 500.000 dolarlık siparişle ayrıldılar.

    hiç şüphesiz, giyim tarzları, ciddi fark yaratmıştı. bu kez, rollerini eksiksiz oynamışlardı ve bu da onlara daha önce sahip olmadıkları güvenilirliği sağlamıştı. doğru giyinerek “rolünü eksiksiz oynamanın”, insanların yapmalarını istediğiniz şeyi yapmalarını sağlama başarısı açısından kritik olduğu kanıtlanmıştır.

    meşhur bir deneyde, iki adamdan her biri, aynı binada 50 sekretere yanaşarak kimin rahatlıkla sekreterleri aşıp patronlara ulaşabileceğini görmek istemişlerdi. ikisi de aynı yaklaşımı kullandı; ama bir adam % 24 başarı sağlarken, diğeri inanılmaz bir biçimde % 60 başarı gösterdi! daha da şaşırtıcı olanı, bunların aslında iki farklı adam olmamasıydı. aynı adamlardı.

    adam, 50 sekretere yanaşmaya yönelik ilk girişiminde, siyah bir yağmurluk giyiyordu. sekreterler, onun bir ulak ya da kurye, başka bir deyişle patronu görmesine izin verilmemesi gereken biri olduğunu sandılar. 50 sekretere yanaşmayı ikinci kez denediğinde, bronzlaşmış ten renginde bir yağmurluk giydi. bu kez sekreterler, onun bir yönetici, patronlarının arkadaşı olduğunu düşündüler. böylece, patronu görmesine izin verdiler. adamın giydiği giysiler ve seçtiği renkler, her durumda, sekreterlerin onu algılama biçimlerini belirleyerek başarı ve başarısızlık arasındaki farkı oluşturdu.

    nihayetinde, giyim tarzınız insanların sizi algılama biçimleri, iş yaşamınız, sosyal yaşamınız, hatta başkalarıyla olan “kişisel” ilişkileriniz dahil, yaşamınızın her aşamasında başarınızı etkiler. çünkü kim olduğunuz ya da ne yaptığınız fark etmeksizin, başarınız, son kertede, başka insanların hakkınızda ne düşündüklerine, size ilişkin imaj algılarına dayanır.