şükela:  tümü | bugün
  • ki$inin uzerine giysi gecirme i$lemi. tersi soyunmak olan fiil..
  • (bkz: giydirmek)
  • "...erkekler giyinmek için giyinir
    kadınlar da soyunmak için..."
    (bkz: erotizma)
  • hiçbir zaman bir işe yaramadı bu eylem, yaramayacak. bir düşün? hatta "giy işte" diye bir söz vardır. ne var ki, üzerinde olanın önemi? nedir onun önemi. sadece bir giysi. kapatıyorsun tenini, en önemli yerlerini. vücudunun hiyerarşisinde sınıfsal bir ayrımcılık yapmak istemem, ancak en önemli, şimdilik sadece en önemli yerlerini kapatıyorsun. onun için diyorum ya "giy işte".

    hayır, önemli olmalarına rağmen şık, elbiseler, bez parçaları, tasarımlar, kıyafetler, giymemelisin işte. çünkü ben ne giydiğine bakmıyorum. bakıyorum ki giyiniyorsun, gerisi çok da önemli değil. o yüzden "giy işte".

    peki orası açıkta kalsa, şurası, olmaz mı? kapatma orayı, elbette ben görüyorum oranın coğrafik özelliklerini, yazları sıcak ve kurak, kışları soğuk ve yağışlı. bunu bilmeyecek ne var. genellikle yerliler yaşar orada. kaf dağı falan değil yahu, bildiğin kimsenin bilmediği gitmek isteyip de gidemediği bir yer. ben adını böyle koydum. en azından benim için fantastik olsun. çünkü istiyorum ki bir bildiğimi herkes bilmesin. bak sen giydin o bez parçasını ben hala görüyorum orasını ama beş on saniye sonra bertaraf olacak bir hayalin eşiğinde olduğumu da biliyorum aynı zamanda. bu bir dezavantaj. yani gerideyim. "giy işte" be.

    çıkar çıkar, hah şöyle. bak ne güzel oldu. işte şimdi güzelsin. seviyorum seni. sıfır derecenin altında donmayan sular gibi. bırak kalsın öyle. yok onu sürmene de gerek yok. doğal bir dönüşüm içerisinde su değdi mi tamam. gerisine gerek yok. içkiyi versene şurdan. sağol.

    ben sana gerek yok, diyorum bırak hava alsın, özgür bırak tenini. çıplaklık senin bildiğin şey değildir. elbette çıplaklığın ne olduğunu bilmiyorsun, sıçarım çıplaklığın mecaz anlamına. esas ben giyinik olmamaktan bahsediyorum. giyinmemek. o sutyeni giydin de ne oldu. ne oldu söyle bana. ne oldu. bak giyinmek kek yapmak gibidir. hiçbir zaman başarılı sonuç elde edemezsin. hep eksik olur. bu gece mühteşemsin hayatım diyemeceğim sana. zaten orada, gittiğin yerde olamayacağım, anlasana. olmayacak, hiçbir anlamı yok bunun. gittiğin yerde etrafındaki sürüyle erkek sana "muhteşemsin" diyecek. sen ne diyeceksin. senin neyini biliyor da, muhteşemsin, diyor. bir de bana bak. şu halsizliğimle aynanın karşısına geçeceğim, kendime ne diyeceğim? sence? "muhteşem". bu kadar. sen bu halin...

    dursana biraz öyle, bak bana, bak yahu... güzelsin.. çok güzelsin.. daha ne istiyorsun be. bu heyecan yetmiyor mu? daha ne istiyorsun, bilmem kaç bin niewtonluk kalp çarpıntısı mı? gebermeyi mi? sana içki ısmarlıyorum. bu arada giyinmeye falan kalkma. pencereyi de kapat götüm dondu.
  • her zaman bir yerlere geç kalma sebebim.
  • çıplaklıktan haz etmeyip giyinme derdine düşen bir canlı daha var: münzevî yengeçler! (bkz: hermit crab)

    detaylı bilgi: http://en.wikipedia.org/wiki/hermit_crab
    artistik foto*: http://en.wikipedia.org/…age:coenobitaclypeatus.jpg
  • ihmal edilmemesi gereken, insanığın yıllar yıllar önce soğuğa karşı bulduğu çözüm.

    kedime not:

    şimdi bakıyorum saat 12 olmuş, kaçta yataktan çıkıldı 10da.. e iki saattir ne demeğe evin içinde yataktan çıkılan halde dolaşırsın.. hele yani ankaradasın bir de..

    yahu bir değil iki değil.. çocukluğundan beri sen bi saçmasapan salaklıkla yataktan çıktığın gibi durursun ayağına bi çorap giymezsin ne bileyim üstünü değiştirmezsin..

    büyüyünce akıllanırsın dedik pijama giymeyi de unuttun belki on senedir.. yalnız da yaşamaya başlayınca iyiden iyiye bi giysi düşmanlığı, bir yabanilik...

    evladım.. hasta oluyosun. üşüyosun ama haberin yok.. sen zaten acıktığını da farketmiyorsun, yemek yemeyi de unutuyorsun..

    ne yapalım yani bu yaşta peşinde mi gezelim yemeğini ye üstünü giyin diye..
  • soyunmak bunun yanında çok masum kalıyor. insanoğlunun giyinme konusunda herhangi bir sınırı yok, ancak bir yere kadar soyunabiliyoruz. donumuzu da çıkardıktan sonra elden başka bir şey gelmiyor. evde başkası varsa da don oluyor bunun sınırı. o "başkası"nın hüviyeti mühim değil artık gerçekten. ben annemin bir arkadaşını donla selamladım en son. geçen hafta birkaç saatlik bir iş için evine gittiğim, hiç tanımadığım bir adam da donuyla ağırladı beni. kafamızda tartıyoruz soyunmayı ve giyinmeyi, soyunmak galip geliyor. samimiyet galip geliyor, dostluk kazanıyor.