şükela:  tümü | bugün
  • mahmut tuncer'in kızı. çıkış olarak "aşk uykusu" adında bir ep çıkarmış.

    çıkış şarkısı: ayrılık zamanı
  • iyi röportaj veren sahne ve gösteri sanatları insanı. röportaj;
    "...buzdolabıyla sosyalleşiyordum.
    - korkunç!" kısmına kadar çok iyiydi, en azından tempo düşmedi. fakat zayıflama meselesini aşırı göze sokmasını önermem. şahsen bana antipatik geldi, röportaj genellikle "kültürlülük vs. kültürsüzlük" zıtlaşmasıyla ilgili ve eğlenceliydi. ama bu "nasıl kilo verdi?" durumu medya nedeniyle bilinçaltına durmadan "zayıfla, zayıfla şişko" diye mesaj gönderilen diğer tiplere de -bence- antipatik gelecektir. tabii zayıflayanların ve kilosunu koruyabilenlerin hoşuna gidebilir. durmadan zayıflama tüyoları ile pavlov'un köpekleri gibi güdümlenen sabah kuşağı seyircisi ile bağ kurmak açısından işe de yarayabilir... tam bilemiyorum, ama geniş kitlelerce tanınmasını isterim.

    evvela, başlık ilk başta "öeh" dedirtme potansiyeli taşısa da, kesinlikle flaş: "en az babam kadar kıroyum!"
    (şunlar bunlar kıroluksa, ben de en az babam kadar kıroyum demiş).

    diksiyon olayları nasıldır şu an bilemeyeceğiz ama kendisi televizyon için doğru bir tercih gibi. tam bir televizyon zekasına benziyor. hep bu şekilde "patlıyorsa", izlenmemesi, izleyiciyi oyalayamaması ve hakkında konuşulmaması için bir neden yok.

    şu cümleleri dikkat çekici buldum:

    "sen hiç eline mendil tutuşturulunca “hayır tatlım ben almayayım” diyen gördün mü?"
    "babasının parasıyla bir yere geldi diyemezler, o kadar milyoner değiliz."
    "erkeklerden talep görmüyorum"
    "evlenmekten hazzetmiyorum. başkalarının çocuklarını seviyorum."
    "önceleri mahmut tuncer’in kızı olduğum için bana karşı önyargılıydı. biz de ördek yiyoruz, sabah kalkar kalkmaz bir halay çekelim demiyoruz diye espri yapınca onu da kaptım"
    "vip’cilikten, insan ayırmaktan nefret ederim. sonuçta hiçbirimiz sabancı değiliz. ama ‘ezilenin yanındayım’ politikam da yok."
    "sony gibi büyük bir şirketi nasıl ikna ettiniz? - çok cool bir şirket. babamla gittik. tek başına gitsem kendimi ucu sönmüş soğan gibi hissederdim." ve bunun gibi metaforlarla dolu açıklamalar. ulusal basında çıkacak röportaja "kıroyum ve de param da yok" gibi açıklamalar yapmak esprili ve özgüvenli durumlar.

    açıkçası ben böyle bir röportajı veremezdim. beynini kullanım tarzını takdir ettim. çok okuyan biri olarak, şişman hareketi, fat acceptance movement hakkında da bir miktar okuma yapabilirse güzel olur. tabii bu şişmanfobik sistemde, şişman bir insanın kendini sevmesi ve "tam insan" olarak görmesi zor. şişmanlığın iğrençlik kategorisinden çıkmasına destek olması güzel olurdu ...bir öneri işte. http://www.posta.com.tr/…dar-kiroyum-haberi-1330863