şükela:  tümü | bugün soru sor
  • isyerinden iki kisinin asik olmasi durumunda durum ciddilesinceye(nisan vs..) kadar olusan iliski.
  • harika avcı denen iğrenç kadının da söylemiş olduğu şarkı
  • içinde en az bir adet gizli sevgili barındıran ilişki.
  • vıdı vıdıdan, bok püsürden mümkün mertebe uzak aşk. dönüşme ihtimali yüksek aşk. kendi içinde tutarlı aşk.
  • insanlarin yorumlarindan, bitince verebilecekleri olasi tepkilerden uzak ya$anan, her zaman bir "ay biri gorucek, biri duyucak" tela$ini bunyesinde barindirdigi icin heyecanli oldugu kadar gergin olan a$ktir bu, sadece iki ki$inin ya$adigi a$ktir.
  • zeynettin maraş'ın bestesi ve güftesi (inleyen nağmeler de aynen onundur mesela), her dizesinden depresyon akan bir nihavend şarkıdır. bu arada gizli aşk kümesinin ya yasak aşk, ya da platonik aşk kümesiyle kesiştiğini söyleyebiliriz; gizli aşkın iki kişi mi yoksa tek kişi mi tarafından yaşandığına bağlı olarak. bu şarkıdan ben çıkaramadım tam olarak hangisi olduğunu:

    gizli aşk bu, söyleyemem
    derdimi hiç kimseye
    zevke veda, neşeye de
    veda artık her şeye

    arzular bir bir hayal oldu
    baharımın gülleri soldu
    gönlüm hicran, hasret,
    gamla doldu

    sevdim amma, görmüyor bak
    gözlerim hiç kimseyi
    gizli aşk bir gizli dertmiş
    feda ettim her şeyi
  • bir başka hayata ait oldugunu bildiginiz birini sevmek..usul usul.. acitan icinizi kimi zaman. imkansız yasam-a-larin parçasi olmak..özlemek.. susmak..akşamüstleri küçük kaçamaklarda gizlenmek varlığında.. yağmurları daha çok sevmek.. sonbaharı..onsuz yalnız dahi olamamak..kalakalmak hayatın ona ait dört duvarında.. ve gitmek bir gün.. içinizde ona ait ne varsa alıp..çığlıklarını duymamak..geri dönüp bakmaya korkmak, bakmaya korkmak yüzüne, gidemeyeceğini bilmekten belki... seni seviyorumlarin birbirine karıştığı imkansız bir aşk düşünün parçası olmak..parçası olmak bir insanın hepsi bu işte..
  • "..bostan dolabının yanındaki, suları bana kahverengi gözüken o küçük eskimiş havuzdaki solgun ve kederli nilüferlere gidip bakardım çocukken. babam onların köklerinin olmadığını anlatmıştı bana. neden bu çiçekleri hep birşeylere benzetmek için kullandıklarını ancak büyüyünce anladım. yalnızca bu çiçekler, hep bir yerlere gidecekmiş gibi azade ve özgür oluyorlar, ama küçücük bir havuzun içinde bir yere gitmeden yaşıyorlardı. hayat da -aşk da- böyle bir şeydi benim için; hep bir yerlere gidecekmiş gibi duran, yalnız ve bir yere gidemeyen bir çiçek. bütün bir hayatın özetiydi bu. ben de bir yere bağlanmadım ve bir yere gitmedim; öyle solgun bir nilüfer gibi havuzun içinde yalnız başıma durdum, köklerimi salmadım, içinde durduğum havuzla birlikte kirlenip eskidim...." a.altan
  • ".. gitgide uzaklaşırım sanmıştım, gitgide yakınlaşıyorum..ne zamandır görmediğim halde her geçen gün, söylediklerini, bakışlarını, ellerini yeniden hatırlıyorum. her keresinde parçaları dağıtıp yeniden başlıyorum, boşlukları doldurduğumda yine aynı resim çıkıyor.. kentin görünümleri, bilinçsizce, sürüklenir gibi gittiğim bütün tanıdık yerler, kaçmaya, unutmaya çalıştığım görüntüleri çağrıştırıyor: küçük eşyalarla dolu bir odada, yağmur sularının aktığı,geçitlerle merdivenlerle inilen eski, parketaşı sokaklarda,bir bahçede, ağaçların arasına gizlenmiş eski yazevinde,pek çok fotoğrafta, şarkıda, dokunduğu sayısız ayrıntıda, onla yaşanmış günlerin gömleklerinde kazaklarında belirgin nesneleri olan yada hiçbirşeysiz anılarda, düşlerde hep o var. artık kaçmıyorum, onlarla yaşıyorum bende. bu da benim gerçeklerle yüzleşme tarzım.
    belki bir gün, suskunlukların, tutsak edilmiş düşlerin kişiyi nasıl böyle dönülmez sınırlara sürüklediğini anlarsın.
    çok uykusu gelip de uyuyamayan insanlar gibi,bilincin an an solmasını, sislenmesini izliyorum bu hoşuma gidiyor, seslerin arasında sonuna dek gidilemeyen, o tuhaf görüntülerin,seslerin arasında hep birşeleri yakalıyorum da sanki, kayıp gidiyor avucumdan, gecelerde böyle geçiyor merak ediyorsan..
    ..seni seviyorumlarını... çok fazla acıyı, çok fazla mutluluğu, çok fazla korkuyu, çok fazla yalnızlığı, çok fazla sevgiyi anlatamadığımı biliyorum..
    tenimde, tenimin altında bir yerlerde, o şarkıdaki gibi saklıyorum onu, bir düşte elimden tutuyor ama çok uzakta, göremiyorum bile,nasıl olup da görünmeyecek kadar uzaktayken elini tutabildiğime şaşıyorum.."*