şükela:  tümü | bugün
  • aksaninin pek zor anlasilir lafi kismen dogrudur..tam duzeltmek gerekirse anlasilmaz denmelidir.edinburgh dan hemen sonra ziyaret edilirse insanda sok etkisi yapabilir,zira cok cirkin bir sehir izlenimi veriyor.3 pound odeyip 1 saatlik otobus yolculugu ile edinburgh a geri donulebilir.
  • gidilirse, (bkz: mackintosh)
  • glasgow da 5 ağustosta * fırsat dağ adlı bir mülteci iskoç ırkçılar tarafından öldürülmüş, sonra ingiliz medyası olayı taraflı yayınlayan tabloid gazeteler yüzünden birbirine girmişti.
  • (bkz: glaswegian)
  • dünyanın 2. büyük olarak kabul edilen derby sine sahip olan şehirdir
  • yilda ortalama sadece 12 gun yaz mevsiminin ya$andigi, havasi kapali, yagmuru bol, insanlari dunyanin en iyi insanlari olan $ehirdir. britanya'da ya$amaya kalkan bir turk'un en rahat edecegi yerdir, cunku insanlari turk'un kirmizi i$ikta kar$idan ta$it geliyorsa durmayi bileni olarak tanimlanabilirler. haftasonlari insanlarin, ozellikle genclerin uzerinde e$ofman takimlari ve altlarinda ozellikle adidas ayakkabilar uniforma gibidir. bunlar, aslen fakirlikten cok, "bakin, benim £40'luk e$ofmanlari alip giyecek kadar param var" hava atma yonteminin gostergesidir.

    tum adada, sadece glasgow'da otobus duragindayken yanindaki insanla "hava da yine kapali" diye konu acip muhabbet etme olasiligi vardir. bu acidan da size ayni evde ya$arken sabahlari "gunaydin" demeyi 3 ay kadar du$unen ingilizler'den farklidirlar.

    halki, genellikle i$cidir. ancak, 1960lardan sonra glasgow'u "second city of the empire" yapan tersaneler kapanmaya ba$layinca, kent 1970leri, sonra bir de uzerine "nasilsa bunlar bana olseler oy vermiyor, madem oyle tum vergileri pilot bolge olarak burada deneyeyim" diyen margaret thatcher yuzunden de 1980leri karanlik yillar olarak ya$ami$tir. 1990larda kent kendini bir kultur, hizmet ve elektronik sektorleri kenti olarak yeniden tanimlami$tir. 1999'da britanya mimari kenti olmasi, mukemmel klubu rangers, pek cok uluslararasi toplantiya ev sahipligi yapmasi, inanilmaz guzellikte, icinde sincaplarin fink attigi parklari, bahceleri, iki gercekten cok iyi (glasgow ve strathclyde) ve birkac orta olcekli universitesi (glasgow caledonian, paisley), ve buchanan ve sauchiehall (bükağnın ve sakihoğl diye okunurlar) caddelerinin bati iskocya'nin ali$veri$ merkezi olmasiyla yeni, ya$anilasi bir kente donu$mu$tur, gittikce de britanya'daki ya$anilabilirlik standartlarinda yerini yukseltmektedir.

    protestan cogunluk ile 1860lardan itibaren irlanda'dan kente gocen katolikler (bkz: billy connolly) arasinda ciddi cati$maklar vardir ve bu, glasgow rangers (protestan) - celtic (katolik, takim adlari seltik diye, kultur, dil, ve kavim keltik diye okunur) rekabetinde kendini hala belli eder. uzerinizde rangers formasiyla katolik mahallesinden gecerseniz ya da tersini yaparsaniz, sonunuz en iyi ihtimal hastanelik edilmek, en kotusunden de bicaklanarak katledilmektir. din, onemli bir faktordur. o yuzden, sadece burada degil, tum iskocya'da insanlara dini inanclari soruldugunda, kisaca "rangers" ya da "celtic" diyebilirler, bu "damarimi kessen sari-kirmizi akar"in cok otesinde bir protestan-katolik kavgasina i$aret eder.

    taksi $oforleri ba$ta olmak uzere, alt-orta siniftaki herkesin bir kez turkiye'ye gitmi$ligi vardir. "demek turkiye'densin. ne guzel. super memleket. ben $eye gittim, mormirizi$milear" (marmaris icmeler) lafini her taksiciden duyarsiniz, ya da size fethiye'ye mi icmeler'e mi gitmeli diye sorarlar.

    $ehrin kendine ozgu aksani olan glaswegian, egitim seviyesi du$tukce koyula$ir, yine de aberdeen aksani yaninda gayet anla$ilir bir aksandir. insanlarin size bir yer tarif edecekken elleriyle i$aret etmek yerine ayaklarini kullanmalari, kente yabanciysaniz i$inizi daha da zorla$tirabilir.

    bu arada, eger biri size glasgow kiss / glasgow opucugu vermeye kalkarsa derhal oradan uzakla$maniz gerektigini de ilave etmekte yarar var; cunku, glasgow opucugu denen $eye biz kendi aramizda "kafa atma" deriz. bundan da glasgow'un ne kadar candan/icten insanlarin kenti oldugunu bir kez daha gorebilirsiniz.

    kisacasi, glasgow, king tut's wah wah bar'da rock dinleseniz de, bir kafeye cokseniz de, yazin parklarda kalabaliga katilip 2-3 saatlik gune$ i$igindan yararlanabilmek icin cimlerin uzerinde gune$lenseniz de, sadece takilsaniz da kendinizi yabanci hissettirmemeyi beceren bir kent. boyle yerler o kadar az ki dunyada...
  • belle & sebastian, franz ferdinand, mogwai, life without buildings, tugay kerimoğlu gibi güzide müzisyenler çıkarmış şahane bi şehir.