şükela:  tümü | bugün
  • hoş bir metric şarkısıdır aynı zamanda. ve hatta sözleri de şöyledir:

    only know what i'm told, only know what i'm told
    fast asleep daydreaming
    start to push, break your own glass ceiling
    can't count, can't catch the pieces falling

    who let it end up on the ground
    how am i gonna know you're letting me down
    how did i end up on the ground

    only do what i'm told, only do what i'm told
    last to leave cold calling
    you're gonna lose your arms, amputate plasticine
    there's no knight in silver armor shining

    who let it end up on the ground
    how am i gonna know i'm letting you down
    who let it end up on the ground
    how did he end up on the ground
    face down on the ground

    only go where i'm told, only know what i'm told
    inch to inches crowding
    we can't leave, it's the last road open
    every speed on our knees is crawling
  • (bkz: cam tavan)
  • ''kadınların, organizasyonların üst yönetim düzeylerine ilerlemelerini durduran
    engeller, şeffaf tavanlar (glass ceiling) olarak adlandırılmaktadır (www.tisk.org.tr).
    bir başka deyişle şeffaf tavan, örgütlerde tepe yönetim pozisyonu için
    kadınlara konulan keyfi engellerdir. bu kavram,
    kadınların ilerlemelerini engelleyen görünmeyen bariyerleri tanımlamak için
    kullanılmaktadır. şeffaf tavan, kadınlar ile üst yönetim arasında yer alan ve onların
    başarılarına ve liyakatlarına bakmaksızın ilerlemelerini engelleyen, açıkça
    görülmeyen, aynı zamanda aşılamayan engellerdir. kadın, çalışma yaşamında
    kendine belli bir kariyer hedefi oluşturabilmekte, ancak hedeflediği tepe noktadaki
    iş, “kadın” olduğu için keyfi olarak kapatılmaktadır.''
    kaynak
  • cam tavan. bireysel kariyer ile alakalı günümüzde karşılaşılan ve ayrımcılık temelli büyük sorunlardan biri.

    öncelikle, kadınlar toplam çalışanların yüzde kırkını oluşturuyor. kadınların işsizlik oranları erkekler ile kıyaslandığında daha yüksek bir oranda ve kadınların istihdam edildiği sektörlere ve pozisyonlara bakıldığında çalışma koşullarının kötü olduğu ve işten çıkarılmalarının kolay olduğu işlerde çalıştıkları görülmekte. bu, mevcut duruma makro açıdan bakıldığında ortaya çıkan durum.

    kadınların istihdamı ile ilgili makro olduğu gibi bir de mikro sorunlar var. organizasyonlar düzeyinde bakıldığında kadın çalışanların üst yönetim kademelerinde ilerlemelerinin daha kısıtlı olduğu görülmekte. bu durumu açıklamak/savunmak için; kadınların çocuk yetiştirmek için kariyerlerine ara vermelerini veya durdurmalarını, aile yaşamı ve meslek yaşamı arasında denge kurma arayışlarını ve başarılı kadınların bağımsız olmak adına kendi işlerini kurmaya yöneleceği gibi gerekçeler öne sürülmektedir.

    cam tavan kavramı, kadın çalışanların organizasyonun üst düzey kademelerine ilerlemelerini engelleyen, görülmeyen ve geçilemeyen engelleri tanımlamaktadır. bu engeller kadınların bu pozisyonlarda başarısız olma olasılıklarından dolayı değil, sadece kadın olmalarından dolayı ortaya çıkmaktadır.

    kısacası cam tavan kadınların belirli bir seviyeden sonra yükselmelerini durduran ve keyfi olarak konmuş bir engeldir. cam tavan engeline takılan kadınların büyük bir hayal kırıklığı yaşamaları sık karşılaşılan ve normal bir durumdur. genellikle bu engele takılan kadınların hevesleri kaybolmakta ve kadınlar bu konuda başarılı olmanın olanaksızlığını kabullenmekteler. bunun bir sonucu olarak ya işten ayrılmakta ya da kariyer ilerlemelerine yönelik çabalarından vazgeçmektedirler.
  • (bkz: celluloid ceiling) şeklinde hollywood sektörü özelinde irdelenip raporlar hazırlanan bir versiyonu da mevcut olan metafor.

    ayrıca (bkz: f-rating)
  • iş hayatında önemli bir engel olarak karşımıza çıkan ve kadınlara yönelik bir engel olarak karşımıza çıkan ve daha sonra farklı azınlık gruplar tarafında da görülen, çeşitli tanımları yapılan glass ceiling barriers; yani cam tavan kavramına çalışma psikolojisi ve çalışma sosyolojisi ile ilgilenenler tarafından çeşitli tanımlar yapılmıştır.

    ilk kez 1986’da wall street journal raporunda kullanılan bu kavramı; ekonomide kalifiye bir insanın cinsiyet veya ırk ayrımından ötürü örgütün alt kademelerinde tutulması olarak açıklamaktadır.

    alice eagly ve linda carli “through the labyrinth: the truth about how women become leaders” adlı kitaplarında cam tavan yerine cam labirent kelimesini kullanarak durumun karmaşıklığını da açıklamışlardır.

    cam tavan kavramı belirgin ama görünmez bir engelin dile getirilmesi ve somutlaştırılmasını kelimelerle ifade ederken; beraberinde birçok kavramın da oluşturulmasını sağlamıştır. bunlar:

    ters cam tavan: kadın ağırlıklı sektörlerde (sağlık vb.) erkeklerin kariyer yapmasını ifade etmektedir.

    bambu tavan: doğu asyalıların yükselmesine karşı engelleri anlatır. gerekçe ise liderlik potansiyellerinin olmadığı veya iletişim yeteneklerinin yetersiz olduğudur.

    beton tavan: beyaz kadınlar cam tavana maruz kalırken, azınlıklara mensup kadınlar daha sert engellerle karşılaşmaktadır.

    ikinci cam tavan: ilk engel aşılsa da ikinci bir engelle karşılaşıldığı anlamını taşımaktadır.

    cam dolap: eşcinsellerin bazı işlerden veya sektörlerden uzak tutulması anlamında kullanılmaktadır, medya buna tipik bir örnektir.

    cam merdiven: kadın ağırlıklı sektörlerde erkeklerin hızla ilerlemesini anlatır.

    cam labirent: güç sarf ederek çıkış yolunu bulmaktır. iş hayatındaki engellerin çetrefilliğini anlatır.

    yapışkan zemin: kamu kurumlarında alt kademelerde çalışan kadınlar, genelde terfi olmaz ve yerlerinde kalırlar. buna bağlı olarak ücretleri de genelde düşüktür.

    yapışkan merdiven: şirket merdivenlerinde yükselme çabasını ve zorluğunu ifade eder.

    durumu en iyi özetleyen açıklamalardan biri sanırım, hillary clinton'ın,
    barack obama'nın başkan seçilmesi üzerine yaptığı konuşmasında söylediği cümle olabilir: "en yüksek, en sert cam tavanı bu sefer de kıramadık, ancak tavanda 18 milyon çatlak oluştu.”.
  • (bkz: elephant in the room)
    fil züccaciyeciye girer camları kırar.