şükela:  tümü | bugün
  • 2011'de, ingiltere başbakanı david cameron'un en yakın arkadaşlarından birinin bir seyyar tuvalette ölü bulunmasıyla gündeme gelen ünlü müzik festivalinin yapıldığı ingiliz kenti
  • 2014 yılı festivalinde dün gece metallica'nın müthiş bir performans gösterdiği müzik festivali.

    link : http://www.youtube.com/watch?v=aopfwenbv3o
  • benim hatun orada sözlük. hatun benim değil ama, orada. festival festival geziyor yine, nasıl mimar çözemedim daha...
    tanım: yozgat'ın renkli versiyonu.
  • 2014 yılında kasabian'ın kapattığı festivale ev sahipliği yapmıştır.
  • glastonbury, muzik festivali ile bilinen bir sehir genellikle. o yuzden bu sehri cok yanlıs bildiginizi yazmam lazım cunku hayatımda gordugum en acayip, en kendine ozgu sehirlerden biri. oldukca spirituel bir arkadasım, dunyanın kalp cakrası burada gormek istiyorum dediginde, hımm degisik olur deyip minik bir gezi planı cıkardım. spirituellik konusunda uzman o olsa da gezmek konusunda uzman benim hehe.

    arkadasın da bahsettigi gibi dunyanın kalp cakrası burdan geciyormus. aslında oldukca genis bir alan tariflenen; glastonbury, shaftesbury ve dorset gibi genis bir alanı kapsıyor. glastonbury tor ise bu alanın icinde en meshur olanı. tepeye tırmanmaya shakti yoga merkezinden baslarsanız, cok dik olmayan uzun yoldan yuruyorsunuz. manzara oyle ic acıcı ki, yer yer cimen her yer cayır - iron maiden cayır cayır huehueh. neyse su koyvermeyeyim, etraf koyun kuzu dolu. sevebilmek mumkun lakin koyun anneler biraz agresif, ne de olsa anne kuzusunu korumak istiyor. tor ne amacla yapılmıs bilmiyorum, gozlem kulesi gibi geldi bana daha cok fakat enerjisi gercekten guzel mekanın. arkadas yoga yaparken ben dans ederek tor'u tavaf ettim. iki deli bir araya gelmemeliydik!
    diger yokustan inerek tor yolculugumuza son verelim dedik. dik yamacın bitisinde chalice well gardens var. muhakkak gorulmesi gereken yerlerden. 2001'den beri dunya barıs bahcesi olarak biliniyor. cicekler, cesmeler, bahce dizaynı muazzam. sadece easter zamanı acan ozel bir cicek var bahcede. sanslıydık ki tam cicek actıgı zamanda gezdik, kokusu cok guzel. dingin ve huzurlu bir yer, cesmenin sularında insanlar kristallerini ve taslarını yıkıyor genelde. kutsal bir mekan, spiritueller icin. chalice well is bir kuyu. basında dua edeni cok, genelde kadınlar...

    muzik festivali sehirdeki tek festival degilmis bu arada. fairy festival, zombie festival, goddess festival gibi enteresan festivaller de oluyormus. airbnb sagolsun, evinde kaldıgımız adam uzundur burda yasıyor, degisik hikayeler anlattı; ozellikle de goddess festival zamanı sehri mor giyen kadınlarla dolduruyormus heheh.
    yine sans diyecegim gladyator festivali'ne denk geldik biz. gladyatorleri izledik savasırken. hepsi kostumlerini kendi yapmıs, etrafta koylu kıyafetleriyle de dolasan cok. zaten sehir boyle biraz, gundelik hayatta bile "normal" diyebileceginiz kıyafetlerle dolasan insan sayısı sehir nufusunun sadece yarısı. standını acıp yaptıgı zırh ve kılıcları da satan bir dayıya denk geldik. kendi keyfi icin yaptıgı hobi, is olmus adama. russell crowe'ın vizyona girecek the mummy filmi de dahil olmak uzere, pek cok filmde gordugumuz kostum ve araclar onun elinden cıkmaymıs. tamam hadi bu dayı ilginc ama festivalde gordugumuz insanların cogu da kendi kostumlerini yapmıslar ve muhtesemdi hepsi. ustelik festival glastonbury abbey'nin icinde sadece yarısı ayakta duran kalıntıların icinde yapılıyordu. zaman yolculugu gibi, insan kayboluyor, 2017'de oldugunu falan unutuyor.

    dunyanın kalp cakrası burda olur da, sehir bundan etkilenmez mi? elbet etkilenir, magic shoplar, tas ve kristal dukkanları, yogiler, samanlar, psychicler... kitapcılar bile bizim alıstıgımız gibi degil.

    sehre ulasım biraz sıkıntılı cunku tren istasyonu yok. ilk defa, ingiltere'de bir sehirde tren istasyonu gormedim! muzik festivali zamanı nasıl oluyor da bunca insan gelmeyi beceriyor buraya cidden bilmiyorum. londra, bristol ve yeovil'den otobusler var sadece.

    neyse, yolunuz duserse gidin gorun. alısıldık bir sehir degil burası, gormeye deger. insanların yuzleri hep guluyor, bakısları cok sakin. enerjisi hakikaten guzel sehrin icine cekiyor. dunyanın kalp cakrası burda diye mi bilemem. bu arada benim kalp cakramda sorun varmıs, onu da ogrenmis oldum. degisik ablalardan biri, bir takım yoga pozlarına sokup acıdıgı yere odaklan dediginden beri sızısını hissediyorum. supheyle yaklasırım boyle seylere genelde fakat oyle bir sey soyledi ki sonrasında, "sen bunu nasıl gorebildin" diye gozlerim dolu dolu oldu. neyse, burası bana...
    glastonbury surprizlerle dolu, fırsatınız varsa gormeden gecmeyin.

    edit: bisiklet meraklılarına, (route 45) bisiklet yolu rotalarından biri geciyor sehirden, bunu da bilmek isteyen olur diye dusundum. arkadaslarımı kandırabilirsem bu yazki bisiklet turu rotasını bu route'a aldırmak gibi sinsi planlar yapacagım.