şükela:  tümü | bugün
  • müzikte "kayarak" anlamına gelen terim. örneğin kemanda, parmağı bir tel üzerinde kaldırmadan bir notadan diğer notaya geçiş şeklinde olur. diğer çoğu müzik terimi gibi italyanca'dan gelmektedir.
  • arpta çok kullanılır bu, hatta arp denince ilk akla gelen şeylerden biridir bu ses. tahmin edilebileceği gibi, teller üzerinde parmağı gezdirerek yapılır.

    piyanoda da bu şekilde glissando yapılabilir, hem artistik de gözükür*.

    veya bazı piyano parçalarında yukarı/aşağı gidip gelen çok hızlı notalar içeren* pasajlar vardır ki glissando belirteci eklenmiştir, "kaydırarak" değil de, sanki öyleymiş gibi, hafif, uçarcasına çalın anlamında.
  • gliss diye kısaltılır.
  • hammond org çalarken şov amaçlı bolca yapılan bir harekettir.
  • bakır üflemelilerden trombon belirli aralıkları çok kolay yapar diğer bakır üflemelilere göre.bu kolaylık enstrumanın kulis denilen uzayan kısmından kaynaklanır fakat bu kolaylık öyle beleş verilmiş değildir.aynı kulis nedeniyle geniş aralıklarda atlamalar zordur.hele hele 1.pozisyonla 7. pozisyon(bunlar kulisin kapalı hali ve en uzatılmış halidir)seri bir şekilde 1 7 1 7 diye sürekli çalmaya çalışmak acayip ter akıtır bir yerlerden.biraz daha anlatsam bu entryi sözlük üzerineden ders vermek diye bir yere taşırlar.
  • richard knox ve elly may irving adlı iki kişiden oluşan leeds'li gruptur. bir grubu tanıtırken son zamanlarda hep aynı sözlerin aynı tanımların ortalıkta dolandığını, pitchfork'a bile baktığımda orada da aynı laf cambazlıklarının farklı kurgularla bu yazılarda kullanıldığını gördükçe daha az yazmak istiyorum. bir de tabii sevdiğim gruplar genelde hayatımda belli tanımların uçuştuğu bir odaya buyur ediliyorlar tarafımdan. o tanımları yenileyene ve bu konudaki sıkıntımı atana kadar kendileriyle ilgili bir şeyler yazmayayım istemiştim ama bu güzelliği daha fazla yazmadan ve paylaşamadan edemedim.

    insanı büyüleyen bir sesi var her şeyden önce elly may irving'in. çok keskin, belirgin bir gidişatı var ve bir sözü söylerken o tonla o söz o şekilde sonsuza kadar uzatılsa dinlemem demezsiniz. yaptıkları müziğin insanıın içini boydan boya kaplayan bir tarafı var. dinlerken dünyanın en eğlenceli işini yapıyor olsanız dahi o eğlencenin içine koca bir hüzün çörekleneektir duvardan duvara, bir uçtan bir uca. hissel tariflerden uzaklaşıp grupla ilgili bilgi vermeye geçersek eğer, ambient ve deneysel olarak nitelendirilen grubun albümleri richard'ın gizeh ve loom adlı iki farklı label'ıyla çıkmış bugüne dek. gizeh recordings'ten çıkan son albümleri "with our arms wide open we march towards the burning sea" dokuz şarkıdan oluşuyor ve albümün bana kalırsa en iyi şarkıları, grekken, floods, with a kiss and a tear.

    bu myspace sayfaları:
    http://www.myspace.com/glissando
    bu da last.fm sayfaları:
    http://www.last.fm/music/glissando
  • nice yetenekli müzisyen parmağına acı yükü yüklemiş hem dinlemesi, hem izlemesi über zevkli bir hareket. ben enstrüman çalabilmirem, yani glissando yapabilmirem, fakat arada bir laptop klavyesinin tozunu şöyle elimin tersiyle bir alacağım tutuyor ve işte tam o anda piyano dersi alacağım da tutuyor ama almıyorum, zaten ben laptop klavyesinin tozunu da pek sık almıyorum.

    fakat biliyorum; oralarda bir yerlerde nice piyanistler, gitaristler, kemancılar, arpçılar var ve hepsi de glissando yapacağım derken parmak derilerinden oluyorlar. yani siz, ey cemaat-i müzik, bir glissando uğruna parmaklarınız böyle veya böyle olsun istemiyorsanız, aslen arpçılar kullansın diye tasarlanmış şu gibi parmak ucu penalarından kullanabilirsiniz. böylece bizim kulak zevkimiz sizin parmak acınız olmaktan da çıkmış olur.
  • tel üzerinde parmağın bir sesten başka bir sese kaydırılması. nota başları arasında çekilen düz bir çizgiyle gösterilir.(bu çizginin üstüne ayrıca gliss. yazılabilir)

    glissando bir tel üzerinde, bir parmakla ve aradaki tüm seslerin üzerinden geçek elde edilir. yorumcudan açıkça istenen ve notada açıkça belirtilen bir tekniktir.
  • kan için hemoglobin neyse, türk tarzı perdesiz gitar icrası için glissando odur.

    (bkz: kana kırmızı rengi veren madde)
  • lisede her biri üzerimize zimmetlenmiş sazların gariban telleri, o rutubetli etüd odalarında mahvolurdu. 20 dakikada bir akord yapardık. ve nasıl ucuz teller getirtiliyorsa okula, habire paslanırdı teller ve her hafta değiştirilirdi.

    işbu "müzik hareketi", benim 4. parmağımın paslı la teli üzerinde defalarca kesilmesine sebep olmuş harekettir.
    (bkz: viyolonsel)