şükela:  tümü | bugün
  • "benim şanım yücelerde" diyen bataille şiiri.

    göklerin en yüksek yerinde,
    melekler, seslerini duyuyorum, beni övüyorlar.
    ben, güneşin altında, başıboş karınca,
    küçük ve siyah, yuvarlanan bir taş
    beni buluyor,
    beni eziyor,
    ölü,
    gökte
    güneş öfkeleniyor,
    kör ediyor,
    haykırıyorum:
    "cesaret edemeyecek"
    cesaret ediyor.
    kimim ben
    "ben" değilim hayır hayır
    ama çöl gece büyüklük
    benim
    nedir
    çöl büyüklük gece hayvan
    hemen dönüşsüz yokluk
    ve hiçbir şeyi bilmeksizin
    ölü
    yanıt
    düşüncenin akan süngeri
    güneşsel
    batır beni ki
    bu gözyaşlarından başka
    bir şey bilmeyeyim.
    yıldız
    o benim
    ey ölüm
    yıldırımdan yıldız
    ölümün kaçık çanı
    şiirler
    yürekli değil
    ama yumuşaklık
    zevkin kulağı
    bir mümin sesi uluyor
    öte taraf öte tarafa gider
    sönen meşale.

    l'experience interieure
    bölüm v, manibus date lilia plenis (kucak dolusu zambak verin).

    ek olarak bir önceki bölümde şu cümleler geçiyor, şiirdeki "çöl" adına eklemek istedim:
    "ve son olarak: ışığın, çölün yalnızlığı...
    yayılan kanın, ölümün ancak daha yavaş bir esrimenin bitişinde safra, salya sızdırması gibi, içinde karışık bir şeyin ancak bir parlaklığın çatlamasıyla ortaya çıktığı, kavranabilir varlıkların aldatmacası.

    aynı zamanda içinde en ucun oluştuğu çöl olmayanı, içinde yalnızlığın çılgınlıklarının zincirlerinden boşandığı, çöl olmayanı kabul etmiyoruz!... varlık orada nokta veya dalgadır ama, öyle görünüyor ki varlık tek nokta, tek dalgadır; yalnız kişi hiçbir şekilde diğerinden ayrılmamıştır ama diğeri orada değildir.

    ve diğeri orada mıydı?

    çöl, hiçbir şeyde, daha az boş mu olacaktır? içki şenliği daha az mı üzüntülü olacaktır?

    böyle konuşuyorum, içimdeki her şey başkalarına veriliyor!"