şükela:  tümü | bugün
  • maalesef glutensiz ürünlerin çok pahalı olmasından ötürü durumu iyi olmayanların zorlanacağı beslenme türü.
  • kompleks karbonhidratı başka yerden alamayacağımız için uygulanması mümkün olmayan beslenme.
  • kolay olmayan beslenmedir. çünkü gluten sadece ekmek, buğday, makarna gibi şeylerde değil birçok paketli gıdada ve soslarda da bulunmaktadır. glutensiz beslendiğini düşünen birçok insan aslında paketlerin içeriğini okumadığı için glutene maruz kalıyor, ancak alerjik bir durumları yok ise farkına bile varmıyorlardır.
    glutensiz beslenenler için en güzel karbonhidrat kaynakları tatlı patates, yulaf ezmesi (glutensizi mevcut), kinoa ve karabuğday'dır. ayrıca bakliyatı da bir karbonhidrat kaynağı olarak kullanabilirsiniz.
  • türkiye şartlarında zor ama imkansız olmayan eylem.

    shien isimli yazar arkadaş kısaca ulaşabileceğiniz değerli besinlerden bahsetmiş, ben de bir iki ekleme yapayım. anadolu'da tarım çağından beri kullanılan fakat bazıları neredeyse unutulmaya yüz tutmuş buğday ve arpa türleri var. bir çoğu ya glutensiz ya da evrimsel süreçte insanın metabolizbasının kabul edebileceği seviyede. kelime oyunları ile kabul ettirilmeye çalışılan glutenli ürünler yaklaşık yüzyıllık ve metabolizmamızın kesinlikle kabul edemediği ürünler.

    türkiye'de genetiğiyle oynanmamış yerel buğday çalışmaları ülke standartlarının çok üzerinde ve farkındalık yaratma amacıyla görece kolay ulaşılabilir ürünler. burayı okuyacak kadar internet bilginiz varsa bulmanız da çok kolay.

    benim görüşüm gluten vücudu boğan bir şey. neredeyse saçma, basit hastalıklarımızın çoğunun ana sebebi. örnek olarak reflü, gastrit, stres, eklem ağrısı, kronik halsizlik vs.

    kişisel olarak söylemek gerekirse gluten diyetine başladığımdan beri toplumun tamamında görülen rahatsızlıklarım bıçak gibi kesildi, spor performansım ve direncim inanılmaz arttı. bu senenin meşhur domuz gribi varyasyonu olan gribi ilaçsız bir buçuk günde atlattım ki hala ben bile inanamıyorum. eskiden pestil çıktığım idmanlardan sonra şimdi bir de üstüne başka hafif sporları yapıyorum.

    evet, sadece ulaşım ve çeşitlilik değil, besin alışkanlıklarından vazgeçmek de çok zor ve zorlayıcı ama kapitalizmin bize empoze ettiği bazı kavramlar epey yanlış. büyük dedelerimiz imkansızlık ve fakirlikten daha az çeşide ulaşsa da bizden daha sağlıklılardı. onları öldüren kalp krizi değil, sıtma idi. yani gelişmişlik mcdonald's değil çocuk felci aşısıdır. tekrar beslenmeye dönersek; günümüz yaşam tarzımızı düşününce ilk 3-4 ay kabus gibi zamanlar sizi bekliyor. ıdeal ürünü, ideal sürede nasıl alacağın, nasıl vakit ayırıp da kendine haftalık kekler, makarnalar, atıştırmalıklar hazırlayacağın (daha maliyetli hazırları var ama dünya standartlarına göre çok pahalılar çünkü hala bakir bir pazar), o kadar uğraştıktan sonra yaptığın şeyin tatsız gibi gelmesi (gibi çünkü tatsız değil, bu zamana kadar yediklerin tatlandırıcılı idi) vb. fakat daha sonra kendini alıştırıyorsun. öyle ki içinden, dışarıda yaparken içine neler konduğunu bilmediğin şeyleri yemek gelmiyor.

    glutene az biraz da ek yapayım, glutenle beraber biraz daha doğala dönersen (vegan çılgınlığından bahsetmiyorum), işlenmiş şekeri keser, doğru tuzu alıp azaltırsan, tavuk etini keser, kırmızı temiz et ve mevsimlik balığa geçersen, avokado, balık, yumurta, meyve ve sebze tüketimini genel beslenme alışkanlığın yapar, kinoa yemeye katlanabilirsen bahse giriyorum, 4-5 aydaki değişime inanamayacaksın. verdiğim reçete çok lüks gibi görünüyor ama bir kaç on yıldır tarıma kibirli ihanetimizle, kebapçılara ve meyhanelere giderken gizlediğimiz fakirliğimizin gerçeği bu. yukarıda yazılanların hepsi türkiye'de üretiliyor ve sadece makro marketler için değil. anadolu ya da ege kıyılarında yaşayanlar için maddi olarak bunlara ulaşmak istanbullulara nazaran maddi olarak daha kolay. yarım yıl deneyin, bazı rezidüel hastalıklarınız sıfıra yakınsamaz, vücut direnç ve gücünüz neredeyse iki katına çıkmazsa sizs benden bir ay bedava bigmac*.
  • çölyak hastaları için mecburi ama olmayanlar kendini boşa aldatmasın.
  • diyetisyen çıkmak üzere olan kardeşimin aktardığına göre kalın bağırsakta yaşayan faydalı bakterilerin besinsiz bırakılmasına ve bağırsak florasının dengesinin bozulmasına yol açar. glutenli besinler kompleks yapıda oldukları için sindirimi uzun sürüyor ve kalın bağırsağa kadar ulaşabiliyormuş. glutensiz beslenmek ise bu bakterilerin sentezlediği kısa zincirli yağ asitlerinin sentezlenememesine sebep oluyormuş ki bu yağlar çeşitli hastalıklara direnç oluşturma açısından oldukça faydalı maddelermiş. sindiriminin uzun sürmesinin vücuda ciddi bir zararı olmadığı gibi glüten intoleransı veya çölyak hastalığı sahibi olmayan birinin glutensiz beslenmesi sağlık üzerinde anlamlı bir fark yaratmıyormuş (olumlu bir fark yaratmıyor yani). glutensiz beslenmek belki de insanların hazır gıdaları, besin gruplarında aşırıya kaçmayı ve sağlıksız pişirme yöntemlerini de hayatlarından çıkarmaları sonucu bir fayda sağlıyor gerçekten. ama ortaya çıkan sonuç nedensel bir sonuçtan ziyade korelasyonel bir sonuç gibime geliyor.
  • çok zor
  • glutensiz beslenmeyle ilk defa tanışan çoğu kişi gibi ben de ilk başlarda ekmeğin yerini doldurmak için bir sürü ürün aradım ama glutensiz ürünlerin hiç de sağlıklı olmadığını fark ettim. örneğin glutensiz halk ekmek her gün yediğim zamanlar (günde ortalama 3 adet) bende şiddetli kabızlık yaptı (hayatımda ilk defa ve uzun süreli kabız oldum). ayrıca paketli glutensiz ürünlerin birçoğu bol bol nişasta karışımı ve bir sürü madde içeriyor.

    ben ekşi mayalı karabuğday ekmeği tüketiyorum, evde hamur işi (poğaça,krep vb) yapmak için çiğ karabuğday unu (kavrulmuş karabuğdayın tadı çok ağır) kullanıyorum. marketlerdeki bisküvi veya benzeri glutensiz ürünlere fazla yönelmemek gerekiyor.
    sağlıklı beslenme önerilerinde bulunan bazı kişiler ve doktorlar; 140 dereceden (galiba 140'tı) fazla sıcaklıkta pişen karabuğday veya bakliyat unlarının da zararlı hale geldiğini savunuyor, bununla ilgili araştırmalardan söz ediliyor ama ben o kadarına kulak asmıyorum, yapabilenlere saygı duyarım :)
  • çok ama çok zor olan beslenme biçimi.

    glutensiz un alıp ekmek yapmaya çalışırsınız bulamaç gibi bi şey olur biraz daha undan katayım derseniz taş gibi bi şey pişer yiyemezsiniz. buna çözümü glutensiz un ve mısır ununu karıştırıp pişirmek de bulmuştum bu şekilde daha yenilebilir bi şey çıktı ortaya. paketli ürünler zaten komple çöp neredeyse hepsinde gluten var. glutensiz makarna alırsınız tadı ciddi anlamda iğrençtir yiyesiniz gelmez. dolayısıyla bu şekilde yiyip kendinize işkence etmek yerine sebze ve et ağırlıklı beslenip diğer her şeyden uzak durmak işe yarıyor, en azından bende öyle olmuştu.