aynı isimde "go (programlama dili)" başlığı da var
şükela:  tümü | bugün
375 entry daha
  • üstteki yazarın paylaşımında çok fazla bilgi eksikliği mevcut. eleştirisi kıymetli lakin yanlı bakmasından dolayı gerçekleri kendi ihtiyacı üzerinden yorumlamış.
    go'nun yayılması için maddi manevi kendini tüketen ve bugünlere gelmesini sağlayan, eleştirdiği ilk nesildeki insanlardan ibarettir. dediği gibi kendilerini düşünüp hareket edilmiş olsaydı, şu an ne izmir, ne eskişehir ne de diğer şehirlerdeki kulüpler/dernekler ortaya çıkardı. hatta ilk nesildeki oyuncular 5d ve üzeri seviyelerde oyuncular olup, tüm yurtdışı turnuvaları domine ederlerdi. oyunu geniş kitlelere ulaştırmak için çok fazla oyuncu 1dan ya da 2dan seviyesinde tıkanıp kalmıştır. kendi oyunlarını geliştirmek yerine yeni oyuncular yetiştirip, turnuvalarında 10 kişiyle değil 100lerce insanın olduğu büyük organizasyonlara dönüşmesini sağlamışlardır.
    go'nun türkiye'de tutunması, çoğunluğa duyurulması sürecinde hiçbir maddi destek alınılmadı. herkes kendi imkanlarından yola çıktı ve verebildiği kadarını verdi. bittiği vakitte bir adım geri çekildi ve peşindeki kişi/kişiler devam ettirdi. 2000li yılların başında go taşı ve tahtası bulmak bile meseleydi. sağ olsun istanbul'daki taş tahta ihtiyacını ertuğ akkol ile kerem karaerkek sayesinde gideriyorduk. hatta türkiye'deki tüm turnuvalara taş taşıdığımızı ifade etmek isterim. daha söylenecek çok şey var, buna benzer örnekleri sayfalarca yazabilirim. günün sonunda bir anlamı olmayacaktır. hep eleştiren olur. kendi adıma, herkes kendi rakibini yetiştirsin, böylelikle sorun kalmaz noktasında hareket ediyorum. ben geri çekilenlerdenim, çünkü hayatta başka öncelikler ortaya çıkabiliyor. her go oyuncusu, hayatının merkezine bu oyunu koyması gerekmiyor. üniversite öğrencileri bu noktada şanslı. ama mezuniyet sonrası, iş güç sahibi olduktan sonra ne turnuvalara, ne go toplantılarına katılım sağlamak çok ihtimal dahilinde olmuyor, en azından seyrekleşiyor katılımlar..
    bu oyundan para kazananlar hususunda da.. helal olsun! hobisini meslek haline getirip, hayatını bu oyundan kazananlara saygı duymak, daha çok destek vermek gerekiyor. türkiye'de çok zor ve riskli bir hamle! tutunabilen adamın peşinden gitmek lazım..

    şuna çok gülüyorum, acıklı bir şekilde: ankara ayazında ve kar soğuğunda taşıdığımız go tahtaları eşliğinde bata çıka, düşe kalka yürürken yaşadıklarımız geliyor aklıma ve sonrasında adamın biri kalkıp, ilk nesil çok çabalamadı şeklinde bir dürtüsellikle eleştirebiliyor.. evet dostum, o çözdüğün problemlerin, kitapların bile nereden eline ulaştığından bir habersin ama olsun, sen sente'ni yitirme, bizim bunda da bir sorumluluğumuz yok..

    not: üstteki yazar arkadaşıma herhangi bir yakınmam yok. go oyununun böyle bir süreci var. eleştirel bir ruh haline dönüşebiliyorsun zamanla.. sonra kabul süreciyle normalleşip, kendi yolunu çiziyorsun. desteklediği, hayran olduğu kişiler de zamanla değersizleşecek yani sıradan oyunculara dönüşecek. sorun yok yani.

    iyi oyunlar..
  • born in the echoes albümünde bulunan bir the chemical brothers parçası.
  • türkiye'deki go ortamı her zaman egosantrik insanların çekişmelerinin gölgesinde kaldı. oyun doğası gereği egonuzu yendiğinizde seviye atlıyorsunuz ancak ben 1998 yılından beri egosunu yenmiş bir go oyuncusu tanımadım. bu kadar zeki insanın bulunduğu bir camiada ego savaşlarını da normal görenler olacaktır ancak bu oyunun türkiye'deki gelişimini etkiliyorsa bir noktada dur denmeliydi, olmadı. haliyle yıllarca emek veren insanlar uzaklaştı.
2 entry daha