şükela:  tümü | bugün
  • böyle özel rövaşatalı şut çekildiğinde topun kaleciyi uçurup ağları delip geçmesi.
    bir de japon takımında at kuyruklu herif geliyor aklıma hep.
    ulan çocuktuk, küçüktük.. harddisk, ram, rom değil de, bir tek makine ısındı mı ısınmadı mı diye bakardık.

    ekleme:
    allah aşkına bu nedir ya?
    https://www.youtube.com/watch?v=g_b_opnhzum

    dev ekleme:
    indirip eski günleri yad eylemek isteyenler için dev hizmet!
    de-de-de-dev hizmet!
    hemen şimdi, buraya tıklayarak siz de nes emulatör ve goal 3 oyununu indirip oynayabilirsiniz.
    tamamen güvenlidir ve hiçbir kurulum gerektirmez. çok düşük boyutuyla açılması 20 dakika süren bilgisayarlarda bile sorunsuz çalışabilir.
    evet, siz de nostalji yapmak istiyorsanız bu dosyayı indirip gününüze neşe katabilirsiniz.
    now and for free...

    ### link yenilenmiştir fakat silinebilir. mesaj atarsanız yeniden yüklerim. ###
  • brezilyadaki elemanin sut cektikten sonra topun balik olmasi.
  • gol sevinçlerinde adamı yöneterek çeşitli şekillerde sevinmek.
  • bir versiyonunda futbolcular ölebiliyordu.
    eğer top taça çıkarsa ve taç atacak olan futbolcunuz da ölüyse oyun öyle kalıyordu kimse taç kullanmadığı için..
  • özel şut çekmek için; top havadayken şut tuşuna basılırdı.

    en güçlü takım, oyunun yaratıcıları japon takımıydı, her futbolcunun kendine has özel şut gücü vardı. en havalı en cool karakteri uzun saçlı bir futbolcuydu ve onla takım arkadaşın kafasına çıkabiliyorduk.

    özel şuta değen futbolcu göğe yükselirdi.

    gol yiyen takımın oyuncuları salya sümük ağlayıp, tırnaklarını yerken gol atan takımın oyuncuları çocuk gibi sevinirdi.

    penaltı atışlarında kaleciler çıkışabilirdi.
  • tam rakibe çalım atmaya çalışırken sahada hortum çıkması; seni, rakibi ve topu kapması ve üçünü de sahanın çeşitli taraflarına fırlatmasını içeren anılar.

    bu arada hortum aldıktan sonra top dışarı çıkarsa rakip taç kullanırdı. *

    meksika takımı maske takardı ve gol yediğinde tek ağlamayan takım kendileriydi.

    moğolistan at kuyruklu elemanlardan oluşurdu.

    arjantin'in kalecisi çalımcıydı, topu aldığı vakit kimseye vermeden kaptırıp giderdi.

    kamerun en zorlu afrika takımıydı.

    bir de devre arasında menüde takım kaptanı arkadaşına taktik anlatırdı. eğer devreyi önde kapadıysa mutlu mesut anlatırken, berabereyse ciddi ciddi eğer yenik durumdaysa obradoviç gibi kızgın bir şekilde anlatırdı.*

    edit: africa theme'i dinleyince gülme krizi geldi. ahahahahaha en makara maçlar afrika maçlarıydı şüphesiz.
  • kalecilerin hiçbir şekilde tutamadığı brezilya'nın özel vuruşu. top balık oluyordu ve kaleci tutmaya çalışınca şaftı kayıyordu. brezilya ve balık nasıl bir bağlantı onu da anlamadım pek.

    ekleme: o balık piranaymış. amazon nehrinde bolca bulunurmuş. yani brezilya'da pirana meşhur imiş.

    özel vuruş şu şekildeydi. tabi kaleci alman olunca pirana bile işlememiş.

    ek: imla.
  • çamurlu sahalarda gözler kaybolana kadar batan, tam gol atacakken hortum çıktığında uçan, tam topu alacakken yıldırım düşen futbolcuları unutmak ne mümkün. hey gidi hey. çocukluğumun oyunu.

    aynı kadronun atletizm oyunu da vardı o da efsaneydi, hatta basketbol formatı da vardı ama onu bir türlü bulamamıştım. çocukluğumun uktelerindendir.
  • başlangıçta çıkan antreman kısmında sergilediğim yeteneklerimi oyuna yansıtamayışım..

    allahtan oyunda teknik direktör yoktu da kimse beni oyundan alamadı. vasat halimde çamura gömülerek muz vuruşlarına göğüs gerdim. yeri geldi yüksek gerilimle çarpıldım. yeri geldi takım arkadaşlarım tepeme çıkıp takla attılar ama pes etmedim. kötü olabilirdim ama iyi bir takım oyuncusuydum. 2 katlı baraj bile kurduk, daha naaabalım !

    bide tabi harika müziklerini unutmak mümkün olmayacak hiçbir zaman!

    https://www.youtube.com/…wq&list=pl068985d7a912f97a