şükela:  tümü | bugün
  • 1.87 boy ve 90 kilo ağırlığık altında ezilip ezilmeyeceğini merak ettiğim bisiklet. yeşilin her tonunu da çok severim.
  • aldım ama daha çok yeniyim, pedala elektrikli motorun yardımıile basmak harika bir hismiş, biraz deneyim sonrası burayı editlerim ama ilk olarak söyleyeceğim büyük şehirlerde herkes buna benzer seçimler yapmalı ki, trafikte canımız çıkmasın ayrıca sağlıklı hissedelim..
  • iki gündür kullanıyorum ve ilk deneyimlerimi, artı ve eksilerini belirtip neticeye geleceğim, ileride bisiklet ile ilgili biraz daha kapsamlı yazabileceğimi düşünüyorum.

    ----- eksileri:

    süspansiyon olmadığı için her türlü girinti çıkıntı sizi etkiliyor ancak bisiklet yollarında benim gibi çok giderseniz, çok fazla rahatsız edici durumla karşılaşmıyorsunuz, yollarda çok rahatsız etmese de kesinlikle yumuşak topraklı, kumlu, çakıllı yerlerde çok zor kontrol ediliyor, denedim. arnavut kaldırımı yollarda da baya dişleriniz vidalarınız dökülecek gibi hissettiriyor.

    beni rahatsız etmese de 22 kiloluk bir ağırlık bilhassa bayanlar için biraz fazla dediğim gibi benim için hiçbir sorun yok, ortalama kuvvette bir erkek için enfes.

    katlanması harika da olsa malesef birçok katlanır modelde olan, en son katlanma pozisyonun bisikletin tüm katlanan parçalarını birbirine sabitleyen bir aparat bulunmuyor, yani iki tekeri yan yana getiriyorsunuz ama tekerler üzerinde götüreyim derken bisiklet ikidebir açılıyor ya da tekerler ayrıldığı için dengesizleşiyor, tekerlekli bavul gibi taşımak zor oluyor, bunun çözümü var, ya tekerlek bağlantı demirlerine kilitleme mekanizması bulacaksınız ya da cırtcırtlarla, lastikle vs. benim yapacağım gibi bir çözüm bulacaksınız, o zaman bavul gibi ileri iterek heryere götürebilirsiniz, metro metrobüs otobüs vapur vs.

    büyük bagajlı arabalara rahatlıkla sığarken küçük bagajlı arabalar için biraz sıkıntı

    ön farı ayrı pilli bir far bunun yerine az güç tüketen aküye bağlı ledli bir far yapsalarmış arka stop gibi çok güzel olacakmış, ön farın pili biterse kullanamıyorsunuz

    suluk bağlantısı katlanır olması sebebiyle yok, ayna da yok, çanta bağlama yeri de yok ama bunlar için çözüm bulanilirsiniz yalnız bu sefer katlarken bunları çıkartmanız gerekebilir.

    hız göstergesi yok ve toplam km yi bilemiyorsunuz.

    frenler diyeceğim ama belki de servis yanlış ayarlardı, baya zayıf durduruyor, gerçi frenleri kendim ayarlayabiliyorum düzelteceğim, bakalım ondan sonra burayı editlerim.

    +++++ artıları

    kesinlikle yokuşta çok işe yarıyor, ben bayıldım, zaten en çok bu özelliği cazip diye almayı düşünmüştüm

    pedal desteği olması hem spor yaptırtıyor hem de gerekli durumlarda sizi kan ter içinde olmaktan kurtarbiliyor, zaten doğrudan spor amaçlı değil şehir içinde sağlıklı bir ulaşım aracı olması

    3200 tl lik fiyatı çıkartırsanız kesinlikle çok ekonomik, zaten iyi bir bisiklet alayım deseniz 1000-1500 tl arası bir para vereceğinize göre atla deve değil, en büyük masrafınız 4 senede bir alacağınız akü, fiyat olarak bilmiyorum ancak 500 ila 1000 tl arası deniyor belki 4 sene sonra fiyatlar daha da uygun olabilir, bu da size senede 125-250 tl arası hadi fren pedalı, ufak tefek tamiratı desen 200-300 tl demektir ki , motoru satıp bunu aldım, motorun bana senelik masrafı yakıt dışında bunun en az beş misli idi. araba da keza aynı masrafı yapıyor yine yakıt hariç. ne plaka ne ruhsat ne de vergi ile de uğraşmıyorsunuz.

    portatif katlanabilir olduğundan toplu taşıma kullanabiliyor, hatta uçakla otobüsle, gemiyle falan başka şehir, ülke nere isterseniz götürebilirsiniz, elektrik bulduğunuz heryerde yakıtınız hazır, cep telefonu gibi şarj ettiğiniz için hiç kimse sizden elektrik parası da istemiyor yani yakıt ev hariç bedava :) açması kapaması çok kolay sadece acemilik durumunda en fazla 1 dk içinde katlanıyor ya da açılıyor.

    çok şık cidden bakan bir daha bakıyor, ayrıca herkese örnek oluyorsunuz, millete fikir vererek korkunç trafiği ve zehir salan araçlardan kurtulmak için bir fikir de veriyorsunuz. büyük şehirlerde herkesin kullanması gerekiyor.

    70 km dense de kullanıma göre 50-60 km gidiyor, tabi daha net diyemiyorum çünkü ilk şarjım yani eksi olarak belirttiğim hız göstergesi ve km sayacı olmadığı için net hesaplayamıyorum ancak baya uzun yokuşlarla birlikte ilk şarjı ile en az 40 km yaptım ve tek çizgi şarjı duruyordu. yani 10-15 km daha gideceği belliydi. bakalım bir gösterge alabilirim.

    pedal boşta döner gibi gittiğiniz için bence bir motor gibi, bunun yanında yokuş kalkış desteği sayesinde, yokuşlarda dengesizce pedal basmamanızı sağlıyor, bu özelliğini düz yerde kullanırsanız motor gibi de oluyor, tabi bu şekilde sık kullanmanın motora bir zararı var mı bilemiyorum. zaten amaç pedal destekli kullanmaksa bunu düşünmeyin.

    alışınca insanların arasından kıvrılmak çok kolay, büyük tekerli bisikletlerden kesinlikle daha kıvrak ve trafikte daha dar yerlerden geçebiliyorsunuz.

    şu an için uzun gelse de bence 5 saatte şarj olması da çok iyi , tabi gönül ister on dakikada şarj olsun ama mesela biraz yol yaptınız şarjının yarısını bitirdiniz ve bir kafede oturdunuz iki üç saat şarja takın tekrar ful şarj gezebileceksiniz , bu süre bile sınırda da olsa şimdilik işe yarayan pozitif bir özellik.

    aküyü açsanız dahi motoru aktif edebilmek için anahtar gerekiyor, bu da bir avantaj aslında yani aklımdan geçirmek bile istemem ama ola ki biri çalmaya kalksa motoru açamaz bu da kolay hızlanma şansını azaltır, şanslı iseniz yakalarsınız, motor her durumda açılıyor olsa bu biraz dezavantaj, ayrıca anahtarsız çalıştırma ihtimali de yok, yedeklide olsa anahtarı kaybetmeyin yanınızda taşıyın.

    ==== sonuç

    kesinlikle aldığıma 2 günde çok memnun kaldım, umuyorum bu kadar sürede beni memnun eden bu bisiklet ilerde şükela moda sokar, eksileri beni hiç rahatsız etmiyor, sadece çıtayı yüksek tutmak açısından önemli, ileride eminim belirttiğim eksiklikler yeni modellerde kalmayacak, büyük şehirde yaşıyorsanız, katlanabilir elektrikli bisikletler, geleceğin taşıtı, en önemli alternatiflerden, benim gibi hele yokuşlarla boğuşan biri iseniz, kesinlikle tercih edebilirsiniz, verdiğiniz her kuruşa değiyor, kışın toplu taşıma ile kullanırsanız kesinlikle çok hırpalanmazsınız, soğuktan, yağıştan çok etkilenmezsiniz, işinize gidip gelmek eğer cidden mesafeler uygunsa ve metro, metrobüs vapur gibi ana toplu taşıma sistemlerine yakınsanız enfes bir ulaşım aracı, hatta mesafelere ve zamana takmıyorsanızda zaten elektrik desteği sizi çok rahatlıyor, ayrıca spor yapıyor olacaksınız, bundan güzel bir nimet olabilir mi..

    edit: 1,5 ay oldu sayılır, 500 km yi devirdim, çok dik yokuşlarda da test ettim, biraz bacak gerekiyor bunu bilin ama orta derece yokuşlar gayet rahat , motorsuz galiba neredeyse imkansız olacak diklikteki yokuşları ve mesafeleri çıkabilmek içimi rahatlattı, zincir atmıyor sorun kalmadı, ara ara yağlıyorum herhalde çözümü buymuş, normal viteslerde 4 ve 2. viteste biraz ses geliyor ama bu vites ayarı ile alakalı sorun çıkartmıyor ayar yapılınca geçeceği kesin, gidonda çat çut bağlantılardan ses gelebilir ben de geliyor, ara ara vidaları kontrol etmek gerekebilir, bazı yerleri ufaktan yağlamak gerekecek bunlar kesin çözüm olduğu için içim rahat, malzeme kalitesi üst düzey olmasa da gayet iyi. suluk için şasede keşke hazır vida yerleri olsaymış dedim, katlandığı için eklememişler ama bence konabilirmiş, halen memnunum , eğer akü ömründe ve motorda bir sorun olmazsa kesinlikle ömür boyu memnun kalacağım.

    edit2: 10 km lik yağmur altında sürüş yaptım hiçbir sorun çıkartmadı.
  • suratınızda saçma bir gülümsemeyle yokuşları çıktığınız yaklaşık iki haftalık kullanım sonrası son derece memnun olduğum elektrikli bisiklet
  • büyükada yokuşlarında denenmiş ve başarılı olmuştur. büyükadanın aya yorgi hariç tüm yokuşlarında bisikletten inmeden kullanma lüksü yaşatmıştır. zenginlik güzel şey azizim. parasını veriyorsun senin yerine başkası pedal çeviriyor.
    çok detaylı incelemesini yapacak kadar kullandım. 100+ km (200'e yaklaşmış tekrar kontrol ettim) yaptık maşalah kendisiyle. bir takım kronik sıkıntılarını da farkettim ve müdahale ettim. wd40 güzel bir icat. kronik sıkıntıları şöyledir:
    - sele. inanılmaz rahatsız. 30 tlye bir sele aldım popom şarkı söylüyor resmen. bu hafta daha pahalı bir sele alıyorum. (selle royal). orjinal selesini kullanmayın.
    -gidondan ses gelmesi. gidondan bir süre sonra çık çık tık tık bir ses geliyor. nedeni ikiye katlanan gidonun çalışması. ikiye katlayıp içindeki çapağı alın. işiniz bittikten sonra güzelce wd40 sıkın.
    -viteslere geçerken sıkıntı: 3-4-5 arası cır cır ses gelmesi. 1 e ya da 7 ye atmama sıkıntısı. vitesteyken sürtünme sesi gelmesi. çözümü basit. vites değiştiricinin kablosunu takip edin. elle ayarlanabilen bir somunumsu göreceksiniz. onu biraz gevşetin ya da sıkın. artık vites geçişleriniz sorunsuz! fazla gevşetmeyin ya da sıkmayın sıkıntı yaşarsınız. sürtünme sesi kesilince işlem tamamdır.
    - zincir atması. durup dururken 7. viteste kaptırıp 20-25 km/sa hızla giderken zincirin şak diye atması. ayna koldan atması hem de. sinir bir durum. yerine takmak çok zor. zincir koruması var onu çıkartmaya çalışmayın. onsuz da takılabiliyor. zincir atması iki bisikletimizde de meydana geldi. . çözümünü zinciri germekte buldum. şimdilik mekanizma üzerinden yaptım. mekanizmada arka kısımda bir parlak vida var. onu sıkıyorsunuz iyice. sorun çözülüyor. yanlışlıkla h ve l vidalarıyla oynamayın. zinciri elinize alırsınız. daha aşağıda dik duran bir vida. arka tarafa doğru bakıyor.
    -frenler: bir süre sonra gevşiyor bu meret. tehlikeli olabilir. ben alyan ile sıkarak ayarladım memnunum. bir bisikletimizde de cık cık cık fren sürtme sıkıntısı vardı. onu da hafif gevşeterek çözdüm. frenlere wd40 sıkmayın. ben yanlışlıkla sıktım galiba arka fren artık çalışmıyor. yine de ada yokuşlarında falan çok sorun çıkarmadı. siz sıkmayın!
    -bisikleti katlarken ufak tefek kadro çiziklerine neden olunuyor. decathlonun katlanan bisikletinde bu yoktu ama bunda var. çözümü basit. değdiği yerlere şeffaf koli bandı yapıştırıyoruz. gereken miktarda yapıştırın fazlası rahatsız eder.
  • belgrad ormanlarında toprak yollarda, çok zorlu çamurlu patikalarda da denenmiştir, küçük dev adam maşallah, beraber gittiğimiz iki mtb'nin (biri yine elektrikli olan alpan modeliydi) lastikleri patladığı halde benimki sapa sağlam parkuru bitirmiştir, birçok yerde hiçbir şekilde elektriği kullanmadım, yani vites sistemini de her şekilde test ettim gayet yeterli, sadece komdisyon gerekiyor, yaklaşık 2500 km oldu, bu kadar sürede eksi olarak fren papuçlarının dandikliğini gördüm onları da kaliteli bir şeyle değiştirince sorun kalmıyor, aklımda tek soru işareti lastiklerdi onlarda test edildi, kenda marka lastikler bence gayet başarılı.
  • bir ara hakkında detaylı bir inceleme yazısı sunacağımdan adım gibi emin olduğum bir haftalık bisikletim. elenktrinkli pisikletim hatta.

    şöyle bir ön inceleme tadında sonda söyleceklerimi başta söylediğim bir yazı olacaksa eğer şöyle anlatabilirim.. mat siyah renklisini ve 2017 modelini aldım. özellikle bu modelini aldım zira bisikletin resmi türkiye distrubitörü stgrup'tan telefonla almadan önce teyit edip 2016 ve öncesi modellerde ön motor (front hub motor diye geçiyor) olduğunu, 2017'den itibaren ise bazı aksaklık ve kullanıcı feedback'lerinden ötürü arka motor (bu da rear hub oluyor tabi) kullanıldığını öğrenmemle kesinlikle 2017'sini ve tabi arka motorlusunu tercih ettim. 3.300 tl'ye (yarısı nakit yarısı kredi kartı) olmak üzere çantası (öyle çok bi kalite beklemeyin, çadır kumaşından yapılma, askerde verdikleri mavi er bavullarından hallice bir çanta) ve yanlış görmediysem üzerinde 30 tl yazan bir kilidi de hediye olarak pazarlığa dahil ederek aldım. özetle, bisiklet, çantası ve kilit 3.300 tl'ye geldi. nereden aldığımı merak eden olursa yeşillendirin boş yere reklam yapmayalım burada. dolayıyla hepsiburada.com gibi sitelerde, bisikletdükkanı vs gibi satıcılarda gördüğünüz 3.390 gibi fiyata sahip olanlar görsellerinde de görüldükleri gibi ön motorlu modeller olup 2016 veya önce tarihli stok ürünleridir, bununla birlikte 3.790 gibi bir fiyatı olanlar ise (ki benim aldığım da 3.790'dan 3.300'e pazarlıkla inmiş halidir) 2017 ve arka motorlu olanlardır.

    şimdi arka motor olayına özellikle dikkat etmek istiyorum, ön motor kafama çok dik yokuşlar için yatmıyordu iyi ki de yatmamış zira benim gibi 1.90 boy ve 100-103 kg arası gelen bi insan evladıysanız ağırlık arkada o kadar birikebiliyor ki, siz o çok dik yokuşta birinci viteste pedala yüklenip, gidonu da istemsizce kendinize çektiğinizde (küçüklükten hatırlayın, güç almak için gidonu da kendinize doğru çekersiniz iç güdüsel olarak), o gidon ve bisikletin ön lastiği bildiğin yerden kesiliyor, böyle tabi ön kaldırarak dik yokuş çıkacak göt yok şahsen bende ama, böyle kesik kesik kesiliyor yerden ön teker. eğer diyorum, ön çekişlisini alsaymışım, kesinlikle o her kesildiğinde güç aktarımı boşa kaçacak, boşa havada dönecekmiş motor, tabiki elektrikli olayını da egale edecekti bu hareket..

    neyse efenim, bisikleti almadan önce yaklaşık 1 haftalık derun bir istişare ve araştırmaya yatmamdan sonra, tern vektrondur, enzo e bike'dır, bionx dönüşüm kitleridir vs hepsini kıyaslamalı olarak düşünüp taşınıp aldım bu aleti. bilahare dediğim gibi detaylı yazmaya çalışacağım, o süre zarfında yine aklına bir şey takılan da olrsa elimizden geldiğince yardımcı olmaya çalışıyoruz (başlıktaki diğer güzide bisiklet kullanıcı suserlar da dahil olmak üzere). şimdilik bu ka, elenktrinkle kalın efem.

    sonralardan editler:
    şimdi arkadaşlar, öncelikle bu alete merak salma sebebiyle başlayalım. yani bence en genel merak salma nedeni diyeyim zira öyle bu bisiklet işlerine yıllarını vermiş insanlara da burdan selam edelim ayıp etmeyelim. efendim istanbulda, tepeli tepeli mekanlardan oturan, evi ile işi arası görece yakın mesafe olan (0,5 - 5 km arası diyelim), yani yürüsen bi dert, bi araca binsen ayrı dert olan benim gibi insanların ben bisikleti alıp görücüye çıkardıkça bu tarz elektrikli bisiklet çözümlerine yönelen veya yönelmeye çok müsait insanlar olduklarını gördüm. ben de aynı sebepten almıştım, zira evimle işim arası 700 mt gibi, 15 dklık bir iniş (muradiye bayırı inişi diyeyim, ciddi yokuşlar), 20 dk'lık da bir dönüş (yine muradiye bayırından, ciddi yokuş çıkış olarak) yolculuğuyla evimle işim arası sehayat ediyorum, artık bisikletle 3,5 dk'lık gidiş, 5 dk da yokuş çıkış olarak gidiş gelişi toplamda 10 dk'nın altına indirdim bu bisikletle, ne yalan söyliyim amacım da buydu, bu amacı da gerçekleştirdim diyerek başlamış olayım.

    fiyatı öncesinde söylemiştim, şimdi biraz da fiyat performans konusunda devam edeyim ki zaten konu bunun üstünde dönecek çoğunlukla. şimdi efendim, biraz da böyle 'la neymiş bu elenktrinkli pisiklet, bizi çeker mi, hissi naası, kaç yakıo' filan gibi çok basit düşünen, sokaktan geçen amcanın da anlayacağı şekilde anlatıcam ki ilk sorular da kendilerine cevap bulsun.. bu elektrikli bisiklet camiasında tabi ki en pahalı olay motor. elektrikli bisikletlerde 3 tip motor var, ön teker motoru (front hub motor, ki bildiğin tekerlek göbeğinin içinde oluyor motor), mid drive (pedal krankları bildiğin motora bağlı, motor ortada diyelim) ve arka teker motoru (rear hub motor). bunların birbirinden ne farkı olduğuna ilişkin şu videodaki gibi (https://www.youtube.com/watch?v=vnbvxulcjsy) detaylı bir sürü açıklama da bulabilirsiniz tabi azıcık ingilikçe lazım baştan söyliyim zira türkiye'de genel olarak elektrikli bisiklet olayı olmadığı için youtube'da da öyle detay inceleme videosu filan yok. bilinen markalara ilişkin neredeyse hiç yok, goccia city zero için birkaç genç arkadaş (veledullah) bir de heyecanlı bir arkadaşın incelememsisi dışında pek bir şey yok. ilerde inşallah ilerler bu işler bizde de diyelim ve devam edelim. motorlar.. efendim, ön motor öncesinde bahsettiğim konular yüzünden, yani bisikletin ağırlığı göreli olarak arkada daha fazla toplandığından, yükün daha az olduğu noktaya çekiş koymak anlamına geleceği için çok düz mantıkla pek kafama yatmamıştı. hakikaten de ön motor kullanan kişilerden de bu yönde yorumlar aldıktan sonra iyi ki arka motor tercih ettim dedim. arka motorun da ön motordan lokasyonu dışında hiçbir farkı yok, ama arka tekerin direkt üzerine oturduğunuzdan olsa gerek, her santimetrelik çekiş gücünü yola toprağa aktarabiliosunuz. burada fark mid drive dedikleri orta motorda. zaten efendim, pahalı olan da bu açıkçası. yani tern’ün vektron isimli hemen hemen yeni lanse ettiği, 3.450 dolar gibi bir satış fiyatı olan bisikletinde de bosch 300 watt mid motor kullanmış adamlar. demem o ki, aktarış mantığı direkt olarak pedala, yani sizin kas gücünüzün aktarma organına bağlı olduğu için verimi, işte menzili vs daha iyimiş, ve tabi birazdan anlatacağım, ön ve arka motorların devreye girmesi için (goccia city zero’da olduğu gibi pedal assist sistemi dedikleri sisteme sahip motorlarda) sizin pedal çevirmeniz gerekiyor. siz yaklaşık yarım turluk bir pedal çevirdikten sonra motor devreye giriyor, siz pedalı bıraktıktan yaklaşık 0.5 saniye sonra da duruyor. bu da e-bike incelemelerinin en sağlam kontrol noktalarından birini oluşturuyor ki adına da delay demişler, yani gecikme. pedal assist bir motorda en önemli konulardan biri, ve hub motorların da en büyük dezavantajı. gecikme.. mid drive motorlarda ise bu gecikmenin hemen hemen 0’a yakın olduğunu okudum izledim, gel gelelim denemedim, deneyen olrsa paylaşırsa süper olr..

    burada şundan da bahsedelim, türkiye’de olmayan bazı elektrikli bisikletlerde bildiğin motorsiklet gibi twist sağ elcik ile bildiğiniz gaz verip gidebildiğiniz veya yine sağ veya sol baş parmakla basılacak şekilde konumlandırılmış cikle gibi bir zamazingoya sürekli basmak suretiyle veya direkt yol bilgisayarından hallice bir led ekrandan sabit hız (bildiğin cruise control yapmışlar) seçip hiç bir şeye basmadan hız sabitleyiciyle gittiğiniz versiyonları da yapmış ecnebiler. tabi bunların hiçbiri goccia’da yok. pedal tutkusunu öldürmeyelim hesabı koymamışlar herhal.. fena da olmamış, motorun devreye girmesi için pedal çevirmek gerekliliği hoş bir konu bana sorarsanız. aksi takdirde 3.750 tl’ye ciddi ciddi elektrikli scooterlar var, 1000 watt’lık filan, her türlü yokuşu çıkacağınız, onlardan alıp temiz takılmak lazım.. yoksa illa pedal gerekior.

    motor ve çalışma prensibi ile ilgili son konu, motorun 4 kademe asist seviyesi var. işte 1; “azıcık destek at”, “4; uçur beni bebeğim” şeklinde. şimdi bu rear hub ve front hub motorlarda, siz seviyeyi 4’e getirdiğiniz düşünün, vitesi de 1’e getirdiniz, durduğunuz yerde, düz bir yolda yarım tur pedal çevirdiniz, kalkış itibarıyla motor çalışmadığı için 1. viteste düz yolda ne kadar kolay kalkacağınızı biliyorsunuz. yarım turdan sonra motor devreye giriyor ve bildiğin sizi arkadan biri ciddi anlamda itiyor gibi hissediyorsunuz. şimdi bu şekilde şu oluyor, siz motorun aktif kalması için, 1. viteste sadece resmen boşa pedal çekiyorsunuz ve motor sizi yaklaşık saatte 10 km hızla hareket ettiriyor diyelim. siz bunu 7. vitese kadar getirip pedala asılarak sanki elektriksiz bir 18 vitesli bisiklette 3. viteste gidiyormuş zorluğunda takılarak saatte 25 km hıza çıkabilirsiniz. bu 25 km, eğer motoru kapatırsanız, ve yine 7. viteste gitmeye devam ederseniz, pedallar biraz daha ağırlaşacağından eğer ciddi bir kondisyonunuz yoksa koruyamacağınız bir hız olup 15 km lere kadar düşüyor (bu arada hızları kıçımda sıkıyorum zira hız km göstergesi filan yok, olan elektronik bisikletler çok, ama türkiyede yok). yani bir elektronik bisiklet firmasının sloganında olduğu gibi, “it’s still you, only faster..” yani diyor ki, olay yine sende bitio hacım, sadece daha hızlı gideceaan... burada asıl anlatmak istediğim ve arkadaşlarımdan da teknik anlamda en çok gelen soru şu, motor 4. seviyede olsun, ben 1. viteste, bu şekildeki hızıyla, motor 4. seviyede ve 7. viteste olduğum durumdaki çekiş aynı mı? yani arabadaki gibi bir konu mu var? cevap hayır, motor her iki senaryoda da sizi düz bir yolda diğer tüm değişkenler sabitken aynı şekilde itiyor, çünkü motor bir aktarma sistemine (vites, çark vs gibi) bağlı değil. motor direkt tekerlerin göbeğinde, ve dünyadan gayrı olarak çalışıyor, dolayısıyla vites motorun çekiş gücünü etkilemiyor.

    diğer bir önemli konu, beni çeker mi? arkadaşlar, dediğim gibi, 1.90 boyumla, iş çantasıydı, monttu gocuktu derken 110 kg’ye yakın total ağırlığımla biniyorum bisiklete. walla yalan söylemiyim, daha ilk aldığım gün, lan acaba 500 watt’lık bir dönüşüm kiti mi taksam napsam buna dedim. çünkü bizim evin yokuşları yokuş değil. hani büyükadadaki o meşhur kilise yokuşu örnek veriliyor ya, onun gibi yokuşlar çıkıyorum burada, yani 110 kg ile o motor bildiğin duruyor altınızda yokuşun başında. he yani bir de öyle bir konu var, elektrikli motorların en pis özelliği, çekiş yetmeyince, duruyor alet. gıkı çıkmıyor, yani öyle 2 veya 4 zamanlı motor gibi, ben benzini emmeye devam edeyim, ses çıkarayım zanga zanga, varsın gitmeyeyim demiyor, duruyor bildiğin, no itiş, no cry.. dolayısıyla benim evin yokuşları bu meşhur yokuş gibi olduğu için, açıkçası ilk gün baya bir down olmuştum. tabi daha sonra eğimi daha düşük alternatif bir güzergah belirleyerek aştım gibi bu sorunu, fakat hala bir 500 wattlık e-bike bakmıyor değilim.. bunun dışında düz yolda zaten çok başarılı, gerçekten motor her devreye girdiğinde mutlu ediyor küçük solucan. hafif eğimli yollarda 1. viteste destek oluyorum motora, yine çok hoş bir konu, ama öyle muradiye bayırı gibi ciddi yokuşlarda neredeyse sıfır etkisi oluyor benim cüssemdeki birine. o da biraz benim cüssemin sorunu sanırsam? bilemedim.. sizin de böyle kg kaygınız varsa, bana bir sevgili suser’ın önerdiği gibi, örneğin tern’in link vs gibi sağlam bir katlanır ve elektriksiz bir bisikletini 1.200-1.500 tl gibi bir fiyata alıp, 500 wattlık arka motor dönüşüm kiti uygulattırabilirsiniz, bunu da yapan var. çünkü goccia’nın 500 wattlık versiyonu yok, olsaydı da 4.300 tl deselerdi o an alırdım. o kadar söyliyeyim. peki bu dönüşüm işleri nasıl oluyor derseniz.. öncelikle yine blue monkey bicycles daki mike gardaş anlatsın, https://www.youtube.com/watch?v=dsiev0geot4)
    gardaş videoda özetle, bu işlere “ucuza getiricem, herkes enayi çünkü bence” diye giriorsanız yamulursunuz, girmeyin diyor. zira e-bay’de, amazonda filan hakikaten benim de 200 dolara türkiyeye gönderilebilen 750 wattlık filan arka motor elektrik dönüşüm kitlerini görmüşlüğüm var. zaten 1.500 tl ye yakın güzel bir katlanabilir bisiklet alıp, 600-700 tl’ye de kiti getirtip, 150-200 tl ye de bir yerlerde monte ettiririm diye düşünüp max 2.500 tl’ye 750 wattlık bir tern e bike’ım olacaktı, ki tern’ün kendi e-bisikleti 12.000 tl’ye filan geliyor.. neg gadan da zekiyim yeaa!! derken işte bu herifi izleyip vazcaydım zira o 200 dolarlık kitlerin gg olma ihtimali çok yüksek geldi. hani akıl var izan var, en bilinen, başta bosch, sonra bionx, rott8 vs gibi en güvenilen markaların 250 wattlık motorları bile minimum 1.300 tl’den başlıyor, 500 wattlıkları birçok firmada olmasa da en son bionx’de görmüştüm, 1.700 dolar gibi bir fiyatı var vs. dolayısıyla bu 200 dolarlık 750 watt dönüşüm kitlerinde bir bit yeniği olduğunu hissedim vazcaydım. bionx’in 500 wattlık motorunu alıp dönüştürseydim de neredeyse 7.000-8.000 arasında geliyordu toplam maliyet ki bu fiyata bisiklet, ben zaten almam, alsam da 3-4bin daha verir adam akıllı fabrika çıkışlı, güzel güzel, tasarım kasılmış, tr’deki bir ustanın marifetine bırakılmamış, her yerinden mühendislik akan tern’ün kendi e-bisikletini, vektronu alırım. dolayısıyla dönüşüm kitlerini, mike hocamın dediği gibi, garajınızda bir şey yaratmaktan hoşlanan 80’lik dayı gibi bir kafanız yoksa düşünmeyin derim ben de. en azından kesinlikle daha ucuza gelmiyor.

    gelelim bisikletin genel durumuna. arkadaşlar, yukarıda saydığım konular gereği, zaten düzgün bir 250 watt’lık e-bisiklet dönüşüm kitinin bile fiyatı 3.000 liraya yakınken, bu fiyata e-bisikletin kendisini alınca, her şey o kadar güzel olmayabiliyor. ama dediğim gibi, fiyat performans olarak bakmayı elden bırakmamak lazım. yani o zaman verseydin 12.000 tl vektron için, niye vermedin derseniz, fazladan vereceğim 9.000 tl, birazdan sayacağım noksanlıkların karşılığı etmez. daha doğrusu, bu noksanlıkları gidermek için 9.000 tl verilmez, 1.000, bilemedin max 2.000 tl verilir. bunu baştan demişken girelim mevzuya.

    görüntü: mat siyah gerçekten çok hoş duruyor. lastikler biraz küçük olduğu için ayı da büyük olunca, bendeki gibi biraz zırtto durabilir altınızda, ama işte evli barklı adam olmanın da artısı, hiç sallamıyorm, biniyorum gidiyorum.. ayrıca kime gösteriysem, şekil yönünden herkes bayıldı diyebilirim.

    aksan: kötü. arkadaşlar, kötü. yazanlar olmuş, işte gidondan ses gelio, vites geçmio filan.. arkadaş, aldığımın ikinci günü hepsi oldu. bir tek zincir atmadı henüz.. bakalm onu da bekliyorum. gidondan ses geliyor evet, vites 1,2,3,4’de cır cır ötüyor, frenler desen zaten koymuşlar düz balatayı, çocuk bisikleti gibi, insan bir hidrolik disk fren koyar diyorsun. ben şahsen, o bayırdan aşağı inerken 0.1 tonluk ağırlıkla, iki freni de neredeyse sonuna kadar sıkarak anca normal hızla inebiliyorum, daha hiç durmam gerekmedi o dik yokuş aşağıda, ama bir araba zank diye önümde durur da benim de durmam gerekirse kesinlikle bayağı bir durma payı bırakmış olmam lazım zira iki frenin ikisine de basmana rağmen duramıosak ne zaman duracouk arkadaş? katlama kolları mesela.. gidon katlama kolu çok ama çok kötü. yine şuradan o çok bahsettiğim tern vektron modelini inceleyen ecnebi kardeşin uzun soluklu videosunu izleyebilirsiniz, tabi yine ingilikçe ama, inanın kaliteyi, mühendisliği, ayrıntıyı ve ince tasarımı hissetmek için ingilikçe bilmenize de gerek yok, hayvan akıyo mübarek.. buradan bi bakın derim (https://www.youtube.com/watch?v=mi_3zmbkufu). katlama kolları ve katlama mekanizması çok sert ve gereksiz katı goccia’da. halbuki dayı videoda pimapen kapatır gibi açıp katlıo bisikleti.. goccia’da böyle bir şey yok, noktasını tutturamazsanız 30-40 saniyenizi alıyor katlamak. aman canım derde gel diyebilirsiniz, ama bu işlerin kalite kulvarları bunlar, söylemek lazım. işte ön çamurluk kısa kalıo, yağmurda filan öyle giyeyim cicilerimi işe gideyim diyemezsin, onu uzataydınız mesela biraz daha? yine bu çamurluk ile teker aynı hizada olması lazım dimi yukarıdan bakınca? değil.. çamurluk ile teker hafif açı yapıyor, e yapmayaydı ne olurdu? bisiklet katlandığında, hemen pedalların altında bir u şeklinde demir zamazingo var, katlanınca onun üzerine oturuyor ki pedal çarkı yere temas etmesin, ezilmesin büzülmesin. be mübarek, bunu tek parça u şeklinde yaptığınız zaman, bisikleti mermer gibi dümdüz bir zemina koymadıkça, girintisi çıkıntısı doğasında olan hafif asfalt yollarda bile bir tarafı bir çukura geldiğinde laps diye bir tarafa düşüyor bisiklet. shimano vitesi koymuşunuz güzel ama, vitesin olduğu yere doğru asfalta düşüp vitesi ezince bir anlamı kalmıyor, bak mesela, o arka tekerlek çarklarının ordaki vites kutusunu da koruyacak bir demir koyuverseydiniz oraya, çok mu pahalıydı? ve bu katlama yerindeki u şeklindeki destek demir çubuğu yerine, tern’deki gibi iki adet açılı çubuk çıkaraydınız da, her ortamda sabitleyebilseydi bisikleti? bunu da düşünememişsiniz. ayrıca vitesler de baya katır kutur geçiyor şimdilik, hadi hayırlısı diyelim. bir de yine başka bir arkadaşın belirttiği, katlanınca bisikleti katlı halde tutacak bir mıknatıs olmadığından, bisiklet yalaş yalpaş oluyor, bırak yerde bu şekilde sürüyüp metroya vapura binmeyi, kaldırıp arabanın bagajına bile zor sokuosun. ama tabi bunların da çözümleri yok değil, alibaba.com’dan filan 20 tl’ye alınıp, 10 tl’ye bir bisiklet ustasına taktırabiliosunuz güzel bir mıknatısı. bu ve bunun gibi bir çok konu ufak maliyetle düzeltilebiliyor yanlız, işin bu kısmında hakkını yemeyeyim.

    son olarak ayrı bir paragraf başı olması gerektiğini düşündüğüm sele konusu. evet, evet evet, sele boktan. ama alır almaz değiştirmedim. böyle çok yaygın olarak kabul edilen önermelere karşı biraz muhalif bir duruşum var nalet, babam ve oğlum’u da izlemedim mesela hala. ha izleyince o kafaya geliyor muyum, geliyorum, dolayısıyla bu işi de ilk elden tecrübe etmek istedim, ettim, bi tarafım göğe erdi. en azından sağlam bir sele alırsam da narin totom kıyaslayabilsin dedim. ilk 2-3 gün eziyetti gerçekten. sen 15 senedir pisiklete binme, sonra goccia’nın selesine layık gör küçük totonu.. evet olmadı, ama sonra buna bile alıştım ne yalan söyliyim. tabi bu beni birkaç hafta içerisinde alacağım brooks b67 seleyi almaktan vazgeçirmeyecek. takıcam sığır derisini altıma, vericem pedalı, vericem pedalı.. bu da 350 tl’ye yakın bir sele bu arada. sonuçta brooks; ‘kıçının kıymetini bilenlere’.. :p

    yine diyorum, bu saydıklarım, bu bisiklette, “üzerine 9.000 tl vereyim, daha güzeli olsun” denebilecek şeyler değil. belki 2.000 tl daha verirdim tüm bu motordu, mühendislikti vs açıkları gidermek için. bu da hala fiyat performans olarak ürünün çok çok iyi olduğunu anlatmaya yetiyor. ben de fiyat performans ürünlerini, net bir dille severim. bunu sevdim mi? sevdim. pişman mıyım, değilim. kilo vermeli miyim, sanki evet. tr’ye bu işi yapan ve 5.000 tl’ye bu saydığım tüm mühendislik ayrıntılarına önem veren, tamamı yerli üretim, 500 wattlık sağlam bir e-bisiklet mid drive motoru kullanılmış bir bisiklet üretici şirket lazım mı, kesinlikle lazım. bakalım, bekleyelim, görelim.. ayrıca yine bu saydıklarıma rağmen, sabah işe gitmeyi, akşam işten dönmeyi istiyorum artık. yolculuk keyifli yani hocam, bunun yerini hiçbir aksaklık alamaz.. en azından şimdilik.

    aklıma bunlar geldi. gaffasına soru neyim takılan olursa buyursun sorsun, mesaj kutusu dediğin istek ve öneri kutusu misali.. kalın sağlıcakla..
  • bisikleti alalı 3,5 ay olmuşken, kadrosu kırıldı..

    böyle çok kötü bi giriş oldu farkındayım ama, olay da can sıkıcı ve kötüydü. hemen baymadan sonucu anlatayım, aldığım yere götürdüm, türkiye distrübitörü olan st grup'a ileteceklerini söylediler. dün arandım ve bisikletim yenisi ile değiştirilmişti. hiç ikiletmeden, davalık mahkemelik olmadan, bağırmadan çağırmadan.. artık gidip sıfır bisikleti alması kaldı.

    buradan st gruba ciddi anlamda teşekkürlerimi iletiyorum, adeta borç biliyorum. sele borusunun girdiği kadro ağzının kırılması genelde kullanıcı hatası olarak geri dönülen bir konu iken, sağolsunlar, gık demeden değiştirdiler. o yüzden kadro vs konularında dikkatli kullanmak ilk sırada olmak üzere, eğer bunda başarısız olursanız ikinci sırada arkanızda st grup olduğunu bilerek alın. adamlar net. çat, değiştirdiler.. helal olsunlar.
  • yakın zamanda sahibi olacağım bisiklet modelidir. parasını denkleştirip aldığımda editlerim artık.
  • yedek akü bulamadığım alettir. bilenler yeşillendirsin lütfen.