şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: yürürün)

    "yüklenüp karanluğu, ışıklara yürürün,
    yıldızlaru aş edüp, rüyalara yürürün,
    göç dedüğün heç bitmez, bilünmeze yürürün...

    gurbettür melmeketüm, yanluzluğa yürürün...

    uyurkene yürürün, külerkene yürürün,
    yağmurlarla yürürün, özlerkene yürürün,
    doğarkene başladu, büyürkene yürürün,
    çaruklarun aşındu, ölürkene yürürün,

    kalmak istedü yaşlu, eksülerek yürürün,
    bübek istedü gelmek, çoğalarak yürürün,
    göç dedüğün heç bitmez, bilünmeze yürürün...

    ev dedüğün heç durmaz, yol sırtunda yürürün...

    közel kızlar gülüştü, gülücükle yürürün,
    durmak isterün elbet, dururkene yürürün,
    canum istedi memüş, özlerkene yürürün,

    çaruklarun aşındu, ölürkene yürürün..."
  • "çıkarılacak dersler çok fazladır ve birkaçı yaşamsal önemdedir. bu toplulukların hayvan ve bitkilere yaklaşımları, yaşam ilkeleri ve bir bütün olarak gördükleri farklı yasam biçimlerine verdikleri önemi göstermektedir.
    böyle bir yaklaşım ve bu kadar açık bir bilinç elbette en gelişmişinden en basitine tüm yaşam biçimlerine saygı duymayı getirecekti; ama bu saygı, yaşamın "sine qua non" [olmazsa olmaz] koşulu ölümü ve öldürmeyi yasaklamıyordu, çünkü öldürülen şey besin kaynağıydı ve insan, hayvan ya da bitki fark etmiyordu, öldürmek hep aynıydı. acaba hangi uygarlık, altaylılar gibi, av çemberinde kalan hayvanların birkaçının kaçmasına göz yumup türlerin yok olmamasını sağlamak istemiş, ya da meyve ağacında mutlaka birkaç meyve kalmasına dikkat etmiştir? toroslu bir oduncunun birazdan keseceği ağaçtan özür dilemesini sağlayan nasıl bir duygudur? ya da birazdan kurban edeceği horozun boynunu özenle, neredeyse şefkatle okşayan köylünün heyecanı nasıl bir heyecandır?

    bitki ve hayvanlarla ilgili bu çalışmayı tamamladığımda henüz ekoloji kavramı ortalarda yoktu. ama yıllar sonra tekrar okuduğumda bir ekoloji kitabi, daha doğrusu ekolojiye saygılı ve tutkulu bir toplumun kitabı olduğunun farkına varıyorum. eski insanlar doğaya saygı gösteriyor ve mirasını koruyorlardı."

    (bkz: jean paul roux)