şükela:  tümü | bugün
  • bir yerden digerine gocen kisi.
    bir ulkeden diger ulkeye iltica eden kisi.
  • demir demirkanın çıkış parçası
  • sözleri de şöyle:

    yerim yurdum dar geldi
    elimde olan az geldi
    çok bilmek dünya derdi
    derdim beni vurdu yola

    aşk istedim yaş verdi
    çok istedim az geldi
    alem bana ters geldi
    halim beni vurdu yola

    göçmen oldum yürür oldum
    kendi kendimi arar oldum
    göçmen oldum sensiz oldum
    neler umdum neler buldum

    oooooooo vaaaaaay

    diye repeat olan şarkı...
  • (bkz: seyyah)
  • (bkz: göçmen kuş)
  • muhacir olarak da bilinen ve ülke, sehir, memleket, diyar degistiren kişi ya da topluluklar için kullanılır. genellikle geri dönüşleri yoktur bu yüzden turist değillerdir. bıraktıkları yerde "terk ettiler / kaçtilar" diye, geldikleri yerde "nerden çıktılar" diye horlanırlar. istisnaları vardır lakin. mekke'den hicret edenler ensariler tarafından kardeş bilinmiştir. balkan savaşında yüz binlerce türk çetelerden kaçarak sirkeci'ye yığıldığında yiyecek ekmeği olmayan istanbullular elde ne varsa gelenlere dağıtmıştır.

    değişik bir psikolojisi vardır göçmenlerin, göçmenliğin. yerleştikleri yerde kendilerini kabul ettirmek için tuhaf bir eziklik yaşarlar kimi zaman. horlanirlar. kahveye girdiklerinde sirtlarini duvara verecek sekilde otururlar ilk baslarda. güven duygusuna taparlar handiyse. hele ki ecnebi diyardan gelmislerse "rum artigi", "gavur bozmasi" gibi hakaretlere de maruz kalirlar. kimi zaman da "bizim karnimiz açken devlet bunlara ev verdi" önermesiyle lokmalari, kazançlari baslarina kakilir.

    izmir'de oldugu gibi camiden çikarken bile gavur suçlamasina maruz kalirlar (sene 1960). eklendikleri esas kütleden bir farklari yokmus gibi görünse de yemekleri, aliskanliklari, dualari, korkulari farklidir.

    çesmede su sirasinda beklerken kovalarina toprak dökülür, kirik türkçeleriyle dalga geçilir, namussuz olduklari pesinen kabul edilip fikralara konu olurlar. göçmendirler, çaliskan bilinirler. bunun sebebi dogustan degil, yasamak için daha çok çalismak zorunda birakilmalaridir. meslek sahibidirler. geldikleri ülkenin türkiye'den farkindan kaynaklanir. hesap kitap bilirler, çünkü terkettikleri topraklarin da aslinda yerlisi degildirler. örnegin 400 yillik balkanli bir topluluk bile müslüman olmasi sebebiyle o tapraklarin yabancisi gibidir. hayatta kalma çabalarina böyle bir etken de dahildir. sir saklamayi bilirler, sir tutarlar. bu da dogustan degil, terk ettikleri ve yeni yerlestikleri diyarlarda kimliklerini saklamak zorunda kalacaklarini bilmelerinden kaynaklanir. böyle hallerde göz renklerinden utanir, gözlerini kisarlar. saçlarini örterler de o beyaz tenlerini anlik olsun örtemezler.

    eglenmeyi severler. bu da dogustan degil, göç sartlarini her daim diri tutan kan dökülme potansiyelinin getirdigi bikkinliktir.
    mesela balkanlarin, kafkaslarin, ortadogunun müzikleri niçin güzeldir? hareketlisi en hareketli, hüzünlüsü en hüzünlü?
    çünkü göçmendirler. geldikleri ve gittikleri yerlerin müzigi sentez olur, kulaga hos gelir. müziklerine acinin da,hüznün de, sevincin de en hasi karismistir.

    göçmenlik bütün ülkelerin ve halklarin, milletlerin ve de bireylerin bugün ya da gelecekteki muhtemel kaderidir.
    ...
    son tahlilde göçmenlik inananlar için de ahirettir.
  • ruhu biraktiginda bedeni ulastiginda olan parcalanmis insan. bu parcalanma kacinilmaz bir degisim yasatir ona ve bu sancili degsimi yasarken dunyayi da degistirir. yeryuzundeki yeni fikirlerin, yeni dinlerin, yeni ideolojilerin, yeni muziklerin, yeni yemeklerin, yeni irklarin yani ki yeni olan herseyin bircogu gocmen'in ruhunda, kafasinda, midesinde, kalbinde, kaninda yer bulur once. baharda dol tasiyan polenler gibi hastaligi, uygarligi, kini, dini, parayi, fakirligi, kokaini ya da cayi, nefreti ya da sevgiyi dunyaya yayar. o olmasaydi uygarlik olmazdi.
  • göçmen türküsü

    yad ellere gideceğim diyormuşsun yasemin
    tüm dünya vatanındır, yol senin yolak senin...
    madem ki çin’de, şam’da, hindistan’da doğmuşsun,
    "tüm dünya vatanındır," avrupa hariç...

    her kalkan, kaçırdığın jet uçaklar olacak,
    tüm yerler dolacak hep, boş yerler kalmayacak,
    gümrükte, senden başka bekleyen olmayacak,
    "tüm dünya vatanındır," fransa hariç...

    belki yarın soluğunu bir teknede alacaksın,
    yanında binbir türlü milletten dert ortağın,
    onca insan teknede, batıyor bir bakmışın,
    "tüm dünya vatanındır," italya hariç...

    "niye geldin?" diyecek gümrükteki görevli,
    görünce kaş-gözünü, görüp esmer tenini,
    "yabancıyım" dedin mi, sıkmayacak elini,
    "tüm dünya vatanındır," belçika hariç...

    senden konuşulduğunu duymayacak ruhun bile,
    sanır mısın bakmazlar ne yiyip içtiğine,
    lanet edeceksin gelmeyi düşündüğün ilk güne,
    "tüm dünya vatanındır," ispanya hariç...

    "sana yer yok bu bayrağın altında" diyecekler,
    "damga yok yabancının kartına" diyecekler,
    "ev de oda da vermem yabancıya" diyecekler,
    "tüm dünya vatanındır," hollanda hariç...

    yer yok sana buralarda yasemin nasıl olsa,
    karar ver, durma fazla, at kendini okyanusa,
    sen çinli’nin, hintli’nin, arap’ın çocuğusun,
    açtığı anda solan çiçeği okyanusun...

    burada açmak için latince bilmelisin,
    latince bilsen bile yetmiyor ki yasemin,
    sen hindistan yerine norveç’te doğmalısın,
    doğduğun yer nereyse, sen o kadar insansın.

    uzaklaşıyor artık limanın ışıkları,
    bırakıp gitti seni, koca transatlantik,
    suyun bunca derinine inen olmamıştı hiç...

    sen dünyanın her yerinde açarsın beyaz sarı,
    "tüm dünya vatanındır,"(*) kıtalar hariç!..

    ulaş başar gezgin/ 31.08.2002/ rotterdam kıyısında
    ulas@teori.org
    http://ulas.ekolojikpolitika.org/

    (*) "tüm dünya vatanındır": sözümona evrensel insanlık
    ülküsünün bayraktarlığını yapmış, avrupa-merkezci bir
    din adamının, erasmus rotterodamus’un (1466-1536)
    sözü. yaşamış olduğu kent olan rotterdam’da adı, başta
    üniversite olmak üzere birçok yere verilmiştir. aldığı
    dinsel eğitimden sonra, yalnızca latince konuşmasıyla
    tanınırdı.

    -bu şiir, evrensel kültür dergisi'nin mart 2003 sayısında yayınlandı-
  • (bkz: macir)
  • bir abdulkadir budak siiri.. hatırladıgım kadarıyla soyle baslıyordu;

    ben butun sınavlara silgisiz girdim
    duzeltmeyi bilemem bu yuzden yanlişimi
    .
    .
    .