şükela:  tümü | bugün soru sor
  • ilköğretim çağındaki sevgi kelebeği erkeklerin ritüeliydi bu. gocuğu alır derin bir iç çekerek hoşlanılan kızın gocuğunun üstüne veya hemen yanı başına asıverirsin. içgüdüsel bir şeydir bu, erkeklerin genlerinde var.
  • bunun çok önemli bir anlamı vardı o zamanlar, şimdi kafanız (hadi, benimki de dahil) basmaz belki, çünkü büyüdük en nihayetinde ve insan unutmaya çok yatkın, her ne kadar bu kendi isteğimize bağlı olarak işlemiyor olsa da unutuyoruz işte. şöyle anlatayım izninizle ve o değerli vaktinizden de çalarak üstelik, çaldığım vakte eşdeğer bir şey de elde edeceğinizin garantisi yokken ama affınıza sığınabilmenin gücü ve kudretiyle.

    orta okul yıllarında, ders içinde bakıştığım, teneffüslerde yazıştığım bir kız var. ben o zamanlar en pısırık halimdeyim, sınıf içinde de geleceğin tabiri caizse 'nerd'i olacağım konusunda herkes hemfikir.
    ben kendine güven eksikliği yüzünden neredeyse tüm dönem konuşamadım bu kızla. hani eskileri saymıyorum, yoksa o kadar uzun zamandır bu kıza açılamıyorum ki, anlatsam en içten duygularınızla, çıkıp karşıma 'ya, bir git arkadaşım ya, git bi çay koy gel' dersiniz.*
    her neyse, işte planım bu, gocuk askısını davamın asil bir ferdi haline getirmek. ki her zaman derse başlamadan önce, en son o asıyor gocuğunu. hiç kimse olmuyor o asil askılığın yanında. ben de diyorum gider konuşurum işte. havadan sudan. gerçi bende pek yok öyle konuşkanlık ama zurnanın zırt dediği yerdeyiz anla işte, ya konuşacağım ya da sonsuza kadar susa.. aman işte, anladın sen.
    sabah oldu, gittik okula, her zamanki gibi okul önünde toplaşmalar ve merasimler ve hatta andımız seramonileri eşliğinde girdik okula, tüm ritüellerimizin üstünden sabırla geçtik. çok iyi hatırlıyorum çünkü o ritüeller her zamankinden farklıydı benim için, en azından o gün farklıydı, diğer her şey gibi. okul yolu daha bir uzundu örneğin. kahvaltının da tadı yoktu ya, orası bir ayrı olay. her neyse, girildi sınıfa ve oturuldu her zamanki gibi ama her zamankine ek bir bekleme evresiyle beraber. dile kolay gocuğa bağlı her şeyim. beni yıkacak veyahut yeniden yaratacak olan o gocuk işte, ki o da okul idaresi tarafından dağıtılmış, öyle giymişiz sırtımıza. ki hepsinin renkleri aynı ayar oradan hesap et.
    neyse, sonunda öğretmen zili çaldı ve tüm öğrenciler hazır kıta beklemeye başladık, sınıf yine o bilindik huzursuz sessizliğine büründü. ve o her zamanki gibi kalktı yerinden, gocuk askılığına doğru bilindik adımlarla ilerledi. sınıfın kapısından çıkar çıkmaz da ben peşinden fırladım, teneffüse çıkacak yeni yetme telaşıyla. onu askılıkta yakaladığımda, gözleri yaşlıydı. bir saniye bekledim ve sadece şöyle diyebildim "başın sağ olsun"...
    anladığına dair başını hafifçe öne eğdi, göz göze gelemedim.
    ben sınıfa geri döndüm, o ise geri gelmedi. o gün eve göndermişler, gerçi evdekiler de istememiş onun gelmesini, belki her zamanki gibi okuluna giderse daha az üzülür diye düşünmüşler ama babası ölünce insan, her zamanki gibi olamıyor işte, kaç yaşında olursa olsun.

    o gün bir gariplik vardı, ben her ne kadar tek çocuk olmasam da, her şeyi kendi üstüme alınıyor ve öyle yorumluyordum. öğretmenler zili çaldıktan sonra, sıra arkadaşım, ki daha geçen akşam misafirimdi, hala konuşuruz, bana şöyle dedi; "özgür biliyor musun, zeynepin babası ölmüş bugün."
  • (bkz: sahiplenme)

    daha çok aslan ırkında görülen koku bırakarak bölge belirleme gibi bir şey olmalı.
    bunun yanında bir de, telefon numarasını veyahut buluşma teklifini kağıda yazıp cebine koymak da vardı.
  • freud'un yüzünde sinsi bir gülümseme bırakan davranış. ben demiştim hacı diyordur şimdi yattığı yerden. haksız da değil, beslenme çantamı o'nunkinin yanına koymuşluğum vardır hani.
  • gocuğun ne olduğunu öğrenmemi sağlayan eylem. çok elitim bence.
  • ders çıkışı gocuğunu almaya gittiğinde arkasından yüklenip dayamaya fırsat verir, duygu yüklü bir harekettir.
  • tam bir abazan hareketi. bari yanına as, terbiyesiz. hıh.
  • bir nevi sarılmaktır. onun içtiği bardaktan su içtiğinde de öpüştün gibi olur ya hani. o misal.
  • "sana aşığım" cümlesinin cocukcası.