şükela:  tümü | bugün
  • aslında düşmek değil de devrilmek desem daha doğru olur. çünkü çocuk öyle sıkı sarmalanmış ki eğilip bükülmüyor. düşeceği zaman sürahi gibi devriliyor. çocuk derken baya küçük çocuktan bahsediyorum. daha yeni koşmaya başlayan çocuklar. fıtı fıtı diye koşuyorlar ya minik minik onlardan bahsediyorum. genelde kafalarında şapka, boyunlarında kaşkol sarılı ve michelin adamı gibi şişkin gocuk giyerler. boyları 45-50 cm aralığındadır. işte bu çocukların düşüşüne bayılıyorum ben. çok komik devriliyorlar lan gülmekten ölüyorum. kaldıran eden olmasa imkanı yok kalkamazlar. çocuk doğrulamıyor ki. bi de ebeveyn kolundan asılınca 45 derecelik açıyla toparlayıp kalkmaya çalışıyorlar ya, o görüntüye de çok gülüyorum. keşke hep böyle sevimli düşsek di mi? hemen doğrultup öperler adamı.
  • onun için küçük, insanlık için büyük bir adım
  • (bkz: hacıyatmaz)
  • eskiden eskişehir'de yoğun görülen bir durumdu. kardan kayganlaşan yerlerde balerin gibi naif adımlar atmaya çalışırken pat diye yere serilirdik. işin kötüsü gocuğun kallavi kalınlığından dolayı kalmak daha büyük bir mesele halini alırdı.

    sanırım gocuk eskişehir halkının yoğun olarak kullandığı bir kelimeydi.

    (bkz: keten)
  • labada labada yürürken güm diye yana doğru düşer. harbi astronot gibi bir şeydir. etraftan bir ses gelir "kaldırın la şunu." çocuk yerden kaldırılır. iki üç dakka sonra yine aynısı. bir iki yaşlarında olması kuvvetle muhtemel çocuktur. sevimlidir.
  • soğuktan etkilenmesin diye kat kat giydirilen çocuğun hazin sonu.
  • artık çocuklara direk astronot namındaki bütün vücudu saran gocuk giydirildiğinden gibisi az olan benzetme.