şükela:  tümü | bugün
  • 2008 yapımı, ingiliz bir televizyon filmi. *
    çok az filmden bu kadar etkilendim. çok azı bu kadar afallattı beni. "tanrıyı sorgulamak" kimin aklına gelir? hadi geldi diyelim, hayatının son birkaç saatini bununla mı geçirirsin?
    auschwitz kampındaki bir grup entelektüel yahudi'nin son saatlerinde yaşadıklarını anlatıyor. hepsi birkaç saat sonra öldürüleceğini biliyor ve içlerinden biri bu öfkeyle "neden buradayız, neden bu haldeyiz?" diyor. "çünkü tanrı kötü. istese tüm bu vahşeti engellerdi ama yapmıyor. sadece seyrediyor..."
    öyle bir tartışma başlıyor ki soluk soluğa izliyor insan. o sefalet içindeki koğuşta ciddi ciddi mahkeme kuruluyor ve dava başlıyor. "tanrı hz. musa ile yaptığı anlaşmayı bozdu mu bozmadı mı?", "asıl kötü olan, sahtekar olan ve sözünün eri olmayan insan mı yoksa tanrı mı?.."
    sinemasal açıdan geçişler, kurgu, görüntüler harika. bunlar için takdirlerimiz yönetmen (bkz: andy deemmony)'ye gidiyor.
    tamamen diyalog üzerine kurulu olmasına rağmen son derece akıcı, etkileyici bir senaryosu var. tek bir kelime fazla değil.
    bu konudaki iltifatı ise senarist hak ediyor. (bkz: frank cottrell boyce)
    insanın dinini değil, inancını sorgulatan, 90 dakikanın sonunda aptal gibi hissettiren, bence gerçekten vurucu bir film. "sahi anlaşmayı kim bozdu" diyor insan ister istemez. ya da bir anlaşma var mıydı ki?
    bulun, izleyin.
    http://www.fullizle.org/…n-trial.fullindirizle.html

    edit: ilk verdiğim link çalışmamış. değiştirdim. uyaranlara teşekkürler.
  • bir toplama kampındaki bir hikayeyi anlatan film. toplama kampındaki bir grup yahudi esir mahkeme kuruyor, tanrıyı yargılıyor ve suçlu buluyorlar. kesinlikle izlenmesi gereken bir film. yahudilerin belkide bugünkü politikalarının sebeplerini çok daha iyi anlamanızı sağlayacak bir film.
  • tanrının iyi bir avukata ihtiyacı olduğunu düşündüğüm ingiliz yapımı etkileyici film.
  • film boyunca şeytanın avukatlığı ile ilgili bir espri bekledim, gelmedi. gelmeyeceğini biliyordum fakat yine de bekledim. sen gelmedin...

    hahamın tanrı'ya o kadar saydırmasından sonra yine de dua etmesi, filmin verdiği en sağlam mesaj bana kalırsa.
  • tanrının yargılandığı film. tanrıya dava acılmasının mantığını, nasıl açılıp ne tür suçlamalarda bulunabileceğini net bir şekilde anlatıyor. çok başarılı bir yapım. son bölümde hahamın konuşması tüyler ürpetici.

    "ben dava açsam aynen böyle olurdu" diyebileceğim bir filmdi.
  • --- spoiler ---

    tanrının yargılandığı, en önemlisi suçlu bulunduğu film. filmin sonunda herkesin yine de dua ediyor olması ne kadar anlamlı..

    "...tanrı'nızı da almalarına izin vermeyin. ne kadar aptalca ve faydasız görünse de bu anlaşma sizin. tanrı sizin tanrı'nız. hiç var olmasa bile. onu koruyun. elinizden alamayacakları bir şey olsun burada. elimizden..."
    --- spoiler ---

    --- spoiler ---

    "çok tanrı'lı halklarda pek çok lider, pek çok güç merkezi vardı. yeni fikirlere karşı çok tutucuydular. mısırlılar gibi.
    ardından yahudiler ortaya çıktı. büyük bir fikirle. çok büyük. sadece tek bir tanrı vardı. inanılmaz.
    peki ne oldu? tüm güçlerin tek bir kişide toplandığı bir toplum oluşturdular: kralda.
    verimli bir toplum. sıkı bir birlik. ve onlar tanrı'nın kendileriniher şeyden çok sevdiğine inandılar. geliştiler.
    tanrı'yı kendilerine saklamaya çalıştılar ve kendilerini izole bile ettiler.
    ama sonra biri daha iyi bir fikirle çıkageldi. hıristiyanlar."evet" dediler. "sadece tek bir tanrı var." fakat sadece yahudileri sevmiyor,herkesi seviyor. yani herkesi fethedebiliriz. ve romalılar buna bayıldı. din değiştirdiler. herkesi fethettiler. tek tanrı. tek kral.
    her şeyin yanıtı bu."
    --- spoiler ---

    internette film hakkında bakınırken sinemalar.com'da bu filmle ilgili aşağıdaki yorumla karşılaştım ve bir insanın ne kadar salak ve cahil olabileceğini yeniden anladım. şöyle bir filmden şunu çıkarabilmek için öküz falan olmak lazımdı. buyrun:

    panter55 (amatör) | 06 ağustos 2011, 19:09 arkadaşlar bu filmi digerlerinden ayıran yahudilerin kendilerini pis gördükleri ve bu soykırımın yapılmasının doru oldugunu anlatıyor . kesinlikle izlenmesi gereken bir film sıkıcı olabilir ama kesin izleyin
    şu nazileri kötüleyenler izleyin tam size göre yahudiler bile kendi ırklarının kötü oldugunu pis ve fesat ırk oldugunu kendiileri söylüyor naziler doru yapıyor diyorlar.ilk defa bir nazi filminde suçlu olan nazi deyil yahudilerin oldunu söyleyen bir açıkcası şaşırdım.
  • icinde,
    bir suclunun psikolojisine,
    bir cok yonuyle kendini kurban ilan edenlerin psikolojilerine,
    korkunc ve adaletsiz olaylarin yasandigi durumlarda bir sekilde savunma mekanizmalarinin ne kadar cok calistigina bolca ornek barindiriyor.

    kimi umudunu yitirdiginde siginacak bir yer, tutunacak hayali de olsa bir dal ararken,
    kimiyse olani oldugu gibi gorup kabul edebilecek cesareti sonunda gosteriyor.

    benim hosuma gitmeyen seyse insanlarin kurban psikolojisine girip yerinde saymaya ne kadar kolay kapildigi. bu gercek hayatta da boyle. sebepler, bahaneler bulmak/uydurmak ve akli terk etmek ne kadar kolay?
  • üniversitelerinin hukuk fakültelerinde izletilse ve üzerine tartışılabilse heralde büyük bir hukuk devrimi olurdu.
  • ismi türkçe'ye "ölümün soluğu" diye çevrilmiş film. bu kadar olur diyorum başka bir şey demiyorum.
  • 2008 yapımı olmasına rağmen pek bilinmemesi ve duyulmamış olması üzücü. bilindik tek oyuncu stellan skarsgard fakat tüm oyunculuklar harikaydı. acilen açıp izlenmeli.

    filmin tek olumsuz yanı isminin türkçe'ye berbat bir şekilde çevrilmiş olması. sanki filmi izlemeden, sırf auschwitz'de geçiyor diye "ölümün soğuğu olsun bu filmin adı yeeaa" diyip geçmişler gibi. mesela "tanrı sorguda" çevirisi cuk diye otururmuş.

    filme gelecek olursak 2. dünya savaşı dönemini anlatıp kötü olan bir film zaten görmedim şu ana kadar. bu filmi onlardan ayıran ise tanrı ve inanç sorgulaması yapılması. film nispeten kısa sayılabilecek bir uzunluğa sahip ve tamamının diyaloglarla ilerliyor olmasına rağmen müthiş derecede akıcı ve sürükleyici. diyalogların kusursuzluğu, birbirini çürüten düşüncelerin peşi sıra gelmesi de resmen mest etti beni.

    --- spoiler ---

    +tanrı neden insanları gaz odalarına yollamadan arındıramıyor?
    -çünkü o kudretlidir!
    +hem kudretli hem adil olamıyor mu?

    bir de kötülüğün özgür iradeye ve insanın kendi seçimine bağlanması sonrası, 3 oğlu elinden alınan ve arkasından "oğullarımı verin" diye bağıran adamın, nazi subayından sadece 1 tanesini seçmesi istenince "peki ben hangisini seçmeliydim?" diye sorması boğazda bir düğüm bırakıyor.

    aynı şekilde yaşlı abimizin, tanrı'nın suçlu olduğunu iddia eden ve dua etmeyi saçmalık olarak gören genç adama "ne geçti eline? bizim göremediğimiz gerçeği görüyor olman ne kazandırdı sana?" diye sorması da düşündürücüydü. sırf şu soru bile din ve inanç tartışmasının içinden çıkılamayan bir paradoks olduğunu kanıtlıyor.

    film inanç ve inançsızlık ayrımı konusunda da kararı izleyiciye bırakmış. zaten tanrı'nın suçlu bulunması sonrası, inanan/inanmayan herkes dua etmeye başlıyor.

    --- spoiler ---

    din ve inanç kavramlarının özeti de bu olsa gerek: tanrı'nın varlığından ziyade insanın kendisinden güçlü bir şeylere inanma, sığınma ve yardım dileme ihtiyacı. zor anlarda kendisinden daha üstün ve yüce bir varlığa sığınıp dua etmenin ve ondan yardım dilemenin, o an için tek getirisinin, o insana birazcık da olsa iç huzuru veriyor olması. inanan birinin bu iç huzuru, iç ferahlaması dışında başka bir kazanımının olduğunu düşünmüyorum.

    neyse çok uzatmayayım, film ciddi anlamda harika. 10/10.