şükela:  tümü | bugün
  • 2008 yapımı, ingiliz bir televizyon filmi. *
    çok az filmden bu kadar etkilendim. çok azı bu kadar afallattı beni. "tanrıyı sorgulamak" kimin aklına gelir? hadi geldi diyelim, hayatının son birkaç saatini bununla mı geçirirsin?
    auschwitz kampındaki bir grup entelektüel yahudi'nin son saatlerinde yaşadıklarını anlatıyor. hepsi birkaç saat sonra öldürüleceğini biliyor ve içlerinden biri bu öfkeyle "neden buradayız, neden bu haldeyiz?" diyor. "çünkü tanrı kötü. istese tüm bu vahşeti engellerdi ama yapmıyor. sadece seyrediyor..."
    öyle bir tartışma başlıyor ki soluk soluğa izliyor insan. o sefalet içindeki koğuşta ciddi ciddi mahkeme kuruluyor ve dava başlıyor. "tanrı hz. musa ile yaptığı anlaşmayı bozdu mu bozmadı mı?", "asıl kötü olan, sahtekar olan ve sözünün eri olmayan insan mı yoksa tanrı mı?.."
    sinemasal açıdan geçişler, kurgu, görüntüler harika. bunlar için takdirlerimiz yönetmen (bkz: andy deemmony)'ye gidiyor.
    tamamen diyalog üzerine kurulu olmasına rağmen son derece akıcı, etkileyici bir senaryosu var. tek bir kelime fazla değil.
    bu konudaki iltifatı ise senarist hak ediyor. (bkz: frank cottrell boyce)
    insanın dinini değil, inancını sorgulatan, 90 dakikanın sonunda aptal gibi hissettiren, bence gerçekten vurucu bir film. "sahi anlaşmayı kim bozdu" diyor insan ister istemez. ya da bir anlaşma var mıydı ki?
    bulun, izleyin.
    http://www.fullizle.org/…n-trial.fullindirizle.html

    edit: ilk verdiğim link çalışmamış. değiştirdim. uyaranlara teşekkürler.
  • --- spoiler ---

    tanrının yargılandığı, en önemlisi suçlu bulunduğu film. filmin sonunda herkesin yine de dua ediyor olması ne kadar anlamlı..

    "...tanrı'nızı da almalarına izin vermeyin. ne kadar aptalca ve faydasız görünse de bu anlaşma sizin. tanrı sizin tanrı'nız. hiç var olmasa bile. onu koruyun. elinizden alamayacakları bir şey olsun burada. elimizden..."
    --- spoiler ---

    --- spoiler ---

    "çok tanrı'lı halklarda pek çok lider, pek çok güç merkezi vardı. yeni fikirlere karşı çok tutucuydular. mısırlılar gibi.
    ardından yahudiler ortaya çıktı. büyük bir fikirle. çok büyük. sadece tek bir tanrı vardı. inanılmaz.
    peki ne oldu? tüm güçlerin tek bir kişide toplandığı bir toplum oluşturdular: kralda.
    verimli bir toplum. sıkı bir birlik. ve onlar tanrı'nın kendileriniher şeyden çok sevdiğine inandılar. geliştiler.
    tanrı'yı kendilerine saklamaya çalıştılar ve kendilerini izole bile ettiler.
    ama sonra biri daha iyi bir fikirle çıkageldi. hıristiyanlar."evet" dediler. "sadece tek bir tanrı var." fakat sadece yahudileri sevmiyor,herkesi seviyor. yani herkesi fethedebiliriz. ve romalılar buna bayıldı. din değiştirdiler. herkesi fethettiler. tek tanrı. tek kral.
    her şeyin yanıtı bu."
    --- spoiler ---

    internette film hakkında bakınırken sinemalar.com'da bu filmle ilgili aşağıdaki yorumla karşılaştım ve bir insanın ne kadar salak ve cahil olabileceğini yeniden anladım. şöyle bir filmden şunu çıkarabilmek için öküz falan olmak lazımdı. buyrun:

    panter55 (amatör) | 06 ağustos 2011, 19:09 arkadaşlar bu filmi digerlerinden ayıran yahudilerin kendilerini pis gördükleri ve bu soykırımın yapılmasının doru oldugunu anlatıyor . kesinlikle izlenmesi gereken bir film sıkıcı olabilir ama kesin izleyin
    şu nazileri kötüleyenler izleyin tam size göre yahudiler bile kendi ırklarının kötü oldugunu pis ve fesat ırk oldugunu kendiileri söylüyor naziler doru yapıyor diyorlar.ilk defa bir nazi filminde suçlu olan nazi deyil yahudilerin oldunu söyleyen bir açıkcası şaşırdım.
  • bu filmde tanrı ve tanrının verdiği özgür irade enine boyuna masaya öyle bir yatırılır ki, izlerken tokat manyağı olursunuz.
    örnek mi ?

    ----- spoiler -----

    mahkum (1) : tanrı her şeye kadirdir.
    mahkum (2) : her şeye kadir öyle mi ? madem her şeye kadir, neden insanları gaz odalarına yollamadan arındıramıyor ?
    mahkum (1) : o en kudretlidir.
    mahkum (2) : hem kudretli, hem adil olamıyor mu ? madem çok kudretli, bunu durdurabilir demektir. ama yapmamayı seçiyor çünkü adil olamıyor; ya da bunu durdurmak istiyor ama başaramıyor.
    mahkum (3) : bunun yanıtı son derece basit. yanıt ''özgür irade.'' evet dünyada kötülük var, çünkü tanrı insana özgür irade vermiştir ve insan kötülük yapmayı da seçebilir bu gayet basit.
    mahkum (4) : bizler kukla değiliz. bizler seçebiliriz. her zaman bir seçimimiz vardır.
    mahkum (5) : özgür iradeymiş! özgür iradesi batsın! liebel size özgür iradeyi anlatsın o halde! liebel ?
    mahkum (6 - liebel) : madem özgür iradeden bahsediyorsunuz, size biraz özgür iradeden bahsetmek isterim. kasabamıza önce infaz birlikleri geldi. sinagogun kapılarını yıktılar, ardından tevrat'ı ve kitabeyi yaktılar ve hepimizi oraya topladılar. o an hepimizi orada yakacaklarını zannetmiştik, keşke öyle olsaymış. çocuklarımızı bizden aldılar. benim üç oğlum vardı. yaşasaydı, en büyüğü şimdi yedi yaşına basacaktı. çocukları kamyonlara bindirdiler. peşlerinden koştum ve bağırdım: ''lütfen! oğullarımı bana geri verin.'' subaylardan biri beni duydu, aracı durdurdu ve sordu: ''hangileri senin ?'' o sırada onları geri alabileceğimi sandım. sonra ona üç oğlumu da gösterdim. hepsi ağlıyordu. subay bana, ''üç yakışıklı oğlun var, sana ne yapacağını söyliyim. birini seç, sadece birini! '' çocuklar onu duydular ve hep bir ağızdan ''baba beni seç!'' diye bağırmaya başladılar. biraz önce konuşan beyfendi, ''her zaman bir seçimimiz vardır..'' dedi. peki ben hangisini seçmeliydim ?
    mahkum (2) : özgür irademiz olması gerekir ama..?
    mahkum (6 - liebel) : özür dilerim! ben özgür irade istemiyorum! ben oğullarımı geri istiyorum! özgür iradeden bahsediyorsunuz. benimki nerede o halde ? hangi seçimi yapabildim ? o subayın bir seçimi vardı ama benim yoktu!

    ----- spoiler -----

    bu sahneyi birkaç kez izleyip, diyaloglarını bir yere yazıp kaydetmişttim, buraya da aktarayım istedim.
    iyisi mi ben, ice tea ve çekirdek ikilisini yanıma alıp bu muazzam filmi bir daha izliyim.
  • 2008 yapımı olmasına rağmen pek bilinmemesi ve duyulmamış olması üzücü. bilindik tek oyuncu stellan skarsgard fakat tüm oyunculuklar harikaydı. acilen açıp izlenmeli.

    filmin tek olumsuz yanı isminin türkçe'ye berbat bir şekilde çevrilmiş olması. sanki filmi izlemeden, sırf auschwitz'de geçiyor diye "ölümün soğuğu olsun bu filmin adı yeeaa" diyip geçmişler gibi. mesela "tanrı sorguda" çevirisi cuk diye otururmuş.

    filme gelecek olursak 2. dünya savaşı dönemini anlatıp kötü olan bir film zaten görmedim şu ana kadar. bu filmi onlardan ayıran ise tanrı ve inanç sorgulaması yapılması. film nispeten kısa sayılabilecek bir uzunluğa sahip ve tamamının diyaloglarla ilerliyor olmasına rağmen müthiş derecede akıcı ve sürükleyici. diyalogların kusursuzluğu, birbirini çürüten düşüncelerin peşi sıra gelmesi de resmen mest etti beni.

    --- spoiler ---

    +tanrı neden insanları gaz odalarına yollamadan arındıramıyor?
    -çünkü o kudretlidir!
    +hem kudretli hem adil olamıyor mu?

    bir de kötülüğün özgür iradeye ve insanın kendi seçimine bağlanması sonrası, 3 oğlu elinden alınan ve arkasından "oğullarımı verin" diye bağıran adamın, nazi subayından sadece 1 tanesini seçmesi istenince "peki ben hangisini seçmeliydim?" diye sorması boğazda bir düğüm bırakıyor.

    aynı şekilde yaşlı abimizin, tanrı'nın suçlu olduğunu iddia eden ve dua etmeyi saçmalık olarak gören genç adama "ne geçti eline? bizim göremediğimiz gerçeği görüyor olman ne kazandırdı sana?" diye sorması da düşündürücüydü. sırf şu soru bile din ve inanç tartışmasının içinden çıkılamayan bir paradoks olduğunu kanıtlıyor.

    film inanç ve inançsızlık ayrımı konusunda da kararı izleyiciye bırakmış. zaten tanrı'nın suçlu bulunması sonrası, inanan/inanmayan herkes dua etmeye başlıyor.

    --- spoiler ---

    din ve inanç kavramlarının özeti de bu olsa gerek: tanrı'nın varlığından ziyade insanın kendisinden güçlü bir şeylere inanma, sığınma ve yardım dileme ihtiyacı. zor anlarda kendisinden daha üstün ve yüce bir varlığa sığınıp dua etmenin ve ondan yardım dilemenin, o an için tek getirisinin, o insana birazcık da olsa iç huzuru veriyor olması. inanan birinin bu iç huzuru, iç ferahlaması dışında başka bir kazanımının olduğunu düşünmüyorum.

    neyse çok uzatmayayım, film ciddi anlamda harika. 10/10.
  • ismi türkçe'ye "ölümün soluğu" diye çevrilmiş film. bu kadar olur diyorum başka bir şey demiyorum.
  • filmde beni en çok etkileyen fizikçinin konuşmasıdır.
    eşek arışı örneği ise tanrının aslında ne kadar merhametli,tüm canlılara karşı sevgi dolu olduğunun kanıtıdır ki bu örneği celal şengör de kullanır.

    tüm dinlerden ve fikirlerden yola çıkarak bir çıkarım yapmak gerekirse,filmdeki fizikçinin de dediği gibi :"her şey güç ve mücadeleyle ilgili."

    o fizikçinin konuşması ve bahsettiği olayın örnek videosu:
    beden işgalcileri

    --- spoiler ---

    istediğiniz kadar bağırın.

    isterseniz beni öldürün, yarın nasılsa ölmüş olacağım.

    sizce bu evrende kaç tane yıldız vardır?

    bağışlayın ama ben...

    ben ölmeden önce...

    ...paris'te bir fizikçiydim.

    gökyüzünde milyonlarca yıldız var.

    bizim galaksimizde.

    sadece bizim galaksimizde.

    1-2-3 diye saymaya başlasak...

    ...sonuncu yıldızı saymak ne kadar sürer sizce?

    bu bile 2500 yıl sürer.

    sadece bizim galaksimizdekileri...

    ...saymaktan söz ediyorum.

    tüm bu yıldızları tanrı mı yarattı?

    - şüphesiz. kâhin amos'un anlattıkları... - niçin?

    anlayamadım?

    milyarlarca yıldızı yarattığını söylüyoruz.

    ve sadece bizim galaksimizde.

    bunları kaçı bilmediğimiz gezegenler?

    buna karşın, tüm dikkatini küçücük bir gezegene...

    ...dış halkanın sonundaki ufacık bir yere odaklamış.

    ve sadece tüm gezegene bile değil.

    sadece yahudilere.

    tanrı...

    ...milyarlarca yıldızı yaratan...

    ...yahudilerle bir kontrat yapıyor.

    sadece onlarla.

    ve sadece tüm yahudilerle değil...

    ...çünkü benim gibi yahudiler sayılmıyor.

    peki söyleyin bana.

    yahudileri bu kadar sevdiyse...

    ...neden diğer her şeyi yarattı?

    neden evreni, yıldızların yerine...

    ...yahudilerle doldurmadı?

    amacı neydi?

    amacını bilmiyoruz.

    bana da inanılmaz geliyor.

    ama tüm evren içinde, o bizleri seçti.

    bu inanılmaz değil.

    çılgınlık bu!

    kesinlikle doğruluk dışı.

    yeni doğmuş bebekler kendini evreni merkezi sanırlar.

    emerek süt ürettiklerini sanırlar...

    ...gözlerini kapadıklarında dünyanın yok olduğunu sanırlar.

    ve yanılırlar.

    orta çağda insanlar güneşin dünyanın çevresinde döndüğünü sanırdı.

    yanılıyorlardı.

    bu o sırada nerede durduğunla ilgili bir algılama olayıydı.

    tanrı için de aynı şey.

    aynısı.

    düşünün.

    lütfen bir düşünün.

    eskiden 50 tanrı'sı olan halklar vardı.

    biri mısırın büyümesi, biri nehrin yükselmesi için ve dahası.

    insanlar toplumlarına tanrı'ların görüntülerini uyarladılar.

    çok tanrı'lı halklarda pek çok lider...

    ...pek çok güç merkezi vardı.

    yeni fikirlere karşı çok tutucuydular.

    mısırlılar gibi.

    ardından...

    ...yahudiler ortaya çıktı.

    büyük bir fikirle.

    çok büyük.

    sadece tek bir tanrı vardı.

    inanılmaz.

    peki ne oldu?

    tüm güçlerin tek bir kişide toplandığı bir toplum oluşturdular.

    kralda.

    verimli bir toplum.

    sıkı bir birlik.

    ve onlar tanrı'nın kendilerini her şeyden çok sevdiğine inandılar.

    geliştiler.

    tanrı'yı kendilerine saklamaya çalıştılar...

    ...ve kendilerini izole bile ettiler.

    ama sonra biri daha iyi bir fikirle çıkageldi.

    hıristiyanlar.

    "evet" dediler. "sadece tek bir tanrı var."

    fakat sadece yahudileri sevmiyor, herkesi seviyor.

    yani herkesi fethedebiliriz. ve romalılar buna bayıldı.

    din değiştirdiler.

    herkesi fethettiler.

    tek tanrı. tek kral.

    her şeyin yanıtı bu.

    her şey güç ve mücadeleyle ilgili.

    ve sizler...

    sizler kaybettiniz.

    - öyle mi? romalılar gitti ama. - çünkü...

    birinin daha iyi bir fikri vardı.

    hitler'in...

    ...bir fikri var.

    "tek tanrı var ve o da benim."

    burada hitler tanrı mı değil mi?

    biz hala buradayız.

    bu gece için buradayız.

    sen tanrı'yı inkâr ettin.

    bu sana ne kazandırdı?

    ne?

    burada tanrı'yı inkâr edenler de var.

    din değiştirdiler. başkasının eşini çaldılar, tevrat'a sırt çevirdiler.

    affedersiniz, o benden söz ediyor.

    burada ölümle burun burunayız...

    ...ve onun yegâne derdi benim evliliğim.

    sana ne sağladı?

    şimdi benden farkın ne oldu?

    ne kazandın?

    lütfen.

    lütfen, bir amacı var.

    bu çocuklar, oğlum gibi, bu adam gibi eğitimli insanlar.

    bizim göremediğimiz gerçeği gördüklerini söylüyorlar.

    ama işte buradalar.

    hepsi aynı.

    ölümle yüzleşiyorlar.

    ricard'a bakın.

    dışarıda pek çok dostu olan zengin bir adamdı.

    ama burada korkuyor.

    - ve hala öleceğine inanamıyor. - çünkü ben ölmeyeceğim.

    sen öleceksin seni dindar ahmak!

    - o da seçilenlerden. - kimse beni seçmedi kahrolası!

    sen de benim gibi sola gönderildin.

    ve şimdi korkuyorsun.

    çalıyor, aldatıyor ve bizden çok ekmeği olması onu mutlu edecek sanıyor.

    sen de dua etmenin hayatımızı kurtaracağını sanıyorsun.

    4000 yıldır o aptal takkeleri takıyoruz...

    ...ve yine de ölümle burun burunayız!

    bir eşekarısı var.

    tam adı lknoymanide.

    tırtılların içine yumurtalarını bırakır.

    yumurta çatlar...

    ...ve arının larvası tırtılı içten yemeye başlar.

    oradan çıkmak için bunu yaparlar.

    ne tür bir tanrı böyle bir şeyi tasarlar ki?

    fakat...

    affedersiniz...

    benim büyükbabam incir ağaçları yetiştirirdi.

    bir arı var.

    eminim biliyorsunuzdur.

    bu arılar yumurtalarını çiçeklere bırakırlar.

    ve arılar uçacak duruma geldiklerinde...

    ...polenleri de toplarlar.

    başka bir arıyla ya da rüzgârla filan ilgilenmezler.

    sadece durup polenleri toplarlar. onları görebilirsiniz.

    ve sonra polenleri diğer ağaçlara götürürler.

    kendilerine yararı yoktur.

    onu yiyemezler bile.

    sadece yaparlar.

    güzel bir düzendir.

    - kesinlikle tanrı... - söyler misin...

    şu arı...

    ...bunu tüm incir ağaçları için mi yapıyor...

    ...yoksa yahudi olanlar için mi?

    benle alay ettiniz.

    seninle alay etmiyorum.

    sadece bir şeylere bebek gibi bakmayı bırakın diyorum.

    erkek olun.

    mantıklı erkekler.

    mantığınızı kullanın.
    --- spoiler ---
    ayrıca son kişinin eleştirel konuşması da mükemmel bir din eleştirisi.onların tanrısı da tıpkı islamınki gibi(biliyorum aynı tanrıya inanıyoruz) yer yer acımasız olabiliyor.(bkz: kureyza katliami)son bölüm:
    --- spoiler ---

    hâkimlerin sayısı 3'tür.
    bu yüzden daima bir karar çıkacaktır.
    karar ya tam birliktelikle...
    ...ya da oyların çoğunluğu ile ortaya çıkar.
    suçlama, tanrı'nın yahudi halkı ile yaptığı anlaşmayı bozması hakkındadır.
    bizi mısır'dan çıkaran kimdi?
    sonunda akıllı biri.
    bizi mısır'dan tanrı çıkardı.
    başka bir soru:
    en başında bizler neden mısır'daydık?
    o zaman kıtlık vardı. bizler de sığındık.
    kıtlığı kim yarattı?
    bu konuda pek bilgimiz yok ama...
    kıtlığı tanrı yarattı.
    o halde bizi mısır'a gönderen de mısır'dan çıkaran da tanrı'ydı.
    kesinlikle.
    ardından bizi babil'e gönderdi ve orada öğreneceklerimizi bize...
    bizi mısır'dan çıkarırken bunu nasıl yaptı?
    sözlerle mi, görüntülerle mi?
    mucizeyle mi?
    musa firavuna sordu...
    peki firavun hayır dediğinde?
    veba başladı.
    önce musa, mısır'lıların suyunu kana çevirdi.
    daha sonra tanrı, veba taşıyan kurbağalar...
    ...vebalı sinekler...
    ...vebalı böcekler yolladı.
    tüm hayvanlarını kaybettiler.
    veba giderek yayıldı.
    ardından israeli'lerin yaşadıkları yeri goşen dışında her şeyi...
    ...ağaçları, evleri yıkan dolular başladı.
    firavun yine de razı gelmedi.
    sonra çekirge sürüleri güneşi bile görülmez kıldılar.
    ya sonra?
    tanrı mısır'ın yeni doğanlarını öldürdü...
    ...ve bizleri mısır'dan çıkardı.
    yeni doğanların hepsini katletti.
    firavun'un yeni doğan çocuğundan...
    ...değirmendeki kölelerin çocuklarına kadar hepsini.
    hepsini katletti.
    firavunu katletti mi?
    hayır. sanmıyorum, çünkü daha sonra...
    hayır diyen firavundu ama tanrı yaşamasına izin verdi.
    onun yerine çocuğunu öldürdü.
    tüm çocukları.
    sonra israeli'lerin kaçmasını sağladı.
    mısırlıların altın, gümüş...
    ...ve eşyalarını almamıza izin verdi.
    ve sonra onları takip eden askerlerin...
    ...hepsini boğdu.
    sadece askerlerin izlemelerine engel olacak suyu kapatmakla uğraşmadı.
    takibe başlamalarını bekledi ve sonra da yolu kapattı.
    peki ya sonra?
    sonra çöl.
    ve ardından da vaat edilmiş topraklar.
    vaat edilmiş topraklar boş muydu?
    yeni ve işlenmemiş miydi?
    hayır, orada...
    aynen yazıldığı gibi...
    ...tanrı'n seni bir toprağa getirdiğinde...
    ...tıpkı senden öncekiler gibi, eski halkları oradan göndermelisin.
    senden daha kudretli ve daha büyük halklar olabilir.
    onları yok etme pahasına defetmeli...
    ...hiçbir anlaşmaya muhatap olmamalı...
    ...ve onlara zerre kadar merhamet etmemelisin.
    bize iyiliğini gösterdi.
    bizler onun halkıyız.
    ve bize kral saul'u verdi.
    peki amalek halkı...
    ...saul'un halkı ile savaştığı zaman...
    ...tanrı'nın emri neydi?
    öğrencinize sorayım.
    amalek'i yok et.
    onu yıkımın lanetine uğrat.
    saul'a merhamet göster, birilerini ayır dedi mi?
    - hiç kimseyi ayırma... - hiç kimseyi ayırma...
    ...ve öldür.
    kadınları, erkekleri...
    ...bebekleri, çocukları, öküz ve koyunları...
    ...develeri ve eşekleri öldür.
    evet, saul bunu yapmaya hazırlanırken...
    ...yolda kainim'lerle karşılaşır.
    ama bunlar amalek halkı değildir...
    ...onlarla bir çekişmesi yoktur onlara kaçmalarını salık verir.
    peki ya tanrı'mız...
    ...saul'un merhametinden, adaletinden memnun kalmış mıdır?
    hayır, kalmadı.
    saul tüm hayvanları katletmemeye ve kendi halkını...
    ...doyurmak için kullanmaya karar verdiğinde...
    ...tanrı sağduyusundan ve düşüncesinden memnun oldu mu?
    hayır.
    hayır, memnun olmadı.
    dedi ki: "sen adonai'nin sözlerini reddettin.
    o yüzden o da seni kral olarak reddediyor."
    bu yüzden samuel, tanrı'yı memnun edebilmek için...
    ...kral agag'ı öne getirdi...
    ...ve gilgal de onu tanrı'nın önünde parçalara ayırdı.
    saul'dan sonra batsheba'yı alan davud geldi.
    o hititli uríah'ı öldürerek...
    ...karısını kendisine eş olarak almıştı.
    yine tanrı'nın rızasına karşıydı.
    tanrı davud'u bunun için yargıladı mı?
    bir bakıma bu...
    batsheba'ya saldırdı mı?
    - o hikâyenin başka... - adonai dedi ki:
    "bana günah işlediğin için, çocuklar ölecek."
    önceden çocukları kim cezalandırır diye sordunuz.
    tanrı yapar.
    peki çocuklar aniden, acısız, merhametlice mi ölmüştür?
    12. bölümden öğrendiğimiz kadarıyla...
    7 gün.
    çocuklar acılar çekerek ölmüşlerdi.
    bu arada davud kendini parçalarcasına...
    ...çaresizlik içinde tanrı huzuruna çıkarak...
    ...ne kadar pişman olduğunu anlatır.
    tanrı dinlemiş midir?
    çocuklar ölür.
    o çocuklar tanrı'yı adil bulurlar mı?
    amalek'ler adonai'nin...
    ...adil olduğunu düşünmüşler midir?
    mısır'daki anneler, o anneler...
    ...adonai'nin adil olduğunu düşünmüşler mi?
    fakat adonai bizim tanrı'mız, o kesinlikle...
    mısır'lıları yaratan tanrı değil miydi?
    onların nehirlerini de...
    ...ekinlerini de yaratan o değil miydi?
    o değilse kim yaptı? ne? başka bir tanrı mı?
    cezalandırılmak için ne yaptılar peki?
    aç kalmak, korkmak...
    ...katledilmek için?
    amalek halkı, mısır halkı...
    ...adonai onlara sırt çevirdiğinde ne hissetmiş olabilirler?
    işte böyle.
    bugün bir ayrım yapıldı, değil mi?
    davud moabat'ları yendiğinde ne yapmıştı?
    onları sıralar halinde yere yatırdı.
    ve bir sıranın yaşamasına, ikisinin ölmesine karar verdi.
    bizler birer moabat olduk.
    amalekler için gerçek neydi öğreniyoruz.
    onlar adonai'nin elinden soykırıma uğradılar.
    onun amacı için öldüler.
    tıpkı bizim gibi çöktüler.
    tıpkı bizler gibi onlar da korkuyordu.
    peki ne öğrendiler?
    öğrendikleri...
    ...adonai, yani ulu tanrı'mız...
    ...bizim tanrı'mızın...
    ...iyi olmadığını.
    hiç de iyi olmadığını.
    asla da iyi olmamıştı.
    sadece bizim tarafımızdaydı.
    tanrı iyi değildir.
    başlangıçta insanı yarattığına pişman olup tufanı yarattığında...
    ...nedendi bu?
    yok edilmeyi hak edecek ne yapmış olabilirler?
    tümden bir katliama uğramak için ne yapmış olabilirler?
    bu kadar kötü ne yapmış olabilirler?
    tanrı iyi değil.
    ibrahim'den oğlunu kurban etmesini istediğinde...
    ...ibrahim'in hayır demesi gerekirdi!
    tanrı'ya adaletin sadece bizim yüreklerimizde olduğunu öğretmeliydik.
    onu öylece ortada bırakmalıydık.
    o iyi değil, o sadece güçlü...
    ...ve sadece bizim yanımızdaydı.
    buraya getirilirken çoğumuz trenle getirildik.
    bir asker beni tokatladı.
    kemerlerinde yazılı olan şu:
    "gott mit uns"
    "tanrı bizimle."
    hangimiz olmadığını söyleyebiliriz burada?
    belki de öyle.
    bunun başka açıklaması var mı?
    burada gördüğümüz nedir?
    onun gücü...
    ...onun haşmeti, büyüklüğü.
    tüm bunlar var ama bize karşı artık.
    o hala tanrı...
    ...ama bizim tanrı'mız değil.
    artık bir düşmana dönüştü.
    işte anlaşmaya olan da bu.
    o başka biriyle yeni bir anlaşma yaptı.
    --- spoiler ---
  • bitmesine yakin "yeni bir sey soylemiyor" diye dusunurken mahkemenin kararini almasinda etkili olacak konusmayla takdirimi kazanmis filmdir. ancak, filmde kurulan mahkemenin -tabiati geregi- yalnizca ibrani tanrisinin yahudilerle yaptigi anlasmayi bozup bozmadigini sorguladigini belirteyim.
  • bir toplama kampındaki bir hikayeyi anlatan film. toplama kampındaki bir grup yahudi esir mahkeme kuruyor, tanrıyı yargılıyor ve suçlu buluyorlar. kesinlikle izlenmesi gereken bir film. yahudilerin belkide bugünkü politikalarının sebeplerini çok daha iyi anlamanızı sağlayacak bir film.
  • üniversitelerinin hukuk fakültelerinde izletilse ve üzerine tartışılabilse heralde büyük bir hukuk devrimi olurdu.
  • film boyunca şeytanın avukatlığı ile ilgili bir espri bekledim, gelmedi. gelmeyeceğini biliyordum fakat yine de bekledim. sen gelmedin...

    hahamın tanrı'ya o kadar saydırmasından sonra yine de dua etmesi, filmin verdiği en sağlam mesaj bana kalırsa.