şükela:  tümü | bugün
  • darbeci fetö terör örgütüne mensup olduğu şüphesiyle gözaltına alınan, 12 gün sonra gözaltındayken rahatsızlanıp ölen bir öğretmen.

    babası ve ailesinin demeçleri:

    https://twitter.com/…rnos/status/761665267684343812
  • işkence ile öldüğü söylentileri olan öğretmen. eğer işkence ile ölmüş ise vay halimize. normal yollardan ölüm ise de yine yazık. mahkeme yolu görmeden öldü.
  • suçluluğu ispatlanmadığı halde yıkanmadan kefensiz hainler mezarlığına gömülmüş bugün...
    babasının şu sözü gerçekten durumumuzun özeti:

    "zamanında cumhurbaşkanımızın kendisi de kandırılmış, biz de kandırıldık, bir şey varsa".
  • şimdi haberlerde gördüğüm, daha ifadesi bile alınmadan, suçlu olduğu kabul edilip, kefensiz ve imamsız defnedilen( karısının memleketinde) öğretmendir.
  • anayasa'nın olağanüstü halde temel hakların nasıl sınırlanacağını düzenleyen 15. maddesi der ki: olağanüstü halde dahi masumiyet karisinesine dokunulamaz.
    oysa gökhan açıkkolu özelinde 15 temmuz'dan beri binlerce insanı sadece gözaltına alındığı/açığa alındığı vs. için toplum/medya/devlet makamları peşinen suçlu kabul etti. bu kişinin daha hakkında kesin bir mahkeme kararı yokken defnedilmemesi( hoş olsa dahi gömülme hakkı diye bir kavram var hukukta), istisnasız tüm vatandaşlardan alınan fahiş vergilerle finanse edilen diyanet'in imamının namazını kıldırmayı reddetmesi, bunların hepsi masumiyet karinesinin hiç edildiğini gösteriyor.
  • demokrasinin bayrak sallayarak geldiği ülkemde şu günlerin anısına unutmayacağım meslektaşımdır.

    bu ülkede en az on yıldır terörist cenazesi diye bir şey var... hainler mezarlığı ise yeni. diyanetin kendince hain dediğine imam vermemesi, kefenlememesi, namaz kaldırmaması yeni...

    ha masumiyet karinesi ne arar demokraside! demokrasi dediğin mitingde bayrak sallamak.
  • kendisini şahsen, uzaktan, yakından veya herhangi bir şekilde tanımışlığım yoktur. fakat içimi o kadar acıttı ki, anlatamam.

    duygularımı ifade edebilecek en can alıcı cümle ise; "imanımı ve dini sorgulamaya başladım" cümlesidir.

    "kötü temsilcilere bakıp da allah'ı suçlu tutmayacağım. ya da birileri istismar ediyor diye dinimi de kötülemeyeceğim" demiştim. fakat dinini çok iyi bilmeyen ve kendince yaşamaya çalışan bir çok muhalif insan belki de allah ile olan arasını bozdu bu süreçte. sebebi de bu haberler. sebebi; din adına yapılan istismar ve zulümlerin artması.

    darbeler kötüdür. darbelerin yargılanması ve iştirak edenlerin mutlak suretle cezalandırılması gerekir. fakat bunun için adalet sisteminin çok iyi tesis edilmesi gerekir. dünya hukuk düzeninde bir kaide vardır; suç ispat edilesiye kadar herkes masumdur. fakat ülkemizde ve gelişmekte olan (aslında gelişmemiş olan ama rencide olmasın diye batının uydurduğu kavramdır) ülkelerin çoğunda bu kaide; "suçsuzluğu ispat edilene kadar herkes suçludur" kaidesine evrilmiş durumdadır.

    babasının feryadını dinledim. çok da haklı bir konuşma yaptı. ve bu konuda artık riyakar davranıyoruz. söz konusu vatandaş ise aldatılmaya hakkı yoktur. cemaat denilen ikiyüzlü oluşum onları kandıramaz. vatandaş kendini aldattırmamalı. fakat devblet aldanabilir. elindeki istihbarat imkanlarına rağmen aldanabilir. kandırılabilir.

    gökhan açıkkolu suçlu da olabilir. ama buna hiç bir hukuki terminoloji bilmeyen kişilker karar vermemeliydi. yaşama hakkı elinen alınmamalıydı. kader deyip geçiştirmek allah'a iftira atmaktır. fakat bakıyorum da bu adamın da hakkını savunanlar solcu dediğimiz dinle arası soğuk olan kesim. ne kdar ironik değil mi? değil! yıllarca sağ kesime oy vermiş biri olarak diyorum ki; bundan sonra sağa oy yok! bundan sonra herhangi bir islami oluşuma bir kuruş yardım yok. iktidarda olmadığı yıllarda grup genç'in okuduğu kara zulüm ezgisi ile kendinden geçip gözyaşları ile aşka gelenler bugün maalesef samimi olmadığını gösterdiler.
  • vefatı ardından yaşanan olaylar, kişilerin darbeye teşebbüs suçuna katılma ve vatana ihanet suçunu işlediğine dair mahkumiyeti mahkemelerin değil, diyanet işleri başkanlığının kolayca verebileceğini göstermiştir. tamam, yargı üzerinde çok iş yükü var. ama böyle bir işgüzarlığa gerek var mı?