şükela:  tümü | bugün
  • kendisinin ilk iki albümünü transa geçmiş dinlerken bi arkadaşın abisi geldi, bi süre dinledi, uzun uzun sustu sustu sonra dayanamayıp
    -ulan ne ezik herifmiş bee...
    dedi.
    işte o an silkindik kendimize geldik, yolumuzun yol olmadığına karar verdik. ezik, ağlak gökhan kırdar şarkıları dinleyip biten aşkların ardından ağlamak, kırık kalbimize tuz basmak yerine adaşı gökhan özen dinleyip coşuyoruz. yerine sevemem değil de ufak at da civcivler yesin diyoruz.

    not: yine de severim kendisini, öperim yanaklarından.
  • bildiğin elf beyi. zira bu asaletin başka bir izahı mümkün değil.
  • filmlere, dizilere yaptığı müzikler güzel. enstrumantal albüm süper. ancak arkadaş 20 sene olmuş halen adamın eline mikrofonu tutuşturup yerine sevemem söyletiyorsunuz. hayır kendisi de bıkmış belli ama aynı kalibrede sözlü aşk şarkısı yazmadığından hep aynı işkenceye maruz kalıyor. ayıptır be kardeşim. adamın sanatı da arada piç olacak.
  • sonsuz bir dunya olan trip hop dalinin turkiyede ki ilk ve tek basarili temsilcisi, saygi duydugumuz muzisyen.

    gokhan kirdarin muzik hayatini dorde ayirmak gerekir. ilki herkesin yirtik dondan firladigi 90larin populer turkce muzigine girisi, ikincisi massive attack'i kesfetmesi, ucuncusu crude ve kurtlar vadisi ile baslayan dizi/film muzikleri ve en son artik gunumuzde butun birikimlerini samanistik ogelerle harmanladigi deneysel muzikler.

    1994 serseri mayin ve 1995 tutunamadim ile zamanina gore oldukca kaliteli icerisinde klasikler barindan albumler yapti. ne olduysa bundan sonra oldu ve gokhan kirdar massive attack diye bristollu bir grubun varligindan haberdar oldu. sonraki iki yilda grubun cikarmis oldugu ilk iki album olan blue lines ve protection'i tabiri caizse hatmetti. bu ilerleyen yillarda kendisinin yapacagini muzigin temelini olusturdu. kendi sirketi loopus'u kurar bu arada. 1997de surdugu trip albumu massive attack'in blue lines'in oldukca fazla esinlemeler tasir. hatta albumde ki cesaret sarkisi blue lines sarkisiyla birebir ayni denilecek duzeyde benzerdir. 80lerin ikinci yarisinda ortaya cikan bristol muzigi yani trip hop'in ulusal ve uluslararasina yayginlasmasi massive attack'in 1991 yilinda ki debut albumleriyle baslamisti. gokhan kirdar cok da gec sayilmayacak sekilde 6 sene sonra bu muzigi esinlenerek de olsa turkiyeye getirmis guzide bir sahsiyettir. ilerleyen zamanlarda bu esinlenmeler massive attack'in cikaragini diger albumlerden de olacakti.

    kirdar 2002de crude/firsat filminin kaliteli muziklerini yapmasi osman sinav'in dikkati ceker ve onu kurtlar vadisi ekibine alir ve piyasa acisindan konusursak bu belki de hayatinin en onemli noktasi olur. kurtlar vadisinde kullandigi trip hop bazli muzikler mezzanine ve 100th window'dan esinlemeler tasir. hatta vadinin introsu bi nevi inertia creeps denilebilir. fakat bu muziklerin mukemmel oldugu gercegini degistirmez. trip hop'in yani sira ilk albumlerinden sarkilarini da kullandigi haziran gecesi, yabanci damat, sagir oda ve cok kisa surmus olan hayalet dizilerinin muziklerini basariyla tamamlar. aslinda onlarca yildir piyasada var olan eski sarkilarini dizi muzikleri icin yeniden kullaninca takdir gorur. kaybolmaya yuz tutmus eski turkuleri yeniden aranje ederek bi sekilde tekrar hit yapar. halen pana film bunyesinde yapilan her kurtlar vadisi atraksiyonuna muzik yapmaya devam ediyor ve sasmaz company bu seriyi bitirmedikce de yapacak gibi gorunuyor.

    2005 yilinda piyasaya surdugu tuur/yagmur duasi ile muzikal hayatinin su anki evresine gecis yapti. icerisinde bulunan iki dua parcasi kirdarin bugune kadar yapmis oldugu electronic, folk, trance, groove gibi muziklerden biraz biraz katip samanistik kam calgilariyla harmanliyarak bi nevi ruhsal nirvana yasamis ve yasatmistir. ayni yil en tutulmus dizi muziklerini ve sarkilarini kapsayan best of albumu cikarmayi unutmamistir. bu albumde suphesiz en dikkati ceken omru kisa bir dizi olan hayalet icin besteledigi hayal et sarkisidir.

    gokhan kirdar benim icin turkiyede sayisi iki elin parmaklarini gecmeyen; candan ercetin, tarkan, teoman, sezen aksu ve vokalleri gibi kalitesini hemen belli eden asmis sanatcilardan biridir. onu dinlemek, hissetmek ve yaptigi muzigin felsefesini anlamaya calismak buyuk bir zevktir. hakettigi degeri ve populerligi maalesef yaptigi dizi muzikleri ile saglamis olmasi biz turklerin sanata ve sanatciya verdigi onemin en acik gostergesidir.
  • (bkz: #8012511) devamı olarak buraya sunu eklemek istiyorum.bu adamı bi diziyle tanıyarak diil de bundan 10 yıl önce albümünü alarak,televole'den azcık vakit bulupta araştırarak ilgi gösterseydiniz.o albümler çok satsaydı. bizden sonra ki kuşaklar bombok piyasa yüzünden bütün gün britney spears'ın kıçını izlemeseydi.e o albüm çok satınca prodüktör'ler "ulan baya sattı bu albüm" diip böle işlere daha fazla yönelseydi bugün ismail yk 500 bin satar mıydı ? müzik kanallarımızda boys anılar yerine canlı gökhan kırdar konseri izleseydik güzel olmaz mıydı ? madem bir diziyle ögrendiniz bundan sonra araştırın biraz.bakın güzel işler yapan adamlar war bu ülkede.bir edinip dinleyin albümlerini.bir fayton'u hemen indirip dinleyin mesala bakın ne kadar bizden ne kadar ince ne kadar türk ne kadar güzel ne kadar duygulu.sonra gidin albümü alın.kızdırmayın beni...
  • türkiye'de gerçek müzik insanı dendiğinde ilk akla gelen isimlerden biridir.
    sesiyle, müziğiyle, duruşuyla; yıllar geçse de hiç kaybetmediği o mütevazı yanıyla tam ve örnek bir sanatçıdır.

    hele yıllardır dinlemekten usanmadığım, her dinlediğimde bana huzur veren fayton diye bir şarkısı var ki, sırf bu şarkı yüzünden bile sevilesi insandır. link
  • bu adam türk değil amerikan pasaportu taşıyor olsaydı, bugün piyasada adı hans zimmer ile, randy edelman ile birlikte anılıyordu.

    ayrıca bir an evvel kendisini spotify da görmek istiyorum.

    düzelti: spotify eklemesi.
  • dün izledim ilk defa. öncelikle şunu söyleyeyim; gökhan kırdar, elimde tüm albümlerinin orijinal cd'leri bulunan yegane türk müzisyenlerinden biri. yani şu an hiçbir yerde baskısı olmayan serseri mayın, tutunamadım ya da keyf veya ethnotronix gibi bulunması ultra zor -yer yer imkansız- kayıtları cd formatıyla elimde. bunları bulmak bana hatrı sayılı meblağlara mal oldu. olsun, helal-i hoş olsun. çalışmalarına o denli önem veririm, 90'lı yıllardaki pop albümlerinden tutun da, massive attack çakması trip'ine kadar; dizi müziklerinden tutun da proje albümü tüür'e kadar. sanırım bu girizgah, gökhan kırdar'ı ne denli takip ettiğim hakkında bilgi verici olmuştur. bu bir cepte dursun.

    dün izledim ilk defa. ben 'oq show' deyince, gerçek anlamda bir şov izleyeceğimi düşünmemiştim. yani tabii ki gökhan kırdar'ın şu anda ne gibi bir düzlemde olduğunu elbette biliyor, takip ediyorum. ama ben tam anlamıyla bir 'konser' izleyeceğimi düşünüyordum. fakat öyle olmadı. üç parça sazla çıktı gökhan kırdar. elektrik gitar, bas gitar ve davul... zaten öyle çok fazla sayıda konser veren bir adam değil kendisi. buna rağmen ve onca emekle hazırlanmış bir 'gösteri' kasıyorsun, üç parça saz nedir? bu bir.

    iki... söylediği tüm şarkıların altyapısı, yani gitarı, ritmi, bası, vs... sample'dı. canlı hiçbir şey izlemedik. koskoca gökhan kırdar'sın, klasikleşmiş şarkıların var. yani yerini sevemem'de ud çalan birini bulamadınız mı? üstüme basıp geçme'de akın eldes o partisyonları klasik gitarla çalamaz mıydı? yağmur'da bir tane bile seasional kemancı çıkaramadınız mı sahneye? bir kadın back vokal vardı, sesini hiç duymadığımız. süs gibi durdu orada. ne klasik şarkılarda vokalini duyduk, ne kadın vokalin ön planda olduğu şarkıların çalındığını gördük. bir hayal et, bir eylül söylenemez miydi? ya da ne bileyim bir klavye konulsaydı da gece, melek ve bizim çocuklar ya da tutunamadım çalınamaz mıydı?

    üç... playback mevzuu... tamam anlıyorum bu aşk'tır, erir'dir, bu şarkılarda vokalde efekt var ama bunu sahnede de cayır cayır yapabilirsin. bin tane vst kullanıyor şimdi müzisyenler, yüzlerce plugin var, koskoca gökhan kırdar'sın. bari vokali kas. klasik pop şarkıları dışında canlı vokalini duyamadık.

    dört... şova 20 dakikalık ara verilmesi olayı. böyle organizasyonlarda ara olur mu yahu? millet gider bir daha da gelmez. bir ikincisi, tekrar toparlanmak ultra uzun bir süreç. ikinci bölümde yağmur duası'nın (past mix) sadece 5 dakikalık bölümü çalındı. çalındı dediğim, 'play tuşuna basıldı'. evde kendi stereo'mda dinlediğim kaydı, konser salonunda dinlemiş oldum. tek farkı bu oldu. insan konser bekliyor. konserde de müzisyenler kayıtlarını çalmaz. canlısını dinleyecilerine sunar. ben bunu evimde de dinliyorum, ne diye gelip bir de -üstelik kısa versiyonunu- dinleyeyim ki?

    beş... meditasyon olayı... gökhan kırdar kime benziyor desem varlık olarak, aklıma tek bir isim geliyor: ilhan irem... o da böyle kırklara karışıp, 'ışık ve sevgiyle' saçmalığına bağlı yıllardır. o da yıllar sonra verdiği ilk konserine üç parça sazla çıkmıştı. gökhan kırdar da 'aşk'la' diye bir şey tutturmuş gidiyor. müzisyenlerin bu kafaya girmesini anlamıyorum, anlamak da istemiyorum. skygen diye bir proje oluşturmuşsun, bunu anlıyorum. ama konserin ikinci yarısında dinleyicilere meditasyon yaptırması, tamamen oryantalizm kafası ve post-modernizm. astral seyahatlar, benlik bulmalar, kırdığımız kalpleri affetmeler, kendimizi affetmeler... bunlar 10 dakikada olacak bir kavram değil. kaldı ki bu gökhan kırdar'ın işi değil.

    tamam anlıyorum, gökhan kırdar buna bir 'healing show' diyor uzun zamandır. konsept de az çok bellidir. ama ben ilk defa izledim onu ve beklentim bambaşkaydı. ne bileyim, o tüürün sesini duymak istiyordum. lir görmek istiyordum. organik bir şeyler olmalıydı, ama az ama çok. çünkü orası bir konser ortamı. ne bileyim daya kondansatörü, tüürün gerçek sesi bizlere ulaşsın. ya da madem eski pop şarkılarını söyleyeceksin, ud sesi duyalım. bir klavye olsun hiç olmazsa, alttan doldursun. keyboard ya da drum programming olayını ben cd'den de dinliyorum zaten...

    gökhan kırdar'ı çok seviyorum. zaten çok sevdiğim için bu kadar uzun uzun yazabiliyorum. bu entry'e bile bir mesai harcıyorum. fakat hepsinin toplamında, ben dünkü şovu beğenmedim. tamam dansçılar çok iyiydi, tamam çok güzel ambiyans, atmosfer... ama şovun yüzde 70'i temaşa içindi, vizüeldi. banttan konser bu kadar oluyor. ayrıca çok ama çok uzun konuşuyor gökhan kırdar; çok uzun ve çok dura dura. bu da nereden baksan 4-5 şarkı az çalınmasına neden oldu, oluyor.

    yine de sağlıklı görmek güzeldi kendisini. hep iyi olsun, sağlıklı olsun. hiç izlememiştim canlı canlı kendisini, en azından bu eksiğimi gidermiş oldum. neyse, ben gidip biraz keyf dinleyeyim...

    edit: bir de instagram fedaileri vardı. yanımdaki kadınlar, allahım, boğmamak için onları, ettiğim sabır dualarını ben biliyorum!.. sahneye çıkar çıkmaz adam, hemen eller telefona gidiyor. hemmen ama hemmmmen instagram'da paylaşıyor onu. iyi, ilk sen paylaştın amına koyayım. en hızlı sen paylaştın, en fazla layk'ı sen aldın!.. tüm konseri o 5 inç samsung'undan izledin, sağlık olsun ama ilk sen paylaştın ya 'orada olduğunu' dünyanın en önemli insanı sen oldun!.. cehennemsin sen! filtre koya koya, smayli koya koya ilk sen paylaştın konseri instagram'da, facebook'ta; ilk sen etiketlendin! seninle birlikte öyle ya da böyle bir gösteri izledim ya, bu da benim kefaretim olsun! üstelik bir değil, iki değil; yüzlercesin sen... belki senin yüzünden bu kadar hayal kırıklığı. görgüsüz, niteliksiz, basiretsiz insanlar...
  • felsefesi doğrultusunda internet üzerinde sevenleriyle oluşturduğu ve mottosu '' aşk'la '' olan ''oqlub''ın kurucusu şair ruhlu müzisyen.

    2009- 2012 yılları arasında inananlarının kendilerini keşfetmesine yönelik içsel yolculuklarında rehber ışık olarak yanlarında bulunmuş; zamanını ve sevgisini incelikle ördüğü bir kozada sevenlerinin tırtıllıktan kelebekliğe geçişini interaktif olarak gerçekleştirdiği müzik terapi yoluyla sağlayarak, gönülden dahil olanların düşünsel yaşamlarında köklü değişimlere imza atan şık ve rafine bir ruh olmuştur.

    ''oqlub''amacına ulaşmış olarak kalplerde eşsiz bir iz bırakmış ve raf ömrünü maalesef tamamlamıştır...

    her dolunay anında kendisine ait şu dizelerde ay ışığına selam söylüyorum:

    ışık artık daha yakın
    aşk artık daha sıcak
    ellerimi sana uzattığımda
    parmak uçlarımdan süzülüp
    akıyorsun içime

    aşk'la

    oq gökhan kırdar