şükela:  tümü | bugün
  • küçük hanımefendi belgin doruk : acı dolu yıılar kitabından doruk'un anlatımıyla göksel arsoy'lu yıllar...''setten sete koşuyordum. bir gün nevzat pesen'den muazzez tahsin'in ünlü eseri samanyolu için öneri geldi. filmin erkek oyuncusu ise uzun boylu mavi gözlü, şansını bugüne kadar bir iki filmde oynamış olan göksel arsoy adında bir gençti... kireçburnu'nda bahçe içinde eski bir yalıda çekimlere başlandı. ben şımarık kolejli kız zülal, göksel ise içine dönük teyze oğlu... nevzat film çekimi sırasında konsantre olalım diye klasik plaklar çalar, heyecandan yüzü kıpkırmızı olurdu. neriman köksal'a çok âşıktı ve birlikte oturuyorlardı, işleri bozulunca onuruna yediremedi ve bürosunun penceresinden atlayarak intihar etti... ne acı bir son değil mi? zaten yeşilçam'da sonu parlak kaç kişi vardır ki? samanyolu inanılmaz bir iş yaptı. filmi bir gören bir daha görmek için sinemaya gitti. böylece sinemamızda romantik aşk filmleri dönemi de başlamış oldu. göksel ile müthiş bir ikili olmuştuk. "satın alınan adam", "zavallı necdet", "bülbül yuvası", "evcilik oyunu" o bir dönem filmlerimiz. çevremizde bir hayran seli oluştu. harici sahnelerin çekiminde halkın hücumuna uğruyorduk. arabalarımızı havaya kaldırıyorlar, bize dokunmak için birbirlerini çiğniyorlardı. çoğu kez bir halat geriyor içinde oynuyorduk ve bizi polis koruyordu. seyirci ile böylesine kucaklaşmak müthiş bir duygu. tv de yoktu ve seyirciyi iyice sinemaya bağlamıştık. ancak bu aniden gelen şöhret göksel'in başını döndürdü. başladı adım önce yazılacak, fiyatım iki misli olacak, şu koşullar olursa çalışırım demeye... zaten aramızda da öyle sıcak bir arkadaşlık asla olmadı. bir ayhan, bir sadri ile çalışmaktan aldığım zevki ne yazık ki göksel'den alamadım.... hayran kitlesine bakıp bakıp böbürleniyor ve "işte benim tebam. ben ne istersem yaparlar..." diyordu. beni bir kalemde silip atmıştı bile. bütün hikmetin yalnızca kendisinde olduğuna inanıyordu. elbette bu tavırlar zamanla aramızdaki ilişkiyi iyice mesafelendirdi. o dönemde ayhan şansını denemek için hollywood'a gitmiş ancak hayal kırıklığına uğrayıp dönmüştü ve meydan iyice göksel'e kalmıştı... ama ne yazık ki bence göksel bu boşluğu dolduracak kadar mütevazı değildi, sıcak değildi. "küçük hanım" filmlerinde oynamayı da istemedi. filmleri, rolünü konuyu küçümsedi... ve bence şanını ve şöhretini kendi elleriyle yeniden ayhan'a devretti. hiç unutmuyorum bu filmlerde ayhan'ın oynayacağını duyunca "öyle sert bir erkek tipinden bu karakter olmaz. çok yanlış bir iş yapmışsınız" diye de bizi eleştirmişti.
  • türk sinemasının altın çocuğu; sarışın birens bu... ismini hatırlamak istemediğim bir çok filmde oynamış, boy göstermiş, çabalamıştır...

    yüzbaşı volkan tipinde bi kaç filmiyle çok sewilmiş bi de, "kullanıp atan daha sonra aşık olan zengin piçi" rollerini de ongunlukla canlandırmıştır... ihtiyarlayınca hep güneş gözlüğü takmıştır, kilo almıştır ama sarışın olduğunu gizleyememiştir.
  • cocuklar duymasin dizisinin bir bölümünde amcasi yesari asım arsoy’a ait sazlar calinir camlıcanın bahcelerinde adli sarki izinsiz kullanildigi icin telif hakkı isteyen sinema oyuncusu.
  • gokhan arsoy'un babası
  • eski turk filmlerinde zengin ve simarik kizlara piyano dersi verir, kizlar buna asik olur ve guzel guzel gecinirler. zaman zaman da assolist adayi bir citipiti (ya da turkan soray) ile ayni meseleye duserler ama ekrem bora bunlarin pesini hayatta birakmaz.
  • goktas reklamcılık a.s. adı altında bir sirketi olan sporu cok seven bir cok dernek kurucusu ya da uyesi turk sineması jonudur.
  • (bkz: altın çocuk)
  • 17 yıl sonra setlere geri dönmüş, sinema perdelerine yeniden güneş gibi doğacak türk sinemasının jönü.

    http://kelebek.hurriyet.com.tr/…/5110648.asp?gid=90
    (bkz: unutulmayanlar)
  • annesi girit hanya eşrafından girit mutasarrıfı mollazade ali talat bey'in torunu ve hırkazade ahmet'in kızı; babası almanya'da dizel ve oksijen motorları uzmanı olan ve babasının tayini hava kuvvetleri komutanlığı tarafından kayseri hava ikmal merkezine çıkınca, 15 mart 1936 da kayseri'de dünyaya gelen sanatçı. ''altın çocuk''.

    ilkokula kayseri'de başladı, ikinci sınıftan itibaren ilkokula istanbul'daki teyzesinin yanında, bakırkaş taş mektepte devam etti. haydarpaşa lisesi'nden mezun oldu. istanbul üniversitesi iktisat fakültesine devam etti.

    göksel arsoy istanbul üniversitesi iktisat fakültesinde okurken yeşilköy havaalanında bir ingiliz şirketinde çalışmaya başladı. nursel adlı bir kız kardeşi vardır. klasik türk müziği bestekarı yesari asım ersoy'un yeğenidir.

    sinemaya 1958 yılında sırrı gültekinin yönettiği kara günlerim adlı filmle geçti. özellikle 60'lı yılların başında sayısız filmde rol almıştır. göksel arsoy, altın çocuk'' takma adıyla bilinmektedir.

    ününü samanyolu (1959) filmiyle yaptı. bir ara james bond filmleriyle romantik rollerden uzaklaştı. ortadoğu ülkelerinde birkaç film çevirdi.
    rahmetli ayhan ışık şansını hollywood'da denerken ‘‘altın çocuk’’ türkiye'yi kasıp kavuruyordu.

    amcası yesari asım arsoy, türk sanat müziğinin büyük bestekarı olduğu için müziğe karşı kabiliyeti vardı. o yıllarda amcasından dersler aldı. çok ciddi çalıştı ve sahneye geçti. on dört yıl en büyük gazinolarda çalıştı.

    1960' lı 70' li yıllarda türk sinema oyuncularının uyduğu modaya o da uydu ve 1967 - bir masal gibi / tatlı hayat ile 1971 - titrek bir damladır / dudaklarında arzuadında iki 45'lik plak da o doldurdu.

    1962 yılında kendi adına göksel film şirketi''ni kurarak prodüktörlük yaptı.

    evlilikleri :
    soley hanım’la 12 nisan 1961’de evlendi. 21 nisan 1963 de aşkım adında bir kızı ve 17 nisan 1965 de oğlu remzi gökhan arsoy dünyaya geldi.

    göksel arsoy’a 1999'da 36. antalya film festivali'nde yaşam boyu onur ödülü verilmiştir.

    bir ara 12 yıldır istanbul tenis kulübü başkanlığı görevini de yürüten göksel arsoy, 2002 yılında “herkes için spor federasyonu” başkanı görevine de getirilmiş ve 2011 yılına kadar bu görevi yapmıştır.*
  • kendisine sufle vermeye çalışanların hayatlarını tekrar gözden geçirmelerine sebebiyet veren,megolamaninin sınırlarını zorlayan hep ben hep ben ci kisilik.bir arkadasimin sette yanıma gelip,onu göstererek zerrin özer in bana hep bana bana sarkisini söylemesi,sonra da hüzünle karisik kahkaha atısimiz daha dün gibi gözlerimin önündedir,soylemeden gecemedim.