şükela:  tümü | bugün
  • aranızda hala ‘ama belediyenin takımı, ama bizim vergilerimizle filan falan…’ şeklinde eveleyip geveleyen varsa ben uyandırayım, günaydın. göksel gümüşdağ kulübü satın almış, üstüne geçirmiş bile. yani, başakşehir futbol kulübü artık resmen şahıs kulübü, sahibi de göksel beyfendi. şimdi gelelim işin esas önemli kısmına; evet artık şahıs şirketi (kulübü) olsa bile bu kulüp baştan aşağıya belediyenin, yani devletin özkaynaklarıyla kuruldu, büyüdü. satıldığı yıla kadar sadece ve hep devlet bütçesi ve ibb’nin bütçesi ile finanse edildi. %100 devletin malı olan bir futbol kulübüydü. yani; vatandaşa hizmet olarak harcanması gereken paralarla finanse edildi. özellikle 2014’de süperlig’e çıkan takım için yapılan bütün yeni transferler, bonservis bedelleri, menajerlik paraları, futbolcu maaşları, kulüp giderleri…ve aklınıza gelen diğer herşey ve hepsi belediyenin (devletin, bizim) paralarımızla yapıldı, alındı, harcandı. bunun sonucunda süperlig’e tekrar çıkıldı.

    çok ilginçtir; 2014’de yine sadece devletin bütçesiyle başakşehir’de kocaman bir stadyum ve hemen yanına türkiye’nin en iyi antrenman ve kulüp sosyal tesisleri yapıldı. ‘ne var canım, her ile stadyum yapılıyor’ demeyin. bu çok farklı! dikkat ediniz, başakşehir’e devasa bir stadyum yapılırken orada hiç bir profesyonel futbol kulübü yoktu! olsa ne yazar, zaten 10km ötede dev gibi olimpiyat stadı var. ona rağmen yapıldı. normal semt sahası, park, halısaha, spor alanı yapılsa halka hizmet için deriz, tebrik ederiz, ama devletimiz esrarengiz bir şekilde tek bir profesyonel futbol kulübü olmayan bir ilçeye avrupa standartlarında türkiye’nin en modern stadlarından birini yaptı. daha da ilginci diğer illerde yaptığı gibi sadece stadyum yapıp bırakmadı, futbol kulübü bile olmayan bu ilçeye, stadyumun hemen yanında türkiye’nin en son teknoloji, en iyi antrenman tesisleri ve antrenman sahalarını yaptı. (bu tesisler seviyesinde tesis 3 büyüklerde bile yok) aynı sezon; devletin takımı i.b.b. spor süperlig’e çıkar çıkmaz da belediye bu kulübü hemen sattı. dikkat edin; öncesinde değil. tff 1.lig başlarken satılsaydı yapılacak tüm masraflardan, ödenen bonservislerden, uzun süreli sözleşmelerin yükümlülüğünden kulübü alan sorumlu olacaktı, süperlig’e çıkamama riski karşısında tüm giderleri kulübü alan şahıs üstüne alacaktı. devlet tüm riski üstüne aldı ve cefasını çekti, süperlig’e çıkar çıkmaz da tam sefa gününde de hemen sattı. kulüp satılır satılmaz da hemen isim değiştirildi ve başakşehir’e yapılan o yeni tesislere taşındı. ne zamanlama! ne var canım, devlet elindeki malın değerlenmesi için beklemiş öyle satmış diyenler varsa, yazının en sonuna kadar okuyun, bizim de merak ettiğimiz temel nokta orada gizli zaten. ayrıca malın kıymetlenmesi için önce malı bir vitrine çıkartırsın değil mi? i.b.b. satışı süperlig’e maçları başladıktan 2-3 ay sonra da yapılabilirdi; yeni stadı, yeni tesisleri, sıfır borcu, modern şartları gören bir çok iş adamının kulübü almak için birbiriyle yarışacaktı, fiyatı ve talibi artacaktı ama olmadı..

    liberal birisi olarak devletin özelleştirme yapmasına karşı değilim zaten işin hukuki/yasal yönünü düzgünce yapmışlardır. burda hukuk dışı bişey bulmak zor ve bu entry’nin öyle bir iması ve iddiasıda yok. ama burada acayip iki önemli noktayı siz değerli hazıruna sunmak isterim.

    birincisi ve en trajikomik olanı, bildiğim kadarıyla o dönem göksel gümüşdağ ıstanbul belediyesi başkan vekili idi. kulübün satış ihalesini kendisi düzenledi. yani belediyeyi temsilen ihaleyi yapan oydu, ihale sonunda ihaleyi (kulübü) alan iş adamı da kendisi oldu. ‘alan memnun satan memnun’ özdeyişimize yepyeni bir boyut kazandırmış oldular. tebrikler.

    işin en ilginç olan ikinci kısmını anlamanız için önce konuya vakıf olmayanlara biraz futbol ekonomisi anlatalım. merak etmeyin futbol topunu görseniz bomba diye karakola götürecek seviyede futbolu bilseniz bile çok basit ve kısa anlatacağım ki herkes büyük resmi kolayca görsün. katarlı bein tv ile yapılan yeni tv yayın ihalesine göre (evet göksel gümüşdağ tarafından organize edilen yayın ihalesi) süperlig’de herhangi bir kulübün (varsa kulübün sahibinin) hiç birşey yapmadan, oturduğu yerden kasasına otomatikman yıllık ortalama 15-18 milyon euro garanti para giriyor. bakın tekrar ediyorum. süperlig’e adımını atar atmaz ‘merhaba, welcome’ diye önce sizi karşılıyorlar, sonra yıl içerisinde bu parayı size veriyorlar. 15-18 milyon euro. ya alamazsam diye birşey yok, ayak bastın ve aldın, bu kadar basit. ayrıca ek olarak; şampiyon olursanız muazzam ekstra bonuslar var. (bu noktaya dikkat, şuan şampiyonluğun en büyük adaylarından birisi kim?) uefa şl’ine giderseniz alacağınız ekstra paralardan bahsetmiyorum bile! (yaklaşık 30m euro'da şl'den geliyor) futbolcu satmayı gelirlere eklemiyorum bile (sırf 15 cengiz'den aldı) bu kadar hazır-garanti gelirle bitse yine iyi. ek olarak; devletin sponsor olup dağıttığı ziraat bankası (kupa) sponsorluk parası var. ek olarak; aspor/ahaber’den yayınlanan kupa maçlarının ekstra tv yayın hakkı parası var. ek olarak; devletin organize ettiği spor-toto bahis gelirlerini var. bunlar bir kulübün oturduğu yerden kolunu bile kıpırdatmadan kazanacağı ekstra garanti milyon eurolar! en kötü ihtimalle ettimi size minimum 20-25 milyon euro senelik garanti gelir. şimdi ‘iyi de bu gelirler her kulüp için var’ diyebilirsiniz. diğer tüm kulüpler 100 yıllık, 50 yıllık, 30 yıllık maziye ve dolayısıyla borçlara sahip kulüpler. 50-100 sene içerisinde tesislerini kendileri yapmış, gayrimenkülleri bu paralarla almışlar, borçlarını bu paralarla ödeyerek ayakta zar-zor duruyorlar. ve hepsi dernek (sahibi yok), para kulübün, herhangi bir şahsın değil. yani onlar için bu paralar nefes alması, ayakta kalması için bir ihtiyaç. ama yukarıda anlattığım şekilde; sıfırdan yepyeni, en modern tesisleriyle yeni kurulan borçsuz bir kulüp için bu inanılmaz bir para! dünya’nın en karlı ve en kolay para kazanılacak işi. iş yeri açıyorsunuz ve açtığınız gün size 25milyon euro para veriyorlar. bu iş tam böyle bir iş.
    ayrıca değinmeden geçmeyelim, çok ilginçtir; 3 büyüklerin sponsor bulamadığı şu dönemde; başakşehir; türkiye’de en az taraftara sahip olmasına rağmen en çok sponsora sahip takım. bir şirket taraftarı olmayan, yani takipcisi, izleyicisi olmayan bir kulübe neden sponsor olur, reklam verir? bu sorunun cevabını marketingci arkadaşlara bırakıyor ve can alıcı soruyu soruyorum.

    hal böyleyken, senelik geliri garanti minimum (daha fazla olabilir) 20-25 milyon euro olan bir şirketin (kulübün) kaça satıldığı hayati önem taşıyor? yani herşey hukuki yönden tamam olsa bile, bu ihalenin (kulüp satış bedelinin) fiyatı skandal yaratabilecek şekilde önemlidir. etik ve ahlaki bir sorun meselesi olabilir.

    ticarette genel kuraldır. harcadığınız paranın 5 senede geri döndüğü yatırımlar iyi yatırım olarak kabul edilir. burdan yola çıkarsak; her sene garanti min. 25m euro geliri olan bir işletme alacaksınız. (uefa’dan gelirleri, oyuncu satışı, sponsorluk, şampiyonluk primi vb. eklemedim bile) göksel gümüşdağ’ın kendi açıklaması herşey dahil senelik 70milyon tl civarı harcıyorlarmış. bu da 15m euro senelik gideriniz olacak anlamına gelir. yani, basit bit matematik hesapla; çok büyük bir başarıya gerek yok, başakşehir kümede kaldığı her sene otomatikman 10m euro kar elde ediyor demektir. bir iş yeri satın alacaksınız ve o iş yeri masraflardan sonra senelik 10m potansiyel getiri sağlayabilecek.. yatırımınızı 5 senede çıkartmayı göz önünde bulunduralım ki iyi bir yatırım olsun, o zaman göksel gümüşdağ’ın en az 50 milyon euro (250milyon tl) verip kulubü satın almış olması gerekir.

    işte; bunun altına kulüp verildiyse - işte bunu da gazeteciler araştırmalıdır- o zaman bunun kamuoyu gözünde haber değeri vardır, muhalefet partilerine görev düşer. biz gariban halka da 'hayırlı işler' demek düşer.

    uzun lafın kısası, entry’nin başlığına dönersek, adam kulübün sahibi, artık kulübün belediye ile ilgisi yok. özel bir şirket. bilginize sunulur.

    edit: imla
  • üstteki yazının bilimsel makale olarak hakemli (çok ironik) dergilerde yayınlanmasına neden olabilecek satın almadır.
  • husturak'ın yazdığı gibi başakşehir/ ibb spor kulübünün şahsa devredilişinde ticari ve hukuki anlamda bir gizem ve gizlilik söz konusu. istanbul büyükşehir belediyesi belediyenin spor kulübünü önce stad ve tesis anlamında abad ediyor, sonra kulüp belediye tarafından büyükşehir belediyesi başkanvekiline devrediliyor. nerden baksan tutarsızlık nerden baksan ahmakça.

    ama tüm dünyadaki iktidar sahipleri ülkedeki güçleri nispetinde bu tip işlemleri pervasızca yapabiliyor. bur noktada normal bir ülkede devreye hukuk ve medya girmeli aslında. ama türkiye ileri demokrasinin yaşandığı olağanüstü bir ülke, herhangi bir denetim mekanizmasına gerek yok galiba.
  • türk futbolunda sorgulanması gereken onlarca mevzudan biridir.
    sorgulayacak adam kaldı mı piyasada? kaldıysa da dinleyen var mı?
  • iktidar değiştiği gün hemen sorgulanması gereken olaylardan birisi.
  • (bkz: isfalt)
  • üç büyüklerin birbirleriyle atışmayı bırakıp bu iktidar takımına karşı birleşmesi gerekmektedir.

    ortada cidden çok büyük yolsuzluklar dönüyor. geçen yıl kaza eseri şampiyon olamadılar, ama bu yıl iktidar işini şansa bırakmayacak anlaşılan.