şükela:  tümü | bugün
  • iple çektiğim film. yönetmeni, (ingilizce adlarıyla) the chaser ve the yellow sea gibi filmleri çeviren herif.

    2016'nın en iyi filmi olacak bu, gün gelince "dedi" dersiniz.
  • the chaser'ın yönetmeninde. bu sefer hem yazar hem yönetmen.
    film müthiş. filmi kötüleyenler ise sonunda bir ton soru işareti ile filmden ayrılmalarından kaynaklı..
    film sadece kore sineması için değil global anlamda da zor. iyi ile kötünün iç içe girdiği, karakterlere büründüğü,inançların sınandığı bulmaca gibi bir film. sanmıyorum ki kimse ilk izleyişte filmin neyden bahsettiğini anlasın. kore'ye özgü inanç sisteminden figürler bol bol kullanılmış durumda. birkaç "yorumlama videosu" izlerseniz (korelilere ait olsun) taşlar oturuyor. ayrıca yönetmenin de hangi karakterin neyi temsil ettiği yönünde demeçleri var. filmi 2. kez izlemek zorunda hissedeceksiniz bittiğinde. son yılların en iyi kore filmlerinden şüphesiz.
  • iki üç ay önce başlığını açtığımda yılın en iyi filmi olacak diye sallamıştım, ne yazık ki yüzümü kara çıkardı. hype'a kurban gitmişim. berbat bir film değil; ama yine de hayal kırıklığı sayılır. umarım yazıp yöneten eleman doğaüstü gizem saçmalığını bir an önce bırakıp kanlı bağırsaklı realizme geri döner.

    yeni izledim. belki yarın bir gün elverdiğince akla yatan bir tefsirine girişirim.
  • hakkında en iyi analizin yapıldığını düşündüğüm video şu:

    link

    filmin sonuna kadar o "acaba?" sorusunu sordurması, hatta film bitince o acabaların daha da artması bakımından gayet eğlenceli bir filmdi. keşke alternatif sonu da çekilmiş olsa veya director's cut gibi bir versiyonu da bulunsa da, biraz daha ipucu görebilseydik diyorum.

    alternatif sondan kastım:
    --- spoiler ---

    filmin sonunda bizim eleman, kadının "eve gitme!" uyarısına kulak verip gitmeseydi ne olurdu?
    --- spoiler ---

    bu konuda bir argümanı olan varsa yeşillendirirse sevinirim.
  • filmi dingin kafayla ve konsantre olarak izlemek gerekiyor baştan onu söylemeliyim. benim de başta amacım böyleydi ama ilerleyen saatlerde filmi iki arada bi' derede izlemek durumunda kaldım. açıkçası yarısında bırakmaya da gönlüm razı olmadı. o bakımdan benim için oturup bir kere daha izlemek farz oldu. film 155 dakika. ama gözünüzü korkutmasın bu süre. kimi izleyiciler için uzun sayılabilir ama hele ilk bir saatten sonra film hızlı akıyor.

    güney kore sinemasının seyrettiğim çoğu örneği gibi, bu filmde de gizem ve gerilim unsurları başarılı kullanılmış. süreler uzun olsa bile genel izleyici kitlesinin sıkılmadan izlemesinin nedeni gizem unsurunun filmin başından olayın çözümüne kadar çok iyi kullanılması. adamlar bu işi iyi biliyor.

    buradan sonrası tedricen artacak şekilde spoiler içermektedir.

    yukarıda da bahsedildiği üzere g.kore ve genel manada uzak doğu kültürü hakkında derinlikli bilgi sahibi olmadığımızdan filmdeki bazı sahneleri , kültüre ait sembolleri anlamlandırmakta güçlük çekiliyor. bu noktada filmi yorumlayan g.kore çıkışlı videolara göz atılabilir.

    yine de;

    g.kore ile japonya arasında kökü eskiye dayanan ve hala süregelen çok ciddi sorunlar bulunmakta. birkaç örnek içn ; (bkz: comfort woman) (bkz: yasukuni mabedi) bu bakımdan filmdeki iblisin ''japon'' olmasının boşuna olmadığını tahmin ediyorum.

    g. kore'de dini inanışın hayli dağınık ve karmaşık bir yapısı var. öne çıkan dini inanışlar; hristiyanlık, şamanizm, budizm ve konfüçyüsçülük . ayrıca ateizmi benimseyenlerin oranı da hayli yüksek.

    şaman ile aklıma takılan noktalar şunlar;

    bu adam evin bahçesinde büyük ayini gerçekleştirirken eş zamanlı olarak iblisi de görüyoruz . şamanın yaptığı ayin , iblise zarar vermiş göründü. hatta o son vuruşu yapsa iblisi tamamıyla etkisiz hale getirecekmiş izlenimi yarattı izleyenlerde.

    polisin kamyonetiyle iblisi ezmesinin ardından, şaman, polisin tuzağa düştüğünü belirten bir cümle kuruyor. buradan sonra , şamanın bu karmaşık olaylar dizisinde bulunduğu noktadan şüphe etmeye başlıyoruz.

    yine son sahnelerde iblis olduğu belli olan japon hakkında polise telefonda yanlış bilgi vermesi ve en son sahnede ise şamanın, olay mahaline gelerek o korkunç tablonun fotoğrafını çekerek uzaklaşması , iblisle bir noktadan sonra işbirliği içine girdiği izlenimi uyandırıyor.

    sonunda iblis çıkan japon hakkında ise bazı akıl karıştıran noktalar;

    üç-beş arkadaş toplanıp iblisin evine gittikleri sırada gelen yaratıkla başa çıkamayacakları anlaşıldığı noktada, yaratığı etkisiz hale getirenin uzakta olanları izleyen japon olduğu izlenimi yarattı izleyenlerde. bunu neden yaptı?

    yine o sahnenin devamındaki kovalamacada yaralanan japonun acıdan feryat edip, ağlaması bende doğaüstü bir yaratık olmadığı yönünde intiba bıraktı.

    filmin sonunda, beyazlı kadının iyi tarafta olduğu gibi bir düşünce hakim geliyor. lakin polis, kadını dinleyip üçüncü ötüşü bekledikten sonra eve girseydi hangi tabloyla karşılaşacağını tahmin etmek elimizdeki bilgilerle hayli güç. yani --en azından ben-- kadını dinleseydi aile tümüyle kurtulabilecekti diyemiyor insan. belki burasının muğlak kalması filmde eleştiriye konu edilebilir.
  • --- spoiler ---

    bence iblisi olduren katliamla karsilasiyor bunu en basta saman yapti ama yarim kaldi. kadin saman ve yabanci ayri gorevlerde gibi

    saman yabanciyi oldurtmese yabanci en basta onlara yardim etmis gibi gorunuyor. kadın hayalet bu olanların nedenin de babanin cinayet islemesi gibi gosteriyor.

    evindeki fotograflara bakinca japonda onceleri samanin rolunun oldugunu goruyoruz.

    bir tane yalanci
    bir tane oyalayici
    ve bir tane av var gibi

    ucu yan yana gelmiyor. 2 karakter bir araya geldiklerinde olani gorduk (samanin agzindan kan fiskirmasi) ve araba carptigina gore kacan japon kovalayan kadin.

    yani kisaca katledilecek ailenin kaderi hep aile reisi tarafindan ciziliyor ve masum kadin cocuk katlediliyor gibi bir tablo gordum diger cinayetlerde de.
    ornegin kadin adami tutmasa kizina engel olabilecek
    --- spoiler ---
  • yeni dalga gotik korku sinemasına** uzakdoğu tokadı

    --- spoiler ---

    bence karanlıktaki kadın kotu ruh. polisin japonu oldurmesini tepeden keyifle izliyor , sonra da onu ele geçiriyor. kızın tokası, meyhanedeki kadının ceketi falan hep üstünde başkalarının parçaları var. ilk taşı günahsız olan atsın tarzı bir sahne vardı mesela, sizin dininiz burada işlemez mesajıydı heralde. sondaki papaz yamağının düştüğü duruma bakınca öyle gözüküyor :) yine de tüm detayları toparlayıp açıklama getiremiyorum. bir yerden sonra da izleyici polisle aynı noktaya gelip iyi kötü algısını kaybediyor. küçük kızın dediği gibi gözünün önündekini göremiyor. dağların arasında dumanlı bir kasabada nefis ve bi o kadar da tedirgin edici bi kaç gün!

    --- spoiler ---
  • filmin kusurları olmakla birlikte, kore sinemasının bir süredir yaptığı şeyi, gerçekten orijinal işler ortaya çıkarmayı, bir adım ileri götürdüğünü düşünüyorum. film bir çeşit bulmaca gibi görünebilir ama ne zaman çözdüğünüzü düşünseniz ortaya çıkan bir ayrıntı her şeyi karıştırıyor. neredeyse sonuna kadar belirsizliği elinden bırakmaması filmin en büyük kozu oluyor. sadece bir bulmaca olarak görmek bu güzel filme haksızlık olur tabi, çünkü yabancılaşma, modernite ve inanç sistemleri üzerinden ufak bir alegori de sunuyor.

    filmin ayrıntılı incelemesini buradan okuyabilirsiniz:
    https://jeandrocoen.blogspot.com.tr/…i-goksung.html
  • filmekimi 2016'da artık doyduğum kore sinemasından bir örnekti goksung.

    öncelikle, park chan wook'un ah gas si'si ve goksung, gereğinden fazla uzunlardı. festivalde, fuaye arası olmadığı için millet altına işiyor salonlarda, buna bir çözüm bulunsun. 160 dakikalık filme 5 dakikalık bir ara istemek insani bir hak bence.

    --- spoiler ---

    modern zamanda, conjouring ile başlayan, din mitolojosinin ekmeğini yeme işi, bu filmde mevcut. biraz drama sosuyla tabii. yukarılarda bir eleştiride, bunun bilinçli olduğu yorumu yapılmış ama, bazı olayların konunun işleyişiyle ilgisi yok, bazı karakterler, gerekli gereksiz giriş yapıyor hikayeye, yorumlanacak ve çıkarım yapılacak sonuçlar doğuran va'kalar vardı. metafor olamayacak kadar kötü hikaye edilmiş bir şaman vardı hikayede ki(ilkel dansı bir harikaydıo ayrı)

    filmin en güzel yanı, iblisi dövmeye kamyonet ve sopalarla giden polis abimizin fedaileriydi. iblis japon(bu da garip bir olay mesela), koşarak, yer yer kayarak kaçmaya çalıştı. bildiğin büyü yapan, şeytani bir varlığın insan suretinden bahsediyoruz.

    filmin bir noktasında zombi dayı vardı, bu kadar sikik bir zombi olurdu tebrik ediyorum kendisini. yarrak gibi oynamış emekçi dayım. öfkeliyim ona.
    --- spoiler ---
  • güney kore usulü the exorcist. daha teferruatlı tabii zira birden çok din var, olaylar farklı gelişiyor ama özünde iblis bedenlere duhul ediyor. böyle bitince akılda soru işareti bırakan, gizemli gerilimli filmleri seviyorum. o yüzden beğendim. böyle de huylarım var. gerçi başlarda saf polis memuru üzerine hiç de eğlenceli olmayan şakalarla süslü dandik bi korku filmi olacak diye hayıflanmaya başlamıştım da sonradan öyle olmadığını gördük neyse ki.

    --- spoiler ---

    bir de şeytanın bir insan silüetinde vs. değil de doğrudan bir yaratık olarak gösterildiği pek film hatırlayamıyorum ben. bu filmin sonunda işte o japon abi kısa bi süreli olsa da dönüştü. gerçi hatırladıklarım da hep kısa süreli zaten. klasik the exorcist'te vardı öyle kısa bi görüntü ama o da heykel gibi bişeydi. rosemary's baby'nin tecavüz sahnesinde vardı işte öyle kısa bi göründü gitti. haxan'da vardı da orda bi sürü yaratık var zaten. böyle.

    --- spoiler ---